Eşimin geçmişini öğrendiğimde… (4)

Evet, işte o alçak Kemal beni bayıltıp kadının biriyle filmimi çekmiş ve şimdi de eşimin de yer aldığı başka filmler olduğunu söylüyordu sırıta sırıta. “Senin ananı sikerim puşt” diye üstüne yürüdüğümde Sema kolumdan çekip tuttu beni. Kemal “Suatçığım boşuna sinirleniyorsun hayatım eğer dediklerimi yaparsan hiç bir tatsızlık çıkmadan bu konuyu kapatırız” derken pis pis sırıtıyordu. Eşimin tırnakları koluma geçmişti canımın acısı bir nebze düşünebilmemi sağladığından “Ne istiyorsun?” diyebildim. Kemal bana yüzsüzce “Şekerim” derken ben bu herif ibne mi ulan diye aklımdan geçiriyordum. “Bak şimdi Sema’cığımın bir kaç sikiş filmi var bende ama detayını kendisi anlatır zaten sana, senle birinci film için anlaşalım diyorum, önerimi dinle bir, eminim kolayca halledeceksin.” dedi. Eşimin tırnakları kolumdan et kopartırken içim sızlayarak “Söyle ulan ne istiyorsun?” dedim.
“İki seçenek sunacağım sana hangisini istersen uyar şimdi bak birinci filmin değeri elli bin dolar” ben “Çüş” derken devam etti. “Ama sevgili Sema’ya ne kadar değer verdiğimi göstermek için ve seninle de arkadaşlığımızı ilerletmek arzusunda olduğumdan eğer hemen şimdi ben buracıkta izlerken bir kere sevişirseniz hiç para istemeden filmi iade edeceğim.” dedi. “Ses çıkartmadan oturacağım şuracıkta, sen de bu dünya güzelini bir posta sikeceksin hepsi bu. Ama para ödemeyi seçersen banka bilgilerimi mailinde bulabilirsin, hayatım.”
Hiç tereddüt etmedim “Siktir git paran akşama hesabında olur, bir daha da yüzünü görür ya da sesini duyarsam hayatını söndürürüm ibne” diyerek kovdum pezevengi odadan. Çıkarken “Anlaşma birinci film içindi unutma” demesini ise önemsemedim.
Sema tırnaklarını kolumdan çıkarmış bornozun kuşağından beni kendine çekiyordu. Bu kadar konuşacak şey varken nasıl seks düşünebildiğini hesaplamaya çalışırken açılan bornozdan dışarı çıkmış olan sikimi ağzına almıştı bile. Bu derece hırsla emdiğine rastlamamıştım. Ağzında boşalmam çok sürmedi ve eşim kendi menim sürülmüş dudaklarını dudaklarıma değdirip “Seni seviyorum sakın unutma” diyerek yataktan çıkmama dahi fırsat vermeden kapıyı çekip gitti. Arkasından bakakaldım.

Dünden beri başımdan geçenleri değerlendirebilecek durumda olmadığımı anlamam uzun sürmedi. İş hayatında kriz çözen, batık şirket kurtaran yönetici diye tanınmak için sakin bir şekilde durum değerlendirmesi yapmayı bilmeniz beklenir. Ben krizlerin adamı olarak başarıya ulaşmıştım. Bu artık batar dedikleri kurumları ayağa kaldırmış olmaz denilen şeyleri oldurmuştum ama içinde bulunduğum durumu değerlendirmem için önce kendimi toplamaya gerek duyuyordum.
Duşumu aldım otelin mağazasından aldırttığım temiz gömlek ve pantolonu giydim, traş oldum ve savaşı güçlü olduğum cepheye taşıdım. Ofise gittim…
Mailimde gerçekten de o ibnenin hesap bilgileri bulunan bir mesaj vardı. Dubai’de bilmem ne bankasına elli bin dolar transfer etmem 2 dakika sürdü. Dekontu adresine geri gönderip iki saat kadar olayları kafamda sıralayarak değerlendirdim. Ne tarafındanbakarsam bakayım eşimin benden gizlediği bir şeyler olduğu kesindi. Demek ilk adım bu sırrı öğrenmek yani eşime ulaşmak olacaktı. Telefonunun açılmamasına şaşırmadım evi aradığımda evdeki kız Sema hanımın çıktığını ve dönmediğini söyledi. Demek bir süre benden uzak duracaktı, normal karşılayarak sekreterime hanımefendiyi spor salonu, kuaför filan gibi yerlerden aramasını ve bulursa hemen cebime bağlamasını tembih ederek yıllardır kasadan çıkartmadığım Glock 32’yi belime takıp Kemal’in peşine gitmeye hazırlanıyordum ki mail ekranıma düştü.
Kemal gülümseyen yüzler yapmış, para için teşekkür ediyor ve ekte bir film sunuyordu. Elim titreyerek açtım filmi, sonuçta eşimle evlenirken bakire olmadığını biliyordum tabii ama bu tür bir işe girmiş olması midemi bulandırıyordu.
Film bir otel odasında gizlice çekilmişti, yataktaki adamın yüzünü her gazetenin ekonomi sayfasından ve birçok derginin kapağından tanıyordum. Onunla deli gibi sevişen kadın ise bu kadar yıldır soyadımı taşıyordu tabii. Eşimin yirmibeş yaşlarındayken şimdikinden daha ince olduğunu düşünürsek belki de adamın sikinin göründüğü kadar büyük olmayabileceğini düşünmem sadece sapıkça geldi ama adam eşimi domaltıp götünü sikmeye başladığında uyarılmam beni gerçekten rahatsız etti. Tabii bırakmayıp sonuna kadar izledim 90 dakikalık videoyu. Bir buçuk saat içinde adam eşimi mümkün olan her yerinden sikerken eşim çok açık bir şekilde kamera açılarını kolluyordu, yani bu filmin çekildiğinin farkındaydı ve hiç gocunmuyordu. Filmin sonunda adam eşimin amcığına döllerini boşaltırken de çığlık çığlığa boşalıyor ve adamın dudaklarını ısırırcasına öpüyordu.

Çok kötü oldum…

Eşimin geçmişini öğrendiğimde… (5 ve

Karımın evlenmemizden önce o ünlü işadamıyla sikiştiği filmi izlediğimde uyarılmış olmam beni hem kızdırmış hem de şaşırtmıştı. Üstelik bunu şantaj aracı olarak kullanan birisi için yapmış olması daha da korkutucuydu. Şantajcı Kemal’in aynı filmlerle şimdi de beni tehdit etmesi ise asla kabul edilemezdi ama önce eşimi bulmalıydım.

Kasadan çıkarttığım Glock 32’yi aldım, bir kaç telefon görüşmesinden sonra sekretere eşimi aramaya devam etmesini söyleyip arabaya atladım.

Silah belimde eve vardığımda Sema’nın arabasını garajdaki yerinde görünce rahatlamıştım. Hızla yukarı fırladım. Eşim salodaki kanepede bekliyordu, hiç konuşmadan yanına oturdum. “Neler oluyor Sema?” Uzanıp elimi tuttuğunda elimden geçen elektrik neredeyse gözümü yaşartacaktı. “Ah sevgilim” dedi “Nerden başlasam? Kemal’in beni bulacağımı hiç beklemiyordum sana o nedenle o zamanki şeylerden bahsetmemiştim”
“Şantaj için iş adamlarıyla sikiştiğini anlatamazdın tabii” derken kendimden nefret ediyordum sevgilimi kırdığım için. “Kimi biliyorsun?” demesi o filmlerden çok sayıda olduğunu teyid ediyordu ama zaten Kemal’in söylediğinden biliyordum. İnsan aşık olduğu eşinin fahişe olduğunu hemen kabul edemiyor tabii. “Boşver kimi bildiğimi şimdi, anlat” dedim.

Anlattı…

Kemal’le üniversitede çıkmaya başlamış ve kısa sürede ailesine yurtta kalıyorum diyerek onun yanına taşınmış. Bildiğim öğrenci aşkıymış başta. Bir süre sonra Kemal okulu bırakmış ve para kazanmaya kafayı takmışsa da hiç bir işte dikiş tutturamamış babasından kalan parayı da bitirince torbacılığa başlamış. Evdeki esrar ve ex partilerinin grup seks partilerine dönüşmesi katılanlarca yadırganmıyordu. “O kış Kemal çıldırdı Suat” dedi sevgilim. Uyuşturucu satışından elde ettiği parayla evin her tarafını kameralarla donatmış partileri filme çekmeye başlamıştı. “Bir gün kafamız kıyakken bana çekimleri artık planlı yapacağını benim de ona yardım edeceğimi söyledi, kafam o kadar iyi, yaşadığım ortamlar o kadar uçuktu ki sormadım bile ne istediğini.” dedi sigara kullanmayan sevgili eşim. Kemal ünlü ve paralı kişilerle uyuşturucu bağlantıları kurarak Sema’yı da onlara hediye niyetine sunmaya başlamış, tabii filmlerini çekip sonra şantaj enstrümanı olarak kullanarak. “Yemin ederim o dönemde ne yaptığımı bilmiyordum, kaç kişiyle çekti beni onu da bilmiyorum.” derken ben içimden “Ne yaptığını çok iyi biliyordun, orospu” diye geçirdim içimden. Elbette biliyordu ne yaptığını, gözümle görmüştüm adamın sikini yalarken nasıl gözlerinin parladığını ve beni şimdi götümden sik diye yalvarmasını ve sonra da adam içine girdiğinde acı ve zevkten çığlık attığının kaydı cebimdeki telefonun hafızasındaydı. “Kaç kişiye verdin onu da biliyorsun.” dedim içimden.

Beklediğim gibi kapı çalmasa yalanlarına devam edecek olduğunu bilmek neredeyse midemi bulandırıyordu ama kendimi tuttum. Ben kapıya giderken “Dur” dedi “Ben açarım.”

Tahmin ettiğim ve umduğum gibi Kemal sırıtarak içeri girdi.

“Paraları aldım Suatçığım sağol, demek bu güzeli benim önümde sikmemek için elli bin dolar ödedin ha? Helal valla, Sema’nın sikişmesine en yüksek rakamı elbette kocası öder yani başkalarından bu kadar almamıştım hiç.” derken “Salak” dedim içimden. “Şu diğer filmleri de ver de Kemal bitsin bu saçmalık artık. Ben de sana biraz daha koltuk çıkayım belki yüz bin filan. Bu konuyu kapatalım gitsin kardeş.” dediğimde yüzündeki ifadeyi görmek gerekti. Şaşkınlık, kazanmanın verdiği rahatlık, megalomanyanın sınırlarındaki gezinti…
Elini eşimin memesine sokarken gözümün içine bakıyordu. “Tamam” dedi “Filmleri vereceğim ve sizi bir daha rahatsız etmeyeceğim ana bir tek dileğim var onu da bana çok görmezsin.” Eşimin gözlerinden gözlerimi alamıyordum. Kalbimden bir parçayı daha derinlere gömerken “Ne istersen tamam.” dedim.
Eşimin dudaklarına yumuldu…
Yerimden kıpırdamadım, Glock belime batıyordu ama yerimden kıpırdamadan izlemeye koyuldum. Kemal’in eşimi kolayca soymasını, kendisinin soyunmasını, eşimin o çok iyi tanıdığım tatlı amcığını yalamasını, yalanmaya asla dayanamayan karımın adamın başını amcığına bastırışını ve inlemelerini izledim.
Yabancı bir adamın eşimi gözümün önünde sikmesini ve amından çıkarttığı sikini ağzına verip keyif yaptığını izledim. Eşimi sikinin üstüne çıkartıp zıplatırken zamanın yavaşladığını hissettim. Domaltıp arkasına geçtiğinde “Sevgilim” dedim “Bülent’e biraz da götünü versene.” Şaşkınlıkla baktı yüzüme, gerçekle yüzleşen birinin endişeli bakışlarıydı. Kemal ya da asıl adıyla Bülent boşalma sesleri çıkartmaya başladığında puştu kafasından vurdum.

Glock 32 az bulunan 357 kalibre otomatik silahlardandır. Mermi çok ağır olmasa da hızlı olduğundan vurduğu yerde yaklaşık 500 lb/ft bir moment yaratır. Normal bir otomobilin torku bundan azdır, yani birini yakından kafasından vurursanız kafa mafa kalmaz üstelik etraf feci şekilde batar. Eski sevgilisi Bülent’in kanı çıplak bedeninde desenler yaparken çığlığı etrafı çınlattı. Üstüme saldırması ise içimdeki en küçük kuşku kırıntısını bile yok etti.

Elimin tersiyle çarptığım tokatın sonradan adli tıpta işe yarayacağını biliyordum. Halıya çöktü. “Dinle kaltak” dedim.

“Beni tanımamışsın, kendini de akıllı sanıyorsun”. Çıkarttığı sesler konuşma değildi gözlerinin camlaşmaya başladığını görünce bir tokat daha attım. patlak dudak daha da işe yarardı adli tıpta. “Birazdan buraya polis gelecek, emniyetten tanıdıklar, ifademe göre eve geldiğimde seni tecavüze uğrarken görüp ırz düşmanı sapığı vurarak seni kurtarmış olacağım. Adamı tanımıyorsun seni, döve döve sikiyordu ve zaten şokta olduğundan fazla birşey sormazlar.” İçimden hakim bana “Aferin oğlum” diyecek diye düşünerek devam ettim. “Bundan başka bir şey anlatırsan sonun sevgilinden beter olur.”

“Nasıl?” dedi kısık sesle.

“Nasıl mı anladım?” Güldüm. “İlk yüzleşmemizden önce seviştik seninle hatırlıyorsan ve sen boşalırken benim adımı söylemedin yıllar sonra. Bağırdığın isim Bülent’ti. Sonra Kemal diye tanıştığım Bülent’in verdiği filmdeki adamın şimdilik gizli tuttuğumuz bir ortaklıkta yer aldığını bilemezdin tabii, bir telefon yetti Kemal’in Bülent olduğunu anlamaya. Bir de, salak sevgilim, Dubai’de sevgilinle ortak hesap açtırdığın bankanın yönetim kurulunu incelemeliydin, bu kadar işim var oralarda her boka maydanoz olduğumu bilmiyor musun?” Titriyordu.
“Birazdan polis gelir ifadeni doğru düzgün verirsen hayatımız eski haline döner, vermezsen ben biraz sıkıntı çekerim ama sonunda yırtarım fakat sen bitersin.”
Başını anlarcasına salladı.
Bir kriz daha karlı bir şekilde atlatılmıştı.
Elbette sözde eski haline dönecek olan yaşamımızın aktörlerinin artık ben ve eşim görüntülü bir seks kölesinden ibaret olacağını söylemedim…

Beklenmedik Bir Gece!

İş için şehir dışına çıkmam gerekiyordu. Otobüsüm rotar yaptığı için 2-3 saat gecikmeli olarak gideceğim şehre varmıştım, saat geç olduğı için şehirde toplu taşıma bitmişti , kalacağım otel 25-30dk yürüme mesafesinde ve sadece bir sırt çantam olduğu için yürümeye karar verdim.

Karanlık sokaklarda ilerlerken bir apartmanın zemin kat penceresinden sevişen bir çift gözüme çarptı , tül perdenin arkasından silüet olarak görünen çift son derece azgın biçimde hareket ediyordu. Birkaç saniye duraksadım , tam yoluma devam etmeye karar vermiştim ki , çiftin farkında olmadan izlenebileceklerini düşünerek uyarmaya karar verdim. Pencereye yaklaşıp cama hafifçe parmağımla tıkladım. Çift aniden irkildi. Birisi pencere doğru ilerledi, yaklaştıkça genç bir erkek olduğu net biçimde anlaşılmaya başlamıştı. Perdeyi hafifçe araladı ve eliyle “Ne var?” dercesine hareket yaptı. “Dışarıdan kabak gibi görünüyosunuz , ya ışığı kapatın yada kalın perdeyi kapatın. Kötü niyetli birine denk gelirseniz iş alırsınız başınıza.” dedim. “Haklısın farketmemişiz , uyardığın için sağol” dedi. O kalın perdeyi kapatırken ben de arkamı dönmüştüm. 1-2 adım atmadam “Buralarda mı oturuyorsun?” dedi. Ben de otele gittiğimi söyledim.Biraz tedirgin bir sestonuyla “İstersen burada kal.” dedi. Piyangodan seks çıkmıştı. Hevesli biçimde “Olur” diye atladım. Apartman kapısına doğru ilerlerken “Umarım kadın güzeldir de , keyif alırım” diye düşünüyordum.

Apartmandan içeriye girdim , aynı genç daire kapısını açtı. Üzerinde sadec boxer vardı. İçeriye girdiğim anda buz kesildim. Çünkü evin salonunda bir başka 23-24 yaşlarında çırılçıplaktı. Daire kapısının kapanma sesi ile kendime geldim. Ağzımdan ilk çıkan cümle “Ben gay değilim” oldu. İçeridekiler de şaşırmıştı ancak çıplak olan “Sevişmek zorunda değilsin , istersen arkadaki odaya geç uyu” dedi. Çantamı çıkarıp koltuklardan birine oturdum. Bir yandan da durum çok ilgimi çekmişti çünkü ilk kez böyle bir duruma şahit oluyordum. Kibarca “Sizi izleyebili miyim?” diye sordum. Cevap bi vermeden birbirlerinin dudaklarına gömüldüler.

3-4 dakikalık öpüşme ve okşamadan sonra ikisininde taş gibi olmuş sikleri gözüme çarptı. İkisininde siki 15-16 cm civarı vardı ve epey kalındılar da. Çıplak olan kanepeye doğru döndü ve eğildi , bu sırada diğeri boxerını çıkartıyordu. Boxerını çıkarttıktan sonra eliyle siki birkaçkez sıvazladı ve sikinin başını diğerinin götüne sürttürmeye başladı. Eğilmiş olan aldığı zevkten dolayı sesler çıkartmaya başlamıştı bile. Bu arada heteroseksüel olmama rağmen ben de erekte olmaya başlamıştım.

Çift bir süre sürtündükten sonra , ayakta olan eline kayganlaştırıcıyı sürüp önce sikini sonra da eğilmiş olanın götünü iyice sıvazladı. Sikinin başını partnerinin göt deliğine dayadı veyavaşça bastırmaya başladı. Sikinin başı tam olarak deliğe girdiğinde , sikilen genç derin bir oh çekti ve “Bastır , bastır” diye inlemeye başladı. Bu inleme beni o kadar etkilemişti ki hemen pantolonumu sıyrıp sikimi elime aldım ve otuzbir çekmeye başladım. Sikişen gençler benim otuzbir çektiğimi farketmemişti bile. Sikişmeleri hızlandıkça benim de otuzbirim hızlanıyor onlar duraksayınca ben de duraksıyordum , adeta onlarla birlikteymişim gibi hissediyordum. Bir yandan da “Bana da teklif etseler bari.” diye homurdanıyordum kendi kendime.

Kendimi kontrol edemez duruma geldiğimde pantolonumu tamamen çıkarıp yanlarına gittim. Onların keyiflerini kaçırmaktan çekindiğim için direk “Ben de sikebilir miyim?” teklifini yapmak yerine “Beni de yalar mısın?” teklifini yaptım. Eğilmiş olan ve zevk inlemeleri çıkartan genç sikini işaret ederek “Önce sen” dedi. Sonunda sikişe dahil olabilme umuduyla , biraz da çekinerek eğildim ve ağzımı sikine doğru götürdüm. Ereksiyonu kaybetmişti ve sikilrken sallanan sikinden meniler saçılıyordu. Yavaşça ağzıma aldım ve yalamaya başladım. Ağzıma aldıktan hemen sonra siki tekrar kalkmaya başladı ve inlemeleri daha da belirgin hale geldi. Sikiş en hızlı hale geldiğinde bacaklarının titremeye başladığını farkettim , çok geçmeden ağzıma çılgınca boşalmaya başladı. O kadar çok zevk alıyordu ki ayakta durmakta bile zorlanıyordu. Zaten az sonra da kendisini yere bıraktı , ben ise ağız dolusu spermle kala kalmıştım. Hızlıca kalkıp klozete tükürdüm , aslında tadı da fena değildi. Bunca yıldır nasılda tadına bakmak aklıma gelmemişti?

