en son artık

Biliyordum. Şu hasta vücudum yeni attırmış bir barrak gibi pörsüyüp, yuvasından su birikintisine düdüşerek rüzgarda kalan yeni doğmuş bir fare yavrusu gibi ditremeye başladığında ve sulu zatülcempten muzdarip ciğerlerimin arasında kötüne kalem sokulmuş bir serçe gibi umarsızca çırpınan yüreğim bana o kaçınılmaz neticenin çok yaklaştığını haber verdiğinde, tekrar bu parka geleceğimi biliyordum…

Oysa başlangıçta her şey ne kadar da güzeldi. Nalân’ı işte tam şu karşımdaki bankta otururken gördüğüm an tüm bedenimden bir anda fikime akan enerjiyle yüreğim hoplamış, fikim pit pit atmaya başlamıştı. Hemen karşısındaki, şu an oturduğum bu banka oturdum. Onun o süt bacaklarına ve kazağı zorlayan memelerine baktıkça fikim çılgınca zonkluyor, ruhum da tıpkı sürttürecek sert bir zemin arayan barrağım gibi çocuksu bir heyecanla dolup taşıyordu. Gözlerim onun kiraz dudaklarıyla heybetli kâsesi arasında gidip gidip geliyordu…

Tanrım… O kâseye her gün sabah güneşi üzerimize doğarken şaklatabilmek için neler vermezdim… Her akşam o fikime sarılmış uyurken ben onun masum yüzünü seyretsem… Doğum gününde “Bana ne aldın?” dese, ben de “Kapa gözlerini” deyip fikimi avucuna yerleştiriversim… O domalmış dururken “Yine yaramazlık yaptın di mi, seni gidi senii…” deyip fikimle şap şap diye şakacıktan kaba etlerine vursam, o da “ki ki ki” diye kıkırdasa…

İşte tam da böyle saadet hayalleri kurarken o bütün kötülükleri başlatan adam geldi… Fütursuzca Nalân’ın yanına oturdu ve Nalân’a saati sordu. Nalân saatine bakıp “On dört Otuz bir” dedi. Birlikte kıkır kıkır güldüler. Sonraki konuşmalarını ise hiç anlayamadım. Zira artık beynim de fikimle birlikte zonkluyor, kulaklarım uğulduyordu. Bu gudubet herif aşk yuvamıza sinsi bir yılan gibi sokulmuş, Nalân’ı elimden almaya çalışıyordu. Üstelik başarıyor muydu ne? Birlikte kalkıp sık çalılıkların olduğu bölgede gözden kayboldular. Kendimden geçmiş bir halde peşlerine düştüğümde öfkeden taşlaşmış barrağım sanki kederli yüreğime yaslanmış, onu burktukça burkuyordu. Çalıların araladığımda gördüğüm manzara karşısında donakaldım! Aman Tanrım!.. Şeytanın meleği bafilemesiydi sanki bu!.. Nalân’ı domalmış inler vaziyette görünce yüreğim dağlandıkça dağlandı. Çıkarıp ufak ufak sıvazladığım barrağım daha bir basınçla zonklamaya başladı. Ve sonunda, benim hıçkırıklarım onların orgazm çığlıklarına karıştığı sırada, göz yaşlarım yanaklarımdan, atmıklarım parmaklarımdan aşağıya süzülüyordu…

Nalân… Nalân onun gerçek adı değildi. Bu olaydan sonra ona yirmi yıl önce ölen kedimin adını takmıştım. Belki onu anarken yüreğimdeki başka bir yarayı deşerek onun açtığı yaranın acısını hafifletirim diye… Fakat nafile… O her aklıma gelişinde şahlanan barrağımı uslandırmak için mütemadiyen çektiğim otuzbirler bedenimi bitap düşürdü. Güçsüz vücudum zatürriye oldu. Otuzbirde ısrar edince zatürriye vereme, verem de sulu zatülcempe dönüştü…

Nalân… İşte buradayım. Senin umursamazca domaldığın bu büyülü mekanda son otuzbirimi çekmeye geldim. Biliyorum, hasta yüreğim bu heyecana dayanamayacak. Biliyorum bu son sıvazlayışımda fikimin mengenesindeki yüreğim aniden duracak. Ve ben bu kutsal topraklarda ruhumu teslim ederken son nefesimde senin o bembeyaz kaseni düşünüyor olacağım.

Ey cenazeciler!.. Cesedimi burdan kaldırmayınız!.. Bırakınız bu toprakta çürüyeyim… Bırakınız cansız fikimi Nalân’ın dam sularıyla yıkanmış solucanlar kemirsin!..

Nalân… Ben artık göçüyorum… Ve şunu bil ki öbür tarafta çevremdeki hurilere aldırış dahi etmeden fikim elimde seni bekliyor olacağım…

mastder şubat 99

yılın ilk saatleri

Telefonum uzun uzun çaldı.Ekranda 15 senelik arkadışım emre ve güzel eşi tülayın fotoğrafı vardı.Açmadım.Açamadım.Emre ile ne konuşacaktım ki.hangi yüzle kanka diyecektim.Tam iki aydır görmüyordum ve konuşmuyordum onunla.sonra ev telefonu çaldı.Annem açtı.Bana seslendi.Telefon sana dedi.Alo dedim.Ve kıpkırmızı oldum.Arayan emreydi.önce hal hatır sordu.Sonra o iki ayönceki olayın talihsiz bir anı olarak kalacağını,ve alkolün etkisiyle o yaşadıklarımızın üzerine sünger çekip yine eski dostluğumuza dönmemiz gerektiğini söylüyordu.Tükrüğüm boğazıma düğümlendi.Söylediklerine sadece tek cümlelik cevaplar verebiliyordum.Ama o gece ve sonrasını hiç unutmuyordum.Ve sonrasında senin eşin tülayı defalarca gördüm diye nasıl söyleyebilirdim arkadaşıma…

güzel bir yılbaşı günüydü.işyerimden hazırlanıp çıktım.Ekstra siparişleri vardı kankam emre ve güzel eşi tülayın.tekila ve çerez istediler.Marketten aldım ve evlerine doğru yola koyuldum arabamla.Evlendiklerinden sonra geçireceğimiz ilk yılbaşıydı.her zaman dışarıda içiyoruz bu akşam ev ortamında beraberce içelim dediler.Zaten ne emreye ne de tülaya hayır diyemedim.

Eve girdiğimde kapıyı emre açtı.Sarıldık birbirimize.Elimdekileri mutfağa götürdüğümde tülay askılı siyah,mini sayılabilecek bol bir elbise,siyah çorapları,güzel makyajı ve yüksek topuklu ayakkabılarıyla karşıladı önce.kendisini çok güzel bulmasam da hep seksi gelmiştir bana.sıcak bir karşılamayla sarıldı.hoşgeldin arkadaşım dedi.parfümü içime doldu.sonra emre ile benim üniversiteden arkadaşım canan girdi kapıdan.İbocum hoşgeldin dedi.sarıldım ona.sıcaık bir karşılamaydı.kıvırcık siyah saçları vardı.esmer bir ten.kırmızı dar ve mini bir elbise,parlak ten rengi çoraplar.çok samimiydik biz.çok iyi arkadaştık.o geceye kadar..

salona geçtim.Kalabalık sayılabilecek bir topluluk vardı.Emrenin abisi,kuzenleri vardı.hepsiyle selamlaştım.ama cananın eşini göremedim.nerde kız senin ki dedim.bu akşam yalnız bıraktı beni dedi.
almanyada kuzenlerinin düğününe gitmiş.ailesiyle arası iyi olmadığı için canan da gitmemiş.tamam dedim.sohbetin belini kırarız bu gece…gülümsedi..ayak üstü bir selamlaşma faslından sonra masaya geçtik.canan yanıma oturmuş ve kalabalık olduğu için sandalyeleri sıklaştırmıştık.canan la ben yapışmıştık nerdeyse.ama bu durumlara senelerdir alışıktık.yemekler yendi.içkiler içilmeye başlandı.cananın parlak çoraplı bacakları benim bacaklarıma sürtüyor,çıplak omzu koluma dediğiyor bazen de sert göğüslerini hissediyordum vücudumda.Ama hiç etkilenmemiştim.senelerce böyleydik arkadaşlarımızla.o benim çok sevdiğim bir arkadaşımdı.. o geceye kadar…

haydi bize müsade.. biz yılbaşına nişantaşında giricez dedi emrenin akrabaları.gitmeyin,oturun desekte planlar daha önceden yapılmıştı.uğurladık hepsini.. ben,emre,tülay ve canan kalmıştık.. aslında çok da iyi olmuştu.hep beraber masayı toparladık.çerezleri,çikolataları,hafif mezeler ve içkileri sehpaya koyduk.bu gece içecektik.bu içkiler bitecekti.tv nin karşına doğru oturduk.üçlü koltuğa oturdum ama yönümü tvye doğru değilde ikili koltukta oturan tülay ve emreye döndüm.sırtımı kola yasladım.canan da yaslandığım kol kısmına oturdu koltuğun.kolunu dirsekten itibaren benim geniş omzuma dayadı.tülay karşımdaydı,bacak bacak üstüne atmış baldırına kadar açılmıştı.kaçamak bakışlar atsamda dikkatlice bakamadım.omzuma vurdu canan kay ibocum dedi.yanına oturayım.az knara kaydım,kolve benim arama sıkıştı,itti ama çekilmedim ,tekrar yaslandım ona,gülüştük.. off ayaklarım sızladı dedi Tülay,ayakkabısını çıkardı.çorabın altından ayakları çok seksi geldi bana.biraz uzun sayılabilecek bir şekilde baktım.cananın dikkatini çekmiş olacak ki dürttü beni.sonra kendi de çıkardı ayakkabılarını.kırmızı oje vardı,ne o canan dedim.kırmızı yılbaşında uğur getirir dedikleri bu olsa gerek dedim,o oje değil iççamaşırı ibocum dedi.ben ojelerini görüyorum ama dedim.merak etme diğeride kırmızı dedi.tülayda bakalım bu yıl uğur getirecek mi bize canan dedi.size getiriyorsa bana da getirir çünkü benimki de kırmızı dedi emre,gülüştük.bende pantolonunun bel kısmından kırmızı iç çamaşırımı gösterdim.bu şansın bi kısmı da bana dedim.oooo sesleri geldi kızlardan…
içkiler şişe şişe gidiyordu.sohbet saat ilerliyordu.bi ara konu ilişkilere geldi.yanımdakiler hep evliydi sonuçta.karı koca ilişkisi ve seks oldu konumuz.çok samimi olduğumuz için bu konularıda rahatça konuşuyorduk aslında.ama hiç bu akşamki gideceğimiz kadar derinlere gitmemiştik.emre rakı şişesini tekrar getirince Tülay hooop dedi,sızıp kalma bu gece lazımsın bana dedi..emre merak etme aşkım ben hep yanındayım senin dedi.hoopp dedi canan,yapan var yapamayan var canını istedmeyin insanın.. hadi sen birkaç gün sonra kavuşacaksın ben ne yapıcam dedim.. güldüler.. Tülay istersen emre kırklareli escort bu gece senin olsun dedi.bende neden olmasın dedim.zaten senden önce benim yanımdan ayrılmazdı emre sen girdin aramıza dedim. Gerçektende öyleydi.Emreyle yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi.her şeyimizi bilir ne yaparsak beraber yapardık.grubumuzdaki arkadaşlarda bize takılırlar bizde aynı espriyle karşılık verirdik…
nasıl emre,eski performansın devam ediyor mu dedim.tülaya sormalı dedi.tülay içkisinden bir yudum aldı.idare eder işte dedi.nasıl yani dedi canan.tülay anlatmaya başladı.çok çalışıyor ve çok yoruluyor. Ses çıkarmıyorum tabi ama ben daha sık istiyorum.bazen sabahlarıda o anın tadını yaşamak istiyorum dedi.o anların tadı hiçbir şeyde yok dedi canan.hele vaktin varsa üstüne 15 dk uyursan bütün günün keyifli geçiyor dedi.kızım ben zaten sabah 7 de uyanıyorum,7,30 da işte olmam lazım nasıl yapalım sabah sabah dedi.tamam bişey demedim sadece olsa güzel olur dedim dedi Tülay.sonra konu değişti ama yine sekse geldi.cananın bacakları bacağımdaydı bi ara başı döner gibi oldu içki etkisiyle başını omzuma koydu.bende elimi beline attım.kalçasına yakın bir yere elimi koydum.elbisesinin üstünden tangasını hissediyordum.cananın eli bacağımdaydı.bazen güzel kırmızı ojeli elleriyle elimi tutuyordu. Ve ben o gece ilk defa tahrik oldum.içkininde verdiği cesaretle cananın tangasının üzerinde elimi gezdirdim.kafasını kaldırdı omzumdan arkaya yaslandı.elim arkasında kalça ile bel arasında kalmıştı. Çekmedim oda çekmem için fırsat vermedi zaten.
Evli çiftler ne sıklıkta yapar dedim.tülay ilk evlendiğimizde her gece dedi.ama sonra sonra azaldı.şimdi hafta içi bir hafta sonu iki defa yapıyoruz dedi.ooo siz yine iyisiniz dedi canan.. bizim evliliğimizin ikinci yılı biz haftada bire düştük.yetiyo mu sana dedim.hayır bazen senin gibi yapıyorum dedi.o nasılmış dedi hınzır bi gülümsemeyle emre,,elizabet yani dedi canan.kızım biz bekarlığımızda yapardık onu dedi Tülay,tamam işte ben ara sıra devam ediyorum dedim dedi.gülüştük yine.artık konu masum ilişki sohbetlerinden seks sohbetlerine gelmişti.elim hala cananın belindeydi.o içkisini alıp koyarken öne arkaya gittikçe elim kalçalarına doğru kayıyordu.iyiden iyiye azmıştım.karşımda seksi Tülay,frikikleri dönüp ermeyi öpüşü cananın parlak çoraplı bacaklarına temasım ve limin tamamen orda oluşu beni deli ediyordu.ve eminim odada olan herkes te aynıydı.sizi en çok ne azdırır diye sordum ortama.biraz sessizleşti ortalık,bu soruyu içkili olmasam asla sormazdım.karşımdakinin azgın olması dedi Tülay, boynuma ve sırtıma hafifçe dokunuşlar dedi canan,emre çok açık mı konuşayım bilememdim diye cevap verdi.karısı Tülay bi anda ona dönmüş ve hınzırca gülmüştü.hadi emre dedi.sevişirken bana söylediklerini söyle dedi.canan gülerken bana doğru eğilmişti.dirseklerini kendisine uzak olan dizime koymuş,sırtını önüme sermişti.göğüsleri bacaklarıma değiyor ve kumaş pantalonumdan yükselen sikime değiyordu.bu azgınlıkla elim kalçasından sırtına doğru kaydı.resmen emre ve tülayın karşısından cananı okşuyordum.emre de tülayın sırtını okşuyordo.
Canan düzeltti kendini.mutfağa gitti.bir şişe tekila tuz ve limon getirdi ve diğer elinde boş bir şişe vardı.tülay ve emre ise uzun uzun öpüşüyorlardı.hadi dedi canan.madem içimizdekileri söylemioruz, söyletelim o halde.her kes birbirine baktı.bakışlarla tmm demişti her kes.sehpayı kenara çektik. Yere oturduk,Tülay siyah çorabının verdiği rahatlıkla frikik vererek oturdu.bacak arası karşımdaydı ancak hiçbir şey görünmüyordu.canan da yanıma oturdu.baldırına kadar görebiliyordum ama ermenin bakışlarına göre ondaki manzara daha iç açıcıydı.herkesin kafası güzeldi.düşünseydik kalkıp giderdik ordan ama düşünmüyorduk belki de hiç birimiz düşünmek istemiyorduk.
Boş şişe çevrildi.tülaydaydı.doğruluk dedi.en sevdiğin pozisyon dedi canan.69 dedi bi anda Tülay. Çevirdi ermeye geldi.doğruluk seçimini beklerken cesaret dedi emre.çok kızmıştı Tülay.belki de bu sayede kocasını çok rahat konuşturacağını umuyordu.pantalonunu çıkart dedi sinirli bir şekilde, kimse bir şey demiyor sadece oyunun kurallarına uyuyorduk.emre ayağa kalktı ve çıkardı kotunu.kırmızı likralı baerıyla kaldı.siki dimdikti.baxırın düğme yerinden siyah kılları görünüyordu.emre çevirdi.canana geldi.doğruluk dedi.eşini aldattın mı sorusu geldi.bu soru karşısında şaşıran biz evet cevabı karşısında daha da çok şaşırmıştık.kiminle dedim.canan gülümsedi,şişe gelirse sorarsın ibocum dedi.. ve çevirdi şişeyi.şişe yine emre ye geldi.bu kırmızı don kırşehir escort sana uğur getirmedi sanırım dedim.güldüler.doğruluk dedi.gülay yine sinir olmuştu.kendisinde cesaret diyor,başkası gelince doğruluğu seçiyordu.kaç santim dedi canan.emre 18 cevabını verdi.tülay güldü hadi canım varmı o kadar dedi.ve sen görürsün gibisinden bakış attı.emre şişeyi çevirdi bana geldi.cesaret dedim. kimseden çekincem yoktu.canan yanındayken tahrik oldun mu dedi.evet dedim.canan da Emrecim bu kadar basit sorular sorma lütfen dedi.birer tekila attık.
Çevirdim.tülaya geldi.hiç tereddüt etmeden cesaret dedi.emreye kızgındı ve her şeyi yapabilecekti. Ermeye baktım.çok rahattı.gidipgelmelerden sonra cesaretimi topladım ve çorapları çıkart dedim. Ayağa kalktı,emre ise bana kızgınlıkla değil de karısına hayranlıkla bakıyordu.eteğini tam kaldırmadan elini uzatıp çorabını çıkartı.pürüzsün ve düzgün bacakları çıktı ortaya.biraz önceki pozisyonda yere oturdu.kırmızı tül tangası gözümün önündeydi.bakışlarım direkt ordaydı.kılsız amcığının tepesi belli oluyordu.ışığı biraz karartalım mı dedi canan.belk**e benim bakmamı kıskandı.hayır dedi Tülay,herkes istediğini görsün.ve şişeyi çevirdi.emreye geldi.yine cesaret dedi.ortalık bir anda gerginleşti.tülay hadi dedi baxırını çıkarda görsün herkes 18 cm liği dedi.emre her kese baktı.canan merak içindeydi.emre kalktı baxırı çıkardı.18 değildi.15 cmdi en fazla. Ama dik duruşu ve sertliği güzeldi.oturdu yerine ve çevirdi şişeyi.canana geldi.ortama kapılan canan cesaret dedi.belki üzerinden elbise atmak istiyordu. Ama emre hadi dedi.öp gülayı dudaklarından.şaşırmıştım.evli çiftler birbirlerine kızıp bizi ateşliyorlardı.canan uzandı gülayda karşılık verdi.o an inanılmaz ateşliydi.dudakları değdi önce sonra dillerini çıkarıp birbirlerine dillerini soktular.alt dudaklarını emdiler.dayanamadım gülaya uzanan cananın açılan baldırlarını okşadım.emrenin siki yukarı aşağı oynuyordu.ayrıldılar.şişe bu sefer bana geldi.cesaret dedim.hadi sen çıkar küçük iboyu dedi canan.emre kadar var mısın.ayağa kalktım.önce pantalonumu sonra da baxerımı çıkardım.sikim ermeninki kadardı ama biraz daha kalındı.her kesin gözü üstümdeydi.yerime oturdum çevirdim.canana geldi.cesaret dedi.elbiseni çıkar dedim.straplez elbisesinin fermuarını indirdi.sütyen yoktu.sert ve dik memeleri çıktı ortaya .uçları kahve rengi ve dimdikti.belinden sıyırdı.çorabı ve kırmızı tangasıyla kaldı.arka kısmı tamamen ipti.ön kısmı da dantelliydi.vücudunda hiç kıl yoktu.çevirdi tülaya geldi.en giyinik o kalmıştı.kıyafet çıkarmak istemedi sanırım yada emre yi çıldırtmak için doğruluk dedi.emre ile sevişirken başkasını hayal ettin mi dedi canan.evet dedi Gülay.emre şaşırmıştı.kimi dedi.sıra sana gelirse sorarsın aşkım dedi.tülay çevirdi ermeye geldi yine.emre yine cesaret dedi.hadi o zaman dedi.iboya bi sakso çek…ohaa lafı çıktı hepimizden.ama oyunun kuralıydı ve kafalar güzeldi.emre bana doğru yaklaştı.bende dizlerimin üzerine doğruldum.sikim dimdikti.emre yaklaştı.önce koklar gibi yaptı.sonra Tülay elini uzatıp sert sikimi kökünden kavradı.hdi aşkım dedi.göster cesaretini.tülay sikimi tutmuş kocasının ağzına sunuyordu.açtı ağcını emre,gömleğimi çıkardım artık çırılçıplaktım.popomda bir el hissettim.canan popomu okşuyordu.bu beni deli etmişti.emre önce başını yaladı diliyle.hayır dedi Tülay.sakso çekeceksin.emre kızdı ve ağzını açıp alabildiği kadar ağzına aldı sikimi.offf diye sesler yükseldi.elim saçlarına gitti.15 senelik kankam bana sakso çekiyordu ve ben keyif alıyordum.yerime oturdum.her kes iyiden iyiye sarhoş ve azgındı.hoşuna gittimi canın istedi mi dedi karısına.mmmmm diye ses çıkardı Tülay.emre çevirdi.tülaya geldi.cesaret dedi kocasına.hadi dedi sende bak kankamın tadına. Heyecanlanmıştım.tanıştığımız günden beri bana seksi gelen bu çıtır hatun bana sakso çekecekti hemde kocasının yanında.önce eliyle sıvazladı sikimi.yukarı aşağı otuzbir çektirir gibi yaptı.belli ki tadını çıkaracaktı.dizlerimin üstündeydim yine.tülay bana doğru dizlerinin ve ellerinin üzerinde uzandı.sikimi ağzına aldı.sonra iyice soktu derinlere.çıkardı başını yaladı.emre tülayın elbisesini yukarı doğru sıyırdı ve tangasını çıkardı.tülayın küçük ve pürüssüz götü karşımdaydı.emre karısının amıyla oynarken bende salarını tutmuş sakso çektiriyordum.canan olanlardan iyice tahrik olmuş parlak çorabının üzerinden amını okşuyordu.saçlarından tuttum.yukarı doğru kaldırdım.gözlerine baktım ve öpüşmeye başladık.dudaklarımız kenetlenmiş dillerimiz ağızlarımın içinde gidip geliyordu.sikimde bir el hissettim yine.ve bir ağız.emrah mıydı canan mı.. umrumda da değildi..ben sadece tülaya odaklanmıştım.elbisesinin üzerinden memeleriyle oynuyordum.iniltiler çıkarıyordu.emre karısının fermuarı çözmüş elbisesini sıyırıyordu.çok geçmeden elbise dizlerinin dibine düştü.ve sütyenin kopçasını ben açtım.minik göğüsleri karşımdaydı.emmek için hafif eğildiğimde sikimdeki cananı gördüm.elleri taşaklarımda fırsat buldukçada sikimi yalıyordu.emre tülayın arkasında kızıltepe escort tangasını çıkarıyordu.sonra yukarı doğru çıktı.öpe koklaya.. ensesini ve boynunu öptü.ben tekrar dudaklarındaydım.gözümü açtığımda emreyle göz göze geldik.aramızda karısı Tülay vardı ve biz öpüşmeye başladık emreyle.inanılır gibi değildi.o kadar ateşli ve zevkli öpüşüyorduk ki daha fazla dayanamadım ve tüm şiddetimle boşaldım cananın ağzına.boşalmıştım ama canan hiç çıkartmamıştı ağzından.emmeye devam ediyor spermlerimi son damlasına kadar yutuyordu.sikim hiç inmedi diyebilirim.
Ermenin dudaklarını bırakıp canana yöneldim.biraz öpüştükten sonra sırt üstü yatırdım ve çorabının ağ kısmını yırttım.kırmızı tangasını kenara sıyırdım.önce kokladım.is gibiydi.vücut kremi kokuyordu. Sonra ağzımı dayadım.dudaklarını ısırarak emmeye başladım.artık zevk çığlıkları atıyordu.içime çekiyordum zevk sularını.parmağımı amına soktum. Derin bir ah çekti.ve popomda bir çift el hissettim.kıçımı ayırıyordu.hafifçe dönüp baktım.emre tülayı domaltmış arkasından emerken.tülayda benim kıçımı tükrüklemiş kıç deliğimi yalıyor ve parmağını sokmak içi hafifçe bastırıyordu.kendimi gevşettim çünkü bu benim hep hoşuma gitmiştir.tülay parmağını kıçıma soktu ve parmağıyla siker gibi sokup çıkartıyordu.emre de tülayın arkasına geçmiş domalmış karısını sikmeye başlamıştı bile.emre soktukça zevke gelen Tülay parmağını daha sert ve daha derin sokmaya başlamıştı.canan gözlerime baktı ve hadi ibocuk sik artık beni dedi.göbeğinden yukarı çıka çıka ağzına vardım.yaladığım amının tadını ona verdim.ve kaygan amına bir hamlede geçirdim sikimi.. ohh diye bir çığlık attı.bacaklarını blime doladı.kaygan amcığnda gidip geliyordum. Ama bi taraftan da gözüm Tülay ve emredeydi. Bu fark eden Tülay cananın yanına geldi.öpüşmeye başladılar.sonra yüzüne oturdu ve ermenin siktiği amını cananın ağzına verdi.tülayla yine yüz yzeydik.ela gözleri iyice kısılmıştı zevkten.minik göğüslerini okşuyor ve beni öpüyordu.emre ayağa kalktı.boşalmamıştı.sikinin kafası iyice şişmişti.gülayla benim yanıma geldi.biz öpüşürken sikini aramıza soktu.sik önce gülayın sonra da benim ağzımdaydı.bir taraftan da cananı sikmeye devam ediyordum.emrenin siki tülayın ağzındayken emre homurdanara boşaldı.sik ağızdan benim ağzıma geçti.emre bir kez benim ağzıma fışkırttı.tadı aynı benim spermlerimin tadındaydı.ağzımdan çıkardım.emre üstümüze doğru boşalmaya devam etti.tülay ın ağzıan yapıştım yine.ağzımın içindeki spermleri onun ağzına verdim.hepsini yuttu.ağız tadı mükemmeldi.ve bu anın heyecanıyla oda canananın ağzına boşaldı.cananda kasılmalar başladı amcığı iyice kasıldı.bu duruma daha fazla kalamadım bende cananın içine boşaldım.ve en son canan çığlıklar atarak geldi.
Am suları ve spermler birbirine karışmıştı.hepimizde halıda uzanıyorduk.canan çorabını ve tangasını çıkardı.içki şişelerine uzandı ve dolu oalnlardan birini dikti kafaya.sonra bana uzattı bende içtim ve sırayla hepimiz bir şişeyi bitirmiştik.kimse kendine gelmek istemiyordu.ilk hamle emreden geldi.cananı yanına geçip öpüşmeye başladılar.elimi uzatıp sikini tuttum.okşadım.tülay bana sakso yapmaya başlamıştı bu akşam ikinci defa.emrenin sikini bıraktım.o cananın içine daldı.koltuğa kalktım oturdum.tülay kucağıma geldi.sikimi amının dudaklarına doğru sürttü ve içine aldı hepsini.öpüşüyorduk.ve bu öpüşmeler o kadar hoşumuza gidiyordu ki asla bırakmıyorduk birbirimizi. Götünü ileri geri oynatıyordu.amcığı darıcıktı.sikmek büyük keyif veriyordu.bende elimi uztıp göt deliğiyle oynuyordum.sikmek istermisin ordan dedi.severmisin dedim.ilk olacak dedi.çıldırmış gibiydim.koltuğa domalttım ve yalamaya başladım götünü.tükrüklerimle ıslatıyor zaman zaman sulanan amının sularını sürüyordum.bir parmağım girmişti bile.doğruldum ve sikimin başını götüne dayadım ve bastırdım.biraz sert bastırmış olmalıyım ki derin bir ahh çekti.ama geri dönüşü yoktu. Biraz daha braz daha derken sikimin yarısı girmişti.tülay zevk ve acıdan koltuğu ısırıyordu.ve içinde gidip gelmeye başladım.taşaklarım amına çarpıyor şlap şlap ses çıkıyordu.sarsıla sarsıla boşaldı ve bende götüne doğr akıttım menilerimi.koltuğa oturmuştu Tülay,kıçından meniler süzülüyordu. Bende yerde oturup cananla ermeye bakıordum. Cananın ayakları o kadar seks duruyordu ki..ayak ucuna doğru gitti.emrenin beline dolanan ayağını alıp emmeye başladım. Parmaklarını.aralarını,topuklarını emiyordum.ve ermenin cananı sikerken ki popo hareketlerini izliyordum.derken çığlık atarak boşaldılar.hepimiz yorgun bir vaziyetteydik.cananın ayakları sayeseinde benim aletim yine sertleşmişti.hadi emre dedim.bu iki bayanda boşalttı beni.şimdi sıra sende..yanıma geldi ve saksoya başladı.bu sefer şişe oyunundakinden daha iyi yapıyordu.tülay kalktı ayağa bu böyle olmaz dedi ve tv ünitesinden krem getirdi.emrenin kıçını kremledi. Benimde sikime sürdü kremi.emreyi domalttı. Benim sikimden tutup kocasının götüne yaklaştırdı.kökle dedi kökledim.ahhh dedi emre ama içindeydim.darıcıcıktı.bir yanımda canan bir yanda Tülay benim ermeyi sikişimi izliyorlar ve merenin sikini okşuyorlardı.cananda benim kıçımı parmaklıyordu.hadi hep sen hep sen olmaz dedi Tülay. Beni domalttı emre geçti arkama.parmaklarla zaten alışıkın olan popoma soktu sikini.parmaktan daha güzeldi sert ve sıcak sik.pompalamaya başladı.ve içime akıttı bütün menilerimi.

Gözümü açtığımda hava aydınlanmıştı.hepimiz çırılçıplak ve sızmıştık.seks ve alkol aklımızı almıştı.başım ağrıyordu.üç arkadaşımda çırılçıplak yerde yatıyordu.mutfağa gidip ilaç içtim iki tane. Banyo ya gittim.tuvaletimi yaparken kıçımın sızısını hissettim.birazda kan gelmişti götümden.onları temizlerken Tülay girdi banyoya.elimle sikimi kapatmak istedim.gülümsedi.onca şeyden sonra kapatmaya mı çaışıyrsun dedi.yaptığımız çok yanlıştı demeye kalmadan önümde eğildi ve işedikten sonra silmeye fırsat bulamadığım sikimi ağzına aldı.artık ayıktık ve ne yaptığımızı biliyorduk.ayağa kalktı elimden tutup yatak odasına götürdü.tülay bu çok yanlış diyordum hep ama dinlemedi.yatağa yatıp açtı bacaklarını amı karşımdaydı.uzandım üstüne.misyoner pozisyonunda siktim bir süre.ben yattım o üstüme çıktı.ve boşaldı.ama ben hala dik ve serttim.yan yatırdım.bir ayağını kaldırıp arkasına yanaştım.uzanıp sikimi amına yerleştirdi.içinde gidip gelmeye başladım.bir elimle klitorisini oynuyordum.ama bir türlü boşalamıyordum çünkü siktiğim arkadaşımın karısı ve yataklarındaydık. Bana doğru döndü ne oldu dedi.bu yanlış sanırım dedim.gel buryaa dedi. Beni yatırdı ve kıçımı parmakladı.bu hoşuma gitmişti.ve saksoya başladı.çok geçmeden ağzına boşaldım.yuttuktan sonra bana gülümsedi sen boşalmak iin götüne parmak istiyorsun demek dedi.sarıldı bana.bir süre yattık sarmaş dolaş.uykuya daldı.ben gözümü kırpamıyordum.sessizce kalktım,üstümü giydim ve evdev çıktım.
Yaptıklarımız bir an aklımdan çıkmıyordu.aradan bir hafta geçmiştiki Tülay aradı,açmadım.aradı açmadım.ve mesaj gönderdi.özledim seni diye…azmıştım.arabama atladığım gibi Emrelere gittim. İşte olduğunu biliyordum.kapıyı Tülay açtı.seksi bir jartiyer ve bir babydool vardı.yatak odasına götürdü. Ayak parmaklarında siyah ojeler vardı.içerisi kalın perdelerle karantılmıştı.ayaklarını sundu önce bana deli gibi emiyor ve bacaklarını okşuyordum.o gece cananın ayaklarını yalamamdan çok etkilenmişti. Kasıklarını ve baldırlarını yaladım öptüm ve o güzel amcığı.emre o günden beri simemişti bu amcığı.taze duruyordu.defalarca sikiştik emrenin yatağında.kapıdan çıkarken seninle daha çok fantezilerimiz var dedi beni öperek..
Ben arkadaşımın yüzüne bakamaz ve telefonlarına cevap veremiyordum ama karısı tülayı sikmeye devam ediyordum.emre ise o geceden sonra pişman olduğumu zannediyor ve benle görüşmek istiyordu.belki de o geceyi oda unutamamıştı…

kocam hiç bir şeymiş

Merhaba ben Bursa’dan Cavidan, 27 yaşında, kapalı giyinen, ince yapılı, uzun boylu (1.75 cm), 63 kiloda bir bayanım. Çevremden güzelliğimle ilgili çok sözler duyarım. Evleneli 2 yıl oldu ve çocuğum yok. Belçika’da yaşayan 36 yaşındaki teyzemin oğlu İlhan abi (ben ona çocukluğumdan beri abi derim), eşini ve kızını, karısının memleketi olan Hatay’a bırakıp köyümüze, yani Bursa’nın bir ilçesi ve onunda bir köyüne geldi. İlçenin ve köyün adını söylemek istemiyorum. Annemin kadın hastalığı vardı, İlhan abi, “Hadi anneni İstanbul’a, doktora götürelim!” dedi. Ben de kocamdan izin aldım, annemle birlikte, İlhan abinin lüks arabasıyla, İstanbul’da, tanınmış bir kadın doğum doktoruna gittik. Annem muayene oldu, rahim kanseri imiş. İlhan abi ile konuşup, 3-4 gün içinde ameliyat olmasına karar verdik. İlhan abi bana, “Gelmişken sen de muayene ol!” diye tutturdu. Ben karşı geldim, ama annem de ısrar edince, utana sıkıla mecburen, kocamdan başkasına göstermediğim mahrem yerimi, zorla da olsa doktora gösterdim…

Doktor bana sadece, “Evlimisin?” diye sordu. Ben de, “Evet.” dedim. Doktor yorum yapmadan dışarı çıktı, İlhan abi ile görüştü. Sonuç olarak bir hastalığımın olmadığını söyledi. İlhan abi doktorla konuşup, annemin ameliyat gününü belirlediler. Doktor, annemin 10 gün kadar hastanede kalması gerektiğini söyledi. Oradan ayrıldık. Annem bana söylenmeye başladı, “Kocaman kadın oldun, daha temiz olmasını beceremiyorsun! Pis olduğun için mi muayene olmak istemedin?” diye benimle çekişiyor, İlhan abi bizi dinliyordu. Ama bize müdahale etmedi. Sadece, “Cavidan sen damadı ara, durumu söyle, en az 10 gün buralardayız, annemin yanında kalacaksın!” dedi. Ben de aradım. Kocam beni kırmazdı, hemen kabul etti. O gün hastane yakınında uyduruk bir otelde kaldık ve ertesi gün annemi hastaneye yatırdık. Sağlam hasta olduğu için refakatçı kabul etmediler. Biz dışarı çıktık. İlhan abi, “Hadi ufaklık, kendimize doğru dürüst bir otel ayarlayalım, buralarda bir hafta felekten gün çalalım! Ama benimle gezecek ve yaşayacaksan, kendine bakman gerekiyor, sana biraz bakım yapalım!” deyip, lüks bir kuaförün önünde durdu…

İçeri girdik, birkaç kadın saçlarını yaptırıyordu. Patroniçeyi dışarı çağırdı, bir şeyler konuştu, sonra içeri girip bana patroniçeyi göstererek, “Seni ona emanet ediyorum, sözünden çıkma, dediklerini yap, ben saat 18.00 gibi alırım seni!” deyip gitti. Saate baktım, daha yaklaşık 4 saat burada idim, aklımdan bu kadar zaman ben ne yapacağım burada diye geçirdim, aynı zamanda İlhan abi boylu poslu, zengin ve yakışıklı birisi, yengem de olmadığına göre, herhalde çapkınlık yapmaya gidecek diye düşündüm, soru sormadım. Patroniçe çalışanlardan birini çağırıp, “Bu hanımefendiye tırnaktan başlayıp en son saç teline kadar temizleyip bakım yapılacak. Buradan çıkarken kendini tanımayacak!” diye emir verdi…

Uzatmayayım, etek traşım dahil, istemesem de bana bakım yaptılar. Bu arada benimle ilgilenen bayan bana, “Hadi iyisin, zengin birini bulmuşsun, iyi değerlendir!” dedi. Ben, “O benim abim!” dedimse de, “Ben böyle abileri çok gördüm, değerlendir derim başka birşey demem!” diye kesip attı. İlerleyen dakikalarda konuşurken artık abim demiyordum, desem de inanmayacak diye. “Bak kızım demedi deme, buradan çıktıktan sonra seni bir mağazaya götürecek, güzel kıyafetler, yani seksi kıyafetler alacak! Biraz cilve yaparsan kuyumcuya da götürür seni, güzel hediyeler aldırabilirsin. Daha sonrada lüks bir otele attı mı, senden karşılığını isteyecek!” dedi. “Olmaz abla, o öyle şeyler yapmaz!” filan desem de, “Kızım tecrübelerimiz konuşuyor, bu dediklerim çıkmazsa gelip bana anlatırsın, tamam mı?” dedi. Ben de, “Tamam!” dedim. Bu arada benim işim bitti, oradaki dergilere bakmaya başladım. Renkli kıyafetler, mini etekler, iç çamaşırları tanıtan dergiyi bayağı karıştırdım. Bana bakım yapan bayan gelip, “Ha şöyle, o dergideklerden aldır, kendini ucuza getirme!” diye kulağıma fısıldadı. İçime kurt girdi, ama yine de o benim teyzemin oğlu, böyle bir şey olmayacak diye de düşünüyordum.

Saat 18 olduğunda İlhan abi geldi. Beni görünce, “Ufaklık senmisin?” diye şaka yapıp, “Sen arabaya git!” dedi. Ben de itirazsız gittim, kuaföre kadar para ödediğini bilmiyorum. Ama merak ta ediyordum, bayanın dedikleri olacak mı diye. Arabaya bindi, “Açlık durumu nasıl? Karnımızı doyuralım mı? Yoksa önce otel mi ayarlayalım?” dedi. Ben cevap vermeden, “Önce otel!” diye söylendi. Çok lüks bir otele geldik. İlhan abi iki yataklı bir oda kiraladı ve bir günlük ücretini ödedi, “Memnun kalırsak, en az 10 gün kalacağız!” dedi. Otelde yemek menüsünü de öğrendik, oradan çıktık. Benim aklıma kuafördeki bayanın sözleri geliyordu sürekli. İlhan abi, “Hadi ufaklık, senin üstüne başına da bir şeyler alalım, güzelliğini tamamlasın!” dedi. Büyük bir mağazanın park yerine girdik. Yukarı çıkarken, “Parasını düşünme, limitsiz kredin var, ne istiyorsan alabilirsin!” dedi. Mağazaya girdik, bizi sanki önceden tanıyorlarmış gibi samimi bir şekilde karşıladılar. Benim şaşırdığımı görünce, İlhan abi, “Arkadaşımın mağazası!” dedi. Mağaza sahibi Hasan, “İlhanım, mağaza sizin!” deyip bir bayan çağırdı, “Hanımefendiye yardımcı olun!” dedi ve İlhan abi ile patron odasına geçtiler…

Ben bir takım iç çamaşırı, herzamankilere benzer şeyler, etek, elbise, başıma da desenli bir örtü aldım. Masraf olmasın diye de fiyatlarını soruyordum, fakat söylemiyorlardı. Bir ara benimle ilgilenen bayan yanımdan ayrıldı, patron çağırmış. Geri geldiğinde, “Hanımefendi aldıklarını değiştirmemiz gerekecek!” dedi. “Niye?” değimde, “Patronun emri, daha güzel şeylerle seni yeniden tanımlayacağız!” dedi. Ben de pek anlamasam da, tamam demek zorunda kaldım. Kuafördeki dergide gördüğüm kıyafetlerden giydirdiler. Bunları yaparken yine kuafördeki bayanın sözleri aklıma geldi, (Gerçekten İlhan abi beni sikecek mi?) demeye başladım, bir taraftan da, (Yok olmaz, hem ben evliyim, hem o evli, o iş olmaz!) diye düşünüyordum. Neyse mağazada işimiz bitti, İlhan abinin yanına gittik. Tezgahtar bayan, “Efendim, sizin emrettiğiniz gibi bir şeyler ayarladık!” dedi. İlhan abi de, “Hadi ufaklık şimdi karnımızı doyurma zamanı!” dedi. Patron, “Misafirimiz olun, beraber yiyelim?” falan dedi, ama İlhan abi, “Yok, ufaklıkla baş başa yiyeceğiz!” dedi ve vedalaşıp çıktık…

Kuafördeki bayanın dedikler bir bir oluyordu. Şimdi de kuyumcu derse, kesin bu gün sabaha kadar beni sikecek diye düşünüyordum, bir taraftanda beni sikmek isterse ne yaparım diye düşünüyorum. Rezillik çıkarma ihtimalim yok ya, herhalde boyun eğeceğim diye düşünmeye başlamıştım ki, “Aslında sana şimdi bir kuyumcuya gidip güzelliğini tamamlayacak bir şeyler daha almamız lazım ya, önce şu karnımız doyuralım bakalım!” deyip otelin yolunu tuttuk. Otele vardığımızda, otel görevlileri arabadan 3-4 poşet alıp odaya götürdüler. Halbuki benim aldığım en fazla 2 poşet olur. Herhalde İlhan abi de kendine birşeyler aldı diye düşündüm. Otelin lokantasına çıktık, mükellef bir yemek yedik. İlhan abi yemeğin yanında birşeyler içti, bana da, “İç!” dedi, ama ben, “İçmem, hayatımda hiç içmedim.” dedim. “Herşeyin bir ilki var, birşeyler söyleyim de iç!” dedi ve garsonu çağırıp kırmızı şarap söyledi. İlhan abiyi kırmamak için bir kadeh içtim. Bana bir kadeh daha doldurup içmem için ısrar edince, ben içimden, (Tamam, olay anlaşıldı, itiraz ve kaçış yok bu gece, galiba İlhan abinin yarağını yiyeceğim!) diye geçirip, kendimi bu gece sikilme fikrine alıştırmaya çalışıyordum. O doldurduğu kadehi de içtim, hesabı ödeyip odamıza çıktık…

Kanaat getirmiştim, beni kesin sikecekti, ama merak ediyordum, bakalım nasıl isteyecek diye. İçeri girince içeride iki oda vardı, büyük odanın içerisinde büyük bir yatak, küçük odada da tek kişilik bir yatak vardı. İlhan abi, “Ben duş alacağım!” deyip duşa girdi. Duşunu aldıktan sonra havluya sarılarak çıktı, büyük odaya girip, geniş bir şort giyip, üzerine birşey giymedi. Ben zaten esk**en İlhan abinin vücudunu biliyordum, ama hiç beni sikmek isteyen biri olarak bakmamıştım. Çok karizmatik, kaslı bir erkekti. Yatağa uzandı, “Hadi canım sen de duşunu al, sonra da aldıklarını bana göster bakalım!” dedi. Ben de duşa girdim. Her tarafım bakımdan geçmişti, ister istemez elim amcığıma gitti, (Hadi bugün sana ziyafet var, kadının dediği gibi tadını çıkaralım!) diye aklımdan geçirdim ve bu duygu hoşuma gitmeye başlamıştı…

Banyodan çıktım, “Hadi göster şunları bakayım!” deyince, içeri girmeden, “Abi ben utanırım, bunları sana gösteremem!” dedim. “Hadi utanma, utanılacak birşey yok, giy bakayım!” dedi. Utana sıkıla, iççamaşırların aralarında en masum olanlarını giyip, üzerime de bornozu giyip içeri girdim. Bana gülerek, “Ne o kız, mağazadan bornoz mu aldın?” dedi. “Hayır, utanıyorum!” dedim. “Bak kalkarım şimdi, hadi!” deyince, arkamı dönüp bornozu çıkardım. “Vay vayyy! Bizim ufaklığa bak! Bu ne güzellik kız? Vücudun hiç bozulmamış, yoksa daha kız mısın?” dedi. “Abi yaa, biliyorsun ki evliyim!” dedim. “Hadi önünü dön!” dedi. “Dönemem!” falan dediysem de, “Burda biz bizeyiz, hadi dön!” dedi. Utana sıkıla döndüm. “Vayyyy, tahminimden de güzelmiş! Hadi diğerlerini de göster!” diye emretti. Ben de kayıtsız şartsız uydum, mağazada elime bile alamadığım külodu ve aynı renkteki sütyeni giydim. Kendimi podyumlardaki mankenlere benzeterek içeri girdim. Elimle amcığımı kapatmaya çalışıyordum, “Çek kız elini! Onun kıymetini bilmeyen birine seni verdik diye zaten vicdan azabı duyuyorum!” dedi. “Niye öyle diyorsun abi?” dediğimde, “Peki doktor sana niye evlimisin diye sordu, biliyormusun?” dedi. “Hayır, bilmiyorum…” dedim. “Ben biliyorum, ama daha sonra söylerim!” dedi. Bu arada sürekli eliyle kalkan yarağını kapatmaya çalışıyordu.