Geri döndüğümde kalkmış koca bir sik beni karşıladı , boşalmış olan koltuğa uzanmış , hala yavaş yavaş inliyor ve ara ara kasılıyordu. Hayatımda ilk kez seksten bu kadar zevk alan birini görmüştüm ve beni ölümüne meraklandırmıştı. “Nasıl bu kadar zevk alabiliyor?” diye sordum ayakta duran gence. Hiçbirşey söylemeden yanıma yaklaştı arkamı çevirdi ve az önce siktiği partneri gibi eğiltti beni. Tepki vermek istiyordum ama az önce gördüğüm boşalma sahnesi gözümün önüne geliyor ve beni engelliyordu. 3-4 saniye sonra göt deliğimde bir soğukluk hissettim , kayganlaştırıcının soğıkluğuydu bu.Ardından bir parmağını soktu götüme , tuhaftı , hiç acımamıştı aksine hoşuma da gitmişti. Parmağını biraz sokup çıkardıktan sonra ikinici parmağı birz sonra da üçüncü parmağı soktu içime. Ben de ereksiyonu kaybetmiştim sikim artık kalkık değildi ama yine de tarifsiz zevk alıyordum. Parmaklarını götümden çıkardıktan sonra sikini göt deliğime yasladı ve bastırmaya başladı. Biraz basturduktan sonra bir rahatlama ve inanılmaz bir zevk aldığımı hissettim ve istemdışı derin bir “ohhh” çektim.

Sikinin geri kalanını da yavaşça içime doğru itlemeye başladı. İçime giren her milim beni biraz daha zevke getiriyordu. Çok geçmeden hızlanmaya başladı. O kadar hızlı ve sert sikiyordu ki beni kasıkladı götüme çarptığında çıkan şaplak sesleri oda da yankılanmaya başlamıştı. Sonra birden hiç beklemediğim bir anda sikinin tamamını göt deliğime bastırdı ve belime sarıldı. Beni kendine delicesine çekiyor biraz daha biraz , daha içime girmek istiyordu. Bense hareket edemiyordum , adeta devam etmesi için yalvarmak istiyordum. Bir süre sonra sikini yavaşça götümden çıkardı , içime boşalmış olduğunu o zaman farkettim. O da diğeri gibi koltuğa uzandı. Ben ise eğilmiş vaziyette , sikilmiş ve terkedilmiş biçimde bekliyordum. Ne yapacağımı bilemez haldeydim. Olduğum yere çöktüm , ne kadar çok zevk aldığımı düşünüyordum , ve şimdi ne olacağını. Bu sırada göt deliğimde bir sıcaklık hissettim, az önce içimde boşalan o koca sikin spermleri yere damlıyordu. Neden bilmiyorum ama , bunu hissetmek beni o kadar mutlu etmişti ki sönük sikimi elime alıp 31 çekmeye başladım. Daha sikim kalkmadan bacaklarım titremeye başlamıştı ve o az önce gördüğüm tarifsiz orgazmı yaşıyordum. Bu boşalma uzunca süre devam etti. Sonunda kendimi yere saldım ve orgazmın keyfini sürmeye başladım. Bu sırada uykuya dalmıştım.

Sabah telefonumun alarmı ile uyandım , evin koltuklarında bir ağzıma diğeri götüme boşalmış olan iki erkek uyuyordu. Kısa bir süre onları çıplak izledikten sonra temizlenip evden çıktım. Bu yzdıklarımı yaşayalı bir hafta bile olmadı ve ben şimdiden sikilmeyi özledim 🙂 Kimbilir , belki bu yazıyı okurlar ve bana bir mesaj atarlar 🙂

Sabah Seksi

ALINTI

Saat 08.30 uyandık. Üzerindeki ip askılı gecelik üstünden çıplak omuzlarını, boynunu, kollarını okşamaya başladım tüy gibi. Karımın en sevdiği şeydir bu. Kedi gibi mırıldanmaya, her tarafında hafif hafif gezinen parmaklarımın doğrultusunda vücudu dalgalanmaya başladı. Sikim sertleşmeye başladı anında…

Alttan pijama altını dizine kadar sıyırdım. Pembe külodunu da çıkarmadan, kenarlarından ortaya doğru sıvazlayıp tanga haline getirdim. Karımın bu küloduna bayılıyorum. Kenarları ince dantelli, şeker pembesi bişi…

Öyle harika bir görüntü oluştu ki… Yapılı etli omuzlardan bele doğru bir incelme, ince belden geniş kalçalara harika bir kavislenme… Yuvarlacık etli butlar… Üstüm çıplak yatmıştım, altımdaki eşofmanı sıyırıp atıverdim, benim ufaklığı arkadan bacak arasına yerleştirdim. Sikimin kafasıyla arka deliğine, amına baskı yapmaya başladım. Baktım külodun üstünden olmayacak sıyırıp atıverdim. Üstündeki siyah şeyi de çıkardığımda çırılçıplak kaldı kucağımda…

İki kaşık gibi yatar vaziyette okşamaya devam ediyorum. Sikim arkadan apış arasında, ıslanmaya başlayan amcığına sürtüyorum. Ellerim omuzlarında, saçlarının arasında dolaşıyor. Omuzlarını tutup parmaklarımla hafif hafif acıtmadan masajımsı hareketlerle ovalıyorum. İnliyor durmadan…

– “Ne istiyorsun?” diyor.

– “Ne istediğim belli değil mi?” diyorum kulağına eğilip üflerken memelerini avuçluyorum, uçlarını sıkıyorum.

– “İstemiyorum” diyor. “Bırak biraz özleyelim. Daha yeni yaptık.”

– “Ben özledim işte…” diyorum. “Bak sikim taş gibi oldu, özledik ikimiz de seni…” Kulak memesini yaladığımda huylanıp kaçırıyor kulağını dilimden… “Hem sen ne azgın orospusun… İstemiyorum diyorsun, içine yarak girdiğinde hemen sulanmaya başlarsın merak etme…”

– “İstemiyorum yaa… Bırak… İşim var, banyo falan çıkarma başıma… İşine gitsene sen…”

– “Benim işim sensin aşkım… Seni sikmek istiyorum.”

– “Ben de kahvaltı yapmak istiyorum. Karnım aç…”

– “Benim de karnım aç karıcım… Önce ufaklığın karnını doyuralım, sonra kahvaltı yaparız. Hadi bırak kendini…” Harbiden de açım ha… Karnım gurulduyor…

Piçliğine, sikimi arka deliğine bastırıp kasıklarımla kalçalarını okşuyorum, uzamaya başlayan kıllarımı çıplak kabalarına sürtüyorum. Omuz masajına, okşamalara da devam tabi… Elbette istiyor o da… Yoksa bu kadar soymama, çırılçıplak bırakmama izin vermezdi. Daha ilk hareketimde kestirip atardı. İstiyor orospu… Sikişmek istiyor o da… Elimi önden sokup kasıklarını yokluyorum. Parmaklarımı bastırıp klitorisini okşuyorum, ıslaklığı hissediyorum.

– “Bak, amın ıslanmış işte… İstiyorsun sen de…”

– “Hayır, istemiyorum. Her zaman ıslak o…”

– “Hayır, yeni ıslandı. İstemese ıslanmaz bilirim ben…” diyorum. “Bırak amına gireyim, içine girdikten sonra hayır demez o… Yeter ki bir kere gireyim…”

Bingo… Dönüp sırtüstü yatıyor yatakta… Memeleri kabarmış, meme uçları dikilmiş. Amcığı şişmiş gibi sanki, yumruk gibi olmuş bacaklarının arasında… Dirseğimin üstünde bu nefis manzarayı seyrediyorum. Eğilip memelerini okşayıp benden taraftaki sağ memesini yalamaya, ucunu dudaklarımın arasında kıstırmaya başlıyorum. Karım da inlemeye başlıyor anında…

Elimi apışarasına atıyorum bu arada… Avuçluyorum, orta parmağımla klitorisine bastırıp okşuyorum… Kıvranıyor, inliyor… Elini uzatıp sikimi avuçluyor. Benim ufaklık kalkmış, sertleşmiş, hazır vaziyette… Okşayıp sıkıyor.

– “Nasıl? İstediğin gibi olmuş mu?” diye soruyorum.

– “Evet…” diyor.

– “Hadi o zaman, inmeden sokayım sana onu… Sikeyim bir güzel…”

– “Konuşma terbiyesiz terbiyesiz…” diyor.

Kalkıp malzemeyi alıyor sakladığımız yerden. Durex yani. Yattığım yerde havaya dikilmiş yarrağıma önce prezervatifi geçiriyor, sonrada bacaklarının arasına alıp amını geçiriyor. Islak amında yağ gibi kayıyor sikim… Sıcaklığı yakıyor sikimi… İnliyorum anında…

– “Oohhh…” diyorum. “Sıcacık amcığın, kızmış yine…”

– “Öyle mi?” diyor.

– “Evet aşkım… Fırın gibi amın… Sikimi yakıyorsun…”

Oturup kalkmaya başlıyor. Her zamanki gibi sikimin üstünde kalça dansı yapıyor orospu. Bitiyorum zevkten… Bir süre böyle devam ediyor. Yoruluyor. Üstüme yatıp kollarını dinlendiriyor. Ellerimle kalçalarını tutup pençeliyorum, alttan sikimi sokup çıkarmaya devam ediyorum. Dinlenince doğruluyor, elimi aramıza uzatıp am dudaklarını aralıyorum, klitorisinin kasık kıllarıma iyice temas etmesini sağlıyorum. İnliyor bir anda…

– “Ooohhh…”

– “Nasıl, güzel mi? Zevk almaya başladın di mi?”

– “Evet, zevk aldım. Ama şu kıllarını kesmesen daha çabuk zevk alıcam. Kısaltma şunları…” Elini uzatıp yokluyor sikimin dibindeki kılları… “Bak hala uzamadılar. Bir daha kesme sakın… Benim onlar… Onlar uzun olunca daha çok zevk alıyorum. Girip çıkarken okşuyor benimkini…”

– “Tamam, senin olsun. Daha da uzamazlarsa gidip hazır uzamışlarından bulurum sana karıcım, merak etme…”

– “Sapık koca… Senin sikini istiyorum ben… Başkasını değil…”

– “Hadi kapat gözlerini… Bak altında Behlül var şimdi… Onun kılları uzundur, seni o sikiyor şimdi… Deniz kenarındaki villaya götürmüş seni, sikiyor… Ooohhh…”

Ses çıkarmıyor, inip kalkmaya devam ediyor. Kalçaları çalkalanıyor, amını dipleyip sürtüyor kasıklarıma… Hareketleri yavaş,

– “Aşkım, yoruldun sen… Bırak biraz ben sikeyim seni…” diyorum. Hemen iniyor üstümden, yana devriliyor. Bacaklarını aralayıp ıslak amcığını avuçluyorum, okşuyorum. Kıvranıyor.

İçine giriyorum. Gidip gelmeye başlıyorum. Kalçalarımı sağa sola, öne arkaya yaylandırıyorum. Oohhh.. Nefis… Am duvarları bitiriyor beni zevkten… Bir süre daha bu şekilde sikiyorum karımı… İnliyor zevkten…

Üzerine tüm ağırlığımla bırakıyorum kendimi… Kolumu boynunun altından geçirip omuzlarını sımsıkı sarıyorum. Kollarımın arasında kıpırdayacak, kaçacak yeri yok şimdi. Yüz kiloluk, üstünde gidip gelen, amına bastıra bastıra girip çıkan ağırlığın altında nefesi kesiliyor, ağzını açıp nefes almaya çalışıyor. Bu vaziyette daha tahrik olduğunu hissediyorum, biliyorum. Kulağına eğilip dilimle kulak deliğinde, kulak memesinde dolaşırken fısıldıyorum,

– “Kim var üstünde şimdi?” diyorum. “Kim sikiyor seni? Kıvanç mı?” Pompalamaya devam ediyorum bu arada… Tempoyu sürekli değiştiriyorum. Kısa kısa, uzun uzun, hızlı hızlı… Sürekli… Durmaksızın… “Yoksa Doktor mu? Söyle… Kim sikiyor seni… Kimin yarrağını yiyorsun?”

– “Hiç biri… Senin sikini yiyorum… Senin… Geliyorummm…” diyor, kıvranmaya başlıyor.

Hay bin Haydar Dümen… Geç boşalma… Veya karımın erken boşalması… Yine hazırlıksız yakalandım. Benim geleceğim yok gibi… Bakayım, biraz daha hızlanıp diplesem orgazm olur muyum acaba? Pompala… Bastırr… Hayırr… Olamazz… Karım orgazm oluyor ve bende tık yok… Uğraşmama gerek yok artık. Biliyorum, gelmez benimki… Karım altımda kıvranıyor hala… Sikimde amının kasılmalarını hissediyorum ama nafile… Terlemişim iyice… Performans? Acil spor yapmalıyım.

Karım iyice boşalana kadar bekliyorum. Sonra sikimi çıkarıyorum içinden… Prezervatifi çıkarıp atıyorum. Vavvv… Yorulmuşum. Banyoya gidiyorum. Vayy… Bir büyük şişe kadar işiyorum. Demek sebep buymuş… Hay allah… Keşke önce tuvalete girseydim. İdrar kesesi dolu diye mi boşalamadım yine… Sikimi yıkıyorum, temizliyorum. Krem bitmiş. Şampuan alıyorum kremlisinden… Bir parça tuvalet kağıdı… İçeriye geliyorum, yatağa karımın yanına uzanıyorum. Görevini biliyor o da… Biraz sikimi okşayıp öpüyor. Saçları kasıklarımda…

– “Dilini göster bana…” diyorum. Gösteriyor kısacık, sonra ucunu dolaştırıyor sikimde… Bizde öyle emme manifoldu gibi ağza alma, emme yok maalesef… Sırf bu yüzden bi gün kaçak et kesecem valla… Kenarından yalıyor, ıslak dilini hissedince kıvranıyorum… Sonra şampuandan avucuna alıp sikimi sıvazlamaya başlıyor. Başı eğilmiş, saçları kasıklarımda… Parmakları kaygan kaygan, amcık gibi zevk veriyor. Taşaklarımda ellerinin, dudaklarının sıcaklığını hissedince ben bitiyorum zaten… Kasılmaya, boşalmaya başlıyorum. Hemen yan taraftaki tuvalet kağıdını tutuyorum sikimin başına, menileri boşaltıyorum.

İşte böyle dostlarım… Bizim evdeki sikişin bugünkü hikayesi böyle… Pek pornolarda seyrettiklerimize, bloglarda yazan hızlı hatunların yaptıklarına, anlattıklarına, sizin yaşadıklarınıza benzemiyor değil mi? Aahhh… Ah…

Çapa escort
Çatalca escort
Etiler escort

Görme engelli kiracımızla hasret giderdim…

ALINTI

Adım Güler, 30 yaşındayım ve 10 yıldır evliyim. Kocam yurtdışına mal götüren bir TIR şoförü, ayda bir, iki ayda bir üç-beş gün kalıyor, işlerini ve bu arada beni halledip tekrar Avrupaya, Rusyaya gidiyor. Bir çocuğumuz oldu, oğlum sekiz yaşında okula gidiyor. Ekonomik durumumuz iyi sayılır, ama ben mutsuzum. Evliliğim koca yolları gözlemekle geçiyor hep… Bir yıl önce altımızdaki daire satılınca, kocam daireyi satın aldı. Bir süre boş durdu daire, sonra yaşlı bir karı koca gelip kiraladı. Yanlarında gözleri görmeyen genç bir delikanlı vardı. Beyaz bastonuyla yürüyor, her işini kendi yapabiliyordu. Hüseyin oğullarıymış. Kocam da ben de aileyi pek sevdik.
Hüseyin, Üniversitenin görme engelliler için açtığı özel bir bölümde okuyor, ve sabahları şehir içi otobüsle Üniversiteye gidiyordu. Ben de oğlumu bir sokak ilerdeki okuluna götürüp getiriyordum. Her sabah aynı saatlerde çıktığımızdan sürekli karşılaşıyor, birlikte konuşa konuşa gidiyorduk. Yolda ben ona yoldaki kaldırımları, engelleri aşması için yardımcı olurken, o da dirseğimi tutuyor, birlikte en az on dakika bu şekilde yürüyorduk. Ben oğlumu okula bırakıp okulun önündeki otobüs durağında Hüseyin ile beraber sohbet ediyor, bineceği otobüs geldiğinde onu uyarıp binmesini sağlıyordum. Her gün bu şekilde gide gele iyice samimi olmuştuk.
Hüseyin çok konuşkandı, çok ta şakacıydı. Hiç körlüğüne üzülmezdi. Ama her şeyden öte, Hüseyin çok yakışıklı bir gençti. Hüseyin’den çok etkileniyordum, dirseğimden tutup yürüdüğümüzde içim bir hoş oluyor, kendimi onun karısı gibi görüyordum. O durmadan bana bir şeyler anlatırken benim aklımdaysa kolumdaki elin sıcaklığından başka bir şey olmuyordu. Heyecanlanıyor, genç kız gibi içim bir hoş oluyordu.

Artık öyle olmuştu ki, evden çıkarken Hüseyini görmesem kapılarını çalıyor, anne babasıyla selamlaşıp onun çıkmasını bekliyordum. Yaklaşık 3-4 ay böyle sürüp gitti, Hüseyinle çok samimi olmuştum. Kocam da aileyi sevmişti. Bir kaç kez onlarda ve bizde birlikte yemek yemiş, sohbet etmiştik. Cana yakın insanlardı. Anne babasının memlekette de arazileri vardı. Yılın yarısını ekim, dikim, hasat vesaire işler için memlekette geçiriyorlardı. Hüseyin de evde yalnız kalıyor, kendi başına evi çekip çeviriyor, okuluna gidiyordu. Kocamın eve geldiği sınırlı günlerde konuştuğumuzda o da hep Hüseyinin nasıl becerikli biri olduğunu beğeniyle anlatırdı.
Bir bahar günüydü. Kocam yine Rusyaya gitmişti. İki haftadır yapayalnızdım. Hüseyinin anne babası da memleketteydi. Markete gidip akşam yemeği için bir şeyler almak için aşağı inerken Hüseyin de evden çıkıyordu. Merhabalaştık,
-“Nereye gidiyorsun Hüseyin?” diye sordum.
-“Bizimkiler memlekete gittiler, ben de çarşıdaki restoranlardan birinde pide falan yiyeceğim abla.”
-“Evde çok güzel yemek var. Pide yiyeceğine gel içeri gir. Ben marketten bir şeyler alıp geleyim, bizde yemek yeriz. Hem çocuk evde yalnız kalmamış olur, daha iyi…”
– “Tamam abla!” dedi.
Hüseyin’i kolundan tutup içeriye aldım. Yolu biliyordu ama, ben yine salona kadar götürdüm onu. Oğlum onun geldiğini görünce sevindi. Ben çıktım, aceleyle markete gidip alacaklarımı aldım, eve geldim. İçecek bir şeyler, kola, bira, meyve suyu falan da aldım bol bol… Geldiğimde Hüseyin oturmuş oğlumla oynuyorlar, oğlum heyecanla ona bir şeyler anlatıyordu. Onlar konuşurken ben de yemek hazırladım. Yemekti, hoş beşti derken vakit ilerlemiş, saat 9 gibi olmuştu. Ertesi gün okul olduğundan oğlumu yatırdım. Geldiğimde Hüseyin de kalkmaya davrandı,
– “Oo.. Vaktin nasıl geçtiğini anlamamışım. Ben de kalkayım abla.” dedi. Kolundan tutup engel oldum,
– “Otur Hüseyin, nasıl olsa sen de yalnızsın, ben de… Evde tek başıma canım sıkılıyor. Ben sana soğuk bira getireyim, sohbete devam ederiz. Sen de eve gidip ne yapacaksın? Beraber oturalım işte…” dedim.
Artık yalnız kalmıştık… Sohbete devam ediyorduk. Soğuk birer bira çerez getirdim, ikimiz de bira içiyor, konuşuyorduk. Sohbet uzadı, ikinci, üçüncü biralar da içildi.