Biraz sonra, “Hepsi bukadar mı aldıkların?” diye sordu. “Benim almadığım kıyafetler de var burada, herhalde yanlış göndermişler?” dedim. “Hayır yanlış değil, ben aldım! Onları da yarın giyersin. Yoruldun, gel yanıma otur, biraz muhabbet edelim!” deyip yanına çağırdı. Zaten üstümdeki iççamaşırlarıyla her yanım açıkta gibiydi, utanarak yanına vardım, yatağın kenarına oturdum. Günümün nasıl geçtiğini filan sordu, “Utanıyorsan şu battaniyenin altına gir!” dedi. “İyi olur!” deyip yatağa girdim. Bir süre sonra saçlarımı okşamaya başladı, “O pezevenk kocan senin kıymetini bilmiyor, üzülüyorum senin için!” dedi. Benim yanıma yanaşıyordu. Bir anda dirseğinin üzerine kalkarak, “Sana kadınlığını yaşatmak istiyorum, bana müsaade edermisin?” dedi. “Nasıl olur, sen benim abim sayılırsın!” dedim. “Bugün olmayıveririz!” dedi. “Yapamam!” filan dedim, ama o, “Sen yapmayacaksın, ben yapacağım! Eğer utanırsan, beni görme, çek şu battaniyeyi başına!” deyip, başıma çekti…

“Abi yapma!” filan dedim, ama çare yoktu, bu gün beni sikecekti, hiç olmazsa o zevk alsın diye, ona arkamı döndüm. Arkadan yanaşıp, saçlarımı koklayıp, kulak memelerimi öpmeye başladı. Kocamda görmediğim bir heyecan duyuyordum. Bir taraftan da varlığı ile yokluğu tartışılır külodumu ve südyenimi çıkardı, arkama kazık gibi ve alev alev yanan yarağını dayadı. Ben yönümü dönemiyordum, ama arkadan amcığıma geçireceğini hissediyordum. Biraz öptükten sonra beni çevirdi. Gözlerimi açamıyorum, ama müthiş heyecan duyuyordum. Taa aşağılara, ayağıma kadar indi, öpüp yalayarak amcığıma kadar gelince, “Annenin konuşmasından burasının kıllı olduğunu tahmin etmiştim, ama tam bana göre hazırlamışlar, onlara teşekkür ediyorum!” deyip, diliyle amımın dudaklarını açmaya başladı. Kocam daha beni doğru dürüst soyup ta amıma bakmamıştı bile…

Ufak ufak gözlerimi açıp bakmaya başladım. O amımı yaladıkça, ben de popomu kaldırarak, dilinin daha derinlere girmesini sağlıyordum. Yukarılara doğru uzandı, memelerimi okşamaya başladı. Memelerim avuçlarında kayboluyordu. Böylesine bir zevk alacağımı düşünmüyordum, onun yaptığı masrafların karşılığı olarak onunla görev olarak birlikte olur gider yatarım diye düşünüyordum. Ama resmen kudurmuştum. Bir an önce yarağını görmek ve yemek istiyordum. Dudaklarımı öperken, aşağıdan da amcığımı birşeyler zorluyordu. Fakat onun altında şort vardı. Biraz daha dudaklarımı öptükten sonra aniden üzerimden kalktı ve “1 saniye bekle!” deyip diğer odaya geçti. Biraz sonra elinde bir rulo kağıt havlu ve çırıl çıplak olarak içeri girdi. Ben gördüğüme inanamadım, önündeki yarak eşşek siki gibi sağa sola sallanıyordu. Yarağından gözümü alamadığımı görünce, “Ne o, daha önce hiç yarak görmedin mi?” deyip yatağın kenarına gelip dikildi. Elini bana uzatarak benim yataktan doğrulmamı sağladı ve yatağın kenarına çekerek ayaklarımı aşağıya indirdi. O koca şey şimdi ağzımın hizasına geldi. “Hadi, ne duruyorsun, ellesene!” diye emretti…

Korka korka ellemeye çalışıyordum ki, “Bu ne kız, taze gelinin yarağa dokunduğu gibi dokunuyorsun! İlk defa mı yarak görüyorsun?” dedi. “Böylesini ilk defa görüyorum!” dedim. Elimi değdiğimde kazık gibi olduğunu hissettim. Dibine kadar sıvazlayarak elledim. Saçımdan tutarak yarağını ağzıma sokmaya çalışıyordu. Bense sadece başının etrafına dudaklarımı değdirebiliyordum. Bir anda kollarımdan tutarak kaldırdı. Zaten benden çok uzun boylu ve güçlü idi. Göğsüne başımı bastırıp, popomu avuçlayarak beni kendine çekti, yarağını aramızda sıkıştırmıştık. Biraz böyle bekledikten sonra beni kucakladığı gibi yukarı kaldırdı. Ben de düşmemek için boynuna sarılıp bacaklarımı beline doladım. Bu pozisyonda sanki yarağını bacaklarımın arasına aldım, amcığımın dudakları arasına sıkıştırmıştım. Biraz dans eder gibi sarılı durduk, sonra yavaşça beni yatağa yatırdı, bacaklarımı onuzuna alarak, o kocaman şeyin dibinden tutarak, aşağı yukarı kaygan amcığıma sürtmeye başladı. Korkuyordum aslında, ama ne olacaksa olsun artık diye düşünüyordum…

Aşağı eğilerek, “Benim küçük sevgilim, şimdiye kadar sana kadınlığını hissetirmemişler, hazırmısın?” diye sordu. Gözlerimle evet dediğim anda dudağıma yapıştı ve abandı. Sanki amcığıma birisi kolunu sokuyordu. Dudakları dudaklarımı hapsettiği için bağıramadım, ama geri itelemeye çalıştım. Ne mümkün, dibini bulmuştu. Biraz öyle bekledi. Dudaklarımı ağzından kurtardım ve “Offf, ne yaptın abi, biryerlerim yırtıldı!” dedim. “Kızlığını bozdum, kocan olacak beceriksiz seni 2 yıldır adam gibi sikememiş, doktor senin halen kız olduğunu söyledi bana!” deyip, biraz geri çekilerek yatağın başında bulunan kâğıt havluyu alarak altıma koydu, sonra yarağını amcığımdan çekti ve kanların akmasını sağladı. Ben kanı görünce kızlığımın daha yeni bozulduğuna kanaat getirdim…

Amcığımdaki ve yarağındaki kanları sildikten sonra, yarağını yeniden soktu amcığıma. Yavaş yavaş dibine kadar girip çıkıyordu. Memelerimi emiyor, dudaklarımı öpüyor, güzel sözler söylüyordu. Az sonra beni bir titreme tuttu, amcığım karıncalanmaya başladı, gözlerim kaydı, bayılacakmışım gibi, sanki uçacakmışım gibi hissediyordum kendimi. Hiç böyle olmamıştım, gelmek böyle oluyor demek ki diye düşündüm. Ne kadar süre beni böyle sikti bilmem ama, bana bayağı uzun geldi. Ben bu sürede 2 sefer daha geldim herhalde. Sonunda o da gelmek üzereydi, “Hamile kalmak istermisin canım?” dedi. Ben hemen, “Hayırrr!” dedim. O da o kocaman yarağını amcığımdan yavaş yavaş çıkararak, dibinden tutup göbeğime doğru attırmaya başladı. 2 yıldır evliyim, kocamın böyle tazzikli attırdığını görmemiştim. Bana kağıt havluyu vererek temizlenmemi işaret etti. Ama ben iyice yorulmuştum, ellerimi ve bacaklarımı yana açarak yatağa ölü gibi uzandım. “Ah yavrum, çok mu yoruldun? Sen kıpırdama ben sana hizmet ederim!” deyip beni temizledi. Sonra yanıma yatıp, arkamdan sarıldı ve “Dinlen sevgilim, geceler uzun, artık benimsin, benim iznim artık bitene kadar buradayız, tamam mı?” dedi. “Sen nasıl istersen abiciğim!” dedim.

İlk gecemizde 2 defa daha pozisyon değiştirerek sikiştik. Ertesi gün kendimize geldiğimizde, hastaneye annemin yanına gittik. Annem bendeki değişikliği görünce, “Ha şöyle, kadına benzemişsin! Aferin İlhan oğlum, iyi yapmışsın!” dedi. Sanki benim ilk defa adam gibi yarak yediğimi hissetmiş gibiydi. Annemin ameliyatı zor geçti. Ama biz 10 gün balayı yaptık. Son sikiştiğimizde hamile kalmaya karar verdim ve içime boşalmasını sağladım. Köye gidince de, “Doktorda tedavi oldum!” deyip kocamla yattım.

Şimdi İlhan abiye benzeyen bir çocuğum var.

her tarafta siktiler hikayesi

İktidarsız Kocam 2… Dere kenarında sikildim

Öfkeyle, nereye gittiğimi bilmeden hızlı adımlarla yürüyüp duruyordum. Dağ evinde çıplak kocamın önündeki pörsümüş erkekliği, bir yandan işyerinden gelen telefonla görüşmeye çalışırken, bir yandan bana çaresizce bakışları gözümün önünden gitmiyordu. Hırstan gözümden yaşlar dökülüyor, etrafımdaki güzellikleri s*s perdesinin arkasından görüyordum.

Neden sonra kendime geldim. Dağlık arazide giderek yukarılara yükselen eğimli dar patikada hızlı yürüyüş temposu iyi gelmişti öfkeme… Soluk soluğa kalmıştım. Etrafıma bakındım. Nereye gelmiştim böyle?

Cennetten bir köşeydi sanki… Her taraf yemyeşil bitki örtüsüyle kaplıydı. Yeşilin her rengi üstüme üstüme geliyordu… İsmini bilmediğim ağaçlar, yerlerde otlar, etrafı çevreleyen dağlarda yankılanan türlü türlü kuş cıvıltıları… Su sesi geliyordu kulağıma kuş cıvıltılarının arasında… İleride sıklaşan ağaçların arasından geliyordu şırıltı… Köyün içinden akan dere olmalıydı bu, kaynağı burasıydı demek ki…

Biraz daha ilerledim. Vadinin tabanında akan dereyi gördüm… Patika yolun biraz altında, dağdan taşıdığı millerle kumdan çakıldan minik bir düzlük oluşturmuş, kayaların arasından şırıl şırıl akıyordu. Hayranlıkla, huzur içinde suyun sesini dinledim. Derin bir nefes alıp yeni yeni ayırdına varmaya başladığım çamların, dağdan esintiyle gelen kekiklerin, dağ çiçeklerinin, çimenlerin kokularını ciğerlerime çektim.

Derenin kenarına kadar ilerledim. Tertemiz, berrak bir suyu vardı. Eğilip elimi soktum, önce tadına baktım birkaç yudum alıp… Sonra avuçlarımla tekrar tekrar su alıp yüzüme çarptım. Yürüyüş temposuyla terleyen yüzümü yıkadım. başımı kaldırıp etrafıma, dört bir yana bakındım dikkatlice…

Yeryüzündeki tek insan, Havva gibiydim şu dağın başında… Kuş cıvıltılarından başka bir kul yoktu etrafta… Üzerimdeki askılı tişörtü çıkarıp kenara koyuverdim. Derenin serin suyunu bolca alıp yüzüme yüzüme çarptım. Gözlerimi kapatarak yüzümü, saçlarımı ıslatan suyun boynumdan çıplak göğüslerimden bedenime, okşayarak, süzülerek inişini hissettim. Su damlaları bir erkeğin nazik okşayışları gibi iri memelerimin arasından kendine yol bularak iniyordu aşağılara…

Yalnız olmanın verdiği rahatlıkla, üzerimde sadece bir kısa kloş etek ve spor ayakkabılarımla huşu içindeydim bu ıssız vadide… Tam rahatlamış, huzur içinde etrafımdaki güzellikleri izlemeye başlamıştım ki, ileriden bana seslenen kocamın dağda yankılanan sesini duydum.

“Güüll…” diye bağırıyordu…

Canım sıkıldı. Başımı çevirip baktım. Arkamdan beni aramaya çıkmış olan kocam nefes nefese bana doğru geliyordu. Patika yoldan inip yuvarlana yuvarlana yanıma, derenin kenarına kadar geldi. Dili bir karış dışarıya çıkmış, eğilip dizlerinden destek almaya çalışıyordu.

“Aşkım, ne arıyorsun bu dağ başında buralarda? Sana yetişmeye çalışıcam diye koşturmaktan bittim valla…” Sinirlerim geriliverdi bir anda yine… Tersledim,

“Gelmeseydin sen de… Ne diye geldin?”

“Merak ettim Gül… Öfkeyle çıkıp gidiverdin.” Etrafına bakındı tedirgin tedirgin… “Yalnız başına… Kadın halinle…” Gözlerini açarak ilk defa görmüş gibi hayretle çıplaklığıma baktı… “Böyle çırılçıplak… Ne yapıyorsun sen karıcım?” Acıyla güldüm,

“Merak etmiş…” Öfkem kabardı yine, sesim giderek yükselmeye başladı. “Niye merak ediyorsun ki? Burda da yalnızım, evde yatakta da yalnızım ben… Sen… Sen işinle evlisin. Ben kadınım ama sen erkek misin? Sikmeyi bile beceremiyorsun, erkek müsveddesi… Bıktım artık senin kalkmayan sikinle uğraşmaktan… Anlıyor musun? Bıktım… Bıktım…”

Gözlerimden yaşlar akıyordu bunları yüzüne haykırırken… Yaklaştı, beni kollarının arasına almaya, yatıştırmaya çalıştı.

“Yapma karıcım, üzme beni… Biliyorsun iş stresi, şu bu… Geçici işte… Üzme beni… Seni deli gibi seviyorum. Geçecek bunlar… Bir çaresine bakarız… Yıpratma kendini… ”

“Dayanacak halim kalmadı benim… Gencecik kadınım ben… İhtiyaçlarım var… Geçecek geçecek diyorsun, bunca zamandır geçmedi işte… Hep aynı, hep aynı… Her şey para demek değil ki… Sevişmek istiyorum. Yanıyorum. Ateşimi söndür istiyorum. Ama nerde?”

Öfkeden deliye dönmüştüm, kendimi kaybetmiştim adeta… Her zamanki, ölçülü ev kadını gitmiş, başka bir Gül gelmişti sanki.. Bir elimle kloş mini eteğimi tutup yukarı kaldırdım. Külot yoktu altımda… Diğer elimle çıplak kadınlığımı avuçlayıp ona gösterircesine sıktım,

“Şuna bak… Yanıyor bu… Amım yanıyor… İçine girilsin istiyor. Erkek gibi erkek olsan, doyurursun bunu… Aç bırakmazsın… Neden kalktık geldik buraya? İşinden, şehirden uzaklaş diye… Stres bitsin, sikin kalksın diye, cinsel yaşamımız düzelsin diye… Ama sen ne yapıyorsun? Burada bile iş düşünüyorsun.”

“Yapma Gül… Yaşadığın lüks hayatı, arabaları, yazlığı, her şeyi unutuyorsun. O iş sayesinde oluyor bunlar… Bu kadar büyütme” Artık ikimiz de burun buruna, bağırmaya başlamıştık birbirimize…

“Senin olsun hepsi… Al başına çal. Her şeyim var ama, erkeğim yok. Şimdiye kadar aldatmadım seni, boynuzlamadım, ar namus dedim. Ama bitti artık. Dayanamıyorum. Ayrılalım. Erkek istiyorum ben… Kadınlığımı yaşatacak erkek istiyorum. Bana seksi yaşatacak, beni adam gibi sikecek,sikilmeye doyuracak erkek istiyorum, anlıyor musun beni?”

“Azgın fahişe… Bir sürü vibratör aldım sana… Oynayıp duruyorsun işte onlarla… Şimdiye kadar şikayetin yoktu, benim yanımda sokup çıkarıyordun kızışmış amcığına… Şimdi ne oldu?”

“Aptal herif… Gerçek erkeğin sikinin yerini tutar mı onlar? Sen ne anlarsın? Erkeğin altında ezilirken orgazm olmanın zevkini vermez o sahte plastikler… Öpüşmezler sikişirken… Sevip okşamazlar, bedenime sarılmazlar, öpüp koklamazlar… “

“Abartma işte azgın fahişe…”

“Fahişe ha? Bunca zaman o küçük pipinin kahrını çeken, seni boynuzlamayan ben fahişeyim ha? Ama gör sen, boşanıcam senden, gidip istediğim gibi gerçek erkek bulacağım kendime… Bir işaretime bakar. Senin yanında bile asılıyorlar, en yakın arkadaşların hatta… Haberin yok senin… Gidip erkek bulucam. Hatta erkek değil, erkekler… Birden fazla… Erkekler bulacağım. Koca yaraklı erkekler… Doya doya sevişicem onlarla… Kadınlığımı, gençliğimi, güzelliğimi yaşayacağım. Cinselliğin tadına varmak istiyorum artık… Seksin… Sevişmenin… Sikişmenin… ”

Sustum sonunda…. Bir şey söylemeden bakıştık. Öfke patlaması yaşıyordum. Kocam da şaşırmış, ne diyeceğini bilemeden bakakalmıştı yüzüme… İlk defa böyle bir patlama yaşıyorduk evliliğimiz boyunca… Kısa bir sessizlik oldu. Derenin şırıltısı… Kuşların cıvıldamaları… Rüzgarın sesi… Konuşmadık bir an… Kinle bakışıyorduk. Sonra o sessizliği tok bir erkek sesi bozdu,

“Biz yardımcı olalım mı gençler?”

“Ayy…” diye bir çığlık koparıp korkuyla başımı sesin geldiği yöne, patika tarafına çevirdim kocamla aynı anda… Patika yolun kenarında iki adam… Ellerinde birer tüfek, sırtlarında çanta, gözleri bizde, daha çok bende, sırıtarak bakıyorlar… Sırtlarındaki yelekler, pantolonlar, ayaklarındaki kalın botlardan ava çıktıkları belli oluyor.

Nasıl bu kadar rahat olabildim, nasıl böyle çıplak kalmaya cesaret edebildim diye kendi kendime kızarak aniden eğildim, yerdeki tişörtümü alıp arkamı döndüm erkeklere, sırtıma geçirdim. Tekrar onlara döndüğümde nerdeyse burun buruna geldim adamlarla…

Bir anda patikadan aşağıya inmiş, yanımızda bitivermişlerdi ben tişörtümü giyene kadar… Kocam beti benzi atmış bir halde adamlarla benim arama girip beni perdelemeye, korumaya çalışarak,

“Ne.. Ne diyorsunuz siz arkadaşlar? Ne işiniz var burada?” diye kekeledi.

Korkuyla erkeklik gösterisi arasında kalmış bir tavrı vardı. Ve ben bile etkilenmemiştim onun söylediklerinden… Korktuğu o kadar belli oluyordu ki… Nitekim öndeki adam tınmadı bile,

“Siktir lan…” diyerek eliyle kocamın kolundan tutup yan tarafa savurtuverdi. Bu ani hareketi beklemeyen kocam yerdeki çakılların üzerine seriliverdi boydan boya…

Adamla göz göze geldik. Bende de korku, ama daha çok öfke vardı. Bu iki yabaninin çıplak bedenimi görmesine sebep olmuştum. Kendime, kocama, adamlara öfke doluydum.