Kendimi bir garip hissediyordum, içim kıpır kıpırdı. Kocam gideli iki hafta olmuştu. Yatağımda tek başıma kendimi okşamalarla, içime salatalık falan sokup tatmin olmaya çalışmayla geçen iki uzun hafta ve uzun, yalnız geceler… Oysa bu gece genç, yakışıklı bir erkekle başbaşa oturuyor, onunla sohbet ediyordum.
Bir yandan sohbet ederken bir yandan da onun yakışıklı yüzünü, kaslı kollarını, geniş göğüslerini, pantolonunun önündeki kabarıklığı seyrediyordum. Hem de hiç çekinmeden, utanmadan… Çünkü biliyordum ki o beni, benim nereye baktığımı, nasıl baktığımı göremiyordu. Aldığım alkolün de etkisiyle öyle rahattım ki hareketlerimde…
Onun okuldan, arkadaşlarından, ev yaşamından bahsederken anlattıklarını dinler gibi yaparken aslında ne anlattığının farkında bile değildim, onu seyretmekle meşguldüm. Arada bir “yaa, öyle mi?” falan diyerek sohbete katılır gibi yapıyor, onun konuşurken kıpırdayan etli dudaklarına, gömleğinin açık yakasından görünen hafif kıllı göğsüne bakıyordum. Bir yandan da kendimi okşuyordum.

Evet, kendimi kaybetmiş gibiydim. Oturduğum koltukta yayılmıştım. Elimin birini eteğimin altına, külodumun içine sokmuş sıkıp sıkıp bırakıyor, diğer elimle uçları kabarmış göğüslerimi okşuyordum. Çıldırmış gibiydim. Seks yapmadan geçen yalnız geceler beni bu hale getirmişti işte… Gözleri görmeyen genç bir yabancıyla başbaşa, yalnız ikimiz otururken onun karşısında mastürbasyon yapıyordum. Üstelik hafif sarhoş bile olmuştum. Garibin haberi bile yoktu yaptığımdan…
Üzerimdeki askılı tişörtün askılarını indirip sütyenimi çıkarmıştım. Elimdeki soğuk bira şişesini memelerimin arasında, ürperen, kabarmış meme uçlarında dolaştırıyordum. Tüylerim diken diken kabarmıştı. Soğuk şişenin etkisi mi, giderek içimde yükselen şehvetin etkisi mi bilemiyorum. Bereket ses çıkarmamak için, inlememek için dudaklarımı ısırmayı akıl edebiliyordum.
Bir ara Hüseyinin oturduğu yerde kıvranmaya, bacaklarını kasmaya başladığını fark ettim. Sıkışmış gibi davranıyordu. Toparlandım,
-“Ne oldu Hüseyin? Rahatsız mısın?” diye sordum.
-“Yok abla… Şeyy… Benim eve gitmem gerek…” dedi sıkılarak…
-“Tuvalete gitmen gerek galiba… Sıkılma, hareketlerinden belli oluyor.” diye rahatlatmaya çalıştım onu…
-“Şey, evet abla… Bu biralar… Pek alışkın değilim aslında bu kadar içmeye… Çok sıkıştım da… Sanırım eve bile yetişemeyeceğim.”
-“Gel canım, ben seni lavavoya götüreyim. Sıkılmana gerek yok ki… Bunca zamandır beraberiz, yabancı değiliz artık…”

Ayağa kalktı, elinden tutup yönlendirdim Hüseyin’i. Askılarını indirdiğim tişörtüm aşağıya inmiş, memelerim meydandaydı ama düzeltmeye gerek görmemiştim, nasıl olsa o beni görmüyordu. Daracık holde yanyana yürürken kolunu tutup kendime yaklaştırdım. Göğsümün biri onun koluna temas ediyor, ucu gömleğine sürtünüyordu. Offf…
Tabi, kısa bir andı bu… Banyonun kapısından içeri girmesini sağladım, klozetin önüne götürüp bıraktım. Yanında durup bekliyordum. Duraksadı, gülümseyerek,
– “Abla, ben gerisini hallederim, sen lavabonun yerini göster, yeter bana…”
– “Ah, pardon canım…” dedim. “Öyle ya, koca adamsın sen…” diyerek elini tuttum, yandaki lavabonun üzerine koyup havluların yerini söyledim. Çıkmam gerekiyordu, ama birden onunkini görmeyi şiddetle istediğimi fark ettim. Kapıya yöneldim, çıkar gibi yapıp içeriden gürültüyle kapattım. Kapının yanında nefes bile almadan durup onu izliyordum şimdi.
Telaşla klozetin kapağını kaldırdı, etrafını elleriyle yoklayıp yerini ezberledikten sonra doğrulup fermuarını indirdi. Elini içeriye sokup aletini çıkardı Hüseyin… Gözlerim faltaşı gibi açıldı. Parmaklarının arasında kocaman, uzun bir canavar duruyordu. Sertleşmiş, damarları meydana çıkmış, mantar gibi iri mor başından dibine kadar nefis harika bir erkeklik organıydı. 20 santim belki daha fazlaydı uzunluğu, kalınlığı da göz dolduruyordu…


Tamam, kocamınki de doyuruyordu beni, inim inim inletiyordu yatakta ama bu bambaşka bir şeydi sanki… İnlememek için kendimi zor tuttum, elimi ağzıma kapattım. Kalbimin atışlarını duyacak diye korkuyordum… Siki o kadar sertleşmişti, göbeğine doğru dikilmişti ki işeyebilmek için üstünden bastırıp klozete nişanladı, şırıl şırıl işemeye başladı. Gözlerimi alamıyordum ondan… Sanki dakikalar sürdü işemesi… Nihayet bittiğinde o kocaman sertleşmiş sikini içine sokmadan yandaki lavaboya döndü. Musluğu açıp ellerini yıkadı.
Sıvı sabunla yıkadığı ellerini hala meydanda, fermuarın arasından dışarıya, havaya fırlamış, dimdik duran sikine götürdü sonra… Kaygan, ıslak parmaklarıyla şöyle bir sıvazladı. Sonra avuçlarının içinde sıkıp başından köküne kadar kaydırmaya başladı. Yüzü kızarmış, dudaklarını ısırıyordu. O öpülesi ıslak etli dudaklarından “Oohhh…” diye bir inilti koptu… “Oohhh… Güler…” diye inledi fısıltıyla… Vay piç vay… Gözlerime inanamıyordum. O güzelim sikini sabunlu parmaklarıyla sıvazlıyor, kendini tatmin ediyordu Hüseyin…

Öyle garip, manyakça bir durumdu ki bu… Kendi evimde, banyomda, oğlum odasında uyurken, yabancı bir erkeğin kendini tatmin etmesini izliyordum gizlice… Hem de benim ismimi sayıklayarak… Beni düşünerek… Bir an üstüne atlayıp o kocaman sikini tutmak, yalayıp yutmak, içime, alevler yanan, suları akan amıma sokmak istedim. Sonra durup kendime hakim oldum. Böyle yaparak ürkütebilirdim kuşumu… Ters tepebilirdi… Benim ismimi fısıldayarak sikini okşuyordu ama… Ya ben üstüne gidince tepkisi değişik olursa?

Bana “abla” diye hitap etmesi geldi aklıma… İş gerçeğe binince beni tersleyip refüze eder miydi acaba? Dayanamazdım buna… Tuttum kendimi… O da fazla uzatmadı zaten, sikini soğuk suyla yıkayıp kuruladı, yuvasına zorla sokup fermuarını çekti. Ellerini yıkayıp ıslak elleriyle yüzünü sıvazladı. Sanırım kalkmış erkekliğinin inmesini bekliyordu.
Duvarı yoklayarak kapıya yöneldiğinde telaşla ters tarafa çekildim. Kapıyı açıp çıktı, holü yoklaya yoklaya salona ilerledi. Ben de arkasından çıkıp sessizce ilerledim, sanki odadaymışım gibi
– “Aa, geldin mi Hüseyin?” diye karşıladım onu… “Problem yok di mi? Sanki sesini duydum gibi, bana mı seslendin?” diye sordum hınzırca…
– “Yok abla…” derken sanki yüzü kızardı gibi geldi bana… Sohbetimize kaldığı yerden devam etmeye başladı. Eline soğuk bira tutuşturup koltukta yanına oturdum bu kez… Yakından bakıyordum şimdi ona… Her tarafını inceliyor, pantolonun önündeki kabarıklığı izliyordum. İçinde ne canavar yattığını biliyordum o kabarıklığın… Üstüne atlamamak için kendimi zor tutuyordum. Arkadaşlarından, kızlardan, okulda yaşadıklarından bahsediyordu. Sözünü kestim,
-“Kız arkadaşın var mı Hüseyin? ” diye sordum. “Flört gibi yani…” O da,
-“Hayır, yok abla.” dedi.
-“Kız arkadaşın hiç olmadı mı?” dedim.
-“Hayır, maalesef olmadı abla.” dedi. “Onlar sağlıklı erkeklerle ilgilenir, benimle sadece arkadaş olurlar… Beni kimse istemez ki bu halimle…” O anda içim cız etti, Hüseyin için üzüldüm, elini tuttum,
-“Sakın kendini üzme Hüseyin. Sen yakışıklı, sırım gibi delikanlısın. Seni istemeyen kız neler kaçırdığının farkında değil.” diye teselli etmeye çalıştım. “Belki sana birisini buluruz.” dedim.
Hüseyin bu sözüme çok sevindi. Ben bu sefer merak ettim, acaba Hüseyin hiç cinsel ilişkiye girmiş miydi. Bunu nasıl soracağımı da bilmiyordum. Sorayım mı, sormayım diye düşünürken, ağzımdan birden çıktı, biraların verdiği çakır keyiflik, tuvalette gördüğüm manzaranın etkisiyle daha serbest konuşabiliyordum,

-“Hüseyin sen hiç cinsel ilişkiye girdin mi?” deyiverdim. Hüseyin yine,
-“Hayır hiç girmedim abla. Daha milli olamadım! Bu vaziyetteyken de pek olacak gibi değilim galiba…” dedi, başını da önüne eğdi, utanmıştı.
-“Anladım…” dedim. “Peki, kızı bulsak, onun nasıl biri olduğunu nasıl anlayacaksın Hüseyin? Senin istediğin ölçülerde biri mi? Ya vücudu senin istediğin gibi değilse?”
-“Ailem belki yardımcı olur abla. Hem bunlar benim gözlerim…” diyerek ellerini gösterdi. “Ellerimle yoklayarak görebiliyorum. Sesinden karakterini anlamaya çalışıyorum.”
Yutkundum. Elleriyle yoklamak mı? Bir an o ellerin benim üstümde dolaştığını hayal ettim. Ürperdim. Ateşim yükseliyordu gitgide… Çatallanmış, boğuk bir sesle,
-“Peki, ben nasıl biriyim Hüseyin? Ne düşünüyorsun benim için?”
-“Şeyy.. Sen genç, güzel birisin Güler abla…”
-“Genç tamam da, güzel olduğumu nerden biliyorsun? Yoklamadın ki?”
Elini tutup yüzüme götürdüm. Parmakları alnımda, burnumda, dudaklarımda, yanaklarımda, çenemde dolaşıyordu hafifçe, okşayarak… Dudaklarıma değdirdiği parmağını öptüm hafifçe… Ateşe değmiş gibi çekti parmaklarını, saçlarımı okşadı. İçim eriyordu, kasıklarım alev alev yanıyordu o okşarken…
-“Peki, kızın vücudunun nasıl olduğunu nerden bileceksin Hüseyin?” dedim fısıltıyla… “Böyle parmaklarınla mı?” Hüseyinin de yüzü kızarmıştı. Saçlarımdaki elini tutup hafifçe aşağı indirdim davet edercesine… Boynumdan aşağıya indi parmaklar… Tüy gibi omuzlarımda dolaştı. Tekrar ellerini tutup göğüslerime doğru götürdüm. Askılı tişörtüm belimdeydi. Memelerim meydanda, dimdik olmuşlar, uçları arzuyla, şehvetle kabarmışlardı. Elleri çıplak memelerime ilk temasında çekmek istedi, tuttum, bırakmadım.
-“Abla?” dedi yutkunarak… Fısıltıyla,
-“Devam et Hüseyin… Görmeye devam et…” dedim. “Anlat bana… Nasıl, güzel miyim? Memelerim güzel mi? Hadi anlat…” Göğsüm inip kalkıyordu heyecandan nefes nefeseydim…

-“Ooohhh… Çok güzelsin abla… Tenin pürüzsüz… Saçların ipek gibi… Dudakların etli etli… Boynun uzun, kuğu gibi… Göğüslerin… Çok… Çok güzel… Sert… Uçları kabarmış… Etrafında yuvarlak pütürler var…” Konuşurken dudakları, göğsümde, uçlarında dolaşan parmakları titriyordu. Dudaklarım kurumuştu heyecandan, yalayarak ıslattım.
-“Sonra? Hadi devam et… Aşağıya in… Oraları da anlat…”
-“Karnın dümdüz, kaslı… Göbek yok, fazla kilon yok, balık etisin…” Elini tuttum, dizime koydum. Anladı. Bacaklarımı okşamaya, yukarılara çıkmaya, eteğimin altına girmeye başladı.
-“Bacakların da güzel, sert, kaslı… Tüysüz… Kendine bakıyorsun, bakımlı birisin…”
-“Ohhh…Evet canım… Yeni ağdaladım bacaklarımı… Bir kaç gün sonra kocam gelecek, ona hazırlamıştım. Hadisene… Devam et…” Elleri, parmakları kasıklarıma gelmiş, külodumun üstünden okşamaya başlamıştı.
-“Abla… Bu…”
-“Oohhh… Am canım… Kadın amı… Benim amım… Hiç ellemedin di mi? İlk defa mı?” Titriyordu parmakları… “Dur, külodumu çıkarayım, öyle dokun…” Belimi kaldırıp külodumu indiriverdim eteğimi çıkarmadan… Şimdi parmaklarının önünde hiç bir engel kalmamıştı. Okşuyor, sıkıyor, parmaklarının ucuyla her tarafında dolaşıyordu. Bacaklarımı aralamış, kendimi iyice arkaya vermiştim. Amcığımı okşayan parmakların verdiği hazzın esiri olmuştum. “Oohhh… Devam et Hüseyin… Çok güzel… Devam et…”

-“Islanmış bu abla… Ateş gibi… Islak…”
-“Evet canım… Zevk alıyor çünkü… İçinden sular geliyor sen okşadıkça… Zevk suları onlar… Zevk veriyorsun bana canım… Erkeğim… Oohhhh….”
-“Abla… Ben… Benim şeyim çok sertleşti… Rahatsız ediyor… Çıkarabilir miyim?”
Doğruldum. Çok fena olmuştum. O koca siki yemeden bırakamazdım. Ama burada olmazdı, kendimi tutamazdım o koca siki içime alırken bağırır, gürültü yapardım. Çocuk uyurken rahat edemezdim. Hüseyinin elini tutup çektim,
-“Abla?” dedi kırgın kırgın… Gülümseyerek dudağından öptüm erkeğimi…
-“Burda olmaz Hüseyin… Çocuk var… Ben dayanamam, sevişirken ses çıkarır, gürültü yaparım, uyanır. Senin eve gidelim canım… Daha rahat ederiz. Seni milli yapmak istiyorum bu gece… Hadi, gel…”
Kaldırıp elinden tuttum, üstümü başımı düzeltirken oğlumun odasına baktım, mışıl mışıl uyuyordu. Elinden tuttum, acele adımlarla çıkıp alt kata, Hüseyinin evine indik. Heyecandan titreyen elinden anahtarları alıp kapıyı açtım. İçeriye girip kapıyı kapatır kapatmaz duvara yasladım erkeğimi… Dudaklarına yumuldum. Etli dudaklarını yalarken o da karşılık veriyor, emiyordu. Dilimi ağzının içine sokup dilini okşadım. Uzun uzun öpüştük.
Kendimi geri çektim zorla… İkimiz de nefes nefeseydik. Üstümdekileri yırtarcasına çıkardım, çırılçıplak kalmıştım. Tekrar Hüseyine yaklaşıp çıplak vücudumu yasladım bedenine… Öpüşürken ellerini tutup kalçalarıma götürdüm. Ne istediğimi anlamış, elleri kalçalarımda dolaşıyor, sırtımı okşuyordu. Taş gibi olan siki pantolonun üstünden göbeğime baskı yapıyordu. Dudaklarını bırakmadan elimi araya soktum, telaşla kemerini çözüp pantolonunu küloduyla birlikte aşağıya indiriverdim. Ayakkabı, çorapları ayağında duruyordu hala, pantolonu da ayaklarındaydı. Uzun siki füze gibi meydana çıkmış, havaya dikilmişti. Eğilip tapınır gibi diz çöktüm önünde… Parmaklarımın arasına alıp hayranlıkla seyrettim heybetini… Okşadım… Ucundaki delikte bir damla zevk suyu parlıyordu. Dilimi uzatıp aldım o damlayı… Dudaklarımla minik bir öpücük kondurdum başına…

-“Ohhh… Güler abla…” diye inledi erkeğim… Dudaklarımın temasıyla kasılıvermişti.
-“Canım… Bırak bana kendini… Ablana bırak sen… Ben her şeyi hallederim…”
Sikinin koca başını ağzıma sokmaya çalıştım. Aldım da… Emiyor, lolipop gibi ağzımın içinde dolaştırıyor, dilimle okşuyordum. Çıkarıp ıslanmış canavarıma bakıyor, sonra tekrar ağzıma sokuyor, boğazıma girdiği kadar, dibine kadar almaya çalışıyordum. Ellerim de boş durmuyor, torbalarını okşayıp sıkıyor, bacaklarının içlerini, kasıklarındaki tüyleri okşuyor, parmağımı kabalarında, arka deliğinde dolaştırıyordum. Dizleri titremeye başlamıştı erkeğimin…
-“Abla… Abla… Ben…”
Sikini ağzımdan çıkarıp başımı kaldırdım, yüzü kıpkırmızı olmuş, ağzı nefessiz kalmış kuş gibi açılmıştı. Elleri saçlarımın arasında kasılmıştı. Boşalmak üzereydi,
-“Bırak kendini canım… Boşalt içindekini… Ben seni emerim şimdi… Yutarım seni…”
Ağzıma aldım yine… Vakumlamaya, emmeye başladım. İlk damlaların geldiğini hissediyordum. Ağzıma o bildik tad dolmaya başlamıştı. Elleri istemsizce saçlarımı kökünden kavramış kendine çekiyor, sikini boğazıma kadar gömmeye çalışıyordu. Nefes alamaz hale gelmiştim, ama dayandım. Spermleri direk boğazımdan kaymaya başladı. Kasılıyor, bacakları titriyor, inliyordu. O boşaldı, ben yuttum. Bitene kadar ağzımdan çıkarmadım sikini…

Neden sonra sakinleşti. Püskürmesi bitti. Ağzımı bileğimin tersiyle silip kalktım. Dudaklarına yumuldum yine… Gömleğini, atletini çıkardım bir yandan… Ayaklarındaki pantolonu, ayakkabılarını kendisi çıkardı. İkimiz de çırılçıplaktık. Dudaklarımı onun vantuzundan kurtarıp gülerek boşaldıktan sonra yarı sert duran sikini tuttum,
-“Hadi canım, beni yatağımıza götür…” dedim. “Gerdek yatağımızda senin erkekliğini bozayım. Evdeki en geniş yatak nerde?”
-“Karşıda, holün en sonundaki oda abla… Bizimkilerin yatak odası…”
Sikini kavrayıp tuttum, çeke çeke aceleyle yatak odasına gidip geniş yatağa attım kendimi… Hüseyin de ezbere bildiği yatağın kenarına oturdu. Elini tutup alev gibi yanan, zevk suları akıp duran amcığıma götürdüm. Üstünde süs olsun diye bıraktığım minik tüy şeridini okşadı. Parmaklarını dudakların arasından sokup içini okşadı. Kıvrandım…
-“Ooohhhh… Çok güzel… Hadi aşkım… Ben senin sikini yaladım, emdim. Şimdi de sen beni yala… Gel… Yaklaş bana… Bacaklarımın arasına gel…” Eğilip başını kasıklarıma yaklaştırdı. Saçından tutup yönlendirdim onu. Bacaklarımın arasına uzanıp yalamaya başladı. Islak dilin amcığıma temasıyla ürperdim, kasıldım.
-“Ooohhh.. Yala canım… Yala aşkım… Dondurma yalar gibi yala beni… Dilini dolaştır… Ohhh… Evet… Orasını yala… O sert şeyi, klitorisi yala… İçine sok dilini… Aaahhhh… Özlemişim bunu… Öyle özlemişim ki… Devam et… Dilinle sik beni… Oohhhh… Mımmmm…” Saçlarını tutup amcığıma gömüyordum başını… O da hakkını veriyordu doğrusu…
Sanki her zaman yaptığı bir şeymiş gibi harika yalıyordu beni… Kendimi kaybediyor, zevk denizinde yüzüyordum sanki… Başını tutup çektim, yuvarlayıp sırtüstü yatırdım Hüseyini… Dizlerimi başının iki yanına koyup amımı ağzına verirken ben de sikine uzandım. 69 pozisyonunda, o yatarken ben üstte birbirimizi yalayıp emmeye başladık. Yine kocaman olmuştu siki… Hüseyin amımı yalarken ben de onun verdiği zevkle daha hızlı yalıyor, köküne kadar ağzıma sokup çıkarıyordum. Dakikalarca yaladım, yaladım, yaladım… Doyamıyordum yalamaya…

Baktım, yine kasılmaya başlayınca kestim yalamayı… Doğrulup döndüm. Sikini yalamaktan ıslanmış ağzımla onun dudaklarına, benim zevk sularımla ıslanmış dudaklarına yumuldum. Öptüm, öptüm, öptüm… Kollarıyla sımsıkı sarılıyor, pazularının arasında göğsüm sıkışıyor, nefessiz kalıyordum… Sonra dudaklarımı dudaklarından çekip sordum,
-“Hazır mısın aşkım? Beni sikmeye hazır mısın? Seni milli yapalım mı artık? Bu koca sikini sokar mısın bana?”
-“Oohhh.. Evet… Evet Güler abla… Hazırım…”
-“Hadi o zaman… Başlayalım…”
Kalçalarımı kaldırıp deminden beri aramızda ezilen, karnıma kasıklarıma batan erkeğimin kalın sikini apış arama aldım. Zevk sularıyla ıslanmış am dudaklarıma sürttüm. Sonra biraz daha dizlerimin üstünde kalkıp başını sabırsızlıkla bekleyen amcığımın giriş kapısına dayadım. Kale kapısına dayanan koç başı gibiydi. Sularımdan ıslanan ve kayganlaşan başın biraz daha içime girmesi için alçaldım. Zorlanarak girdi yumruk gibi başı… Durdum, birbirlerine alışmasını bekledim. İçimden sular aktığını hissedebiliyordum. Öyle zevk alıyordum ki anlatamam. Sonra, oturmaya başladım. Alçaldım, alçaldım. Uzun siki santim santim içime gömülüyordu. Kalınlığı içimi dolduruyor, yara yara giriyordu amcığıma…

-“Mımmmm… Çok güzel… Çok güzel sikin var aşkımm… Harikaaa… Ooohhhh… Öyle özlemişim ki… Tadını unuttum nerdeyse… Dur, bekle… Bekle biraz… Çok kalın sikin var canım… Yumruk gibi içimde… Oooohhhh… Bitirdin beni… Erkeğimmm… Nasıl? Güzel mi? Hoşuna gitti mi sevişmek?”
-“Ohh.. Evet… Çok güzelmiş abla… Çok zevkliymiş… İçin ateş gibi… Elimle yapmaktan daha güzelmiş…”
-“Evet… Evet canım… Nasıl, eldiven gibi sardım seninkini di mi? Benim evde, banyoda nasıl yaptığını seyrettim. Ona benzemez bu… Gerçek am sikiyorsun şimdi…”
-“Hissetmiştim abla… Senin orda olduğunu biliyordum ben… Mahsus yaptım… Senin görmeni istedim… Seni azdırmak istedim… Seni nasıl istediğimi öğren istedim… Oohhh… İyi ki yapmışım… Bak, şimdi içindeyim senin…”
-“Seni namussuz seni…” dedim gülerek… “Demek beni tuzağa düşürdün ha? Beni kötü emellerine alet ettin sen… Dur bakalım, seni zevkten öldüreyim de gör sen…” Oturup kalkmaya başladım bunu söylerken… Koca yarak yara yara içime gömülüyor, kalktığımda başına kadar çıkarıp tekrar köklüyordum.
-“Zaten zevkten ölüyorum abla… Çok güzelmiş sevişmek… Keşke daha önce yapsaydık… Çok güzel… Harikasın… Bitiyorum, ölüyorum zevkten…”
-“Ben… Ben de ölüyorum… Oooohhhh… Sikin öldürüyor beni aşkım… Aaahhhh… İçimi yarıyor sikin… Damarlarını bile hissediyorum… Kafası ta dibimde… Aaahhh…”
Kendimi tutamıyor, inliyor, küçük çığlıklar atıyordum. Üstünde gidip gelirken kaç kez kasılıp boşaldığımı sayamadım. Sonra içimden çıkardım, yana devrildim. Bacaklarım tutmuyordu. İkiye ayırdım bacaklarımı, erkeğimi de tutup üstüme çektim. Bacaklarımın arasına aldım.
-“Diz çök şimdi erkeğim… Ver şu koca sikini bana, içime alayım onu… Ablan yoruldu artık… Şimdi sen sokacaksın bana… Pompalayacaksın beni… İçime sokup çıkaracaksın sikini… İşte böyle…”
Sikini tutup amcığıma soktum yine… Yine yavaş yavaş girdi içime… Yarısına kadar girdikten sonra kendini bırakıverdi üstüme, sikini dibine kadar gömdü içime…

-“Aahhhh… Yavaş canım… Yavaş sok… Ooohhhh…. Öyle büyük sikin var ki, canım yanıyor sert girince… Kocamdan büyük seninki… “
Bacaklarımın arasında inip kalkmaya başladı. İkiye ayrılmış bacaklarımın arasında kalçalarını avuçlayıp yönlendiriyordum erkeğimi… Kalçalarını avuçluyor, okşuyor, belinden tutup kendime çekiyor, sırtını tırnaklıyordum. Hüseyin, önce yavaştan yavaştan sokup çıkarıyordu. Sonra hızlanmaya başladı. Çekiliyor, başına kadar çıkarıp aniden içime gömüyor, erkekliğinin başı rahmime vuruyordu sanki. Her çekişinde içimden çıkardığı sikinin boşluğu bir saniye sonra tekrar milimine kadar doluyor, içimdeki suları dışarıya fışkırtıyordu. Sularımın arka deliğimden aşağıya yatağa süzüldüğünü, altımın sırılsıklam olduğunu hissedebiliyordum.
Başımı kaldırıp dudaklarını öpüyor, yalıyor, saçından çekip çılgın gibi dudaklarını emiyordum. Narin vücudum, onun erkek gövdesinin ağırlığı altında eziliyor, nefessiz kalıyordum. Üstümden kalktığında hava alabilmek için çırpınıyordum.

Sonunda boşalmaya başladı. Kasılıyor, titriyor, içime sokup çıkarmaları gitgide hızlanıyor, çılgın bir tempoyla sikiyordu beni… İlk fışkırmalarını, sıcak menilerini içimde hissettiğimde ben de son kez koyvermeye başladım. Aynı anda boşalıyorduk ikimiz de… Bağıra bağıra, inleye inleye, kıvrana kıvrana orgazm oluyorduk.
Sonunda durulduk… Kavgadan çıkmış gibiydik… Kendini koyuvermiş, üstüme uzanmıştı Hüseyin… Nefes alamıyor, altında boğuluyor gibiydim. Üstümden yuvarladım onu… Kolunu yastık yapıp sarıldım. Başım geniş göğsünde, bacaklarım yandan onun kaslı bacaklarına dolanmış vaziyette kaldık… Harikaydı… Hiç böyle bir sevişme yaşamamıştım kocamla… Böyle tatmin olduğumu, böyle zevk aldığımı hatırlamıyordum…

-“Nasıl aşkım? Güzel miydi? Zevk aldın mı?” diye sordum göğsündeki tüyleri okşarken… Alacağım cevabı bile bile…
-“Evet… Çok güzeldi abla… Harikaymış…” dedi erkeğim.
-“Bundan sonra abla yok kocacım… Ben senin karınım artık…” dedim. Uzanıp dudaklarından öptüm. O da karşılık verdi bana…
-“Peki aşkım… Peki karıcım… Sen nasıl istersen… Bu zevki yaşattın ya bana… Senin kölenim artık…”
-“E, hadi o zaman kölem… Biraz dinlen, kendine gel… Sonra tekrar yapalım… Tekrar sik beni… O koca sikini yine içime sok… Tekrar tekrar… Açlığımı doyur benim…”
-“Unuttun mu sahip? Ben de açım. Bu yaşıma kadar seni beklemişim ben… Kolay kolay bırakmam seni karıcım…” dedi üstüme çıkarken… Az önce boşalmasına rağmen siki yine sert, dik, kalın ve kocamandı.

Dediğini de yaptı… Tekrar tekrar sikti beni… Dinlene dinlene… Uyuduk, uyandık, seviştik… Sabaha kadar… Sabah gün ağarırken bacaklarım titreye titreye yukarıya, evime gittim. Kendimi yatağa attım. Biraz dinlenip kendime geldim, oğlumu okula götürmem gerekiyordu. Gidip gelene kadar bacaklarım titredi. Eve geldiğimde direkt Hüseyinin kapısını çaldım. Evdeydi hala… Benim sesimi duyunca heyecanla kalkıp kapıyı açtı. Yatağımıza, aşk yuvamıza gittik hemen… Öyle yorgunduk ki, öğleden sonraya kadar birbirimizin çıplak bedenlerine sarılıp uyuduk…
Üç gün sonra kocam gelince ayrılmak zorunda kaldık. Kocamın altına yatıp sevişirken Hüseyinin yüzü geliyordu gözümün önüne… Zevk alıyordum elbette, ama Hüseyinin verdiği zevki, onun görmeyen gözlerini, beni görmeye çalışırken bütün vücudumda dolaşan parmaklarını aklımdan çıkaramıyordum.
Kocam gittikten sonra bir bahane uydurup oğlumu yazlıkta oturan dedesine bıraktım. Kuzenleriyle birlikte olacağı için o da çok mutluydu. Ben de mutlu olmak için, son sürat evime giderken sevgilimin kollarına kavuşacağım anı bekliyordum sabırsızlıkla… Bir hafta boyunca yataktan çıkmadık. Her an, her saniye, bıkmadan, usanmadan seviştik, koklaştık. Benim evimde, onun evinde… Korkmadan, çekinmeden… Evin her köşesi bizim seks yapmamız içindi. Günah yuvamızdı, mutluluk yuvamızdı…

Sevgilim ve Arkadaşları ile ilk Grup Sex tecrü

Merhaba

Ben Murat Sizlere sevgilim ile çeşme tatilindeki ilk grupsex tecrübemizden bahsetmiştim. İstanbul’a döndüğümüzde sevgilimle artık tek fantezimiz aldığımız bu masaj hizmeti ve sonrasında yaşadığımız grup sex ti sevgilim çok değişmiş tam istediğim kadın olmuştu zaten alımlı ve kendine güvenen biriydi giyimi oldukça sexy idi ama başka bir havası vardı sevişmelerimizde daha istekli daha azgındı her erkeğin istediği şeydi. Çeşme tatilimizden döndükten hemen sonra nişanlanmıştık nişandan sonrada düğün hazırlıkları başlamıştı arayı çok uzatmak istemiyordum tabi bu arda birde iş yoğunluğum vardı artık bir gün yeni evli bir çift arkadaşımızla hafta sonu bireylerde buluşup birkaç kadeh atalım dedik. Daha doğrusu Nişanlımın okuldan arkadaşı Sevim ve eşi sevim inanılmaz güzel bir kızdı incecik vücudu pürüzsüz ve buğday teni yuvarlak ve gerçekten kıvamında ölçülü göğüsleri koçasıda ortalama bir Türk erkeği fakat çok zengin bir o kadarda öküzdü yani görgüsüzdü karısını çok sıkmadığı üzerine titrediği beliydi fakat parasının esiri olmuştu diyebilirim çünkü sevim yanımıza geldiğinde her yerde giyilmeye cesaret edilemeyecek derin yırtmaçlı yazlık bir elbiseyle geldi bir ara Tuvalete kalktım dönüşte bakmak için o nasıl bir yırtmaçtı bütün kalçaları meydanda idi zaten göğüs dekoltesi ise insanı bitiriyordu. İçkiler ve sohbet derken sevimin alkolü fazla kaçıran kocası Tuvalete gitti bu arada nişanlım sevime sordu nasıl gidiyor evlilik diye Sevim çok iyi derken yüzü buruştu nişanlımın hadi bir sorun mu var söyle ısrarı üzerine masadan uzanarak kulağına bir şey fısıldadı nişanlım kâh kayı bastı sonra benim kulağıma kocasının penisi çok ufakmış ve sertleşmiyormuş dedi bende güldüm ve kulaktan kulağa mı oynuyoruz ne var bunda insanlık hali dedim bunu dememin hemen arkasından nişanlım sikimi tutarak seninki de fena büyük ama bazen sertleşmiyor dedi. Ben utandım biraz gülüştük ve hala kocası gelmemişti sevim nerede kaldı acaba dedi. Ben bakayım bu arada Nişanlım sana belki güzel bir tavsiyede bulunur dedim. Nişanlım bana baktı bende ona Çeşmedeki masörünü tavsiye et belki evliliğine neşe katar dedim. Ve kalktım sevimin kocasına bakmaya WC ye gittiğimde çok kalabalıktı ve adamı bulduğumda kusmuş ve yüzünü yıkıyordu anlaşılan içki çok yaramıyordu biraz halini sordum ve sohbet ettik ayaküstü tuvaletten çıkınca evlilik nasıl tavsiyelerin var mı? Dedim çok mutlu olduğunu karısını çok sevdiğini ama ufak sorunlar olduğunu söyleyince içimden gülmek geldi. Ne gibi sorunlar dedim? Bizim her şeyimiz iyi aslında deyince dayanamadım biraz lafı geveleyerek ne olabilir gibisinden cinselliği de katarak yuvarlak bir soru sordum. Utanarak evet sanırım çok yeterli biri değilim dedi. Bende sıkma canını karın genç güzel her şey cinsellik değil biraz Open Marriage yaşayın dedim anlaşılan İngilizcesi iyiydi. Bana benim için sorun olmaz ama karım çok sıcak bakmaz bu tarz şeylere Türkiye sonuçta dedi sen nasıl bakarsın diye sordu bana: bende ona gel biraz ayrı oturalım dedim birer viski istedim kadehini bitirene kadar nereden başlayacağımı hazırladım ve Çeşmede yaşadığımız olayı biraz daha yumuşatarak anlatım. Hiç olumsuz tepki vermedi keşke senin karın gibi düşünse dedi karım. Ve kalktık eşlerimizin yanına gittik. Sonrada evlerimize yolda Nişanlım sevime her şeyi anlattığını ve inanılmaz heyecanlandığını Sevimin eli ayağının boşaldığını bunu keşke kocama anlatsan dediğini kızın web sitesini v.s. sorduğunu söyledi fakat karım o an aklına gelmediğinden sadece karınız için masaj masör emre diye anlatmış. Bende kocasıyla konuştuğumu anlatım deyince nişanlım inanmıyorum çok kötü adımızı çıkaracak şimdi dedi. Hayır dedim hem yumuşattım hem de inanılmaz anlayış gösterdi ve keşke karım istese dedi deyince nişanlım o zaman bu salaklar birbirlerinden çekiniyor dedi. ve telefonunu çıkarak arak kıza mesaj yazmaya başladı ve bana massage for wife web sitesinin tam adresini sordu www.massageforwife.com adresini verdim ve Sevime Whatsapp tan mesaj attı. Nişanlıma olacakları çok merak ediyorum dedim oda bende ediyorum öğrenir seni bilgilendir im dedi. Nişanlımı ailesinin evine bıraktım o gece bende evime gittim birkaç gün de yüz yüze gelmedik.
Hafta içi düğün için alışveriş v.s. için Nişanlımla buluştuğumda sana anlatacaklarıma inanmayacaksın dedi. Yarın için Sevim Massage for wife ten randevu almış ve bende onlarda olacağım dedi ben ona bakınca sende gel ama Sevimin haberi olmasın ben kapıyı bir şekilde aralık bırakır sana çağrı atarım dedi her şeyi planlamıştık. Ben aşağıda sabırsızlıkla beklerken nişanlımdan beklenen çağrı geldi ve hemen apartmana girdim oradan da hedefime dış kapı örtülü fakat açıktı çok sessizce ittim ve içeri girdim uzun bir koridor vardı, oda ne inanmıyorum içeride bir adam odadan çıktı ve sinsice ilerliyordu bende onu takip ettim ilerde karım kapı aralığını açmış bir odayı izliyordu muhtemelen masör Emre’nin masajını izliyordu bu adamda karımın arkasına geçti ve ona sürterek oda izlemeye başladı muhtemelen karım ben sandı çok hoşuma gitmişti adamın yüzünü fark ettiğimde sevimin kocası olduğunu anladım olay iyice renklenmişti içeride Masör sevimi sikerken nişanlım ve sevimin kocası izliyordu ve nişanlım arkasındaki adamı ben sanıyordum. Sevimin kocası nişanlımın eteğini yukarı kaldırdı ve kalçalarını okşamaya başladı sonrada tangasını aşağı indirdi ve diz çökerek kalça arasını ve amını yalıyordu nişanlımda dudaklarını ısırarak odayı izliyordu sonra sevimin kocası ayağa kalktı ve küçük sikini çıkararak karıma sürtmeye başladı siki hem küçük hem de sertleşmiyordu nişanlım küçük siki his edip arkasına dönünce ben fırladım ve ağzını kapattım 3. Müz. birbirimize bakıp suspus olduk taki ben Sevimin kocasının sikini tutup hadi biraz karını izle ve nişanlıma sürt eminim kalkacak diye fısıldayana kadar bu sefer yer değiştik ben en önden Sevimi izlemek için yerimi aldım nişanlımda arkada ve sevimin koçasıda onun arkasında nişanlıma sürter vaziyete masör emre yi izliyorduk emre çoktan Sevimi aynaya doğru domaltmış inanılmaz bir şiddetle sikiyordu çünkü sevim daha hızlı vur diye uzun bir sürenin acısını çıkarıyordu bu sırada arkadan sevimin kocası biraz fazla abanmış olacak ki ben öne doğru çok hafif ilerledim ve Emre dönerek bize baktı adımla seslenerek hoş geldiniz deyince Sevim panik oldu hemen toparlandı ve 3 müz içeri girdik aslında kocası izleyecekmiş ve sevimin evde olması belki onlara daha fazla heyecan katacakmış ama ben planlarında yokmuşum o zaman devam edin ben sizi izliyorum dedim. Masör Emre sevimin kocasına dönerek kaldığımız yerden devam edebilir miyiz dedi. Adam tabi diyerek hepimiz yatağa oturduk ben hayır bu şekilde olmaz dedim senin de katılman lazım dedim sonra nişanlıma döndüm soyar mısın lütfen arkadaşımızı dedim nişanlım sevimin kocasını soyduktan sonra adamı elinden tutarak gel dedim Emre’nin sikini tutum ve önce biraz sıvazla ve sonra kendin sok dedim Sevim kocasına dönerek bunu yapabilirimsin aşkım dedi kocası da sen istersen deyince sevim çok mutlu olurum canım dedi adam Emre’nin sikini tutarak sıvazladı ve karısına sokması için deliğine getirdi bu sırada adamın siki sertleşmişti karısı bunu görünce işte bu dedi ve kocasına dönerek sikini emmeye başladı emre arkadan sevimi sikerken sevimde kocasının sikini emiyordu bizde nişanlımla öpüşerek sürtünerek izliyorduk sonra emre sevimi nişanlıma doğru getirdi ve nişanlımın kucağına doğru domalttı nişanlım affladı ama sevim anlamıştı emre onu sikerken nişanlıma öpüşmeye başladılar harika bir manzaraydı emre son olarak sordu nereye boşalayım diye nişanlım sevimin kocasına gel yanımıza otur dedi ve Emre’nin sikini çıkartı ve sevimin kocasının yüzüne ve göğüslerine boşalmasını sağladı. Sonra Sevim ide davet ederek ikisi oradan yalamaya başladılar bende dayanamadım ve bende sevimin kocasının üzerindeki spermleri yalamak için onlara katıldım harika bir gündü tabi bütün geceye kadar sürdü. Teşekkürler Massageforiwfe.com

1. Bölüm:
Sevgilim ile Çeşme tatilimizde ilk Swingers deneyimimiz.

Hemşirem…..(gerçek)

Merhaba adım Okay, Ankara’da yaşıyorum ve evliyim, yaşım 38.. Kendimi övecek yaşta değilim 🙂

Başımdan geçen güzel anıyı sizlerle paylaşmak istiyorum, tam iki yıl önceydi…

Çocukluk arkadaşlarımla hala arada sırada görüşüyoruz, bazen Facebook bazen telefonla işte, ilk okul aşkım Filiz bir gün beni aradı, devlet hastanesinde hemşire..
Iki arkadaşı ile gece dışarı çıkıp eğleneceklermiş, ama eve de dönmeyeceklermiş, hepsi evli. Eşlerine nöbet var diye yalan söyleyecekler ve içmeye gidecekler.. Hem ilgi çekici hemde ne kadar kırıcı diye düşündüm.. Benden isteği ise onlara katılmam değil de kalacak yer ayarlamamdı…

Biraz bozuldum ama yinede ona ofisimde kalabileceklerini söyledim..o gece beni arayacak ve onları ofise bırakacaktım..