Adamlarsa yiyecek gibi bakıyorlardı bana, tişörtün saklayamadığı, inip kalkan göğüslerime, mini eteğimin meydanda bıraktığı çıplak bacaklarıma… Lider tavırlı olan önümde, diğeri yan tarafıma geçmişler beni seyrediyorlardı. Elimde olmadan ürperdim, göbeğimi açıkta bırakan tişörtün eteklerini tutup çekiştirdim, örtmeye çalıştım. Ben göbeğimi örtmek için alttan çekince bu kez memelerim çataldan aşağı açıldı. Kendi haline bıraktım ben de…

Esmer, sakalları uzamış, iri yapılı, ayı gibi bir şeydi önümdeki adam… Önü açık, göğsünün kılları görünen kareli gömleğinin kollarını sıvamıştı. Tüfeği tutan kürek gibi elleri, kalın bilekleri göze çarpıyordu.

“Deminki muhabbetiniz yarım kaldı bayan…” dedi o kalın sesiyle… Alaycılık vardı biraz sesinde, çokça istek, şehvet… Gözlerindeki bakışlar tamamlıyordu o şehveti… Dişisini görmüş vahşi hayvan bakışları vardı o gözlerde…

“Ne muhabbeti? Ne diyorsunuz siz?” dedim.

“Kocanla yaptığın muhabbetten bahsediyorum. Hani sikemiyordu seni kocan… Kendine erkek bulacaktın gidip… Amcığın yanıyordu hani… Yarak istiyordu… Sikilmek istiyordu… O muhabbet diyorum…”

Elindeki tüfeği bir anda indirip namlusuyla eteğimi kaldırıverdi. Korkuyla irkildim, eteğimi indirmeye, iki vahşinin gözleriyle sikmeye başladığı kadınlığımı örtmeye çalıştım. Kendimi bir adım geriye attım. Arkama baktım telaşla, arkamda dere var, gidecek yerim yok. Yan tarafa bir adım atayım dedim, ikinci adam sırıtarak önüme geçip engel oldu hareketime… Önümde de koca ayı… Kaçacak yerim yok. Çaresiz kaldım.

“Kocamla benim aramda bunlar… Sizi ilgilendirmez. Bırakın gidelim.” dedim öfkeyle…

“Yoo… Artık bizi de ilgilendiriyo. Kamu malı oldunuz, halka açıldınız bağıra bağıra… Biz centilmen adamlarız bayan… Kulak misafiri olduk, derdinizi duyduk, zor durumda olduğunuzu öğrendik. Size yardıma geldik. Sizin derdinizi hallediverelim gari dedik, öyle mi Rıfat? Yalan mı diyom?”

“He valla… Doğru söylüyon ağam…” dedi yardakçısı… Sırıtıyordu. Bana bakıyordu direkt, nerdeyse salyaları akacaktı açık ağzından… “Yardım edek size bağyan… Heç merak etme, bi çırpıda hallederiz derdini, tasa etme… Senin dermanın oluruz. Sike doyururuz seni…”

Bunu söylerken elini pantolonun önüne atmış, kabarıklığını okşuyordu hayvan… Arsız, yüzsüz herif, bir anda siz’li konuşmaktan vazgeçmiş, sen demeye başlamıştı cümlenin ortasında… O anda kocam yerden kalkıp aramıza giriverdi. Kollarını açıp beni heriflerin sikici gözlerinden korumaya çalıştı.

“Bakın, sorun istemiyoruz tamam mı? Bırakın çekip gidelim. Başımıza bir şey gelecek olursa fena halde başınız ağrır. Siz kim olduğumu bilmiyorsunuz benim…” diye efelendi. Yardakçısının ağam diye hitap ettiği ayı gülerek sordu,

“Peki sen bizim kim olduğumuzu biliyo musun beyfendi?”

“Nerden bileyim kim olduğunuzu bu dağ başında? Ne önemi var şimdi bunun?” dedi kocam…

“Bak iştee… Ne güzel, kimse kimseyi tanımıyo… İşimizi görüp gidicez, sizin derdinizi de halledicez. Güzel karını bir güzel sikicez…”

“Ne diyorsun ulan sen?” diye bağırarak yakasına sarıldı kocam, kendini kaybetmiş gibiydi. Daha cümlesini bitiremeden, ağanın elini kaldırmasıyla kocamın suratına okkalı bir Osmanlı tokadı yerleştirmesi bir oldu. Kendi etrafında şöyle bir dönen kocam yere yığılıp kaldı. Elleriyle yüzünü tutuyor, burnundan kan boşanıyordu.

“Kal orda şehir züppesi…” diye hırladı tepesinde ağa… “Kalkarsan gebertirim. Hasan benim adım… Dediğimi yaparım, ona göre ayağını denk al… Biz seksi karının ifadesini alırken, karnını doyururken sen orda uslu uslu oturacaksın, tamam mı? Anlaştık mı? Başını salla, anladığını anlayam ben de… Yoksa gebertirim şuracıkta seni, leşini köpekler yer…”

Kocam kanlı ağzı burnuyla başını salladı evet anlamında çaresizce… Ben ise ümitsizce bakınıyordum. Ne kaçacak yerim vardı, ne de yardım edecek birileri… Bu dağ başında yapayalnızdım bu ayılarla… Hasan bana döndü kocamı azarladıktan sonra,

“Şimdi gelelim sana küçük hanım…” dedi. “Vakit geldi. Şu derdin neymiş bana da anlat bakalım. İyice anlayalım, ona göre çare bulalım derdine…” derken elindeki tüfeği adamına uzatıyordu. Üstündeki avcı yeleğini çıkarıp attı. Sikici bakışlarla beni baştan aşağıya süzerken gömleğinin düğmelerini açtı, onu da çıkardı.

Belden yukarısı çıplaktı şimdi. Ayağında pantolon ve kalın botlar kalmıştı. Kıllı bedeni kas yığınıydı. Her hareket ettiğinde kasları yumru yumru görünüyordu kalın bedeninde… Geniş göğsü, dümdüz karnı, nerdeyse belim genişliğinde pazuları, kocaman pençeleri… Tıpkı bir ayı gibiydi karşımda…

Ani bir kararla yan tarafa atıldım birden, karşıma Rıfat çıktı yine… Durdum, ikisi yan yana geçişimi, kaçışımı engelleyecek şekilde karşımda duruyorlardı. Arkamda dere vardı, sesini duyuyordum.

Ben de arkamı döndüm, dereye doğru atıldım. Su dizlerime geliyordu ilk anda… Buz gibi suyu bacaklarımda hissedince titredim. Erkekler arkamda duraklamışlar, beni izliyorlardı. Niye takip etmiyorlar diye düşünerek ilerledim, karşı kıyıya geçmeyi, kaçmayı düşünüyordum.

İki adım daha atınca su birden derinleşiverdi. Bir anda belime kadar suya gömülmüştüm. İki üç metre genişliğindeki derenin bu kadar derin olması bir anda şaşırttı beni… Suyun akıntısı da güçlüydü. Tam ortadaki bir kayaya tutunmak zorunda kaldım. Su nerdeyse beni götürecekti, öyle şiddetli akıyordu burada… Hasan seslendi arkamdan,

“Boşa uğraşma güzelim… Balım… Geçemezsin. Bizi bile zorlar bu su, ilerde köprüden dolanırız. Hadi gel bu tarafa sultanım… Amın götün donacak yoksa, hasta olacaksın.”

Kayaya zorlukla tutunmuş vaziyette, hırsla dört bir yana bakındım. Dişlerim takırdıyordu suyun soğukluğundan… Doğru söylüyordu, su geçilecek gibi değildi. Kendimi bıraksam diye düşündüm, hemen vazgeçtim.

Hangisi daha kötü diye düşündüm bir an… Boğularak ölmek mi? Yoksa bu ayıların gönlünü yapmak mı? Ölmek? Yo, bu genç yaşımda, hele boğularak ölmek… Geriye dönmeliydim. Belki… Bir umut… Yalvarsam, yakarsam, bırakmalarını istesem, ayaklarına kapansam…

Korka korka ellerimi bıraktım. Akıntıya karşı koymaya çalışarak bir iki adım attım. Hasan kıyıdan tüfeğinin namlusunu uzatıyordu tutmam için… Ucundan yakaladım, ondan destek alarak şiddetli akıntıyı alt etmeye çalıştım, kenara yaklaştım.

Suyun zemini iri kayalarla doluydu, yosun kaplı, kaygan… Spor ayakkabının tabanı yosunlu kayada kayıverdi birden… Boylu boyunca kapaklandım suyun içine… Nefes boruma kaçan suyun etkisiyle öksürmeye başlamıştım ki, Hasan iki adımda yanıma geldi, elini uzatıp yakalayıverdi elimi, tutup hızla kendine çekti. Kaldırıp kucakladı. Kuş gibi kaldırıp kollarının arasına aldığında hala öksürüyordum.

Yine iki adımda dere kenarına çıktık. Buz gibi suyun etkisiyle dişlerim resmen trampet çalıyordu. Titriyordum. Belden yukarısı çıplak adam ıslak ayaklarıyla hiç etkilenmemiş görünüyordu soğuk sudan… Beni kucağından indirip ayaklarımı yere bastırdı.

Üstümdeki sırılsıklam olmuş askılı tişört ıslak bedenime yapışmış, tüm hatlarım meydanda, sanki hiçbir şey giymemişim gibi duruyordu. Meme uçlarım tüm ayrıntılarıyla tişörtün ıslak kumaşından görünüyordu. Hasan elini uzattı, ıslak tişörtün yakalarından tutup cart diye yırttı, bir anda çıkarıp attı.

Neye uğradığımı şaşırmış, aptal aptal bakınıyor, memelerimi kapatmaya çalışıyordum. Hasan eğilip yerdeki kalın oduncu gömleğini alıp sırtıma geçirdi. Gömleğini battaniye gibi sardı ıslak ve çıplak bedenime… Kollarıyla da kendine çekip sımsıkı sardı beni…

Ohhh… İyi gelmişti. Ayının ter kokan gömleğinin sıcaklığı içimi ısıtmıştı bir anda… Başımı kıllı göğsüne gömmüş, gözlerim kapalı, kendimi kollarına bırakmıştım. Neden sonra, dişlerimin takırdaması geçince kendime geldim, kollarından sıyrılıp kurtuldum, kendimi geriye çektim biraz… Üç erkeğin gözleri benim üzerimdeydi. Üçü de hayran hayran bana bakıyorlardı.

Baktım, üstümdeki oduncu gömleğinin önü tamamen açıktı. Benim kavun irisi memelerim meydanda, uçları parmak gibi kabarmış vaziyette, memelerim inip kalkıyor… Elimle gömleğin yakalarını tutup örtmeye çalıştım ne kadar örtebilirsem… Tabi bu arada iki tecavüzcü adayım da göreceklerini çok yakından görmüşlerdi.

“Offf…” diye inledi Hasan. Uzattığı elinden kaçınmama rağmen göğüslerimi zorla avuçlayıp okşadı… “Harikasın yavrum. Senin gibisini görmemiştir bu dağlar… Taş gibi memelerin var anam avradım olsun”

“Dokunma bana…” diye tısladım, memelerimi avuçlayıp acıtan eline vurdum. Güldü,

“Az önce sarılıyodun bana yavrum? Dokunma demiyodun, içime gircektin.”

“Donuyordum ondan… Sana bayıldığımdan değil geri zekalı…”

Bu kez tokat benim yanağımda patladı. Kocama vurduğu kadar olmasa da yine canım yanmıştı. Ay diye bağırıp yanağımı tuttum. Kıvılcımlar çakıyordu gözlerimde, yanağım kıpkırmızı yanıyordu. Islak, uzun saçlarımdan tutup başımı çekti, dudaklarını hırsla, sertçe dudaklarıma bastıra bastıra öptü. Sonra da geri çekti, gözlerimin içine bakarak,

“Terbiyeli ol. Yoksa başına geleceklerden ben sorumlu olmam. Ayağını denk al kadın…”

Adamın kuvvetli pençeleri etime geçtiği yeri morartırcasına sıkıyor, canımı yakıyordu. Çırpındım umutsuzca, kaçmaya çalıştım, beceremedim. Pençelerinden kurtulamadım. Beni tuttuğu gibi sürükledi, biraz ilerideki çimenlerin üzerine yatırdı zorla…

Ben altında çırpındıkça hoşuna gidiyor, gevrek gevrek gülerek çaresizliğimle alay ediyordu. Arada bir eğilip tüm ağırlığını üstüme veriyor, altında ezerek dudaklarıma yumuluyor, öpüyordu. Çıplak göğsünün kıllarını meme uçlarımda hissediyordum öpmek için eğildiğinde…

Yoruldum sonunda… Çırpınmaktan vazgeçtim, kollarım iki yana düştü hareketsiz… Üzerimdeki ayı her yerimi ayrı mıncıklıyor, bıyıkları, sakalları yüzüme, yanaklarıma, boyunlarıma bata bata öpüyordu her yerimi… Gömleğin yakalarını iki yana açmış, meydana çıkan memelerimi avuçluyor, sıkıyor, uçlarını parmaklarının arasında ovalıyordu. Kasıklarım karıncalanmaya başladı birden… Meme uçlarımdan bir elektrik akımı tüm vücuduma yayılıyordu sanki…

Hasan ellerimi tutup başımın üzerinde birleştirdi, bastırdı. Kasıklarını kasıklarıma bastırıyor, kıpırdamama fırsat bırakmıyordu. Pantolonunun önündeki sertliği hissettim durunca… Taş gibi batıyordu karnıma, göbeğime…

Ben hareketsiz durunca bacaklarıyla bacaklarımı aralayıp arasına girdi, sertliğini kadınlığıma yapıştırdı. Zaten kısacık etek biz boğuşurken sıyrılmıştı belime kadar, altım çıplak vaziyetteydim. Pantolon kumaşının üzerinden penisinin sıcaklığını hissettim organımın dudaklarında…

“Ihhh…” diye inledim. Kendime inanamıyordum. Bu kadar kaçınma, mücadele, çırpınmanın sonunda zevk alıyordum. Ayının sikinin sıcacık teması beni zevkten inletiyordu.

Son darbe oldu bu… İnlememi duyunca daha bir hırslandı adam… Dudaklarımı kemirmeye, memelerimi acıtarak yoğurmaya, bedeninin ağırlığını arttırmaya başladı. Başımı yana çevirdim gözlerimdeki isteği, şehveti görmesin diye… Daha kötü oldu.

İki erkek bizi izliyordu biraz ötemizde… Elini pantolon fermuarını açıp içeriye sokmuş, sikini avuçlayan Rıfat ve burnunun kanları kurumaya yüz tutmuş kocam… Gözleri açılmış, heyecanla bize bakıyorlardı. Benim çıplaklığıma, Hasan’ın altında kıvranmama…

“Zevk alıyo ağam… Orospu zevk alıyo…” dedi diğeri… Kocamın yanında hem de… Sanki kocam farkında değilmiş gibi… Üstümde beni yiyip duran azgın köpek zevk aldığımı hissetmiyormuş gibi…

“He gardaş… Zevklenmeye başladı kahpe… Yarağın tadını aldı ucundan… Gör bak, neler yapacak bu orospu, nasıl alcak benim yarağı… Sen ne diyosun züppe? Zevk alıyo de mi? Bunca yıldır siktiğin karın senin… Sen daha iyi bilirsin? Söylesene ulan…” Kocam gözleri parlayarak cevapladı adamı,

“Evet… Daha iyi bilirim. Zevk alıyor…”

“Sikeyim mi karını ulan? Senin önünde sikeyim mi ha? Cevap ver züppe…” Rıfat gülerek kocamın ensesine bir tokat attı hafifçe,

“Söyle ulan, ağam siksin mi karıcığını?” Kocam gözlerini bir an bile ayırmamıştı benden…

“Evet…” dedi heyecanla…

“Ne evet? Siksin mi, söylesene…”

“Evet… Siksin… Karımı siksin… Amına koysun… Karımın da istediği buydu zaten… Siksin karımı… Siz bakmayın, numara yapıyor. Amcığı sulanmıştır bile orospunun… Siksin karımı… Sen de sik… İkiniz de sikin kahpeyi… Ben doyuramadım yarağa, siz doyurun bari… Sesi kesilsin, yarak diye diye bağırmasın”

Kahkahalarla güldü ikisi de… Kocam da pantolonunu indirmiş, kalkmış sikini okşuyordu şimdi… Bana… Bu dere kenarında, elin ayısının zorla sikmek üzere olduğu karısına baka baka…

Hasan elini araya sokup pantolonun fermuarını indirdi, sikini çıkardı dışarıya herhalde ki, hemen arkasından suda buz kesmiş kasıklarımın, kadınlığımın üstünde çıplak erkekliğinin ateş gibi sıcaklığını duydum.

İster istemez bacaklarım aralandı biraz daha… Ateş gibi yanan sikini benim yanmaya başlayan amımın dudaklarına sürttü. Evet, az önce buz gibi dere suyunun içinde donan amım şimdi yanıyordu. İstiyordu. Islanıyordum git gide…

Başımı kaldırıp görmeye çalıştım onu… İçime girmeye çalışan erkekliğine baktım. Kıllı bedeninde traş ettiği kasıkları, bileğim kalınlığındaki erkekliği, mor renkteki amıma dayanmış kocaman başı… Başım dönmeye başladı.

O demir gibi, ateşten yanan sikinin gövdesini sürtüp durdu bir süre… Kabaran klitorisimin üzerinde ıslak ıslak gidip geldi kalın yarak… Kıvrandım… Kalçalarım hareketlenmeye başladı. Altımdaki çimenler sırtımı, üstümdeki ayının kılları ön tarafımı okşuyordu sürekli… Zevkten inliyordum artık, kıvranıyordum… Dayanamıyordum. Biraz daha açtım bacaklarımı, içime alabilmek için araladım. Biraz daha…Üstümdeki ayı durdu,

“Ne dersin sultanım? Ağzına layık mı yarrağım? Amın kabul eder mi? Sikeyim mi seni? Bak, kocandan izin aldım. Sik karımı diyo pezevenk kocan… Sen de istiyo musun sikmemi?”

“Evet…” dedim belli belirsiz… Hala duruyor, hareket etmiyordu. Huzursuzca kıpırdandım. Sesimi yükselttim bu kez, istekle, sabırsızlıkla bağırdım. “Evet… Sik beni… İstiyorum işte… İstediğimi biliyorsun hayvan… Sikini istiyorum senin… Yarrağını… Sok artık…”

Sokmadı. Siki kadınlığımın üzerinde dururken eğilip dudaklarımı öptü nazikçe… Titredim. Zevkle ürperdim. Başımı kaldırıp dudaklarını aradım ben de… Alt dudağımı hafifçe ısırdı vahşi herif… Bu hareketi kanımı daha çok kaynattı. Belden yukarımı kaldırıyor, memelerimi onun göğsüne sürtmek, dudaklarını öpmek için kıvranıyordum. Düpedüz gözlerimden yaş geliyordu artık,

“Ohhh… Hadi erkeğim… Hadi sik beni… Becer… Yalvartma beni artık… Sok şu sikini içime… Yarağını sok. Hadi… Hadi… Sikk…”

Am dudaklarımı zorlayan erkekliğin başı içime girdi. Yumruk gibiydi kapımda… Hissediyordum onu… Kalınlığını… Sonra bir anda amıma gömdü sikini… Aahhh… İnsafsızca, vahşice gidip gelmeye başladı vajinamda…

Canım yanıyordu kalın yarak içimi yardıkça… Ama daha fazla da zevk alıyordum. Artık aldığım zevki saklayamıyordum onlardan… Feryat figan, bağıra bağıra sikiliyordum mağara ayısının altında… İlk orgazmımı yaşattı bana… Durmadan devam etti. İçinden sular fışkıran amımda gidip geldi.

Ellerimi bırakmıştı çoktan… İnip kalkıyordu üstümde durmadan… Az önce boşalmama rağmen zevkten kıvranıyordum. Amımda durmaksızın, dinlenmeksizin gidip gelen sikin sürtünmeleri öldürüyordu beni… Boynuna sarıldım. Bedenimi onun kıllı bedenine yapıştırdım. Memelerim ezildi. Boynunu ısırdım zevkten… O da acıyla, zevkle inledi. Hoşuna gitmişti dişlerimi omuzlarında hissetmek…

Kendine yakışanı yaptı. Ayı gibi böğürdü boşalmaya yaklaştığında… Kulağımı yalarken zevkten hırıldıyordu. Bacaklarımı beline doladım. Altında yuvarlandım. Ne istediğimi anladı hemen, yana devrilip beni üstüne çekti.

Bir kısa zaman dilimi bekledim hareketsiz… Hemen gelmesini istemiyordum. Sonra ellerimi göğsüne koydum, oturup kalkmaya başladım üstünde… Çılgın bir tempo tutturmuştuk ikimiz de… Gözlerim kısılmış, dudaklarımı ısıra ısıra amımdaki yarağın zevkine varıyor, her hücremde hissediyordum kalınlığı…

Ben kalın yarağın üstünde inip kalkarken dudaklarımı öptü biri… Gözlerimi açtım. Rıfat… Soyunmuş, çırılçıplak yanımıza gelmişti… Ben de öptüm. Diliyle yaladı dudaklarımı… Öpüştük. Ayağa kalktı sonra… Kalkmış sikini ağzıma dayadı. Onun siki de epey hatırı sayılır bir uzunluğa sahipti. Damarlarını okşadım dilimle, ağzımın içine alıp emdim. Alttan Hasan sona yaklaşmış, memelerimi avuçlarken, hızla, hırsla vajinamın içine içine vurduruyor, darbeleri beni sıçratırken, ben ağzımın içinde Rıfat’ın sikini emiyordum.