Gün geldi çattı. Beni aradı ve çıktım evden, eşime de şehir dışından misafir var diyerek evden çıktım..
Verdiği adresten onları aldım ama ne alış, üç sarhoş hatun biri Filiz çocukluk aşkım ki bunu ona hiç söylemedim.. Diğeri iki bayan onun iş arkadaşları biri çok seksi düzgün bir fiziği vardı adı Nur…diğer bayan ise çekingenlikte bir numara..

Arabaya bindiler hepsi iyi sallanıyordu, benzinlikte durdum ve kahve aldım..o sırada Nur arabaya kusmaya başladı.. Uffffff kıza üzülmek ayrı arabanın o haline üzülmek ayrı bir dert oldu içime…arabayı benden çok eşim kullandığı için korkmuştum..

Ofise girdik, iki katlı büyük bir yerim var çok odalı ve oturma grupları olduğu için kızları yatırabilecektim, neyse kahve yaptım biraz kendilerine geldiler ve ayrı ayrı odalara yatırdım hepsini.. filiz Nur’un yanında benim nerede yatacağımı sordu, eve dönemem bu saatte artık alt katta sekreterin odasında kalırım bir sıkıntı olursa seslenin dedim..kombiyi bir gün önce açık bırakmıştım üşümemeleri için… Sekreterin salonu büyük olduğu için klimalarla destekleniyordu bende sesten rahatsız olmamak için elektrik sobasını ikili koltuğa yaklaştırıp uyumaya çalıştım..

Yaklaşık yarım saat sonra Filiz yanıma geldi, uyuyamadım diyerek.. Sohbet ettik dertleştik, kocasına çok kızıyordu..işsiz biri aile adamı değil…ve Filiz için çok üzülüyorum gerçekten…içimi döksem diye düşündüm sonra vazgeçtim, hem sıkıntılı hemde hala sarhoş…birinden faydalanmak bana göre hiç değil..

Neyse sohbetten sonra Filiz gidip yattı…bir süre sonra uyumuşum..

Sabaha karşı kapı açıldı hemen uyandım, Nur karşımdaydı.. Hem sevindim hem endişelendim, ne oldu bir şeymi var? Hayır, seni arıyordum buldum dedi ve gülümsedi, çok hoştu gerçekten.. Bende gülümsedim.

Uzun boylu kumral incecik kilosu gayet yerinde bir afetti.. Ne yalan söyleyim Filiz onun tırnağı bile olamazdı…ben böyle kalça görmemiştim…

Uyuyamadınmı yoksa dedim.. Tuvaleti bulamamış 🙂 gülmeye başladım…bende benimle konuşmak istediğini sanmıştım dedim beraber güldük.. Tuvaletten dönünce üşüdüğünü farkettim ve burası sıcak benimle oturmak istersen gel dedim ve yattığım koltuğu gösterdim, rahattı ama ikil koltuktu.. Geldi.

Sohbet etmeye başladık, ondan bundan, hemşirelikten hastalardan,,eşlerden..konuşurken başını omzuma koydu çok hoşuma gitmişti, bende elimi omzuna attım. Kolunu okşamaya başladım yavaş.. O hala konuşuyordu, beni tanıdığına sevinmiş falan filan 🙂 en azından artık sarhoş değildi…arabaya kustuğunu hatırladı ve kaçkere özür diledi, arabayı temizletebileceğini, hayır dedim önemli bak şu anda başın omzumda ve seni yavaş yavaş okşuyorum İnan bana ilk fırsatta dudaklarına yapışacağım dedim…şaka sanıp güldü sonra birden ciddleşip gözlerimin içine baktı bir süre…..

Film kopmuştu, deli gibi öpüşmeye başladım,, dudakları offfff öpüşmeyi özlemiştim dedim resmen, bir yandan ellerim bütün vücudunu geziyordu,,, yapmayalım biri iner Filiz gelir hem yanlış bu evliyiz bilmem ne… Of ya sikim kazık gibi olmuş artık durmak mümkünmü…ikili koltuğa iki büklüm uzanmış yiyişiyoruz ve hanımefendi bundan öteye gidemeyiz gibi laflar ediyor..

Ben artık yukarı gideyim dediğinde çıldırmak üzereydim artık, elimi bir çırpıda o dar pantolonun arasından amına attım, o neydi öyle sırılsıklam, vıcık vıcık olmuş bir am… Deli gibi istiyordu ve yok yanlış yok bilmem ne gibi laflarla durmamı söylüyordu..elimi amsından çekti ayağa kalktı kapıya doğru giderken arkasından yakaladım ve pantolonun düğmesini açtım bir çırpıda… Dizine kadar sıyırdım, diğer elimle kumaş pantolonumun fermuarını açıp malı dışarı çıkardım… Koltuğun kolçağına oturup onu yavaşça sikime çektim.. Hayatımda ilk defa kolayca am a sokuyordum…bir anda hepsi girdi içine aynı anda ohhh çektik… Bembeyaz çıkık bir götü var manyak bir şey….

Üstümde hoplata hoplata sikmeye başladım, hiç susmuyordu hem süper bu çok güzel hem de yeter bırakalım gelen olur diyordu,,,evlisin bunu yapma eşine ne diyeceksin….aramızda kalır dedim gülerek.. Sürekli boşalıyordu zaten o yüzden vıcık vıcıktı amı…

Kaldırdım güzelce ve dizlerini koltuğun minderine koyarak domalttım.. Gözüm dönmüştü… Kitap gibi açılmıştı güzel götü…sikimi çıkarıp pembe göt deliğin yalamaya başladım, çıldırıyordu ama bir yandan da ne yapıyorsun diyordu,,,hayır arkama giremezsin!… Girmedim,,,tekrar amına soktum hızlı hızlı vurarak sikmeye devam ettim. Sakın içime boşalma diye söylenmeye başladı.. Nereye boşalayım dedim her yer halı üst baş battı zaten ben hala pantolonluyum :).. Ağzıma boşallllll… Benim için film kopmuştu artık,,,malı çıkarıp ensesinden yakaladığım gibi kafasını yaklaştırdım ve ağzına verdim malı..offffff gülerek ağzına boşalmaya başladım okalar güzel emiyorduki bir damlasını bile taşırmadan yuttu.. Ayağa kalkıp pantolonunu çekti bir parça saçlarını düzeltip kapıya doğru yürüdü, belinden yakaladım öpmek için uzanırken beni itekledi,,,neyin var dediğimde, ağzına boşalırken güldüğümü onu aşağıladığımı söyledi….

Daha sonra öğrendi tabi,boşalırken istem dışı güldüğümü 🙂 inanın nedenini bende bilmiyorum,,iki yıldır nöbete çıkıyoruz onunla ve otelde kalıyoruz iki haftada bir…onu her buluşmamızda önce dilimle sonrada sikimle defalarca boşaltıyorum…en sevdiğim şey vıcık vıcık am yalamak….

İbne olmadığımı anladığım gece…

Rutin bir iş yemeğinden çıkmış eve dönmek üzere Harbiye’den Nişantaşı yönüne gidiyorum. Hafif içkiliyim ve gözüm polis çevirmesinde. Sağda otostop çekenlerden ilki ilgimi çekmiyor, ikincisi de öyle ama üç numara cazip. Şeytan dürtüyor önünde duruyorum. Cam aşağı inerken uzun sarı saçları arabanın içine giriyor “Naber tatlım?” “Gelsene” diyorum ani bir kararla. Yan koltuğa akıyor uzun bacakları. Yakında uygun yeri var tabii ve talebinden fazla bir tutarı biraz önce garsona bahşiş vermişim. Oraya gidiyoruz.

Asansör olmaması ne kadar iyi, seks yapacağın kesin olan birisiyle asansörde çıkmak sorunlu bir eylem. Yanında düz dursan ters, sarılıp oynaşmaya başlasan başka türlü. Merdivende önden çıkmasına izin vererek harika poposunu dikizlemekle yetiniyorum. Evi ucuz eşyalarla döşenmiş oldukça loş ama en azından kötü kokmuyor, ayakkabıları çıkartmamı rica ederken elimden tutup içeri götürüyor, kendimi ona teslim etmeyi uygun buluyorum. Birkaç para benden ona geçiyor, yorum yapmadan uzanıp dudaklarımdan öpüyor. “Soyun” diyor “Hemen geliyorum”.

Soyunmuş yer yatağına uzanırken aklımdan anlamsızca ağzım rakı kokuyor acaba rahatsız olur mu diye birşeyler geçiyor. Odaya girdiğinde üstünde siyah dantel bir body var sarı uzun saçlarıyla yarattığı kontrast çok güzel, dolgun memeleri dimdik. Gülümsediğinde pırıl pırıl dişlerini görüyorum.
“Beklettim mi erkeğimi?”
“Beklemeye değersin”
Yılan gibi uzanıyor yanıma, boyu bana çok yakın, hiç de küçük olmayan sikim elinde neredeyse kayboluyor ama sıcak nefesi ucunda bile. Dilini başının etrafında çevirip emmeye başlıyor. Memelerinin olanaksız sertliğini karnımda hissediyorum elim taş gibi kalçasında. Dantel body ulaşmak istediğim yere engel, başını tutup kendime çekiyorum, dudaklarını öperken ellerim omuzlarından aşağı kayıp memelerini açıyor. Beline indiriyorum çamaşırını ama daha aşağı inemiyorum. Yine akıp gidiyor belimden aşağı ve sikimi alıyor ağzına, zevkten başka bir şey yok benim için.

Ne kadar geçtiğini bilmiyorum ama “Haydi erkeğim” diyor. O inanılmaz güzellikteki göt önümde domalmış duruyor, dantel çamaşır yana çekilmiş.

Kalçalarını öperek yaklaşıyorum ve yerine geldiğimde sikini ağzıma alıyorum. “Aaaa” diyebiliyor sadece, “Bilmiyordum ama çok iyi”. Baştan beri beni kandırmış olabileceğini düşünmesi beni eğlendiriyor içimden. Çok değişik bir duygu. Hep merak ettiğim bir şeyi yapıyor olmanın verdiği zevkle emmeye koyuluyorum. Ağzımda hemen sertleşen bir sik olmaması üzücü ama zevk aldığını görebiliyorum. Devam ediyorum. Kendi sikim patlayacak kadar sert, ağzımdaki sertleşmiyor ama emmesi çok zevkli “Dur biraz” diyor. O da nefes nefese. “bekle” diyor.

Bekliyorum.

Odanın zaten az olan ışığı tamamen yok oluyor. Çok karanlık. Yanıma çıplak uzanan o değil, önemsemiyorum. Uzanıp öpüyorum, hafif sakalı dudağıma değiyor. “Şşşşş” diyor kulağıma, başımı tutup aşağı indiriyor, ağzıma veriyor sikini. Ne zaman bu kadar sertleşti? Benimkinden büyük ve kalın, hırsla emmeye başlıyorum. İnleyen ben miyim o mu? Elleri başımı bastırıyor sikinin boğazıma dayanması rahatsız etmiyor, çok zevkli. Ne kadar emdiğimi bilmiyorum ama artık birşey düşünecek durumda değilim. Beni tutup çeviriyor, itiraz edemem, kaslarım çalışmıyor aklımda tek şey var , siki. Yüzükoyun yatırıp kalçalarımı okşuyor. Sikinin başını götümde hissediyorum. Kasılıyorum. Parmağıyla kremlediğini anlayınca aklımdan krem de nerden çıktı sorusu geçiyor. Serin ve rahatlatıcı. Üstüme çıkıyor. Sikinin başını bastırıyor götüme, bu hesapta yoktu, bu gece sadece oral yapacaktım ben, hem de travesti olacaktı erkek değil. Karşı koymak aklımdan bile geçmiyor kendimi bırakıyorum, içime giriyor. Üstümde gidip gelirken bağıran hangimiziz?

Kadın olmak böyle bir şey mi? Sadece onun zevk almasını istiyorum. Hiç tanımadığım, yüzünü dahi görmediğim bu adamın zevkini artırmak için götümü kıvırıyorum beni sikerken. Canım neden hiç acımıyor? Sikim neden artık kalkık değil? Onunum ben, ne isterse yapacağım. Götüme her vurduğunda bağırıyorum. Eliyle ağzımı kapaması bile zevk veriyor bana. İstediği gibi sikiyor bakir götümü ve içime boşalıyor. Önce içime fışkıran belini hissediyorum sonra da götümden dışarı sızanları. Sikini çıkartıp ağzıma veriyor, yalayarak temizliyorum, titriyorum zevkten. Beni yattığım yerde götümden beller akar durumda bırakıp geldiği gibi sessizce gidiyor. Ben ne yapıyorum demeye kalmadan sapsarı saçlar ve upuzun bacaklarıyla o giriyor odaya, hiç konuşmadan sarılıyor bana başımı o inanılmayacak sertlikteki memelerine yaslayıp seviyor beni. “Asıl istediğin buydu senin, ben yapamam ama evde yapan vardı iyiki, mutlu musun?”

Başımı sallıyorum.

Memelerine yaslanmış olmaktan değil asıl istediğimin sikilmek olduğunu itiraf etmekten ötürü uyarılıyorum sikim kalkıyor. “Sen gelmemişsin, olmaz öyle” diyor. Dudakları sikimi çevreliyor. Ağzında patlarken gözümün önünden adını bilmediğim erkeğimin sikini yalamam geçiyor. Son damlasına kadar emiyor sikimi. Gözlerim kapanıyor.

Giyinip çıkıyorum, merdivenlerde dizlerim titriyor, arabanın anahtarı cebimde cüzdan olması gerekenden daha ince geliyor açıp bakmıyorum bile, nasılsa hizmet bedeli ben uyurken alınmıştır. Umursamıyorum. Eve gelinceye kadar düşünüyorum, kafamda kuruyorum. Yukarı çıkarken izleyeceğim harika bir popo yok, asansörle çıkıyorum. Sevgilim yatakta beklerken uyumuş tabii delirtici güzellikteki vücuduna bir daha bakıyorum. Bu kadın için her şeyi yapabileceğimi biliyorum. Zaten yaptım da. Kim ne kadar sikerse siksin ondan vaz geçemem… Sikilmekten de vaz geçmeyeceğim tabii…

Onunum 3

Üç gün zor geçti. Gerçi götümün sızlamasının geçmesi açısından iyi olmuştu, ama onu özlemiştim. Artık tam bir bağımlı olmuştum. İşten çıkınca ne arkadaşlarımla takılıyor ne de kulüp ve barlara ‘ava’ çıkıyordum. Sürekli onu düşünüyordum. Dediği gün ve saatte kapısını çaldım. Beni içeri aldı, “üstündekilerin tümünü çıkar” dedi.

Yeni bir zevk beklentisi ile dediğini yaptım. Elimden tutarak beni banyoya sürükledi. Eline bir traş bıçağı alarak yanıma geldi. “Ne yapacaksın” diye sordum, “karışma” diye yanıtladı. Bacaklarımdan itibaren her tarafımı traş etmeye başladı. İtiraz etmeye korkuyordum. Tüm vücudumu kıllarımdak temizledikten sonra odasına döndük. Aynanın karşısına oturmamı söyledi.

Dediğini yaptım. Makyaj çantasını çıkardı. Gözlerimi, dudaklarımı güzelce boyayarak beni tam bir kadına benzetti. Kafama da güzel bir peruk geçirdikten sonra dolaptan file çorapları bana fırlattı; “Giy şunları”. Çorapları bacaklarıma geçirdim. Hala bunun bir fantezi olacağına inanmak istiyordum. Bana kendi daracık ve dekolte bluzlarından birisini giydirdi ve bir mini etek verdi; “bunu da giy üstüne”.

Tam bir travestiye benzemiştim. “Haydi” dedi, “gidiyoruz”. “Nereye” diye sordum. “Elbette ki işe” diye şuh bir kahkaha patlattı. “Bu kadarı fazla” diye itiraz ettim, “seninle ve arkadaşlarınla olmak başka, tanımadığım heriflerin ortasına atılmak ise bambaşka” dedim. “ “Sana söyleyeceğim herşeyi yapacaksın demiştim” diye hatırlattı bana. Haklıydı, kabul etmiştim ve onu istiyorsam (ki delicesine istiyordum hala) yapacaktım.

Çaresizdim. “Ne yapacapımızı anlat hiç değilse” dedim. Gülerek, “sokağa çıkıp müşteri tavlayacağız ve kendimizi siktireceğiz” dedi. “Merak etme, mümkünse birlikte takılıp grup yapacağız” dedi, “ama yine de tek başına kalma ihtimalin var. O durumda müşterin ne isterse yap, onu memnun et”

Evden çıktık. Caddede biraz ilerimizde başka travestiler de vardı. Önümüzde arabalar duruyor, fiyat pazarlığı yapıyorlardı. Ben karışmıyordum hiç, bizim adımıza pazarlığı o yürütüyordu. Bazen yoldan genç çocuklar geçiyor, laf atıp bizi kızdırıyorlardı. Sonunda önümüzde lüks bir araç durdu. İçindeki delikanlı belli kç aracın şöförüydü sadece ve patronuna kadın ayarlamakla görevlendirilmişti.

Pazarlık dahi yapmadı. Bizi arabaya aldı ve gazladı. Şehrin biraz dışındaki villalardan birisine geldik. İçeri girdik. Salonun ortasında kaba saba kılıklı dört adam kumar oynuyordu. Bir tanesi eliyle girmemiz için işaret etti. Yanlarına gittik. Evsahibi olduğu anlaşılan adam sevgilimi yanına çağırdı.

“Eğil, masanın altından işine başla” dedi umursamazcasına. Sevgilim hemen denileni yaptı. Adamın pantolonu çözerek sikini ağzına aldı ve emmeye başladı. Ben öylece duruyordum. Adam bana dönerek “ne duruyorsun öyle orospu, haydi misafirleri mutlu etmeye başlasana” diye bağırdı bana.

Hemen önümdekinin önüne diz çöktüm, pantalonunu sıyırıp sikini ağzıma aldım. Ter kokuyordu. Ama çare yoktu, denileni yapacaktım. Adamın siki bir süre sonra kazık gibi olmuştu, inlemeye başlamıştı. Ağzıma doğru fışkıtmaya başladı, geri çekildim. “Ne ulan orospu, sanki ilk ken mi sik alıyorsun ağzına” dedi.

Sevgilim hemen “o henüz yeni, kusuruna bakmayın” dedi. ‘Yeni’ lafı evsahibinin ilgisini çekmişti. “Ulan bu orospu yeniyse götü de daha sıkıdır” diyerek beni yanına çağırdı. Oyun bitmişti anlaşılan, şimdi bizi sikeceklerdi. Sevgilimi diğerlerinin yanına yollayıp beni kanepeye götürdü.

Tamamen soyundu, oturdu, “soyun ulan kaltak” dedi bana. İstediğini yaptım. “Al sikimi ağzına, ama kaçarsan fena olur” dedi. İnikken bile büyük olan sikini ağzıma aldım. Aynen öğrendiğim gibi, yalıyor, emiyor, tümünü ağzımın derinliklerine alıyordum. Artık ağzım ve gırtlağım alışmıştı buna.

Adamın siki iyice büyümüştü. Hemen hemen beni siken diğer travestininki kadar vardı. “Domal ulan şuraya kahpe” dedi birden. Kanepenin üstünde dediğini yaptım. götümü biraz avuçladıktan sonra sikini geçiriverdi. Ağzımdan bir kez daha bir çığlık koptu. “Bağır ulan orospu.

Ulan hakikaten de çok sıkıymış bu. Çok hoşuma gitti” diyordu. Ben altında acıdan kıvrandıkça o zevkten deli oluyordu. “Çocuklar, bırakın onu da gelin bunu sikin” diye gülüyordu. Diğerleri de başıma üşüştüler. Birisi sikini ağzıma sokuverdi, diğerleri de siklerini elime verdiler.

ağzıma uzatarak boşalmaya başladıDört erkeğin siki de bir yerlerimdeydi artık. Arkamdaki “ağzını boşaltın geliyorum” diye bağırarak götümden çıktı ve önüme geldi. Sikini ağzıma uzatarak boşalmaya başladı. Ben yine geri çekilince suratıma müthiş bir yumruk attı, “yut ulan hepsini kahpe” diye bağırdı. Mecburen bütün spermlerini yuttum.

Bu arada arkamda bir diğeri yerini almıştı bile. Ama benim geri çekilmem evsahibimizi iyice kızdırmıştı anlaşılan. “Ulan orospu, ben sana gösteririm” diyordu sürekli. Uşaklarından birisini çağırarak “bana Kazım’ı yollayın” dedi. Arkamdaki haykırarak kalçalarımın üstüne boşaldı. Yerini hemen diğeri aldı.

Artık uyuşmuştum, bir şey hissetmiyordum. İşi biten sevgilimin yanına gidip yalatarak sikini kaldırtıyor, arkasından onu sikiyordu. Derken içeri birisi girdi. Kılık kıyafetine bakılırsa oradaki çalışanlardan birisiydi. Evsahibimiz “Kazım” dedi, “bu orospuyu bağırta bağırta sikeceksin. En ufak bir itirazında her tarafını kıracağım bu kahpenin, anlaşıldı mı?” dedi son cümlesinde bana bakarak.

Kazım’ın bir özelliği olduğu belliydi, çünkü bana ceza için getirilmişti. Korkmaya başlamıştım. Diğerleri yanımdan çekildiler. Sevgilimle de ilgilenmiyorlardı, hepsi Kazım’ı ve beni seyretmeye başlamışlardı. Merak ve korkuyla olacakları bekliyordum. Kazım yanıma geldi. Pantalonunu indirdi. Yarağının inik hali bile beni sikenden daha büyüktü. Cezanın ne olduğunu anlamıştım.

Keşke kaçmasaydım daha başından diye geçiriyordum içimden, ama artık çok geçti. “Bunu alamam” dedim, yanıt okkalı iki tokat oldu. “Ulan orospu, itiraza devam edersen bu bile hiç kalır yanında” dedi evsahibi. Artık kaçış yoktu. Ne yapıp edip o yarağı alacaktım götüme, yoksa sonumuz ölüme kadar gidebilirdi. “Al onu ağzına ulan” diye bağırdı evsahibimiz. Bu kez hemen dediğini yaptım.

Kazım’ın siki gittikçe büyüyordu. Ne kadar uğraşsam da ağzıma sığdıramıyordum artık. Belki ağzıma boşalır da götüme giremez diye her türlü maharetimi sergiliyordum. Etrafımızdakilerden birisi gülerek “orospu koca yarağı görünce azdı iyice” dedi, hepsi kahkahalar attılar.

Kazım niyetimi anlamış olacak ki sikini ağzımdan çıkarıp arkama geçti. Sikini göt deliğime dayayıp yükleniverdi. Daha yarısından biraz fazlası girmişti ki deliler gibi çığlık atmaya başladım. Etrafımdakiler kahkahalar atıyor, tempo tutuyor, “yırt o orospunun götünü” diye bağırıyorlardı. Gözlerimden yaşlar geliyordu. Bir süredir yarağa alışmış olan götüm dahi dayanamıyordu buna.

Kazım birkaç gelgitten sonra tümüyle yüklendi üstüme. Korkunç bir çığlıkla kendimi öne fırlattım, ama evsahibimiz bunu tahmin etmiş olacak önümde beliriverdi. Sikini çığlık atarken açılmış ağzıma sokup beni gerisin geriye ittirdi. götümde dayanılmaz bir acı vardı. Bayılmamak için kendimi zor tutuyordum.

Evsahibimiz “Kazım, çabuk boşalma, sen götünü sikerken biz de birer posta ağzına attıralım” dedi. Sikini ağzımın içine iyice ittiriyordu. Geri kaçmam da mümkün değildi, Kazım arkamdaydı. Haykıra haykıra boşalmaya başladı. Artık neler olacağını biliyordum. İtiraz etmeden tüm spermlerini yuttum. Yerini hemen bir diğeri aldı. Sırayla hepsi ağzıma boşaldılar. Kazım ise hala götümde gidip geliyordu.

Tümü ağzıma boşaldıktan sonra o da bağırarak götümün içine boşaldı. Sonra bir hamlede içimden çıkıverdi. Daha önceleri duymuştum, ama inanmazdım. Gerçekten de götümde bir soğuk hava dalgası hissettim. Ayağa kalkacak halim yoktu. Sevgilime dönerek, “haydi bakalım, bu orospu burada kendine gelirken sen de bizimle ilgilen” dediler.

Sabaha kadar sırayla hem sevgilimi, hem de beni defalarca götümüzden ve ağzımızdan siktiler. Eve nasıl döndüğümüzü hatırlayamıyorum bile. Ertesi gün gözümü sevgilimin yatağında açtım. götüm müthiş sızlıyordu. Darmadağın olmuştum …

Kocamı Aldatmak Aklımın Ucundan Geçmezdi! (

Merhaba. Adım Nesrin, evli ve 2 çocuğu olan, 37 yaşında bir bayanım. Bu siteyi yeni keşfettim. Okuduğum hikayeler çok hoş. Benim de başımdan geçmekte olan yasak ilişkilerimi sizlere yazmak istiyorum. Önce kendimden biraz bahsedeyim. Boyum 1.62, kilom 60, Balık etli, bembeyaz teni olan, siyah saçlı, siyah gözlü, çatlakları dışında mükemmel vücudu olan, türbanlı, kapalı bir bayanım. Kocamla 18 yıldır evliyiz. Gençlik yıllarımızda da kocamla harika günler geçirdik. Son birkaç yıldır cinsel yönden biraz duraklama dönemine girdik. Kocamın işi nedeniyle yorgun olması, üstüne de hayat şartları eklenince, kocamla ilişkiye giremez olmuştuk. Çocukların dersleri için internet gerekiyordu. Böylece biz de internetle tanışmış oluyorduk. Derken günler haftaları haftalar ayları kovaladı. Okey oynamasını çocuklardan öğrenmiştim. İşte ne olduysa o okey yüzünden oldu…

Nazmi ile de okey oynarken tanışmıştım. Oyun esnasında o kadar şakacı ve espiriylidi ki, onunla oyun oynamadan duramıyordum. Birkaç hafta hemen hemen hergün beraber oynuyorduk. Bir gün benden MSN adresimi istedi. Ben de olmadığını söyledim. Gerçekten o ana kadar aklımdan bile geçmemişti. MSN adresim olsa kocamın tepkisi ne olurdu bilemiyordum, ama eminim çok kızardı. Nazmi israrla Webcamda beni görmek istiyordu. Doğrusu ben de onu merak ediyordum. Sonra çocuklardan birisinin MSN adresi aklıma geldi. Onu kendisine yazdım. Bana da çocukların MSN’ine girmemi, sonra da kendi MSN’inini yazıp kabul etmemi söyledi. Dediklerini aynen yerine getirmiştim. İlkkez birine Webcam açıyordum. İlk gördüğümde biraz yadırgamıştım. Sonra günler geçtikçe ona alışmaya başladım. Bu benim için bir ilkti. Kocamdan sonra, bu kadar içli dişli konuştuğum ilk kişiydi.

MSN işini hallettikten sonra Webcamda sohbet etmeye başlamıştık. Webcamda ilk kez birbirimizi gördüğümüzde, bana çok güzel olduğumu söyleyip, iltifat üzerine iltifatlar yapıyordu. Nazmi’yle ilişkimiz gittikçe değişik bir hal alıyordu. Şakayla karışık bana erotik hikayeler anlatırken altımın ıslandığını hissediyordum. Sonunda konuyu cinselliğe kadar getirmişti. Bana içimi hoş eden iltifatlarda bulunuyordu. Benim için ilk olan bu tür konuşmalar nedeniyle heyecanlanıyor ve kalbimin hızlı bir şekilde küt küt atmasına sebep oluyordu. Günlerden Salıydı, çocuklar okulda, eşim işteydi. Öğlen vakti Webcamda tekrar sohbet etmeye başlamıştık. Webcamda sohbet ederken türbanımı başımdan çıkarmıyordum. Benim o halim kendisini çok etkilediğini söylerken ne demek istediğini anlıyordum, ama bunu kendisine belli etmiyordum.

Ayağa kalkmamı, boyumu görmek istediğini söylerken, dediklerini yapmaya başlamıştım. Aslında onunla sohbet ederken en güzel elbiselerimi giyiniyordum. O gün üzerimde üstten beyaz bir gömlek, alttan ise dizlerime kadar uzanan siyah renkli bolca bir etek giymiştim. Gömleğin altındaki göğüslerim sütyeni yırtacakmış gibi duruyordu. Nazmi’nin sadece başı görünüyordu, ama yerinde duramadığını farkedebiliyordum. Belime göre kalçalarım büyüktü, ama bu Nazmi’nin çok hoşuna gitmiş olmalı ki, yalvarırcasına elbisenin altındaki o harika vücudmu görmek için dünyaları feda edebileceğini yazarken iltifat üstüne iltifat ediyordu. Yazdıklarını okurken amım resmen ıslanmıştı.

Israrla göğüslerimi görmek istiyordu. Her ne kadar olmaz desem de, sonunda onu kıramamıştım. Sütyenimin altında sıkışmış memelerimi ona sunmaya başladım. Kocamdan sonra göğüslerimi gören ilk erkekti. Artık onun esiri olmuş gibiydim, ne istese yapıyordum. Nazmi artık yerinde duramıyordu. Bana göğüslerimi avuçlayıp okşamamı, uçlarını parmaklarımın arasına alıp ezmemi söylüyordu. Bu arada çaktırmadan amımı okşuyordum. Bir müddet göğüslerimle ilgilendikten sonra, kamerayı bacaklarıma doğru döndürmemi isteyince, “Lütfen daha ileri gitmeyelim!” diye ricada bulundum. Bu yaptıklarım çok yanlıştı. Evli bir kadındım ve çok korkuyordum. Ama ben ne söylesem de fayda etmiyordu.

Ayakta olduğum halde eteğimi yavaş yavaş külotuma çektim. Süt beyaz bacaklarım tamamen açılmıştı. Bu kadarla yetineceğini düşünürken, “Hadi aşkım, külotunu da görmek istiyorum, lütfeeenn!” dedi. Nazmi’nin bana ‘Aşkım’ demesi beni acaip şekilde etkilemişti. İlk kez o gün giydiğim pembe külotumu ona gösterirken, Nazmi, “Aşkım, sen sulanmışsın!” deyince utancımdan hemen eteğimi indirmiştim. Gerçekten amım öyle sulanmıştı ki, külotumun ağı sırılsıklamdı. Nazmi, “Aşkım, bu normal birşey, ayrıca bu senin sağlıklı olduğunu gösterir!” dedi.

Bir müddet kendime gelememiştim. Daha sonra bana, “Aşkım, benimkini görmek istermisin?” dediğinde heyecandan ne yapacağımı şaşırmıştım. Çünkü daha önce kocamın sikinden başka sik görmemiştim. Her ne kadar ben olmaz desem de, o çoktan kamerayı aşağı indirmişti. Birden boğazım düğümlendi. Oturduğum koltuktan kaçar gibi kalktım. Gördüğüm şey inanılır gibi değildi. Kocaman bir siki vardı, üstelik çokta uzundu. Nazmi beni görmüyordu, oysa ben kenardan ona bakıyordum. Böyle bir siki rüyamda görsem inanmazdım. Kendimi davara binmiş gibi hissederdim. O kadar kalındı ki, o kocaman parmaklarıyla bile zor sarıyordu. Nazmi, “Aşkııım… Nerdesinnn?” diye yazarken, öyle azmıştım ki, o kocaman yarrağın amıma girmesi arzulamaya başladım. Doğrusunu isterseniz iki çocuktan sonra amımın deliği bayağı açılmıştı ve kocamın siki içini doldurmamaya başlamıştı. Sikerken bile girip girmediğini fazla hissetmiyordum. İkinci çocuktan sonra amımdan çok arkamdan (Anal) ilşkiye giriyorduk. İlk zamanlar bu ters ilişk**en acıdan başka bir şey hissetmezdim, ama daha sonra alışmak zorunda kaldım.

Nazmi kocaman yarrağını okşarken, bir taraftanda, “Aşkııımm! Nerdesin? Ben de seninkini görmek istiyorum! Lütfeeennn!” diye yalvarıyordu. Bunu ben de istiyordum, ama amımı beğenmez diye korkuyordum. Bu kadar etkileneceğimi rüyamda görsem inanmazdım. Cesaretimi toparlayıp yüzüm görünmeyecek şekilde karşısına oturdum. Sonra eteğimi yavaşça yukarı çektim, ardından külotumu indirdim. Heyecanımı yenmek için biraz beklediğimde, “Hadi aşkım, amını göster bana! Yalamak istiyorum onuuuu!” diyordu. Daha fazla dayanamadım, yavaş yavaş bacaklarımı araladım. O an kendime inanamıyordum, sadece adını bildiğim birine Webcamda amımı gösteriyordum. Amımın görüntüsü Webcamda hiçte fena değildi. Nazmi, “Ohhh! Çok güzelmiş aşkım! Daha önce seninki gibi harika olan bir am görmedim. Yerim ben onuuu!” diye iltifat ediyordu. Amım sulanmış yanıyordu. Çeşit çeşit iltifatlarla beni dahada tahrik ederken, o kocaman yarrağından gözümü alamıyordum. O kocaman yarrağın amıma girmesini öyle istiyordum ki, bu nasıl olacaktı bir türlü kestiremiyordum.

Nazmi, “Aşkım! amının dudaklarını aç, içine girmek istiyorum, aç hadi, aaaç! Yarrağımı amına sokacağım!” diye yazdığında, bende zevk ve heyecan birbirine karışmıştı. Kalbim küt küt atıyordu, nefes alamaz hale gelmiştim. Kölesi gibiydim, ne isterse yapıyordum ve bütün bu olanlara inanamıyordum. Hayatımda kocamdan başkası olmamıştı. Oysa şimdi kocamdan sonra yabancı biri beni çok daha fazla etkiliyordu. Yaklaşık 3 saattır sanal seks yapıyorduk. Başıma bir iş gelmeden bitirmek istiyordum, çünkü, çocukların okuldan gelme saatleri yaklaşıyordu. Ama Nazmi yazdıklarıyla beni öyle tahrik ediyordu ki, amımın içinden akan beyaz kaygan sıvılar deliğimin ağzını doldurmuştu. Nazmi’ye, “Hadi boşal artık! Çocuklar gelecek!” dediğimde, “Hadi sen de amını okşa da, beraber boşalalım aşkım!” dedi.

Karşılıklı masturbasyon yapıyorduk. Birkaç dakika sonra büyük bir zevk dalgasının kasıklarımı sıkıştırdığını hissettiğim anda, Nazmi de boşalmaya başlamıştı. Ama ne boşalma! Boşalma anını daha iyi görebilmem için Webcamı öyle bir ayarlamıştı ki, damarları iyice gerilmiş, fışkırtmasını görebiliyordum. O anda ben de Orgazm olup boşaldım. Daha önce böylesine şiddetli boşalma yaşadığımı hatırlamıyordum. Ben saniyelerce Orgazm olurken, Nazminin yarrağından akan döller bir kahve fincanını dolduracak kadar çoktu. Üstelik ileri doğru fışkırıyordu. Onun o kocaman sikinden akan döllerin amıma fışkırmasını öylesine arzu ediyordum ki… Offf, off! inanamıyorum yaa, bu gerçekleşecekmiydi? Bugün ilklerle karşılaşıyordum. Yaptığım her olay bir ilkti. İlk olan birşey daha vardı, aynı saat içinde ikinci kez boşalmıştım. Daha önce peş peşe iki kez boşaldığım hiç olmamıştı.

Üzerimde tatlı bir yorgunluk oluşmuştu. Nazmi üstünü başını düzeltirken, ben de külotumu yukarı çekip, eteğimi indirdim. Nazmi, “Aşkım, pişman mısın?” dedi. “Hayır değilim!” dedim. Sonra yazmaya devam etti. Yazdıklarını okudukça içimi korkuyla birlikte heyecan dalgası sarmaya başlamıştı, benimle buluşmak istediğini söylüyordu!

Aman Tanrım, bu nasıl olacaktı? Çeremde beni tanıyan herkes, mütevaziliğimin yanında, namusuna düşkün, tam bir aile kadını olarak biliyorlardı. Kapalı giyindiğim için eleştiren komşular, benim yabancı bir erkekle ilişkimi duyarsalar eminim inanmazlardı. Oysa Nazmi, benimle buluşmak istiyordu. Birçok senaryo yazdı. Bunlardan bir tanesi kafama yatmıştı, bizim burda semt pazarı Salı günü kurulduğundan, o gün buluşmamız çok daha kolay olacaktı. Zaten Nazmi’yle aramızda taksiyle yarım saatlik yol vardı. O Kadıköy’de, ben Kartal’da oturuyordum. Nazmi, “Aşkım, bu planı daha sonra detaylı olarak kararlaştırırız, tamam mı?” diye yazdığında, ben de ilkkez, “Tamam aşkım!” dedim. Ona ‘Aşkım’ demiştim. “Öpüyorum aşkım! Sonra görüşürüz!” dedi. Aynı şekilde ben de karşılık verdikten sonra netten çıktık.

Bütün bu olaylar anlaşılmasın diye, Nazmi’nin öğrettiği gibi, bilgisayardan konuşma geçmişlerini sildim. Nazmi ile buluşup sikişmek için içimde karşı konulmaz bir arzu ve istek vardı. Acaba yaptığımız plan işe yarayacak mıydı?

BÖLÜM 2

Nazmi’yle Webcamda sanal yaşadığım o anlar aklımdan bir türlü çıkmıyordu. Aklım hep bacaklarımın arasındaydı. Amım sik istiyordu, ama kocam her defasında götten yapmayı tercih ediyordu. Zaten, kocamın siki götümün o dar deliğini anca doldurabiliyordu. O gece çok istekli olmama rağmen, kocam götüme boşaldıktan sonra arkasını dönüp uyumuştu. Bu hareketi beni her zaman sinirlendirmiştir. Karmakarışık düşünceler içersinde Nazmi’yi düşünerek uykuya daldım.

Fırsat buldukça Nazmi ile sanal seks yapıyorduk. Her seferinde bana, “Aşkım, ne zaman buluşuyoruz?” diye soruyordu. Bu gün yarın derken, bir Pazartesi adet olunca kendisine, “Aşkım kusura bakma seninle bir hafta görüşemeyeceğim.” dediğimde telaşlanmıştı. Nedenini anlattığımda rahatlamış, ikimiz de kahkahayı başmıştık. Adet olduğum için sanal sekse bir hafta ara verecektik. Adetimin 6. günü Pazara denk gelmişti. O akşam vücudumdaki bütün kılları temizleyip, vücudumun her yerini kaymak gibi pürüzsüz yapmıştım. Kısacası tam yalamalık olmuştum.