Hasan sonunda amıma boşaldı. Son bir kasılmayla döllerini içime püskürtürken ben ikinci kez gelmeye başladım. Gözlerim kaydı, Rıfat’ın ağzımdaki sikini çıkarıp beline sarıldım düşmemek için… Rıfat saçlarımı kavramış, tükürüklerimden ıslanan sikini sıvazlayarak otuzbir çekiyordu hızla… O da spermlerini yüzüme attırdı kısa sürede… Dalga dalga yüzüm gözüm bembeyaz spermleriyle kaplandı.

Kendimi sırt üstü yan tarafa, çimenlerin üzerine bıraktım. Hasan yattığı yerde kalmıştı. Rıfat diz çökmüş, kendine gelmeye çalışıyordu. Kendime hayret ediyordum. Kocamla sıcacık yatağımızda yeni evliyken bile beraber boşalmamıştık hiç… Erken gelirdi hep… Beni sik gibi bırakırdı tek başıma… Bugün üç kişi birden aynı anda boşalabilmiştik. İki erkeği mutlu edebilmiştim. Kendim de bulutların üzerine çıkmıştım adeta…

Ben bunları aklımdan geçirirken kocamın gölgesi düştü üzerime… Siki elindeydi. O da sıvazlıyordu sikini… Yüzüne baktım. Yalvarırcasına, aç kalmış bir kedi yavrusunun gözleriyle bakıyordu bana… Haline acıdım zavallının… Bacaklarımı araladım, elimle amımın dudaklarını ikiye ayırdım. Hasan’ın dölleri süzülüyordu am dudaklarımdan…

“Sen de sikmek istiyorsun galiba kocacım…” dedim.

“Evet… Lütfen… Bırak gireyim içine…” diye yalvardı, elindeki yarı sert minik sikiyle…

“Ama beni az önce siktiler aşkım…” Elimi uzatıp Hasan’ın elini sıktım mutlulukla, teşekkür edercesine… Minnetle… Kocama döndüm, “Koca yaraklı biri az önce sikti beni… Amımda senin değil, yabancı bir erkeğin dölleri var… İçime boşalttı taşaklarını… Bak, beyaz beyaz nasıl akıyor spermleri…” Gözleri oramdaydı… İstekle parlıyordu o gözler… Ne istediği öylesine belliydi ki… İstediğini vermeliydim ona…

“Evet karıcım… Dölleri akıyor…” dedi fısıltıyla…

“İstersen temizle onları, öyle sik beni kocacım… Beni siken koca yaraklı erkeğin döllerini yalaya yalaya temizle amcığımı… Sonra sikmene izin veririm belki…” Kocam önümde diz çökünce Hasan yan tarafımda güldü,

“Ulan züppe? Yapacak mısın karının dediğini yoksa?”

“Yapcak valla ağam… Bakışlarını beğenmedim ben bunun…” diye atıldı Rıfat da…

Kocamsa aldırmadı bile onların alaylarına… Dizlerinin üstünde yaklaştı, bacaklarımın arasına girdi. Hala amıma bakıyordu şaşkın şaşkın… Sonra başını eğdi, kasıklarıma kapandı, dilinin ucuyla klitorisime dokundu. En hassas yerimdi ve kocamın dili titretti, ürpertti beni… Sonra da o dilini amımın dudaklarında boydan boya gezdirmeye başladı.

Sündüre sündüre emiyordu amımı… Daha aşağıya indi, diliyle kadınlığımın her tarafını yalıyor, Hasan’ın hala içimden oluk oluk süzülmekte olan döllerini temizliyordu. Dudaklarını olduğu gibi am dudaklarımın üzerine kapattı bir kadınla dudak dudağa öpüşürcesine, vantuz gibi emdi, yaladı yuttu…

Saçlarından tutup başını çektim yukarıya… Doğrulup kalktığında ağzı burnu ıslaktı kocamın… Gözleri parlıyordu. Amımdaki yabancı bir erkeğin spermlerini yalayıp yutmak sikinin iyice sertleşmesine yaramıştı. Bense adeta bir sokak köpeği gibi amımı yalayan kocamın dilinin etkisiyle uçuşa geçmiştim tekrar…

“Mımmm… Hadi gir artık içime kocacım… Sen de sik beni… Sikilmiş karını sen de sik bebeğim… Sikemiyorsun ama, amcığımı çok güzel yalıyorsun… Hakkını yemeyeyim…” dedim istekle…

Dediğimi yaptı. Diğer erkeklerin yarısı büyüklüğündeki sikiyle ıslak amımda gidip gelirken boynuna sarılıp bir bebek gibi kendime çektim kocamı… Öyle tahrik olmuştum ki… Az önce sikilmiş amıma kocamın da girmesi, beni sikmeye çalışması beni öylesine tahrik etmişti ki… Kasılmaya başladım. Sonunda kocam da boşaldı içime… Yanıma devrilip kaldı.

Yattığım yerden kalktım, derenin kenarına gidip suya girdim. Elimi yüzümü, erkeklerin spermleriyle kaplı bedenimi yıkadım, temizledim bir güzel… Geriye döndüm, Hasan’ın gömleğini alıp kurulandım. Sonra da gömleği yere serip plaj havlusuna yatar gibi çırılçıplak uzandım sırt üstü, ellerimi başımın altına koydum… Doymuş, rahatlamış, huzur doluydum. O seks yapamamanın verdiği gerginlik bitmişti artık…

Erkekler de suya girip temizlendiler. Sonra da giyinmeye başladılar. Gözleri bendeydi yine… Hiç sakınmadan çıplak yatışıma bakıyorlardı hala doymamış, aç gözlerle… Bacaklarımı aralayıp tüysüz kadınlığımı okşadım bir güzel… Sonra da,

“Eeee? Şimdi ne yapıyoruz bakalım?” dedim beklentiyle… Hasan ile Rıfat bakıştılar bir an, sonra bir kocama, bir bana baktılar. “Burada bitecek mi? Bu kadar mıydı?” dedim gülümseyerek, şımarık bir edayla…

“İstersen benim çiftliğe gidelim sultanım, orda devam ederiz.” dedi Hasan. “Cip şu ilerde… Daha rahat ederiz orda, di mi Rıfat?” Rıfat gözleri bende,

“He valla ağam, ben de doymadım daha bu güzelliğe… Bi güzel dadına bakaydım iyiydi.” Kocama döndü, “Avradın hasıymış senin karı beyim… Cins kısrak gibiymiş yemin olsun. Zaptedene aşk olsun… Ama merak etme, ağam doyurur senin kısrağı…” Hasan gülerek,

”Hadi sen de bizimle gel boynuzlu pezevenk… Gel de doymaz karını nasıl doyurduğumu gör, nasıl siktiğimi seyret… Arada sen de sebeplenirsin sayemizde… ”

Hasan elimi tutup kalkmama yardım etti. Ayağa kalkınca sarılıp dudaklarımdan öptü, memelerimi, kalçalarımı sıkıp bıraktı. Üç erkeğin arasında çırılçıplak bekledim. Rıfat iki parça giysimi, ayakkabılarımı toplayıp geldi etraftan…

Tişörte baktım, iki parça olmuştu Hasan yırtınca, giyilecek hali kalmamıştı. Hasan gömleğini uzattı tekrar… Çıplak bedenime onun erkek kokusu sinmiş gömleğini geçirdim, kokusunu içime çektim. Eteğim hala ıslaktı, kurumamıştı, giymedim. Hasan’ın gömleği anca kalçalarımı örtüyordu, yeterliydi. Kendisi de cipten atletini alıp giydi. Yola çıktık hep beraber…

Çiftlik yoluna sapan üstü açık cipin önünde, Hasan’ın yanına kurulmuş, saçlarım uçuşarak giderken beni nelerin beklediğini hayal etmeye çalışıyordum. Rıfat ile kocam arkadaydı.

Hasan’ın bir eli direksiyonda, bir eli üstümdeki tek giysi olan oduncu gömleğinin altında, bacaklarımı okşuyor, çıplak amımı karıştırıp duruyordu. Arkama, deri koltuğa yaslanıp bacaklarımı araladım. Kendimi memnuniyetle koca ayımın pençelerine, ıslak amıma girip çıkan dolma gibi parmaklarına bıraktım.

Artık mutluydum.

Görümcem ve Sevgilisi 4

Görümcem ve Sevgilisi 2
İkiletmedim. Dilimi çıkarıp gezintime dilimle devam ettim. Dilim kurudukça yalanıyor, ıslatıp devam ediyordum.

“Tükür lütfen, ıslansın…” dedi. Tükürdüm ben de… Ne bileyim, kocamda böyle şeyler yaşamamıştım ki hiç… Elimle tükürüğümü yaydım sikinin teninde… Kayganlaşan avucumla okşadım, dilimle yaladım, tekrar ıslattım… Şapkasını, gövdesini, her yerini…

“Şimdi torbalarımı…” talimatı geldi.
Aşağıya indim. Dilimi torbalarının hassas derisinde değdirdiğimde inledi. Burnuma ter, sperm kokuları geliyor, bu beni daha da azdırıyor, yaladıkça yalamak istiyordum. Ama izin vermedi. Saçımı tutup geriye çekti başımı… Islanmış ağzımla yüzüne baktım, bekliyordum.

Tekrar doğrulup oturduğu yerde kendine çekti, tekrar öptü beni… Islak dudaklarımı öpüyor, yalıyordu. Belimden tutup benimle beraber aşağıya kaydı, sırtüstü yatırdı… Halının üzerine boylu boyunca uzattı, kendisi de bacaklarımı ikiye ayırıp üzerime abandı.

Bacaklarımın arasında durup bir süre beni seyretti. Heyecan içinde bekliyordum. Fazla bekletmedi. Eğildi. Dudakları dudaklarıma değdiğinde, sikinin başı da apış arama girmiş, amıma baskı yapmaya başlamıştı. Dayanamadım, sımsıkı sarıldım boynuna… Kalçalarını indirip sikini bastırdı, giremedi. Bu kez bir elini aramıza sokup sikini tuttu, hedefine nişanlayıp bastırmaya çalıştı. Zorlanıyordu. Tüm ıslaklığıma rağmen koca siki, benim az kullanılmış, narin amıma girmekte zorluk çekiyordu. İnledim,

“Ihhhh… Yavaş… N’olur… Organın çok büyük… Alışkın değilim…”

“Merak etme canım…” dedi. “Alıştıra alıştıra yaparım. Fazla zorlamamaya çalışırım.”

Dediği gibi yaptı. Yavaş yavaş, ileri geri, ileri geri yapa yapa, sikini am sularımda ıslatıp kayganlaştırarak ilerledi, ilerledi… Sanki amıma bir kol giriyor gibiydi, dudaklarının, içimde vajina duvarlarımın zorlandığını, gerildiğini hissediyordum. Zevk mi? Evet, ama duyduğum acı daha fazlaydı sanki…
Dibime kadar girdi… İçimde yumruk gibi başın kalınlığını hissediyordum. Biraz bekledi, sonra birden kendini olduğu gibi üzerime bıraktı.

“Ihhhh…” diye inledim. Nefes almaya çalıştım. Yapılı erkek gövdesinin altında eziliyordum. Uzun sikinin henüz dışarıda kalan son birkaç santimini de dibime kadar gömmüştü bu hareketiyle…Artık amım yırtılacak, balon gibi patlayacak sanıyordum. Elimi araya sokup göğsüne dayadım, itmeye, kaldırmaya çalıştım. Nefes nefese,
“Offf… Ahmet… Lütfen kalk… Üstümden kalk… Nefes alamıyorum… Sikin içimi yakıyor, yırtılacak gibiyim…”
“Rahat bırak kendini güzelim… Şimdi geçecek… Amcığın alışır şimdi, merak etme…” diyerek beni dudaklarımdan, yanaklarımdan öpüyor, rahatlatmaya çalışıyordu.
Kendini yukarı çekti, üzerimdeki ağırlık, içimden bir ploff sesiyle aniden çıkan sikinin baskısı kaybolunca gerçekten biraz rahatlamıştım. İçimi yakan ateş gibi erkeklik organı içimden çıktığında bir serinlik hissettim… Ürperdim. Sonra o serinlik yerini tekrar ateşe bıraktı.
Başımı kaldırıp baktığımda Semra’nın başını kasıklarımın üstünde gördüm. Diliyle am dudaklarımı yalıyordu, yavrusunu yalayan bir anne köpek gibi özenle… Ahmet yanımızda yanlamasına uzanmış, elinde tuttuğu sikini sıvazlayarak ilgiyle Semra’nın oral yapışını izliyordu.
Kendimi, salonun loş ışıklı ortamında, küçük pipili kocamın hayli geniş porno arşivinden bir film sahnesinde gibi görüyordum. Ben, seksi görümcem ve koca yaraklı sevgilisi… Sanki satanist bir grup seks ayinindeymişiz gibi…
Ben, bakire kurban gibi ortalarında yatmışım, rahibe kadınlığımı okşayıp yalayarak beni Efendimizin kutsal asası ile sikişine hazırlıyor… Efendimiz, az sonra amıma sokacağı kalın, damarlı, kutsal asası elinde, sabırsızlıkla rahibenin işini bitirmesini bekliyor. Ve rahibe de işini iyi yapıyor doğrusu… Dili amımda gezindikçe, klitorisime dokundukça, elektrik vermişçesine minik titremelerle kendimden geçiyorum…
Parmaklarını içinden sular akan amıma sokarak ileri geri yapıyor. Önce biri… Sonra ikincisi… Sokup çıkarıyor… Aynı anda dili parmaklarının etrafında, amımda tavaf yapıyor. Klitorisimi okşayan dil, aşağıya iniyor, am dudaklarımı yalıyor, daha aşağıya, arka deliğime kadar okşaya okşaya tüm kasık bölgemde geziniyor. İnliyorum, dayanılacak gibi değil, parmaklarımla halının tüylerine asılıyorum…
“Ahhh… Çok güzel… Harika…”
Korkunç bir zevk dalgası yükseliyor kasıklarımdan tüm vücuduma… Kalçalarımla beraber düz karnım, göğüslerim dalgalanıyor, kasılıyor, gözlerim kararıyor… Orgazm oluyorum… Dakikalarca… Ama Semra durmuyor, yalamaya devam ediyor…
“Yeter… Yeter artık… Dayanamıyorum… Bırak lütfen…” diyorum. Neden sonra bırakıyor amımı yalamayı… Başını kaldırıyor kasıp yalamasına engel olmaya çalıştığım bacaklarımın arasından… Etli dudakları am sularımla pırıl pırıl, saç baş dağılmış… Gülümsüyor bana… Ahmet’e dönüyor,
“Gel canım… Artık hazır…” diyor. “Şimdi girebilirsin…”
Ahmet bekletmeden kalkıyor, dizlerinin üstünde tekrar bacaklarımın arasına giriyor, siki kocaman başıyla dimdik, amıma kilitlenmiş…
“Dur bi dakka…” dedi Semra… Elini uzatıp Ahmet’in sikini kavradı. Tutup ağzına soktu aleti… Bol bol tükürükle karışık emdi, yaladı… Boğazına kadar sokuyor, sonra dışarıya çıkarıp ne durumda olduğuna bakıyor, sonra tekrar sokuyordu ağzına… Ahmet inleyerek,
“Yeter artık fahişe…” dedi. “Böyle boşalmak istemiyorum, bırak şunu…”
Semra, ağzında iyice ıslattığı siki, az önce içinden sular fışkıran amımın dudakları arasına getirdi. Bana,
“Merak etme canım…” dedi. “Kontrol bende… Canının yanmasına izin vermem. Sonuna kadar sokturmam…”
İçimden gülmek geldi ama amıma girecek yarrağın heyecanı gülmeme engel oldu. Böyle bir fıkra mı vardı ne? Gerdek gecesi, kızını yarmasın diye damadının yarrağını eliyle tutan kaynanayla ilgili? Ama Ahmet kalçasını hareket ettirip sikinin başını amıma sokuverdiğinde hepsi uçtu gitti aklımdan… Dirseğimin üzerinde doğrulmuş, Ahmet’in koca sikinin içimde batan gemi gibi kayboluşunu izliyordum dudaklarımı ısırarak…
Az önceki orgazmımın etkisiyle herhalde, fazla canım yanmıyordu bu kez… Önce yumruk gibi baş kayboldu tamamen… Sonra damarlı gövde ağır ağır içimde batmaya başladı… Başımı iki yana sallayarak,
“Ihhhh…” diye inledim. Amımı yarıyordu hayvansı alet… Semra tüm dikkatini elinde tuttuğu aletin içime girişine vermiş,
“Şşşş…” dedi. “Az kaldı Aylin… Sık dişini canım…”
Dediği gibi az sonra Semra’nın yarağı tutan eli kasıklarıma dayandı, kaldı. Ahmet itmesine rağmen daha fazla girmiyordu yarak… Sonra inip kalkmaya başladı üstümde… Ağır ağır… Acı kaybolmuştu şimdi… Katıksız zevk vardı artık… Semra’nın elinin izin verdiğince içime giriyor, sonra başına kadar geri çıkıyordu.
Hızını arttırdı. Nefes alamıyordum zevkten.. İçime girip çıkan erkeklik organı, bir şehvet dalgasından diğerine koşturuyordu beni… Ahmet ellerinin üzerinde spor salonunda şınav çekercesine rahat ve o oranda tempolu hareketlerle inip kalkıyordu. Bunu yaparken gözleri gözlerimdeydi. Semra’ya,
“Bırak artık yarrağımı…” diye hırladı. “Boşalmak üzereyim…”
Semra elini bırakıp üzerime geldi, dudaklarıma yumuldu. İyi ki öyle yapmış. Ahmet’in yarağını boylu boyunca amıma gömmesiyle, benim o anda duyduğum acı ve zevkle gırtlağımdan kopup gelen feryat, Semra’nın ağzında boğuldu gitti… Ağzımı dudaklarıyla kapatan Semra’nın ağzının içinde zevkten bağırıyordum artık… Burnumdan nefes almaya çalışıyor, başaramayınca göğüslerim şiddetle inip kalkıyordu.
Bu arada Ahmet, inip kalkan memelerimi kürek elleriyle avuçlamış yoğuruyordu. Kalçalarının hareketi iyice hızlanmış, kasıkları şiddetle kasıklarıma çarpıyor, amıma yarağını dipledikçe o elim büyüklüğündeki yumurtaları ıslanmış arka deliğime vurup duruyordu.
Kendimi ölecek gibi hissediyordum. Vücudumun her zevk noktasından beynime gelen sinyaller artık birbirine karışmıştı. Ahmet’in sikinin pompalayıp durduğu amımdan, taşaklarının çarptığı arka deliğimden, hoyratça avuçlanan memelerimden, Semra’nın kemirdiği dudaklarımdan…
Bütün sikişimiz boyunca orgazm yaşadım sanki… Küçük ölüm… Zevkten kendimi kaybettim bir süre sonra… Ahmet’in kasılmaları, içime fışkıran döllerinin rahmimin en derinlerini yakan ateşi… Her şey etrafımda dans etmeye başladı… Ahmet… Semra…
Gözlerim karardı… Bayılmışım…

aslında aslı hikayesi

Görümcem ve Sevgilisi 1

Kocam telefon ettiğinde banyoda duştaydım. Telefonun çalan zilini duyar duymaz duşun altından çıkıp koşturdum. n yeni çıkmıştım. Havluyu ıslak vücuduma sarıp acele koştum. Telefon alıcısını kulağıma aldığımda havluyla kurulanmaya çalışıyordum bir yandan da…

“Hayatım, Ankara’dan arıyorum” dedi direkt olarak. Şaşırdım,

“Ankara mı? Nasıl yani? Nerden çıktı şimdi bu? Daha önce bahsetmemiştin…”

“Acil iş çıktı, şirketin bir sorunu vardı, koşuşturmaktan seni arayamadım bile, kusura bakma ne olur… Uçaktan yeni indik, hemen seni arıyorum…” Arka planda hava alanının bildik gürültüsü, anons sesleri yankılanıyordu. Biz demesi dikkatimi çekti,

“İndik derken? Kim var yanında? Sekreterinle mi gittin oraya yoksa?”

“Aşkım, yine gereksiz kıskançlıklara başlama… Sana sonra anlatırım uzun uzun… Ben kapatıyorum. Semra’yı arayayım, bu gece sana gelsin, yalnız kalma…”

Elimde ötüp duran telefona bakakaldım. Kan beynime hücum ediyordu. Kocam yanında o şırfıntı, seksi sekreteriyle beraber Ankara’daydı ve benim elimden bir şey gelmiyordu. Holdeki boy aynasına ilişti gözüm…

Uzun sarı saçlarım ıslak tenime yapışmış, su damlacıkları vücudumda yol bularak aşağılara doğru iniyordu. İri göğüslerim, incecik belim, kalçalarım, uzun bacaklarım… Bir haftalık rahatsızlıktan sonra bu akşam seks perhizini bozmanın, kocamla sevişme planlarımın heyecanıyla temizleyip pırıl pırıl yaptığım kadınlığım…

Aklım kocama gitti yine… Bir hafta o minik sikini bana sokamadı diye yine o aptal sarışınla yatağa mı girdi yoksa bu adam… Gözümün önüne otel lobisinde oturan kocamla sekreteri geldi… Odaya beraber çıkmaları… Asansör… Ayrı oda mı tuttular? Geceyi aynı odada mı geçirecekler? Oda servisine şampanya siparişi verir mi? Bayılır böyle jestlere zampara herif… Para bok gibi tabi… Oniki santimlik sikinin açığını böyle şeylerle kapatmayı sever.