Pazartesi nete girdiğimde, Nazmi herzamanki gibi sanki beni bekliyordu. “Aşkıım, nerdesin yaaaa? Sen beni hasretinden öldürmek mi istiyorsun?” dedi. Yazışmamız uzadıkça uzadı ve iş yine aynı noktaya geldi, “Aşkım, ne zaman buluşuyoruz? Hem yarın sizin semtin pazarı değil mi? dedi. “Evet!” dediğimde, “Tamam işte… Yarın buluşuyormuyuz aşkım?” dediğinde, vücudumu tarif edemiyeceğim bir sıcaklık basmıştı. Heyecandan resmen titriyordum. Bir anda amım sulanmıştı. Nazmi’ye, “Bak aşkım, ben de buluşmak istiyorum, ama bu nasıl olacak ki? Ya görürlerse?” dediğimde, “Aşkım, Pazarın ters istikametinde bir yere park edeceğim, sen de kendi arabanmış gibi gelip bineceksin, hepsi bu…” dedi. Plan hoşuma gitmişti, “Peki ya sonra?” dediğimde, her şeyi detayına kadar anlattı…

Bir arkadaşının sahilde dairesi varmış, arkadaşı tatilde olduğu için anahtarı da kendisine bırakmış. “İşte orası bizim aşk yuvamız olacak aşkım! Ne diyorsun?” dedi. Başımı tamam anlamında salladım. Nazmi, “Aşkım, saat kaça kadar zamanın var? Yada evden eşin ve çocuklar kaçta çıkıyor?” dedi. “Hep beraber çıkıyorlar, yani 8’de kahvaltılarını hazırlıyorum, 8.30’da evden çıkıyorlar.” dedim. Nazmi, “Bu çok güzel aşkım! 5 saat kadar zamanımız var. İnan bana bu zaman zarfında sana öyle zevkler tattıracağım ki, bulutların üzerinde uçacaksın!” dedi. Yari merak, yarı endişeyle, “Neee? 5 saat beni mi sikeceksin? Manyaksın sen yaa! 5 saat sikiş mi olur!” diyerek alay ediyordum. “Evet 5 saat ^^^^^^^^^ seni!” dedi. “Ufak at, civcivler de yesin!” diye takılmıştım. Nazmi, “Öyle olsun! Yarın görürsün!” dedi. Salı günü saat 9.30 gibi beni arayacak, ben de 10 civarında pazara gider gibi evden çıkacaktım. Artık kararı vermiştim, yarın Nazmi ile buluşacaktım.

Heyecandan sabaha kadar doğru düzgün uyuyamamıştım. Sabah kocama ve çocuklara kahvaltı hazırlarken heyecandan titriyordum. Bir ara kocam, “Hayrola Nesrin, hastamısın? Yüzün kızarmış, ellerin titriyor?” dedi. “Bir şeyim yok, iyiyim…” dedim. “Haa, anladım!” dedi. Adetimin bittiğini söylemediğim için ona yorumlamıştı. Kapıda, “Hayırlı işler kocacığım. Çocuklar size de iyi dersler!” diyerek yolcu ederken kekeliyordum. Kapıyı kapatıp, sokakta kaybolana kadar pencereden onları izledim.

Kocam ve çocuklar gidince ilk işim banyoya girmek olmuştu. Bir gün önce ağda ettiğim yerler pürüzsüz ve tertemizdi. Aynanın karşısında vücuduma bakıyordum. Doğum nedeniyle karın bölgemde biraz çatlaklar vardı. İnce belim, geniş kalçalarım, küçük yuvarlak memelerim, eminim Nazmi’nin hoşuna gidecekti. Derin bir çizgiyle ortadan bölünmüş amım patates gibi duruyordu. Gerdek gecesi bile bu kadar heyecanlı değildim. Komidinin çekmecesini açtım, bir müddet iç çamaşırlarıma baktım. Takım olan, ten rengi, şeffaf iç çamaşırda karar kıldım. Şeffaf olduğundan meme ucları ve amımın çizgisi anlaşılıyordu. Tam o sırada telefonum çaldı. Kalbim hızla atmaya başladı. Arayan Nazmi idi. Titrek bir sesle, “Efendim?” dedim. “Aşkım, Cevizli’de seni bekliyorum, halen çıkmadın mı?” dedi. “Şeeyy… ben ben şeyy, yani hazırlanıyorum, birazdan çıkarım…” dedim. Dilim tutulmuş, kekeliyordum. “Tamam aşkım, yalnız biraz acele et! Seni çok özledim!” dedi. Cevap verememiştim, telefonu kapadım.

İç çamaşırlarımı giydikten sonra, üzerine kollu bir badi ve siyah bir etek giydim. Başımı da kırmızı ağırlıklı türbanla örttüm. Biraz da renksiz bir ruj, hafif bir allıktan sonra, az da fondöten. Hafif bir makyaj yapmıştım. Evden çıkarken dikkat çekmemem lazımdı. Gerçi makyaj yapmama gerek yoktu. Siyah parlak gözlerim, kırmızı dolgun dudaklarımın yanında pürüzsüz bir yüzüm vardı. Dedim ya, dikkat çekmemem gerekiyordu. Üzerime, her zaman giyindiğim yazlık kabanımı aldım. Son olarak, alçak topuklu ayakkabılarımı ayağıma taktım. Evden çıkmadan Nazmi’ye çağrı attım. Aradı, “Geliyormusun aşkım?” dedi. “Evden çıkmak üzereyim. Şu an nerdesin sen?” dedim. “Minibüs yolunda bekliyorum. Burda Belediyenin ekmek büfesi var, onun önündeyim, bildin mi?” dedi. “Eveeett! Sen orda bekle, ben geliyorum. Yalnız, arabayı nasıl tanıyacağım?” dedim. “Beyaz bir BMW, plakası 34 (…), arabanın yanına gelince kapıyı açıp öne oturursun.” dedi. “Tamam!” dedim, evin kapısını kilitleyip aşağıya indim.

Saat daha erken olduğundan dışarda kimseler yoktu. Hızlı adımlarla sokaktan uzaklaştım. Evle buluşma yeri arasındaki uzaklık sadece 6-7 dakikaydı. Yol ağzına geldiğimde Belediye ekmek büfesi önünde bekleyen beyaz bir araba gördüm. Biraz daha yaklaşınca plakadan tanıdım. Yolun karşısına geçtim. Arabanın içindeki Nazmi’yi tanıdım. Etrafı kontrol ettikten sonra kapıyı açtım. Hızla öne oturdum ve “Bir gören olmadan gidelim hemen!” dedim. Kartal’a doğru hızla uzaklaştık. Birkaç dakika içinde sahil yoluna çıktık. Araba çok lükstü ve harika kokuyordu. O ana kadar tek kelime etmemiştik. Yavaşlamaya başladı. Elini elimin üzerine koymuş, yavaş yavaş okşuyordu. “Eee aşkım, heyecanlımısın?” dedi. “Evet!” dedim. “İlk olduğundan normaldir. Birazdan rahatlarsın. Biliyormusun aşkım? Gerçekten çok güzelsin!” dedi. Teşekkürle birlikte, “Sen de karizmatiksin!” dedim.

Arabayı müsait bir yere çekerek, bana doğru döndü ve “Yakından bakmak istiyorum sana aşkım!” dedi, başımı tutarak kendine doğru çekti. Bir anda dudaklarıma yapıştı. Ben de aynı şekilde onun dudaklarına yapıştım. Uzun süre birbirimizin dudaklarını sömürdük. İlkkez kocamdan başka bir erkekle öpüşüyordum. İnanamamıştım, ama inanılmaz şekilde hoşuma gitmişti. Daha önce arabada hiç öpüşmemiştim. Zaten hiçbir zaman arabamız olmamıştı. Nazmi elleriyle oramı buramı ellemeye başlamıştı. Bcaklarımı okşuyor, memelerimi yoğuruyordu. “Dur yapmaaa! Burda olmaz! Birileri görebilir!” dedim. “Tamam aşkım, aşk yuvamıza gidelim!” dedi.

Sahil yolundan bir müddet gittikten sonra bir sokağa girdi. Birkaç dakika sonra lüks bir binanın önünde durdu. Adım adım sikilmeye gidiyordum. Arabadan indikten sonra koluna girmemi söyledi, dikkat çekmememiz için öyle gerekiyormuş. Asansöre bindik ve 3. katta indik. Dairenin kapısını açıp içeri girdik. Artık geri dönüş yoktu, Webcamda gördüğüm o kocaman sikini yemeden burdan çıkış olmayacaktı. Bunu kendim istemiştim.

Üzerimdeki kabanı alıp astı. Belimden tutarak lüks bir salona geçtik. Gerçekten mükemmel döşenmişti. Ben salonu incelerken, Nazmi’nin boş durmaya niyeti yoktu, belimden tutarak dudaklarıma yapıştı. Çekingenliğimi atmış, karşılık veriyordum. Zaten oraya bunun için gitmemişmiydim? Başımda türbanım halen duruyordu, öpüştükçe öpüşüyorduk. Elleri rahat durmuyordu, göğüslerimi, kalçalarımı, bacaklarımı, hemen hemen her yerimi okşuyordu. Sulanmaya başlamıştım. Herşey o kadar hızlı gelişiyordu ki. Önce badiyi, sonra da eteğimi indirdi ve “Ohhh, harikasın aşkım!” dedi. Şeffaf külotum çok hoşuna gitmişti. Sütyenin üzerinden, göğüslerimi dişliyor ve sıkıyordu. Diğer eliyle amımı avuçlamış, bacaklarımın arasını okşuyordu.

Kollarımı boynuna dolamış öpüşürken, göbeğime değen sertliğin büyüklüğü, beni tedirgin ediyordu. Bu sertliği yokladığımda kalınlığı inanılmaz haldeydi. Ben de rahat durmuyordum, kemerini çözüp pantolonu aşağı inince, işim daha da kolaylaşmıştı. Beyaz bir Boxer giyiyordu, ama içinde sanki kocaman bir canavar vardı. Yoklarken gövdesini avuçlamıştım. Aman Tanrım, inanılır gibi değildi. Parmaklarımla, ancak yarısını sarabiliyordum. Sakın korktuğumu sanmayın, benim için ilginç olan, öyle bir sikin varlığı idi. Zaten Nazmi’de böyle bir sik olduğu için onunla buluşmuştum. Kocamı aldatacaksam, mutlaka böyle bir sikle aldatmalıydım.

İnlemelerimiz salonda yankılanıyordu. Daha doğrusu inleyen bendim. Harika zevk alıyordum. Sütyenimi çıkarmış, memelerimin ucunu dudaklarıyla sıkıştırmış, içine çekiyordu. Öyle çekiyordu ki, sanki uçları kopacaktı. Bir müddet böyle devam etti. Sonra yavaş yavaş göbeğimi yalarken külotumu topuklarıma indirdi. Artık çırılçıplaktım. Kocaman elleriyle kalçalarımı okşarken, dudakları amıma inmişti. Önden bakınca çizgi gibi görünen yeri yalıyordu. Yalamanın şiddeti artınca vücudumu ağzına bastırıyordum. Boşalmak üzereydim, ama bunu ona belli etmemeye çalışıyordum. Büyük bir zevkle boşalmaya başladım. “Ooh ohh!” diye saniyelerce kasılırken, iliklerime kadar titremiştim.

Kocamın bile yalamadığı amımı başka bir erkek tiksinmeden yalıyordu. Bu harika zevki kocam bana yaşatmamıştı. Böyle bir erkeğe değil amımı, isterse götümü bile seve seve verirdim. Nazmi yalamaya devam ederken birden ayağa kalktı. Artık sikiş zamanının geldiğini anlamıştım. Boxerini çıkardığında özgür kalan siki sağa sola yaylanarak sallanıyordu. Uzunluğu neredeyse dirseğimle bileğimin arası kadar vardı. Daha sonra kendisine sorduğumda 23 cm demişti. Kalınlığı yanında ise kolum ince kalıyordu. Kalınlığından değil de, boyundan çekiniyordum. Bir keresinde amımın derinliğini ölçmek için amıma patlıcan sokmuştum. Sonra patlıcanın işaretlediğim yerini ölçtüğümde, 19 santim vardı…

BÖLÜM 3

Komşu kadınlar arasında sohbet ederken, kocasını aldatanlara, “Orospuluk onun içinde var, kocası ne yapsın?” diye laflarken, aynı durum benim başıma gelmişti. Birazdan Nazmi’nin orospusu olacaktım. İnanın bana bunda benim bir suçum yoktu. Her kadın güçlü bir erkek tarafından sikilmek ister. Kocamın kendini tatmin etmekten öteye gitmediği bir ortamda böyle bir ilşkiye ihtiyacım vardı.

İkimiz de çırılçıplaktık. Nazmi’nin sikine kilitlenmiştim. Kocaman ucunun yanında, gövdesindeki şişmiş damarlar ona değişik bir hava veriyordu. Nazmi, “Aşkım, bir sorun mu var?” dedi. Ben de, “Yo yoo, insanın inanası gelmiyor. Kocamınki aklıma geliyor da, içimden gülesim geliyor!” dedim. Beni dizlerimin üzerine çömeltip, “Hadi aşkım! Şimdi sıra sende, yala da hünerlerini göreyim!” dedi. Doğrusunu isterseniz, daha önce hiç sik yalamamıştım ve bunu Nazmi’ye de belli etmek istemiyordum. Acemi bir şekilde ucunu öpüyordum. Ucunda biriken kaygan bir sıvı dudaklarıma yapışıyordu. Bütün bunlar olurken öyle sulanmıştım ki, am suyum baldırlarımdan aşağı süzülüyordu…

Nazmi, “Anladım aşkım! Sanırım daha önce kocanla böyle bir şeye kalkışmadın. Yatak odasına geçelim de, daha rahat sikişiriz aşkım!” dedi. Ayaklarımı yerden kesip kucağına aldı. Ben de bacaklarımı beline doladım. Dilini ağzımın içine sokup, dudaklarımı emerken, siki kalçalarıma değiyordu. Öpüşürken sırt üstü yatırdı. Beline sardığım bacaklarımı çözdükten sonra, içime girmesini beklemeye başladım. Nazmi, “Hazır mısın aşkım?” dedi. “Hazırım aşkım! Sik beni, artık dayanamıyoruum!” diyebilmiştim. Bacaklarımı iyice açtıktan sonra kendide uygun pozisyona geçti. Bacaklarım ayrıldığından olsa gerek amımın dudaklarının gerildiğini hissettim…

Eğilip diliyle amımı iyice ıslattıktan sonra doğruldu, sikini gövdesinden tutup, o iri ucunu, amımın ağız kısmına değdirdi. O anda ürpermiştim. Sonra o sert gövdesini birkaç kez ileri geri hareket ettirerek, sikini amıma sürttü. Her şeyimle hazırdım. Amım ıslanmış, kilitorisim kabarmış, meme uclarım şişmişti. Sabun gibi kaygan amımın deliğine sikinin ucunu ayarladı. Alıştırmak için, belini ileri geri hareket ettiriyordu. Amımın ağız kısmı gevşerken, yavaş yavaş yüklenmeye başladı. Amımın küçük dudakları gerildi, zorlandı, ama pes etmedi. Kocaman ucunu soktu, ardından gövdesi de içeri girdiği anda, ben, “Oohhh!” diye inledim. Sesim, odanın duvarlarında yankılanmıştı. Sadece kafası girdiği halde, “Aşkıım! Lütfeeenn, yavaş yavaş sok!” diyebilmiştim.

Küçük küçük ritimlerle ileri geri belini oynatırken, her seferinde derine, daha derine giriyordu. Hayalini kurduğum sik artık içimdeydi. Amımın deliği sabunlanmış gibi kayıyordu. Bu kayganlık, sikinin daha rahat hareket etmesine sağlıyordu. Zaman geçtikte hızlı hızlı ileri geri hareket ederek sokmaya başladı. Kalınlığı tamamen içimi doldururken inanılmaz zevk alıyordum. “Ohhh Nazmi, sakın durmaaa! Ahh, ohhhh, ağğğııhhh… İşte bu! Erkek dediğin kadınını böyle sikmeli!” diye ağzımdan saçma sapan sözler dökülüyordu. Kocamın siki yüzünden çok geniş sandığım amımın deliği, zevkten zonkluyordu. Zaman zaman dibine çarpan uzunluğu midemi deler gibiydi. Nazmi işini harika yapıyordu. Dudaklarıma yapışmış öperken, elleriyle de göğüslerimi yoğuruyordu.

Bir ara merak edip, “Aşkım, hepsi giriyor mu?” diye sordum. “Görmek istermisin?” dedi. “Evet!” dedim. Zorlandığımı hissettiğim sırada sikine baktım. Gerçektende bir kaç santimi girmiyordu. Ama kalınlığı harikaydı. Nazmi hızlanmaya başlamıştı. Sürtünme nedeniyle amımın deliği yanıyordu. O anda zevkten kasılmaya başlamıştım, “Ohh aşkım, geliyorum, geliyorum, devam et lütfeenn!” diye yalvarırken, Nazmi daha da hızlandı. “Korunuyormusun aşkım? dedi. “Ohhh, eveeettt, eveeettt!” diye inledim. Belimi tutup, hızla kendine doğru çekerken, sert sert sikiyordu amımı. İşte tam o anda beynim uyuşmaya, kasıklarım sıkışmaya başladı. Zevk dalgasının tüm vücudumu sarmaya başladığı anda sarsıla sarsıla boşalmaya başladım. Aman Tanrım, bu ne zevkti öyle! “Ahh! Ohhh! Ahhh! Ohhh!” diye inlemelerim Nazmi’yi daha da çoşturmuştu. Boşalmam bittiği anda, o da kasılmaya başladı. Döllerinin sıcaklığı içimi yakıyordu. Hem sikiyor, hem boşalıyordu. Bana göre dakikalarca boşalmıştı.

Hareketleri yavaşlayınca üzerimden çekilip yanıma uzandı. İkimiz de yorgun bir halde odanın tavanına bakıyorduk. Mutlu olup olmadığımı sordu. Dudaklarından öpüp, “Aşkım! Ben böyle bir zevk daha önce yaşamadım!” dedim. “Bu alıştırma dönemi, akşama daha çok var!” dedi. “Ne yani, yine yapacakmıyız?” dedim. “Aşkım, dedim ya, bu alıştırma dönemi, önce çorbayı içtik, daha sonra ana yemek, üzerine de tatlı yiyeceğiz!” dediğinde, ikimiz de kahkahayı basmıştık. “Manyaksın sen yaa… Bu kadarı bana çok bile!” dedim. Yorgundum, ama sike de doymuştum. Saate baktığımda saat, 11’e geliyordu. Yaklaşık 4 saatimiz daha vardı. İçime boşaldığı için amım vıcık vıcıktı. Duş almak için kalktığımda, amımın deliğinden car cur diye sesler gelmeye başladı. Amımın içinden hava ile birlikte döller çıkmaya başladı. Nazmi, “Yerlere akmasın aşkım, arkadaşa ayıp olur!” dedi. “Taman aşkım!” dedim, elimi amıma kapatarak banyoya gittim.