Öfkeyle telefon alıcısın koltuğun üzerine fırlattım. Ne yapacaktım ben bu herifle? Ayrılmayı istedim, yapamadım. Bana sağladığı lüks, güzel yaşamı bırakamadım bir türlü… Ne yapabilirdim? İlk beni aldattığını öğrendiğimde öyle tartıştık ki… Boşanmak istersem beni şirketin avukatları sayesinde dımdızlak ortada bırakmakla tehdit etti. Eski parasız, zibidi günlerime geri mi dönecektim? Mecburen kalmak, her şeyi bile bile yutmak zorunda kaldım.

Artık karısı olmak bir görev, bir iş gibi geliyordu bana… Altına yatıyor, küçük erkekliğiyle işini görmesini bekliyordum bacaklarım açık… Hırıltılarla boşalıp yana devrildiğinde bana bakmasına aldırmadan klitorisimi okşaya okşaya kendimi tatmin ediyordum. Kocamın yanında, aşk yatağımızda ben kıvrıla kıvrıla orgazm olurken o da utanmadan, sikini okşayarak beni izliyordu genelde…

Ben bunları düşünürken kapının zili çaldı. Havluyu göğsüme sarıp kapıya gittim. Semra gelmişti. Kocamın kız kardeşi, görümcem… 22 yaşındaydı. O da abisi gibi zamparanın tekiydi. Küçük yaşına rağmen kırmadığı fındık kalmamıştı. Kısacık boyuyla, seksi giyimi, kıvrımlı vücuduyla yanında hep başka başka erkeklerle görürdüm. Bir tanıştırdığı oğlanı, bir daha göremezdim. Severdim keratayı… Dert ortağımdı. Abisinin yaptıklarını yana yakıla anlatırdım, o da bana sevgililerinden yediği kazıkları anlatır, dertleşirdik.

İçeri aldım, o otururken ben de giyindim. Beraber çıktık, akşama kadar alışveriş yaptık, kafelerde oturduk, gezdik. Akşam yemeğimizi dışarıda, güzel bir restoranda yedikten sonra eve geldik. Soyunup dökündük, geceliklerimizi giyip benim yatak odasında, yatağın üzerinde oturup sohbet etmeye başladık. Yemekte aldığımız birer kadeh şarap kesmemişti, yenisini açtım, ellerimizde kadehlerimizle yatağa serilmiştik.

Son sevgilisini anlatıyordu yana yakıla… Benim aklım kocamın yediği herzelerde, yarım kulakla dinliyordum onu… Bir şey yüzünden kavga mı etmişler, küsmüşler mi, ağlaya ağlaya anlatıp duruyor, kadehleri arka arkaya deviriyordu üzüntüsünden…

“Ne isterse verdim. Ne isterse yaptım. Beyimin canı sevişmek istedi, gece demedim yanına gittim. Paraya sıkışmış, çıkarıp verdim. Ama ufacık bir şey için beni kırıyor, üzüyor, kavga ediyor Aylin… Ben ne yapayım bu adamla?” diye dert yanıyordu. Bu arada dördüncü kadehi doldurdu

“Ayrıl sen de…” diye akıl verdim. “Sırtında yumurta küfesi yok ya? Bırak gitsin. Başkasını bulursun. Bu kadar üzülmene gerek yok ki…”

“Ahhh… Ayrılamam ki yenge…”

“Neden kızım, siktiri çek gitsin, bu kadar basit…”

“Öyle deme… Onsuz yapamam ben…”

“Neden? Ne özelliği var bu zibidinin?”

“Ah yenge… Sorma… Anlattırma bana nelerinin olduğunu…”

“Anlatsana kız… Merak ettirdin beni şimdi…”

“Yaaa… Yatakta müthiş bu herif Aylin… Öyle bir sevişiyor ki, öyle bir doyuruyor ki… Bu kadar sevgili değiştirdim, bunun gibisini görmedim. Sırım gibi… Hele aletini görme… Nah bu kadar… “

Dirseğini kıvırmış, boylu boyunca gösteriyor, kalınlığını anlatırken bileğini işaret ediyordu. Bir anda ilgimi çekmişti konu… Gözümde canlandırmaya çalıştım. Pornolardaki zenciler geldi gözümün önüne… Beyaz sarışınların amına, ağzına girip çıkan, almakta zorluk çektikleri kocaman, kara erkeklik organları… Yutkundum,

“Offf… Hadi yaa… Gerçekten mi?” diyebildim.

“Sana yemin ederim. Akşam başlıyor, nerdeyse sabaha kadar bırakmıyor coştuğu zaman… Canımı çıkarıyor. Üç gün kendime gelemiyorum. Turşu gibi dolaşıyorum ortalıklarda… Ne önüm kalıyor, ne arkam… Darmadağın ediyor…”

“Tamam tamam… Anlatma… Vazgeçtim… Zaten dertli olduğumu, yaralı olduğumu biliyorsun, bir de bunları anlatıyorsun ballandıra ballandıra…”

“Ya, kusura bakma Aylincim… Senin yanında anlatıyorum bunları ama çok dertliyim yaa… Kendi derdimden senin derdini unutmuşum. Abimin seni aç bıraktığını, doyuramadığını… Ne oldu, sana aldığım hediye iş görmüyor mu?”

Bana aldığı vibratörden bahsediyordu. Yine böyle içki alıp dertleştiğimiz bir akşam ona her şeyi anlatmıştım. Abisinin sikinin küçüklüğünü, doyuramadığını, çok seyrek seks yaptığımızı, onun da beş dakikada bittiğini… Kızcağız üzülmüş, ertesi günü elinde bir paketle çıkıp gelmişti.

Paketi merakla açtığımda içinden 25 santimlik, damarlı, kocaman bir titreşimli vibratör çıkmıştı. Kızarıp iade etmek isteyince de paketi bırakıp gitmişti. O günden beri o vibratörle idare etmeye çalışıyordum.

“Vibratör iş görüyor, merak etme…” dedim gülümseyerek… Yalnız gecelerimde içimde titreşen koca aletin verdiği zevk geldi aklıma, uzandığım yerde gerindim. O kasıklarımdaki karıncalanma hissini duydum yine…. Semra da başını eline dayamış, yattığı yerde beni izliyordu. O da gülerek,

“Evet, görüyorum, seni iyi doyuruyor galiba…” dedi hınzırca…

“Ama canlısının yerini tutmaz ki kızım…” dedim sıkıntıyla… “Sadece içime girip çıkıyor. Hani içime girerken beni ezecek erkek? Hani beri sarıp okşayacak kollar? Dilleyecek diller? ”

“Doğru söylüyorsun. Gerçek erkeğin yerini tutar mı hiç? Hele benimkinin… Ahmet’im burada olsaydı şimdi… Sarsaydı, altında ezseydi beni… İçime gömseydi o aletini…”

Dudaklarını büzmüş, yine sevgilisi aklına gelmiş, gözünden pıtır pıtır yaş dökülmeye başlamıştı. Alkolün de verdiği etkiyle ağlıyordu baya… Dayanamadım, uzanıp sarıldım, teselli etmeye çalıştm. Başını kucağıma koydu, hem ağlıyor, hem bacaklarımı okşuyordu. Eline vurdum,

“Yapma canım… Lezbiyenlik huyum yok biliyorsun…” Gözünün yaşıyla güldü,

“Ah, bilsen neler kaçırıyorsun Aylin…” dedi. “Bu güzel vücudunla…”

“Deli kız… Bırak şimdi bunu… Daldan dala atlıyorsun. Gel şu Ahmet’i arayalım, çağır buraya, konuşalım, aranızdaki sorunu çözelim, ne dersin?”

“Gelmez ki… Telefonuma cevap bile vermiyor. Konuşmuyor benimle…”

“Dur sen, ben arayayım. Numaramı bilmiyor, açmamazlık yapmaz.”

“Arama şunu… Götü kalkacak… Bir sürü hakaret etti bana… Tamam, beni siksin diye ölüyorum ama, arayamam.”

“Ver şu telefonunu, karışma gerisine…”

Aradım. Tok bir erkek sesi… Kim olduğumu, neden aradığımı anlattım. Gelmeyeceğini, ısrar etmememi söyledi. Kapattı. Bizimki yine zırlamaya başladı.

“Söylemiştim sana… İstemiyor beni artık…”

Bir şey diyemedim. Birer kadeh daha doldurdum. Yavaş yavaş içtik konuşmadan…

Artık gözlerim kapanmaya başlamıştı ki, birden kapının zili çaldı. Saate baktım, onikiyi geçmiş, bu saatte kim olabilir ki diye düşündüm.

Biraz korku, biraz çekingenlikle kapıya gittim. Gözetleme deliğinden baktığımda kapıda bir adamın durduğunu gördüm. Semra’nın anlattığı kadarıyla bu olsa olsa Ahmet olabilirdi, sevgilisi… Heyecanla kapıyı açtım. Telefondaki tok, erkek sesiyle,

“Merhaba…” dedi.

“Merhaba?” diyerek yanıtladım.

“Ahmet ben… Az önce konuştuk. Semra’yla ilgili… Gelmeyeceğimi söylemiştim ama, dayanamadım, çıkıp geldim.” Elimi uzattım, tokalaştık.

“Memnun oldum. Ben de Aylin…” dedim.

“Biliyorum, Semra çok bahsetti sizden…”

“Gelsene içeriye Ahmet, kapıda durma öyle…”

Sarışın, yakışıklı, uzun boylu, dalyan gibi dedikleri türden bir şeydi. Mavi mavi boncuk gözleri bende, her an üzerime atlayacakmışcasına benim üstümde, içeriye girdi. Tuhafıma gitti bakışları… Neye bakıyor bu adam böyle derken, gözüm aynaya ilişti. Hay Allah… Gecelikle açmıştım kapıyı… Altımda bir külot vardı sadece… Meme uçlarımın siyahlığı, tanga külodum, mini eteğin açıkta bıraktığı bacaklarım… Hepsi meydandaydı. İçeriye seslendim.

“Semra, gelsene buraya…”

Çıktı geldi. O da benimle aynı durumda, geceliğiyle çıkıp gelivermişti öylesine… Ahmet’i görünce gözleri açıldı şaşkınlıktan… Soğuk bir tavırla,

“Hoş geldin Ahmet…” dedi.

Ben hemen yatak odasına koşup üzerime bir sabahlık geçirdim, geldim. Salona girdiğimde onlar hala karşılıklı bakışıyorlardı. Bakışlarıyla anlaştılar herhalde, Semra bir adım atıp sımsıkı sarıldı oğlana… O da karşılık verdi. Ayakta birbirlerine sarıldılar, kaldılar.
Semra’nın minyon yapısının yanında adam dev gibi görünüyordu. Aralarında nerden baksan 50 santim boy farkı vardı. Semra parmak uçlarında yükselerek uzandı, dudakları birleşti. Ahmet de beline sarılarak kendine yapıştırdı kızı, ayakta emişmeye başladılar.

Beni unutmuşlar, kendilerinden geçmişlerdi. Görüşmeyeli epey zaman olmuştu sanırım. Semra’nın göğüsleri adamın göğsünde eziliyor, adamın kocaman elleri belinde, kalçasında dolaşıyordu. Neden sonra ayrıldılar. Ben gülerek,
“Madem bu kadar özlediniz, neden ayrı durdunuz bunca zaman?” dedim. Birbirlerine baktılar, elleri ayrılmamıştı. “Hadi oturun, size bir şeyler getireyim, konuşalım… Ne alırsın Ahmet?”
“Siz bilirsiniz, ne varsa, fark etmez…” deyince büfede duran eski viskiyi alıp birer kadeh doldurdum. Geniş koltuğa yan yana oturan sevgililere uzattım. Karşılarındaki tekli koltuğa geçip oturdum ben de… Onlar hem viskilerini yudumladılar, hem konuştular… Dakikalarca…
Ahmet konuşup tartışmanın hararetiyle viskiyi çabuk çabuk içiyordu. İki, üç, dördüncü kadehi doldurduğumda o da bizimle aynı ayara gelmişti. Semra yatakta içtiğimiz şarabın üzerine ikinci viski kadehini yuvarlamış, sevgilisinin yanında mutluluktan yanakları, gözleri parlıyor, dili şakıyordu. Ahmet’in kolunun altına girmiş, kene gibi yapışmıştı çocuğa…

Arada ben de lafa karışıyor, neşelerine ortak oluyordum. Ahmet’i süzüyordum. Sarı saçlarını uzatmış, yanık teniyle kızılderili gibi duruyordu. Kirli sakalı, tek kulağında parlayan küpesi, üzerindeki kaliteli gömlek kot pantolonla harika görünüyordu.

Semra bir yandan konuşuyor, bir yandan oğlanın tepesine çıkacak gibi sarılıyor, sarmaşıyor, yanaklarını okşuyor, öpüyordu. Ahmet biraz sıkılgan, gözü bende, kulağı Semra’da, onun saldırılarına karşı durmaya çalışıyor gibiydi. En son Semra dudaklarına uzanınca,
“Rahat dur kızım… Azmışsın sen iyice… Baksana, Aylin var…” dedi. Semra umursamadı bile, öpmeyi sürdürdü,
“Yabancı değil o… Halden anlar, merak etme… Seni nasıl özlediğimi, nasıl istediğimi o da biliyor…” dedi. Ahmet kurtulmaya çalışarak,

“İyi de… Bu kadar…” Bu sefer ben söze karıştım. Televizyonun kumandasını alarak bir film açtım,
“Siz bana bakmayın çocuklar, rahatınıza bakın… Yabancı değilim ya… Film izliyorum ben…” dedim.
Avizenin kumandasını alıp ışığı da kıstım iyice… Avizenin loş ışığı ve televizyondan gelen ışık kalmıştı salonda… Ahmet ortamın rahatlığını görünce Semra’nın sarılmalarına karşılık vermeye başlamıştı. Çekingenliği üzerinden atmış, dudaklarıyla kızın dudaklarını örtmüş, kürek gibi elleri vücudunun her tarafında dolaşıyordu.
Parmakları mengene gibi kızın etini kıstırınca Semra’dan “Ayyy…” diye bir inleme duyuluyor, dudak şapırtıları filmden gelen sesleri bastırıyordu. Kendilerinden geçmiş gibiydiler.

Şarap ve viski aşırı rahatlatmıştı sevgilileri… Kendi dünyalarına dalmışlar, beni unutmuşlardı bile… Ahmet’in koca ellerinin Semra’nın geceliğinin üstünden memelerini avuçladığını, nefes almak için dudaklarını araladıklarında birbirinin içine girip çıkan, okşayan dillerini gördüm loş ışıkta…
Semra memeleri avuçlanınca yine inledi… Hamur gibi yoğuruluyordu diri memeleri… İnlememek mümkün mü o avuçların içinde… Sonra o eller aşağıya indi. Geceliğin eteğinin altından külodunu avuçladı.
Ne yapacağımı şaşırmıştım. Televizyona bakıyor ama hiçbir şey görmüyordum. Bütün duyargalarımla yan tarafta sevişenlere kilitlenmiştim. Yan gözle görebildiğim vücutların sarmaşmaları, kıpırdanışları, kısık inlemeler… İçimde, kasıklarımda ateşler yanmaya başladı… Kadınlığımdan sular geliyordu. Çaktırmamaya çalışarak elimi apış arama götürdüm.

Amımın dudakları yanıyor, kaşınıyor, ıslanıyordu. Elimi, parmaklarımı bastırdım üstüne, sus der gibi… Ama ne mümkün… Parmaklarım kasıldı, am dudaklarımı sıktım parmaklarımın arasında… Korkunç zevk alıyordum. İstekle yanıyordum. Bacaklarımı sımsıkı kasıp bırakıyor, am dudaklarımı, klitorisimi eziyordum.
Artık televizyona bakma numarası bile yapamıyordum. Direkt onlara kilitlenmiştim. Sanki canlı porno izliyordum. Sadece üzerlerinde giysiler vardı. Ben olmasam içeride, çoktan onları sıyırıp birbirlerine dalmışlardı, eminim… Ben onlara bakarken Ahmet’in gözlerinin bende olduğunu fark ettim birden…

Bir yandan kucağındaki Semra’nın saçlarını kavramış dudaklarını öpüyor, bir yandan beni izliyordu. Ne yapıyordu bu adam? Neden bana bakıyordu ki? Hoşuma gitmişti beni izlemesi… Elimin hareketlerini kesmedim, kendimi okşamaya devam ettim. Şimdi Ahmet’in bakışları üzerimdeyken onları izlemek daha çok tahrik etmişti beni…

Yavaşça sabahlığımı sıyırdım omuzlarımdan… Geceliğim meydana çıktı. Yakasını parmak uçlarımla araladım. Çıplak memelerim meydana çıktı. Uçları zevkle dikilmişler, sertleşmişlerdi. Koltukta kaykıldım iyice, uzun bacaklarımı araladım. Gözümü Ahmet’ten ayırmıyordum. O da benden… Yaptıklarımı izliyordu… Bir elimi meme ucuma götürürken, diğerini kasıklarıma, bacak arama götürdüm. İçkinin, seks isteğinin verdiği sıcaklık tüm damarlarımda dolaşıyordu.

Kadınlığımın şiştiğini, kanla dolduğunu hissediyordum. Kendimi okşadım uzun uzun… Külodumun içine soktuğum parmaklarım sularımdan ıslanmıştı. Çıkardım, dudaklarıma götürdüm. Ahmet’e göstere göstere yaladım parmaklarımı, tek tek… Gözleri bana sabitlenmişti. Sanki kucağında yatan Semra’yı değil, beni sikmek üzereydi. Eli kızın külodunun içine dalmıştı. Amını kurcalayıp duruyor, parmaklarını sokuyordu içine… Semra boğuk bir sesle,

“Ohhh…” diye inledi. “Aşkım yapma… Beni delirtiyorsun…”

Onun da eli Ahmet’in önünü okşuyor, parmaklarının arasında ovalıyordu. Fermuarını açıp içeriye dalan parmaklar, içerde oynaşıp duruyor, Ahmet’in inlemesine sebep oluyordu.

Anlaşıldı ki, ben burada oldukça bunlar ilerleyemeyecek, öpüşmekle kalacaklardı. Gözlerim Ahmet’te, yerimden zorlukla doğruldum. Sabahlığı koltukta bırakmıştım. Onu ilk geldiğinde karşıladığım vaziyette, mini şeffaf geceliğimle, yüksek topuklu ev terlikleriyle ayakta durup onlara baktım. Şehvetten buğulanmış bir sesle,

“Çocuklar, siz rahat edemiyorsunuz. Ben en iyisi gidip yatayım, siz de rahat rahat sevişin…” dedim. Semra başını çevirip baygın baygın bana baktı. Onun durumu da iyi değildi.

“İyi olur valla Aylincim… Benim dayanacak halim kalmadı… Ah benim anlayışlı yengecim…”

“Abine söylemek yok tabi bunu yaptığımı… İyi geceler size… Uyuyabilirseniz tabi…” dedim gülmeye çalışarak…

Aslında hiç gülecek halim yoktu. Gözüm Ahmet’in bacak arasında fermuarı açık kotunun önünü şişiren kabarıklıktaydı. Ne vardı bunun içinde? Nasıl bir şey vardı ki Semracık onun hasretiyle yanıp tutuşuyor, yokluğundan karalar bağlıyordu? Mutlaka görmeliydim o şeyi…

Çıkmak için arkamı dönerken Ahmet’e baktım tekrar… Gözleriyle bir şey işaret ediyordu sanki… Salondan çıktım. Daha doğrusu çıkar gibi yaptım. Yatak odasının kapısını sesli bir şekilde kapatıp açtım, içeri girmeden tekrar salonun kapısına çöreklendim.

Tam tahmin ettiğim gibiydi… Semra büyük bir açlıkla koltuğun üzerine yatırdığı sevgilisinin üstüne tırmanmış, koala gibi sarmalamıştı. Ahmet yattığı yerden kendini ona bırakmıştı. Semra erkeğin üstünde doğruldu, geceliğini telaşla çıkarıp fırlattı. İçinde sütyen olmadığından bir anda sadece külotla kalıvermişti. Memeleri 22 yaşının verdiği dirilikle dimdik karşıyı gösteriyordu.

Ellerini Ahmet’in göğsüne dayayıp, külotlu kadınlığını kotun önündeki kabarıklığa sürtmeye başladı. Çılgın gibi sürtünüyordu. Telaşlı hareketlerle kalktı, külodunu da çıkardı. Ayakta çırılçıplak duruyordu. Loş ışıkta genç bedeni harika görünüyordu. Eğildi, Ahmet’in üstündeki gömleği çıkardı. Pantolonun kemerini açıp titreyen parmaklarla pantolonu içindeki baksırla beraber sıyırdı yavaş yavaş…

Gözlerimi dört açmış bekliyordum. Fazla beklemedim. Semra’nın yana yakıla anlatıp durduğu haşmetli sik dimdik ortaya çıkmıştı. Upuzun görünüyordu gözüme… Kocamın ufaklıktan sonra gözüme canavar gibi görünmüştü Ahmet’in koca siki…

Offf… Amım sulanıyordu yine… Parmaklarımı daldırıp manzarayı seyretmeye devam ettim. Semra çırılçıplak soyduğu erkeğinin üstüne çıktı yine… Havaya dikili duran sikin üstüne çöktü yavaş yavaş… Adamın dev gövdesi, koca siki üzerinde öyle narin, minicik görünüyordu ki… O koca erkekliği alıp alamayacağını merak ettim bir an… Sonra alabiliyor ki sevişip duruyorlar dedim kendi kendime…

Semra eğildi, sikin kafasını tutup amına dayadı. Yavaş yavaş inmeye başladı. Dudaklarını ısırıyordu. Ahmet aşağıdan belini tuttu, o da bastırarak yardımcı olmaya çalışıyordu. Yavaş yavaş indirdiği kalçaları sikin dibine vardığında derin bir

”Ohhh…” çekti Semra… Durdu, fısıltıyla, ”Yavaş aşkım… Bekle biraz… Alışsın…” dedi.

Ahmet’in umursadığı yoktu. Ellerini başının altında kenetlemiş, sevgilisinin yaptıklarını izliyordu. Semra’nın gözleri kapalı, içindeki sikin büyüklüğünü hazmetmeye çalışıyor, yavaş yavaş kalçalarını oynatıyordu. Ahmet başını yana çevirdi, sanki benim orada olduğumu biliyordu.

Kapının arkasından çıkıp kendimi gösterdim ona… Gözlerimiz birleşti. Ben de gözlerimi ayırmadan altımdaki ıslak külodu indirdim, bacaklarımdan sıyırıp çıkardım. Geceliğimi çıkarsam mı diye düşündüm, vazgeçtim. Eteğini kaldırıp belime kadar sıvadım. Diğer elimi amıma götürüp avuçladım. Ohhhh… Önümde canlı porno oynuyor, ben de kendimi tatmin ediyordum.

Semra oturup kalkmaya başladı sikin üstünde… Zorlukla yapıyordu bunu.. Ahmet’in koca siki daracık amcığını yara yara içine giriyor, kayboluyor, sonra tekrar yavaş yavaş meydana çıkıyordu. Bir kaç kere tekrarladıktan sonra kasılmaya başladı. Anlaşılan çok özlemişti sikilmeyi…

Hemen orgazm oluvermişti. Kasılmaları bitene kadar zıpladı Ahmet’in sikinin üstünde… Amından akan sular girişi rahatlatmıştı herhalde… Daha kolay inip kalkıyordu şimdi…

Nefes nefese kalmıştı… Durdu, kalkıp siki içinden çıkardı. Koltuğa serilip kaldı… Ahmet biraz dinlenmesine izin verdi. Sonra kalkıp Semra’nın bacaklarını ayırdı, arasına girdi. Semra ses çıkarmadan onu izliyordu. Başına geleceklere itiraz etme hakkı yoktu sanırım…

Ahmet uzun sikini belinden tutup Semra’nın ıslak am dudaklarına, klitorisine sikinin boylu boyunca sürttü bir süre… Islanan sikinin başı ışıkta pırıl pırıl parlıyordu. Ohhh… Harika görünüyordu.

O klitorisine sert aleti sürttükçe Semra inim inim inliyordu. Kaygan sik delirtiyordu onu… Dudaklarını ısırıyordu zevkten… Sonra bir anda tutup önünde sabırsızlıkla bekleyen istekli amcığın içine batırıverdi aletini… Semra kıvrandı,

“Ahhh…Yavaşş aşkım…” dedi acıyla…

“Sus orospu… İstediğin bu değil miydi? İşte veriyorum istediğini sana… Sesini çıkarma… Seni evire çevire sikicem bu gece…”

Gidip gelmeye başladı hoyratça… Semra artık çekinmeyi bırakmış, içine girip çıkan yarağın verdiği zevk ve acıyla inliyordu. Yine kasıldı, orgazm oldu. Ahmet içine girip çıktıkça içinden sular fışkırıyordu sanki… Durmuyordu adam… Boşalmaya niyeti yok gibiydi… Sürekli bacaklarının arasında gidip geliyordu. Semra’nın bir bacağını kaldırdı, boynuna dayadı. İkiye ayrılan bacakların arasına istediği gibi yerleşip pompalamaya devam etti. Semra’nın inlemekten sesi kısılmıştı artık…

Ahmet bu kez belinden tutup ayağa kalktı. Semra’nın minyon gövdesi sikinin üstünde asılı gibi duruyordu. Kalçalarından tutup ayakta hoplatmaya başladı. Semra düşmemek için boynuna sımsıkı sarılmış, içine yarak girip çıktıkça inliyordu.

“Aahhh… Yeter… Yeter artık… Acı bana… Dayanamıyorum…”

Ben elim amımda bu inanılmaz sahneyi izliyordum. Ahmet ayakta görümcemi hoplata hoplata sikiyor, yüzü kapıya dönük vaziyette, gözlerini benden ayırmıyordu. Ben de ona göstere göstere amımı okşuyor, parmaklarımı içime sokuyordum.

Bu kez döndü, Semra’yı sikinden indirip koltuğun üstüne bıraktı yavaşça… Semra bir oh çekmişti. Baygın vaziyetteydi… Ama Ahmet dinlenmesine izin vermedi. Belinden tutup çevirdi, sert hareketlerle kızı dizlerinin üzerinde domalttı. Islak sikinin başını göt deliğine sürtmeye başladı. Semra çırpınıyordu artık,

“Lütfen aşkım… Yalvarıyorum… Dayanamam artık… Ölmek üzereyim… Yeter… Yeter…”

“Artık istemiyor musun beni tatlım?” diye sordu Ahmet… “Seni sikmemi istemiyor musun? Az önce amıma geçir diye yalvarıyordun… Şimdi sikme diyorsun…”

“İçim çok acıyor aşkım… Hiç olmazsa ara verelim… Lütfen…”

“İstersen içerde Aylin var… Çağıralım mı onu? Sana yardım etsin ister misin? Ne dersin?” Bunu söylerken bana bakıyordu yine…

“Gelmez ki… Sana anlattım… Abim doyuramıyor onu… Senin onda biri kadar sikse yeter ona… Ama gelmez…” Ahmet bana baktı,

“Ya gelirse? Ya onun da canı isterse?”

“Ohhh… Ne istersen yap hayatım… Yeter ki biraz dinleneyim ben… Öldürdün beni… Onu da sik… Biraz mutlu olsun yengem de… O da tadına baksın senin güzel sikinin… Bayram yapsın o da… Ama gelmez…”

Gözümün içine baktı Ahmet… Şehvet vaat eden deli bakışları beni çağırıyordu. Elimi apış aramdan çekip sarsak adımlarla salona girdim. Hipnotize olmuş gibiydim. Gözlerimi Ahmet’in güzel maviş gözlerinden alamıyordum bir türlü… Yaklaştım.

Semra domalmış vaziyette, arkadan amına giren koca yarakla baş etmeye çalışıyordu. Ahmet’in kalçaları ileri geri gidiyor, yavaş hareketlerle sikmeye devam ediyordu. Elimi uzatıp onun gergin, kaslı kalçalarına değdirdim. Ateş gibi yanıyordu. Okşadım.
Ahmet bir eliyle geceliğimin eteğini tutup kaldırdı. Çıkarmamı istiyordu sanırım… Ben de tutup çıkardım geceliği… Şimdi ben de onlar gibi çırılçıplaktım. Arkadan yanaştım, Ahmet’in vücuduna sarıldım. Ahmet Semra’nın kalçalarıyla benim aramda kalmıştı şimdi…
Öne gittikçe Semra’nın amına giriyor, kalçalarına kasıkları çarpıyor, amından çıkarıp geri gelince benim kasıklarıma çarpıyordu. Ahmet başını çevirip dudaklarını uzattı. Ben de parmak uçlarımda yükselip öptüm dudaklarını… Dilimi gezdirdim… Uzun uzun öpüştük… Dili dilimi okşuyor, delirtiyordu beni… Uzun sarı saçlarını okşadım öpüşürken…
Sonra öpüşmeyi bıraktı. Semra’ya dönüp belinden kavradı. Kızı sikini hiç çıkarmadan belinden tutup kaldırdı, koltuğa oturdu, arkasına yaslandı. Semra kucağında, sırtı dönük bir şekilde sikinin üstünde oturuyordu.
İşte o anda gördü beni… Gözleri şaşkınlıkla açıldı… Ben de onlar gibi çırılçıplak, aynı odanın içindeydik. Gülümsedim. O da bana gülümsedi. Gözlerimizle aramızda anlaşmıştık… Bu güzel siki, sikin sahibini aramızda paylaşacaktık. Onun yükünü hafifletecektim ben…
Semra’nın lezbiyen ilişkiler konusunda söyledikleri geldi aklıma… Önlerinde diz çöktüm. Ahmet’in akan zevk sularıyla parlayan siki bir görünüp bir kayboluyordu gözümün önünde, damarlarını yakından görebiliyordum.
Semra bir yandan inip kalkıyor, bir yandan gözünü benden ayırmadan merakla ne yapacağıma bakıyordu. Elimi uzattım, durmaksızın hareket halindeki tüysüz amına parmaklarımı değdirdim. Durakladı. Bekliyordu. Kabarmış, parmak gibi sertleşmiş klitorisini okşadım. Zıpkın yemiş gibi irkildi zevkten,
“Ohhh…. Çok güzel…” diye inledi.
Arkasını bekliyordu şimdi… Bir süre okşadım klitorisini, sonra eğildim, dilimin ucunu tam o sertleşmiş klitorisine değdirdim. İnlemeler devam ediyordu. İçindeki koca yarağın verdiği zevk, klitorisinden yayılan zevkle birleşiyor, inlettiriyordu kızı… İlk defa yapıyordum bunu, ilk lezbiyen ilişkimi yaşamak üzereydim. Bir hemcinsimin organını ellemek, ona zevk vermek, dilimin ucunda sıvılarının tadını almak içimi bir hoş yapmıştı.
İkisi de hareket etmeyi bırakmıştı. Ahmet kucağında minicik kalan Semra’nın omuzundan bakıyordu yaptıklarıma… Dilimi boylu boyunca gezdirdim Semra’nın amında… Altta Ahmet’in sikine geldim, uzun sikin yarısı dışarıda kalmıştı. Dilimle gezintiye devam ettim. Aşağıya indim, yumruk gibi aşağı sarkan torbalarında gezdirdim dilimin ucunu…

Sonra aynı şekilde, aynı yolu izleyerek yukarıya çıktım. Torbaları, damarlı siki, Semra’nın şişmiş am dudaklarını, klitorisini yaladım. Hangisini yalasam ondan bir “Ahhh” inlemesi duyuyordum. Elimi apış arama götürdüm, bir yandan yalıyor, bir yandan kendimi parmaklıyordum. Sonra dudaklarımı klitorise gömdüm iyice… Emmeye başladım. Somura somura emiyordum. Semra feryat etmeye başlamıştı…

“Offf… Aylin… Ne yapıyorsun bana… Çok güzel… Yala… Yala…” diye inliyor, Ahmet’in kucağında, sikinin üstünde kıvranıyordu. Ahmet de bir eliyle saçlarından kavramış, dudaklarını emiyor, diğer eliyle memesinin birini avuçlamış eziyordu.

Her zevk noktasından kuşatılan Semra daha fazla dayanamadı. Yine kasılmaya, orgazm olmaya başladı. Dakikalarca yılan gibi kıvrandı. Sonunda bitti… Hareketsiz kaldı. Ahmet kaldırıp yan tarafa yatırdı kızı… Baygın gibi yatıyordu. Parmağını kıpırdatamıyordu, bitmişti.
Ahmet bitmemişti ama… Kızı defalarca boşaltmasına rağmen kendisi hala boşalmamıştı. Bana dönerek o sikici erkek sesiyle,
”Ne dersin? Sen de ister misin bunu?” diye sordu.
Eliyle Semra’nın içinden çıkan ıslak sikini kavramış, bana gösteriyordu.Yutkunup kaldım, bir şey diyemedim. Gözlerim elindeki harika şeye kilitlenmişti. Öyle güzel görünüyordu ki… Yumruk gibi başı vardı. Gövdesinin her tarafında damarları kabarmış, altında koca torbalarla abide gibiydi. Dizlerimin üstünde donup kalmıştım.
Semra yanımızda bizi izliyordu. Eli amındaydı. Yorgun sesiyle lafa karıştı,

“İster tabi aşkım… İstemez olur mu? Hele tadını bir alsın, her zaman ister…” Ahmet güldü bunu duyunca… Sonra bana,
“Dokunmak ister misin? Çekinme… Elini uzat…”

Dediğini yaptım. Rüyadaymış gibi elimi uzattım. Dokundum. Parmaklarımın ucunda kıvılcım çaktı sanki… Geri çektim elimi… Sonra yine uzattım. Gülümseyerek beni izliyordu. Bu kez parmaklarımla gövdesini tuttum, ince narin parmaklarımın arasında bileğim kalınlığında duran aleti hayranlıkla seyrettim.

“Okşasana biraz… İçerden çıktı, kendini öksüz hissediyor zavallı…” Okşadım. Parmaklarımı o kadifemsi sertliğin üzerinde gezdirdim. Heyecandan dudaklarımın kuruduğunu hissediyordum. Dilimin ucuyla yaladım dudaklarımı…

”Ohhh… O dilini gösterme bana… Deli ediyorsun beni… Güzelliğin, seksiliğin deli ediyor…” diyerek eğildi, hırsla saçımdan tutarak kendine çekti, dudaklarıma yapıştı. Somurmaya başladı. Dilini ağzımın içine kaydırmış, dudakları dudaklarımı ezerken, dili de dilimi okşuyordu içeride… Öyle güzel öpüyordu ki… Başım dönüyordu. Dakikalarca öpüştük.

Sonra hırsla dudaklarını kopardı benden… Şaşkın şaşkın bakıyordum. Aynı hırsla başımı tuttu, kucağına eğdi, kendini geriye attı… Anlamıştım ne istediğim… Burnumun ucunda duruyordu güzel siki… Başını öptüm önce… Dudaklarımı gezdirdim şapkasının kenarlarında… Elimle tutmuştum, elimin içinde damarlarındaki kanın akışını hissediyordum sanki…

“Güzell… Şimdi de biraz yalar mısın lütfen…?” dedi boğuklaşan sesiyle…

yapılı adam domaltı hiyasi

ben nurten.40 yasında sarışın dolgun vücutlu bir kadınım.Kocam 1 yıl önce ölmüştü ve ben antalyada yasayan dul ablam meltemle kalıyodum.Ablam 41 yasında esmer olgun bir kadın.Antalyaya gittigimde ablamla bir adam karsıladı.Adamın adı murat.kasli ve yakısıklı biriydi.Ablamın üstünde küçücük bir mini etek vardı oda rüzgar vurunca havalanıyordu.esyaları arabaya koyduk ve evin yolunu tuttuk.Adam bizi bıraktı ve gitti.ablam kız ne güzel olmussun diyip taytımın ustunden kalcalarimi cimcikliyordu.Bu adam kim dedim oda sevgilim dedi.ablam 2 yıl once bosanmisti.Bircokta sevgilisi olmustu.Ben odama gecip esyalarımı yerlestirdikten sonra duşa girdim.Güzel bir duşun ardından giyinip uyudum.Sabah ilk isim ablamı uyandırmaktı.Ablamla biz kücükken birbirimizin götüne hıyar sokarak uyandırırdık.bende gittim hıyar aldım ablamın odasına girdigimde şok oldum muratla ablam çırılcıplak birbirlerine sarılmıs uyuyorlardı.Caktırmadan muratın sikine baktıgımda inmis hali bile odun gibiydi.Ben asagı indim ve yemek hazirladim sonra gittim ablamın kapısina vurdum gelin yemek yicez diye.Delikten baktıgımda murat ayaklandi ve sikini sildi.sonra ustunu giydi ablam hala yatıyodu.murat ablamın dudagına yapisti kalk hadi orosbu kardesin çağrıyo diyince çok sinirlendim.Asagı indim ikisi beraber geldiler.Oo döktürmüsün dedi ablam.Eniste sen nezaman geldin dedim.sevgili özledin dedi ve ablamın dudagından uzunca öptü.Aile var aile dedim gülerek.yemekten sonra ablam hadi alemlere akalım dedi.Beni tuttu ve odaya götürdü.Bana çok kısa geniş bir etek verdi abla bu ne bi rüzgar esse erkekler bayram eder dedim.oda burası antalya kızım burdaki erkekler karıya doymuş git sahile bi sürü götü bası açıklar var senin giydiğin onlara türvan gibi gelir dedi.Bu bacak bu kalca gösterneyecende napcan mezaramı götürcen dedi.Bende peki sen bilirdin dedim.Sonra üstüme beyaz bady verdi.Gögüslerim çok büyük oldugu icin badyi giyince rahatsız oldum biraz ablam şu sütyeni çıkar dedi ve sutyeni koparıp aldı.Gögüslerimib ucu belliydi badyin üstündende memelerin fıskırıyordu.Abla kendimi orosbu gibi hissettim dedim oda orosbusun zaten dedi.Dur bende biseyler giyimde gidelim dedi.Çırılçıplak soyunfu daracık beyaz tayt ve benim badyme benzer bir bady giydi o bendende dehşet olmustu kalcaları oldugu gibi neydandaydı.Asagı indik murat bizi görünce dondu kaldı.Hangimİz daha güzeliz dedi murat nurten deyince ben kahkahayı patlattım benim bacaklardan gözlerini alamıyordu.hazırlandık ve çıktık.Murat bizi kücük bi mağazata göyürdü.Bikini alında belki denize gireriz dedi.Biz ablamla indik bu magaza muratın magazasıymıs.Muratın ortagı bizle ilgilendi.Ablam adamın önüne domalmış ayakkabısını baglıyordu.Adam sürtünerek gectikten sonra yanima geldi.Şu bikiniler en çok tercih edilenler dedi.bikiniyi aldı kalcama tuttu tam kalcanıza oturur bu dedi.bikininin üstünüde gögüslerime tuttu.Bu bikini tam size göre tasarlanmıs gibi dedi.şu kabinde deneye bilirsiniz bikini surdan takcaksınız dedi.Ben çocuktan cok hoslanmistım.Etegimi ve bluzumu cıkardim tam bikibi altimi giyerken ablam perdeyi sonuna kadar actı oldumu dedi ablamın tam arkasındada o adam vardı ve beni o şekilde gördü ablam ay pardon dedi ve perdeyi kapattı ablama çok sinirlenmistim.bikinimi takamıyordum cok değisik bir açma kapama yeri vardı.ablama seslendim ablanız yok hanfendi bikinilere bakıyor dedi.Bende su bikinimin üstünü takarmısın dedim adam taktı.Sanki göğüslerim taşmış gibiydi.Adam yanılıyorsunuz buraya bu bikiniyi denemeye gelenlerden en güzel vücudu olam bayan sizsiniz dedi.Tesekkür ettim.Ablam etrafta yoktu.nerde ablam dedim alt katta muratla beraber dedi.bende peki bu bikiniyi alıyım ozaman dedim.İceri girdim ve tekrar soyundum bi anda iceri o adam girdi ve dudagima yapisti.öyle deli öpüyoduki sanki yiyordu.iki elide çıplak kalcalarımdaydi.oda cırılciplakti ve siki önüme degiyordu.dudagimi biraktigi an buna bi tokat attim.Buda bana bi tokat atti ve kafamdan tutup sikini agzima verdi.Cok buyuk bi siki vardı.bogaxima kadar soktugu icin boguluyorum zannettim.Muratin vahsettigi kadar varmıssin guzelim dedi ve beni domalttı.yapma nolur biri gelecek simdi dedim.oda merak etme kapıya nurteni siktigim icin mesgulüz yazısı yazdıgını söyledi ve sikini bir hamlede soktu.ilk basls arda acısada simdi zevkin doruklarındaydım .daha hızlı diye bagırıyordum.Adam hüseyin boltmu sandın beni dedi.o halimle bile bu espriye gülmüstüm.Ben bosalmistim Ama adam ayni tempoda devam ediyordu 5 dk sonra sikini cıkardi ve yuzume fıskirdı.sonra yuzumdeki dölleri y Diliyle alıp benim agzima verdi.yüzümü yalamisti.sonra ben gidiyorum dedim .ustumu giydim adam harikaydın diye sayıklayıp beni opuyordu.bu amcık artık benim deyip etegimin altindan amcigimi öptü .ben daha sonra disari cıktım.ablamla muratı göremeyince aradım dümdüz yüru sahile gel dedi ben tam giderken bikinimi magazada unuttugumu anladim.magazaya tekrar döndüm .bikinimi aldım ama 1 posta daha sikildikten sonra tabii.denize gittim.plaj full doluydu.ablamlari zor buldum.buldugumda iki tane erkekle konusuyolardi yanlarina gittigimde hosgeldin nasil gecti alısveris deyip güldület.Sonra beni bu iki adamla tanistirdilar.bi an ablam bacagimin altindan bakarak manzaraya bak be dedi hepsi birden güldü.ablan iki adami gostererek bunlarin evine gidiyoruz parti yapcaz dedi ben peki dedim .ablam yaytini giydi icindeki bikinisini cıkardi sonra sutyenini cıkardı.memeleri meydandaydi abla kapatsana memelerini dedi.ablam arkana bak herkes nerdeyse ustsuz giriyo neolacak dedi.sonra bizim arabaya bindik.bi kisi daha yanımıza gelmisti.ablamla murat öne bindi biz arkaya bindik.yola cıktık sıkıs fıkıs giderken yol üzerinde bir adam daha aldik.adam bana senmi benim jucagima oturursun benmi senin kucagına oturim dedi.ben sen otur diyince adam oturur oturmaz bagirdim.adam yaa gec kucagima dedi vebeni kucagina aldi benim etek bayagi bi acilmisti.altimda bisey yoktu.altimda oturan adamin altinda şort vardi ve siki amima baski yapiyordu.adam bi dakika ayagi kalkarmisin sıkıstımda dedi sonra tamam otur dedi oturur oturmaz icime bisey girdi.adam sikini cıkarıp sokmustu.araba tofas oldugu icin en ufak tümsekte zıplıyordum daha sonra eve geldigimizde ne partisi oldugunu anlamistim.bizi eve soktular ben cok korkuyordum ablam en önden kalcalarini sallıya sallıya yürüyordu.adamlardan biri ablamı kucagına aldi ve koltuga dimaltti.muratta bana saldırdı.etegimi ve tshrtimi yırtarak beni soydu ve yalamaya basladi.yanimda iki erkek daha vardı.murat alta gecti.yapmayın dedim bunları tokatlıyordum.murat bana bi tokat attı kendimden gectim.ardindan murat altina yatti beni ustune aldi diger adamda ustume cıkti ve tost uaptilat.ablamin cıglıkları antalyayi inletiyordu.o tarafa dogru baktigimde iki adam sikini yanyana ablamin gotune sokuyordu.biz 1 hafta boyunca sırayla en az 30 erkekle sikistik.Ve resmen yaraga doyduk.

hep o

Günlerden güzel bir pazar günüydü.Üç beş arkadaş,hem piknik yapmak hemde biraz gezmek için köye gitmiştik.Köyde yıllardır hasta olduğum sikmek için fırsat kolladıgım Fatoş adında daha 18 yaşında çok güzel bir kız var.Köye gittiğimizde dayımlar bizi karşıladı.Bahçelerinin güzel bir köşesini bize göstererek orada piknik yapabilecegimizi söylediler.Eşyalarımızı yerleştirdikten sonra ben arkadaşım hakan ve namı değer sapık ömer balık tutmak için bahçenin yanından akan nehrin yukarlarına doğru gitmeye başladık. Bir Hafta Sonu Fatoşla…Köyden epeyce uzaklaşmıştık.kuşların cıvıltısı ve güneşin masumhane ışıltıları arasında sapık ömerin espirileriyle yukarı doğru çıkarken birden nehrin içinde oynayan bir kız gördüm.Biraz faha yakından bakınca onun Fatoş olduğunu farkettim. ‘aman allahım’ Yıllardır sikmek için fırsat kolladıgın,rüyalarımda sabahlara kadar siktigim kız tam karşımdaydı.Ağaçların arkasına geçmiş onu röntgenliyorduk.Üzerindeki beyaz kiloduyla ve dolgun gögüsleri ile adeta bir seks abidesiydi. Hepimiz delicesine onunla beraber olmak istiyorduk.tam bu sırada Ömer neden zorla oan sahıp olmuyoruz dedi.Aslında bende bunu istiyordum fakat korkuyordum.olaya o kadar kendimizi kaptırmıştık ki sonunu düşünmeden Fatoşa tecavuz etmeye karar vermiştik.Hakanın itirazlarına rağren Fatoşun yanına gittik.Fatoş bizi görünce korktu ve kaçmaya başladı.Tabi gidebileceği bir yeri yoktu ve kaçamadıda.bagırmaya başlamıştı.ben ağzını kapatmış bağırmasını engellemeye çalışırken bir yandanda Ömerle beraber onu sikebileceğimiz bizi kimsenin göremeyeceği bir yer arıyorduk. Fatoşu bir ağacın dibine yatırdık.o ıslak saçları ve körpe vucuduyla çok tahrik ediciydi.ben o dolgun gögüslerini yalıyor ve okşuyorken Ömerde kilodunu çıkarmaya çalışıyordu.fatoş bize direniyor yapmayın abi diye yalvarıyordu.

Hakan ise çok korkmuş vazgecelim diye diretiyordu.Ömer Fatoşun kilodunu çıkarmış daha yeni tıraşlanmış o mühteşem taza amcıgını sömürürcesine yalamaya başlamıştı.Artık Fatoşta zevk almaya başlamış direnmeyi bırakmıştı.Ömere ilk benim sikecegimi söyledim.Ömer tamam dercesine kafasını salladı ve Fatoşun ellerini tuttu.Bacak arasına girdim ve belinde tutup biraz havaya kaldırtıktan sonra yavaşca sokmaya başladım.Fatoşun kızlığı bozulmuştu.Fatoş acı çekiyor bağırıyordu.Gerçekten amı daracık ve sıcacıktı.Birkaç dakika gidip geldikten sonra Fatoş zevk almaya başlamış inliyordu.Sıra Ömere gelmişti oda Fatoşu siktikten sonra Ömer ve ben Hakanada zorla fatoşu siktirdik.yaptığımızdan pişmandık ama artık geri dönemezdik Fatoş ağlıyordu.Üzerimizi toparladıktan sonra piknik yaptığımız yere gittik.Eşyaları hemen toparlayıp geri döndük. Ertesi gün işin boku çıktı.Fatoş herşeyi ailesine anlatmış ve tabi bizimkilerde duymuştu.Bunun namus davası olduğunu ve temizlenmesi gerektiğini söylediler.Birimizin Fatoşla evlenmesi gerekiyordu.Biraz düşündükten sonra kura çekmeye karar verdik.Kim çıkarsa Fatoşla evlenip kısa bir süre sonra boşanacaktı.Böylece hem kendimizi kurtaricak hemde bu olayı kimseye duyurmadan kapatacaktık.Kura her zamanki gibi Ömere çıktı.Şimdi onlar evliler ve yine hep beraber Fatoşu sikiyoruz.Ömer boşanmak istiyor ama biz izin vermiyoruz.Sonucta Ömer ve biz hayatımıza eskisi gibi devam ediyoruz değişen tek şey artık istediğimiz zaman Fatoşu sikiyoruz

bi sefer

Merhaba, ben Türkan, 38 yaşındayım ve gerçekten son derece güzel bir kadınım. Evliyim ve Lise son sınıfa giden, 16 yaşında bir kızım var. Kocam esk**en terziydi, sonra terzilikte iş kalmayınca çeşitli işlerde çalışmaya başladı. Kocamın dayısının damadı Sefer abi, kocama Adana’da bir iş buldu ve götürdü işe yerleştirdi. Kızım Selma’nın okulu olduğu için biz Mersin’de kalmıştık. Kocam bizi Sefer abi’ye emanet etmişti. Sefer abi oldukça da zengin biri. Bütün ihtiyaçlarımızla o ilgileniyordu.

Bir gün, kızım Selma’nın okulda olduğu bir vakit, Sefer abi eve geldi ve bir ihtiyacımız olup olmadığını sordu. Ben de kendisini içeriye davet ettim, biraz paraya ihtiyacımız olduğunu söyleyip, kendisinden 20 TL istedim. O ise çıkardı 100 TL verdi ve “Hepsi kalsın. İstediğin gibi harca.” dedi. Parayı aldım, teşekkür ettim. Birer fincan kahve içmek için kendisini salona buyur ettim. Sefer abi bir sigara yaktı, ben de kahve yapmak için mutfağa gittim. Kahveleri yapıp getirdim ve ikram edip karşısındaki divana oturdum. Karşılıklı kahveleri içerken, Sefer abi sürekli bacaklarıma bakıyordu. Bu da beni heyecanlandırıyordu ve ben de onun yarağından gözlerimi alamıyordum. Kahvelerimizi içtikten sonra, beni yanına, oturduğu üçlü koltuğa çağırdı. Gittim yanına oturdum. Sağ elini boynuma koydu ve beni okşamaya başladı. Bir yandan da çok güzel olduğumu söylüyordu. Bu sırada pantolonunun önüne baktığımda yarağının dikildiğini gördüm. Beni kendine doğru iyice çekti ve boynumdan öpmeye başladı, sol elimi de tutup yarağının üstüne koydu ve sıkmamı istedi. Ben de öyle yaptım. Sefer abi de sol elini eteğimin altına sokarak, külotumun kenarından amcığımı okşuyordu.

Boynumu öpüp yalarken, kulağıma fısıldayarak, “Türkan, seni uzun zamandan beridir arzuluyorum. Seni hemen şimdi sikmek istiyorum!” deyince, “Ben de seni istiyorum Sefer abi.” dedim ve fermuarını indirip kemerinini çözdüm ve pantolonunu aşağı indirdim. Ardından külotunu da sıyırdım. Yarağı ortaya çıkmıştı. Fakat hem oldukça uzun hem de bileğim kadar kalındı. Sanki insan yarağı değil, bir at yarağıydı mübarek. Resmen korktum ve “Sefer abi, ben bunu alamam!” dedim. Bunun üzerine Sefer abi, “Bak bunu benim karı da alıyor, Meyrem de alıyor. Sen de alırsın. Sen yeter dediğinde ben daha ileri gitmem.” dedi. (Meyrem kim diye soracak olursanız, Meyrem, Sefer abi’nin kayın biraderinin karısı. Zaten bana Meyrem anlatmıştı, Sefer abi’nin kendisini siktiğini).

Bu arada tamamen soyunduk ve birbirimizi öpüp yalamaya başladık. Sonra Sefer abi amcığımı iyice yaladı, sulandırdı. Ben de Sefer abi’nin yarağını ağzıma almak istedim ama sığmıyordu. Sadece dilimle yalıyordum. Sefer abi, iyice sulanmış olan amcığımı bir de tükürükle ıslattıktan sonra yarağını sokmaya çalıştı, fakat girmiyordu. Tekrar amcığımın iki dudağını eliyle yanlara açarak, yarağının kafasını yavaş yavaş sokmaya başladı. İleri geri yaparak ve her defasında biraz daha ilerleyerek, alıştıra alıştıra sonunda hepsini köklemeye başladı. Sanki içime bir soba odunu girmişti. Amcığıma girip çıkması sürdükçe ben de iyice alıştım ve zevkten deliye döndüm. Her kökleyişinde sanki midem ağzıma geliyordu. Fakat içimden çıkmasını da istemiyordum. Amcığım, kocamınkinin iki katı büyüklüğündeki Sefer abi’nin yarağını iyice sarmıştı. Ben boşalıyordum ama Sefer abi boşalmıyordu. Artık kaç kez orgazm olduğumu bilmiyorum. Fakat o aynı sertlikte sikmeye devam ediyordu. Resmen zevkten çıldırıyordum. Meğer Sefer abi çok geç boşalırmış. Oysa kocam, daha o küçücük sikini içime sokar sokmaz bir iki ileri geri yaparken, ben daha zevk almaya bile başlamadan boşalırdı. Sefer abinin de öyle boşalacağını sanmıştım.

Sefer abi’ye, “Birazdan kızım okuldan gelir. Lütfen artık boşal, bugünlük yeter. Bunun yarını da var.” dedim. Sefer abi “Tamam güzelim!” deyip, iyice hızlanmaya başladı. Ben tekrar boşalırken, (bir saatten fazla sürmüş olan sikişten sonra) nihayet Sefer abi de boşaldı ve içimi doldurdu. Yarağını içimden çıkardığı halde aynı irilikteydi. Yarağını içime ilk sokarken çok zorlanmama rağmen sonradan gerçekten çok zevk aldım. Aslında Sefer abi’nin gitmesini hiç istemiyordum. O geceyi Sefer abi ile geçirmek istiyordum. Ona, “Akşam yemekten sonra tekrar gel. Kızım uyuduktan sonra sabaha kadar birlikte olabiliriz.” dedim. Sefer abi de, “Benim karıyı atlatabilirsem gelirim!” dedi ve giyinip gitti. Evde karısına (Bir arkadaş hastalanmış ben hastaneye gidiyorum, yanında refakatçı olarak kalacağım bu gece!) demiş. Akşam saat 19:45 gibi tekrar geldi.

Sefer abi biraz kızım Selma’nın dersleriyle ilgilendi. Kendisi öğretmen olduğu için, onun ödevlerini yapmasına yardım etti. Ben de Sefer abinin tam yanına oturdum, kızım masanın karşı tarafında olduğu için göremeyeceğinden emin olduğum için, masanın altından sol elimle fermuarını açtım, elimi pantolonunun içine soktum ve o kocaman yarağı dakikalarca avuçladım ve sevdim. Sefer abi bozuntuya vermiyordu ama korkunç zevk alıyordu. Nihayet Selma’nın ödevleri bitti ve kendi odasına yatmaya gitti. Biz 25-30 dakika kadar Selma’nın uyumasını bekledikten ve uyuduğundan iyice emin olduktan sonra, sessizce öpüşmeye ve sevişmeye başladık. Sefer abi bana, “Türkan, gerçekten çok güzelsin. Sana doyamıyorum!” dedi. Ben de, “Sen de çok iyisin ve sağlamsın. Karın da, Meyrem de çok şanslılarmış!” dedim. Soyunduktan sonra Sefer abi yeniden amcığımı okşamaya ve parmaklamaya başladı. Sonra Sefer abi yere yattı, ben de üstüne çıktım benim başım onun yarağından tarafta, amcığım da onun başından taraftaydı. O amcığımı yalarken ben de yarağını ağzıma almaya çalışıyordum. Yarak biraz yumuşasa ağzıma alabileceğim ama ne gezer. Aynı kalınlıkta, aynı uzunlukta ve sertlikteydi. Yaladım yaladım ve anca üçte birini ağzıma alabildim…

Amcığım da iyice sulanmıştı. Beni yere yatırdı, yeniden tükürükledi ve o kocaman yarağı amcığıma sokmaya başladı. Fakat bu sefer gündüzki kadar zorlanmadan içime aldım. Yeniden sikişmeye başladık. Bir süre sonra ben orgazm oldum ve Sefer abi’ye, “Senin boşalman neden o kadar geç oluyor?” diye sorduğumda, “Ben 1-2 saatten önce boşalmam. Bu benim elimde değil. Ben de boşalmak istiyorum ama olmuyor. Bu durum, Karımın da Meyrem’in de çok hoşuna gidiyor. Senin hoşuna gitmiyor mu?” dedi. Ben de “Aslında hoşuma gidiyor, ama beni çok yoruyor!” dedim. Bunun üzerine dinlene dinlene sikişmemize devam ettik. Ben üç dört kez boşaldıktan sonra Sefer abi de nihayet boşalmaya başladı ve içimi doldurdu. Amcığımdan akan sıvılar göt deliğimi ıslatmıştı. Sefer abi sağ elinin parmağı ile bir yandan da ıslanmış olan göt deliğimi parmaklamaya başlamıştı. Sefer abi’ye, “Senin niyetini anladım, ama katiyen olmaz. Götüme sokturmam. Yırtılır, sakatlık olur, hastanelik olurum, millete de rezil oluruz. Amcığıma bile zor giriyor!” dedim. Bana, “Canım, güzelim, bir kez deneyelim. Kremle, tükürükle, yumuşatırım, parmaklayarak alıştırırım, sonra deneriz. Girmezse sokmam.” dedi…

Doğrusunu isterseniz kendim istemediğim halde Sefer abiyi de kırmak istemiyordum. Çok ısrar edince razı oldum, “Tamam, ama lütfen, beni seviyorsan sakatlık yapma. Dene, girmezse tekrar amcığımı sik!” dedim. O da, “Tamam güzelim, seni üzmek istemem. Girmezse illa da sokayım demem. Bir kere deneyelim.” dedi. Gittim krem getirdim, önce göt deliğimi kremledi ve sonra parmağını sokmaya başladı. Biraz tek parmakla oynadıktan sonra iki parmağını, daha sonra da üç parmağını sokup çıkararak göt deliğimi bayağı alıştırdı. Bu arada ben de içimden ‘yarağının sertliği biraz geçsin’ diye yalıyordum. Fakat hayret edilecek bir şey, yarağı sertliğinden hiç bir şey kaybetmiyordu. Sonunda beni dizlerimin üstünde domalttı. Arkama geçti ve iyice alışmış olan göt deliğime yarağını dayayıp hafifçe bastırmaya başladı. Kafasının girdiğini hissetttim, öylece biraz beklemesini söyledim. Sefer abi gerçekten çok anlayışlı ve merhametli bir insan olduğu için bir süre öylece bekledi. Sefer abi’ye “Şimdi yavaş yavaş, ben dur diyene kadar sok.” dedim. O da ufak ufak git gellerle, yarağını yavaş yavaş götüme sokmaya başladı…

Daha önceleri, kocam da birçok kere beni götten sikmek istemişti. Kocamın siki Sefer abi’nin yarağının yarısından bile kısa ve ince olmasına rağmen, kocama götümü siktirmemiştim. Şimdi neredeyse at yarağı kadar bir yarağı, götüme yarıya kadar sokturuyordum. Çünkü Sefer abiyi kıramazdım. Çünkü ona ihtiyacımız vardı, onun korumasına ihtiyacımız vardı. Kocama iş bulmuştu, bizim her ihtiyacımızı o karşılıyordu. Kızımın okul masraflarını da o karşılıyordu. Bu nedenle kendimi Sefer abinin her istediğini yapmak zorunda hissediyordum. Gerçi o, bu durumu fırsat sayan biri değildi. Ve ona siktirmeyi ben de çok istiyordum, kocamdan daha iyi sikiyordu beni. Sefer abi götümü sikmeye devam ediyordu (bir yandan da eliyle amcığımla oynayınca, ben yeniden boşaldım). Artık o kocaman yarağın yarıdan fazlasının götümün içinde olduğunu hissediyordum. Ama zorlanmaya başladım ve Sefer abi’ye, “Sakın daha fazla sokma, bu kadar iyi!” dedim. O da, “Tamam güzelim. Sen ne kadarını istersen o kadarını sokarım. Hiç korkma!” dedi ve iyice alışmış olan götümü bir saatten fazla bir süre sikti. Ve nihayet boşalıp, göt deliğimi dölleriyle doldurduktan sonra yarağını çıkardı. Beraber banyo yaptık. Ardından çay demledim, içtik. Bir süre dinlendik, birbirimize sarılıp oturduk, elleştik ve sonra yeniden sikişmeye başladık. O gece sabaha kadar, hem amcığım hem de göt deliğim Sefer abi’nin yarağından nasibini aldı.

Sefer abi’ye ve müthiş yarağına doyamıyorum. Sefer abi her hafta, mutlaka en az bir kez geliyor ve her seferinde deliler gibi sikişiyoruz. Daha sonraki haftalarda neler oldu neler!

rus hikayesi

Şimdi bu hikaye tamamen gerçektir diyerek klişe yapmak istemiyorum ama dün İzmir’de oldu bunlar

Her erkek gibi bende aynı anda iki güzel kadına oral seks yaptırmak isteyenlerdenim. Sıradışı güzel bir haber aldım ve bunu kutlamak istedim. Bildiğim bir ajans var ve iletişime geçtim. Akşam için randevu aldım neyse 5 dakika gecikmeyle kapıyı çaldım;

Kapı açıldı ama kimse görünmüyordu. İçeri girdim birde ne göreyim fotoğraflardakinden daha güzel 2 güzel rus kızı tanga ve südyenleriyle içerideydi. Sıcak kanlı kızlardı. Biraz konuştuk, ödemelerini yaptım. Duş almak istermisin diye sordu ingilizcesi iyi olan; alıp geldim dedim. Soran kız duşa girdi diğeri haydi soyun dedi. Soyundum ağır ağır. Eliyle yatağa vurdu gel dedi tabi resmen uçtum ben yatağa. Diğer kız da geldi. Biri sağıma öteki soluma. Sağımdakiyle öpüşmeye başladım sonra solumdakiyle. Direk penisimi okşamaya başladılar. Aynı anda iki kızın penisime dokunması harikaydı. Sonra oral sekse başladılar. Biri emerken diğeri testislerime üflüyor narince avuçluyor kasıklarımı ve karnımı öpüyordu. Sonra rolleri değiştiler. 5 dakika kadar böyle devam ettikten sonra uzanıcam öyle devam edin dedim. 5 dakika kadar da bu şekilde oral seks yaptılar ardından biri kondomu taktı ve biraz da öyle devam ettikten sonra sarışısın olan üzerime oturdu ve bana doğru uzandı. Memelerini yüzüme sürtüyor öpüyor ve inliyordu. Diğer o sırada sağımdaydı ve bacaklarımı okşuyordu. Arada testislerimi de yokluyordu elbette. Ardından diğerini üzerime istedim ama önce kondomu değiştirmem gerek dedi ve ardından sırtı bana bakacak şekilde üzerime oturdu. Gördüğüm en sağlam kalçalara sahip hatundu. Sertçe zıplamaya başladı. Diğeri bana doğru domalıp mastürbasyon yapıyordu. Bir an aha cennet böyle bişey olmalı diye düşünüp sırıttım. Kıza yoruldunmu diye sordum evet hadi pozisyon değişelim hangi pozisyonu istersin dedi, sen söyle dedim. O zaman “doggy” dedi. Bende yapmammı be yavrum dedim türkçe. O güzel kalçalara uzun uzun vurdurdum. Bir ara kondoma tekrar kayganlaştırıcı sıktı. Diğer kız yüzü bana dönük mastürbasyon yapıyordu. Manzara harikaydı. Ardından yeter artık boşal lütfen dedi domalan. Kondomu çıkardı, ıslak mendille penisimi temizledi. Sonra tekrar domaldı ve sol bacağıma dayandı. Diğeri eline aldı ve memelerine doğru boşalacağım şekilde bana mastürbasyon yapmaya başladı. Tabi ben bu sırada hala domaltma pozisyonundayım. Kızlar yoruldum uzanmak istiyorum dedim. Uzandıktan sonra penisime kayganlaştırıcı sıktılar ve domalan mastürbasyon yaparken diğeri testislerimi avuçladı. Fantezi icabı elini tuttum ve penisimi kavrattım. İki kızın eli penisimdeydi ve bana mastürbasyon yapıyorlardı. Çok tatlıydı. Penisimi uyuşmuş gibi hissediyordum. Baya uzun sürdü ve domalan yavaş yavaş dudaklarını penisime değdiriyor ıslatıyor kayganlaştırıcının etkisini uzatıyordu ve ben testislerimi avuçlayanı öperek boşaldım. Bir hayli boşaldım hemde.

Duş aldım biraz sohbet ettik saat kaç dedim kız 5 dakikamız kaldı deyince 2. posta olmayacak anladım. Giyindim. Kızları dudaklarından öptüm ve çıktım. Çok güzel bir deneyimde. İmkanınız olunca mutlaka denemelisiniz. Bunlar gerçektir