Tuvalet kağıdıyla tampon yapıp amımdaki döllerin çıkması için banyoda, dakikalarca beklemiştim. Kocam, bir sene biriktirse bile, bu kadar dölü amıma boşaltamazdı. Önce ben, sonra da Nazmi duşumuzu aldık. İkimiz de çırılçıplak olduğumuz halde ben mutfağa geçtim. Nazmi’yi bilmem, ama ben çok acıkmıştım. Mutfakta yiyecek olarak birşey yoktu, “Aşkım ben çok acıktım!” dedim. Nazmi de dolabın üzerindeki numarayı arayıp kebapçıdan siparişler verdi. Siparişlerin gelmesini beklerken Nazmi’ye, “Aşkım, seninkinin inik hali bile çok büyük! O kadar kocaman şeyi nasıl aldım inanamıyorum… Peki, sen benimkini nasıl buldun?” diye sordum. Nazmi kahkahayla, “Kadın milleti işte, önce almaya korkarlar, sonra da tekrar tekrar isterler. Seninkine gelince, gerçekten çok güzel amın var. Üstelik senin düşündüğün gibi geniş te değil. Bence oldukça dar!” dediğinde, bu çok hoşuma gitmişti. Demek ki amımı beğenmişti…

Bu ilk sikiş bana yetmişti, ama sanırım bu bugün son olmayacaktı. İlk sikilmem gerçekten mükemmel geçmişti. Komşuların dediği gibi, ben de artık tam bir orospu olmuştum. Ve eminim ki, komşularımın içinde en büyük yarrağı ben yemiştim. Benim için, hiç bir şeyden haberi olmayan biri olarak söz eden komşularım, bu yaptığımı duysalar acaba ne derlerdi? Bu yaşadıklarımı henüz onlardan kimseye anlatmadım, fakat buraya yazıp, beni hiç tanımayan insanlarla paylaşmak istedim. Bunları yazmak ve sizlerle paylaşmak beni bir nevi rahatlatıyor. Ayrıca 31’cilerin okurken beni arzu ettiklerini düşünmek bile heyecanlandırıyor ve amımın ıslanmasına neden oluyor…

BÖLÜM 4

Nazmi salona geçmiş, çok geniş bir koltukta sırtüstü çırılçıplak yatıyordu. Ben halen mutfakta dolapları karıştırıyordum, belki bisküvi falan bulurum diye. Nazmi seslendi, “Gel aşkım, yanıma gel. Birazdan kebaplar gelir!” dedi. Sesi hem yumuşak hemde içimi okşuyordu. Kıvırta kıvırta yanına gidip, kedisine sokuldum. Memelerimi vücuduna yapıştırdım. Bir bacağımı bacaklarının arasına soktum. Bacağı bacaklarımın arasında olduğu için kılların sürtünmesi hoşuma gidiyordu. Sonra başımı göğsüne yasladım ve “Aşkım, amımı gerçekten beğendin mi? Sence amım nasıl? Gerçekten zevk aldın mı amımdan?” diye sordum. Nazmi tebessüm ederek, “İnan bana, her erkeğe zevk verecek bir amın var aşkım. Üstelik zevk vermesini ve zevk almasını biliyorsun. Anlattığına bakılırsa kocanın siki parmak kalınlığında birşeymiş, öyle olunca da amının geniş olduğunu sanıyorsun. Bana göre çok dar amın var. Üstüne üstlük hem sulu hemde çok sıcak!” dediğinde, sevinçle dudaklarından öpmüştüm.

O güne kadar kocamla bile konuşmadığım şeyleri Nazmi ile konuşurken oldukça rahattım. Sonra aklıma bir soru daha takılmıştı, “Özür dilerim aşkım, bir şeyi daha öğrenmek istiyorum…” dedim. “Seni dinliyorum canım?” dedi. “Her kadın senin gibi biriyle evlenmek ister. Neden evlenmedin? Birde, etrafta bu kadar güzel ve genç kızlar varken neden benimle ilgilendin?” dedim. Nazmi, “Evlenmedim, çünkü evlenmek beni korkutuyor. Evlenince eşimi aldatmaktan çekiniyorum. Yani ben tek kadınla yapamam. Diğer konuya gelince, benim evli kadınlara karşı zaafım var. Üstelik senin gibi türban takıp kapalı giyinenlere dayanamıyorum. Kapalı kadınların bir çoğu cinsel yönden tatminsizlik çekiyor. Onları ayarlama işi daha sorunsuz ve daha da kolay oluyor!” dedi. “Pekiii, kocaları duyar diye hiç mi korkmuyomusun?” dedim. “Evli ve özellikle türbanlı kadınlar daha kurnaz oluyor. Dışarda kapalı ve örtülü oldukları için kocaları kendilerini aldatmayacağını sanıyorlar. Ama onlar şeytana papucu ters giydiriyorlar!” dedi. “Ama aşkıııım!” dediğimde, “Yanlış anlama, bu sadece bir genelleme!” dedi. Dudaklarımdan öperek, “Sen harika birisin, bunun seninle alakası yok!” dedi.

Ne demek istediğini anlamıştım, ama bunun önemi yoktu. Çünkü ben de isteyerek onun koynuna girmiştim. Doğrusunu isterseniz adam bir kadına nasıl davranacağını ve sikmesini çok iyi biliyordu. Üstelik kocaman yarrağınının yanısıra, fiziksel olarak da çok güçlüydü. Anlattıklarına bakılırsa benim gibi türbanlı kapalı birçok kadın sikmişti. Bu beni pek te ilgilendirmiyordu. Önemli olan şu an benimle olmasıydı. Bütün bunları konuşmak amımın sulanmasına neden olmuştu. Ayrıca o anlatırken, ben yarrağıyla (Yarrağı diyorum çünkü okuduğum hikayelerde bu kelime daha çok kullanılıyor) oynuyordum. Onun da hoşuna gitmiş olacak ki, yarağı avucumda iyice sertleşmişti…

Başımı göğsünden aşağıya doğru kaydırdım. Yarağının kocaman mantar gibi kafası gözlerimin içine bakıyordu. Küçük küçük öpmeye, ardından dilimle etrafını yalamaya başladım. Sonra kafasının yarısını dudaklarımın arasına aldım. Öyle sıcak ve yumuşaktı ki, bunu kelimelerle anlatamam. Elimle gövdesini sıvazlarken, kocaman kafasını da ağzıma almış somuruyordum. Bu hareketim Nazmi’nin çok hoşuna gidiyordu, gözlerini kapamış, ne dediğini anlamadığım birşeyler mırıldanıyordu. Nazmi koltuktan doğrularak, “Beraber yapalım!” dedi ve sırtüstü olduğu halde benim başım onun bacaklarına doğru, onun başı benim bacaklarıma doğru olacak şekilde vücudumu çevirdi. 69 olmuştuk. “Ohhhh!” diye mırıldanıp amımı yalamaya başlamıştı bile. Şişmiş olan klitorisimi dudaklarının arasına sıkıştırıp ezerken, zaman zamanda diliyle yalıyordu. Onun bu yaptığı beni daha da azdırırken, ben de onun yarrağını hızla ağzıma sokup sokup çıkarıyordum. Her an boşalabilirdim. Nazmi bunu anlamış olacak ki, geri çekilerek domalmamı söyledi…

Bir an irkildim. Kocam ne zaman domal dediyse götümden sikmişti. İtiraz bile etmedim, dediğini yapıp domaldım. Avucuna tükürüp önce yarrağın ucuna, sonrada amımın ağız kısmına sürdüğünde rahatlamıştım. Yarrağının kafasını amımın dudakların arasına birkaç kez sürttükten sonra, amımın deliğine ayarladı. Belimden tutup kendine doğru çektiğinde yavaş yavaş içime doğru girmeye başladı. Zorlanmaya başlamıştım ki, elimde olmadan böğürdüm. Dibine kadar soktuğunda ise amımdaki boşluk tamamen dolmuştu. Amımın dudakları gerilmiş, yarrağını sımsıkı sarmıştı. Zorlanmama rağmen içimin kayganlığı beni rahatlatıyordu. Biraz bekledikten sonra yarağını ileri geri hareket ettirmeye başladı. İleri sokunca, “Ahhh!”, geri çekince de, “Ohhhh!” diye bağırıyordum. İnanın dayanılır gibi değildi, ama büyük zevk alıyordum…

Az sonra öyle hızlanmıştı ki, “Ahhhh! Ohhhh! Çok güzeeel! Harikasın aşkımmm! Ahhh yavaşşşşş! Sert vurma aşkım, karnımı deleceksin!” diye inliyordum. O anda kocam bile gelse umrumda değildi, beni bu sikişten kimse alıkoyamazdı. Nazmi de hırlamaya ve argo argo konuşmaya başlamıştı. “Demek kocanın siki küçük haaa! Al bakalım orospu büyük yarrağı! Seni öyle ^^^^^^^^^ ki, amın yarrağa doyacak, parçalayacam amını!” demesi beni biraz endişelendirmişti, fakat argo sözleri beni daha da tahrik ediyordu. Ben de ona uydum ve “Kocamın sikemediği amımı parçala, darmadağın et! Sik beni, doyur amımı, doyuuurrr! Ahhh! Ohhhh! Haarikaaa!” diye bağırıyordum. Yaklaşık 10 dakikadır bu şekilde sikişmeye devam ediyorduk. Nazmi’nin boşalmaya, benim de bu pozisyondan ayrılmaya niyetim yoktu. Adam gibi sikilmek dedikleri bu olmalıydı. Bu yaşadıklarımı bir gün önce hayal bile edemezdim. Gerçek sikilmek böyle bir şeymiş…

Nazmi kadar ben de terden su olmuştum. Bir ara yarrağını amımdan çıkardığında amımdan havayla karışık (Zooorrrtttt) diye bir ses geldi. Sanki çocuk doğurmuştum. Bacaklarımın arası rahatlamış gibiydi. Beni koltuğun kenarına yatırıp, bacaklarımı omuzuna aldı ve tekrar amıma soktu, belimden tutup sikmeye başladı. Sikerken gözlerinin içine bakıyordum. Amım öyle sulanmıştı ki, (Zart, zurt) sesleri odada yankılanıyordu. Ahlar ohlar arasında inlerken birden beynim uyuşmaya, vücudum titremeye, kasıklarım sıkışmaya başladı. Büyük bir zevk kasırgası bedenimi sarıyordu. Nefesim kesilmeye, nabzım hızlı hızlı atmaya başlamıştı. “Hızlı! Daha hızlııı! Devam et! Devam et lütfen! Ahhh! Ohhh!” bu kelimeleri sayısızca tekrarlamıştım. Üçüncü kez boşalıyordum. Bu benim için bir rekordu. Ve çok büyük zevk almıştım…

Ben boşalırken, Nazmi dahada hızlanmış, yarrağı amımı yırtacak gibiydi. Sürtünmeden amımın ağız kısmı yanıyordu. Nazmi’nin ise boşalmaya niyeti yoktu. Boşalmamın üzerinden bir kaç dakika geçmişti ki, amımın içi sanki kurumaya başlamıştı. Böyle olunca da acımaya başladı. “Aşkım! Boşal artık acımaya başladı!” dedim. Nazmi beni duymuyordu bile. O sikti ben bağırdım. O sikti ben bağırdım. Bir ara amımın yırtıldığını düşünmeye başlamıştım. Öylesine acıyordu ki ağlamaya başladım. “Lütfen Nazmiiii, çok acıyooorr! Lüütfeennn!” diye yalvarırken, boşalmasını ve içimden çıkmasını istiyordum. Nitekim benim boşalmamdan tam 20 dakika sonra böğürerek boşalmaya başladı. Hem sikiyor hem boşalıyordu. Kuruyan amıma dölleri bile ilaç olmamıştı, aksine sıcak dölleri hırpalanan yerlerimi yakıyordu. Sonra yavaşladı ve içimden çıktı. Koltuğa bıraktı beni.

Ağladığımı görünce, “Özür dilerim aşkım, bir daha olmayacak!” dedi. Başımı koynuna getirerek teselli etmeye çalışırken, kapı zili çalmasıyla toparlandık. Kebapçı gelmişti. Nazmi üzerine birşeyler giyindikten sonra kapıyı yarım açıp, çocuğa para verip, “Üstü kalsın!” diyerek siparişleri aldı, kapıyı kilitledi tekrar. Yanıma gelip, “Kalk aşkım, duş al da soğumadan yiyelim!” dedi. Hiç konuşmadan dediğini yapıp duş aldım çıktım. Sonra kendisi de duş aldı geldi. Üzgün olduğumu görünce, “Özür diledim ya aşkım. Kendimi tutamadım işte…” diye teselli ederken, ben siparişleri hazırlamak için mutfağa gittim. Doğrusunu isterseniz öyle acıkmıştım ki, o anda amımın acısını bile unutmuştum. Amım öyle tahriş olmuştu ki, birkaç gün kolay kolay sikiş yapamazdım herhalde.

Kebaplarımızı yerken hiç konuşmamıştık. Öyle acıkmıştım ki, büyük lokmalarla karnımı doyurmaya çalışıyordum. Büyük bir kutu ayranla birlikte kebabı 5 dakika içinde bitirmiştim. Karnımın doyması beni mutlu etmişti ve amımdaki sızlamalar biraz dinmiş gibiydi. Başımı bacaklarımın arasına eğerek amıma baktım, korkunç hali vardı. Amımın ağız kısmı morarmış ve sanki şişmişti. Perişan haldeydi. Daha önce pembe olan deliğim morarmış haldeydi. “Aşkım şunun haline bak! Mahvettin amımı!” diye sitem ettiğimde, özür dileyerek beni teselli etmeye çalışmıştı. Ona kızmaya hakkım yoktu, onun o kocaman yarrağını ben istemiştim.

Zaman o kadar hızlı akıyordu ki, saat 13:00 olmuştu. Nazmi, “Aşkım, istersen biraz uzanıp dinlenelim, ikimizin de buna ihtiyacı var.” dedi. Sonra kollarını belime ve bacaklarıma sararak kucağına aldı, beni yatak odasına taşıyıp, yatağa bıraktı. Bu hareketi çok hoşuma gitmişti. Böyle bir taşımayı kocamdan görmemiştim. Göğsüne yaslanarak dinlenmeye çekilmiştik. Yaklaşık 1 saat uyumuşum. Uyandığımda nazmi halen uyuyordu. Onu dürterek, “Kalk aşkım, saat ikiye geliyor. Çocuklar gelmeden çıkmalıyım!” dedim. Nazmi ise, “Günaydın aşkım, iyi dinlenebildin mi?” dedi. Evet anlamında başımı salladım. Sırtüstü döndüğünde göbeğine vuran yarrağı (şlap) diye ses çıkarmıştı…

Yarrağı kalkmış, heykel gibi duruyordu. Hayretle, “Aşkım onun hali ne öyle?” demişim. “Ne olacak aşkım, seni istiyor!” dedi. “İnanmıyorum sana yaa… Yine mi? Üstelik sen de biliyorsun ki, amımın içi tahriş olmuş durumda, acısına dayanamam!” dedim. O da, “Bak aşkım, çorbayı içtik, ana yemeği de yedik, şimdi de tatlı yeme zamanı!” dedi. “Tatlı derken ne demek istiyorsun, anlamadım?” dedim. Ne demek istediğini gerçekten de anlamamıştım. Bana sarılarak, “Yerim ben seni yavrummm! Tatlının ne olduğunu öğreteceğim sana!” dedi. Yavaş yavaş öpmeye ve okşamaya başlamıştı…

BÖLÜM 5

Bacaklarımın arasındaki sızı hala geçmemişti. Canım sikişmek istiyordu, ama amımın içi tahriş olduğundan canım yanabilirdi. Dudaklarımız birleşmiş öpüşürken, bir eliyle göğüslerimi, diğer eliyle de kalçalarımı okşuyordu. Nazmi oldukça istekli olmasına rağmen ben tedirgindim. Kucağında olduğum halde uzun müddet öpüştük, koklaştık. Sonra beni yüzü koyun yatırarak, önce boynumu, sonra sırtımı, daha sonra da kalçalarıma kadar indi. Güçlü elleriyle kalçalarımı sıkıp eziyor, sonra da gerip yalıyordu. Dolgun kalçalarımın arasındaki koyu kahverengi deliğim kaygan dil darbeleriyle kasılıyordu. Aman Tanrım, gerçekten çok hoş bir durumdu. Daha önce böylesini ne duymuş, nede işitmiştim. Nazmi, resmen götümün deliğini yalıyordu. Diliyle götümü becerirken, tarifi imkansız bir zevk alıyordum. İnlemeye başlamış, mırıldanıyordum. Bu sırada tahriş olmuş amım, iyice sulanmıştı. Nazmi’nin tatlısı bu olmalıydı. Yani, tatlı dediği şey, belli ki, beni götten sikmesi olacaktı. Kocamın sikmekten zevk aldığı götümü, sanırım Nazmi de sikecekti.

Elleriyle kalçalarımı iyice germiş, yalıyordu. Yumuşak kalçalarımı hamur gibi yoğuruyordu. En az 15 dakikadır devam ediyordu. Üzerimden çekilerek, kalkmış yarrağını ağzıma verdi. Yalamalarının verdiği arzuyla, istekli bir şekilde onun yarağını, yalıyor emiyor ve de sıvazlıyordum. Yarrak tam kıvama gelmişti ki, Nazmi, “Aşkım, şimdi tatlı yeme zamanı! Hazır mısın?” dedi. “Neye hazır mıyım canım?” dediğimde, “Götten sikmek istiyorum seni Nesrin!” dedi. Biraz heyecan, biraz endişe, biraz da korkuyla tedirgin olmuştum. “Ama been… şey yani… seninki çok kalın!” diyebilmiştim. “Merak etme aşkım, kayganlaştırıcı krem var. İnan bana, çok kolay olacak!” dedi. “Aşkım yaa… götten sikmesen olmaz mı?” dedim. “Nesrin’ciğim, korkuyormusun yoksa? Hem, bilmen gerekirdi, erkekler götten sikmeyi çok sever! Bak gör, zamanla sen de isteyeceksin!” dedi. İstermiyim bilemem ama, kocam götüme soktuğu gibi boşaldığından, bu tür ilişki hoşuma gitmiyordu. Üstelik Nazmi’nin kolay kolay boşalacağını düşünmüyordum.

“Domal aşkım, biraz krem süreyim, senin için de iyi olur!” dediğinde, ben de dörtayak olup dediğini yapmıştım. Parmaklarına sürdüğü kremi götümün deliğine yediriyordu. Gerçekten de krem çok kaygandı ve bolca sürmüştü. Yarrağına da bolca sürdükten sonra, bacaklarımı açtı, belimi aşağı bastırıp kalçalarımı da geriye çıkardı. Beklenen o an gelmiştı. İyice sertleşmiş yarrağı, sağ eliyle tutarak götümün deliğine ayarladı. Sağa sola kayan yarrak bir türlü girmiyordu. Biraz da benden kaynaklanıyordu, çekindiğin için kendimi sıkıyor ve kasıyordum. “Rahat bırak kendini aşkım, gevşemeye bak!” diyordu. Deliğime yaptığı baskılar sonucu gevşeyen delik azda olsa açılmıştı. Nazmi’nin işi dahada kolaylaşmaya başlamıştı. Yarrağını yavaş yavaş ileri geri hareket ettirince iyice gevşemiştim. İstese bir anda sokabilirdi, ama sokmuyordu. Kremin verdiği kayganlık acımasını engelliyordu…

Birden, “Ahhhhhh!” diye bağırdım. O an yarrağının kafası deliğe girmişti. Arkamda dayanılmaz bir gerilme vardı. Yarrağını öyle sıkıştırmıştım ki, sanki boğacaktım. Birkaç saniye bekledikten sonra kaçmamı engellercesine belimden tutmuş, yavaş yavaş ve de alıştıra alıştıra, ileri geri hareket ederek, santim santim sokuyordu. Yarrak içeri doğru girmeye başlamıştı. Zorlanıyordum, ama sesimi de çıkarmıyordum. Gövdesinin yarısı içimdeydi artık, “Aahhh! Aahhh! Yavaş lütfeeenn!” diye, acıyla karışık inliyordum. Dakikalardır devam ediyordu. Devam eden bu durum karşısında daha rahat hareket etmeye başlamıştı. Nihayet sonuna kadar sokmuş ve gidip gelmeye başlamıştı. Artık resmen götümden sikiliyordum…

Bir ara götümden tamamen çıktığında, elimde olmadan ‘Zooorrrttt!” diye kalın bir osuruk bırakmıştım. O an büzüğümü sıkamadığımı farkettim, kimbilir ne durumdaydı. Arkamda açık kalmış kocaman bir delik vardı, göremiyordum ama hissedebiliyordum. Kayganlaştırıcı kremden tekrar götüme sıktığında, rahat bir şekilde içime akmıştı. Yarrağına da bolca sürdükten sonra, tekrar deliğe ayarladı. Bu sefer az bir bastırmayla girmişti. Kremden olsa gerek zorlanmamıştım. Şimdi çok daha rahat sikiyordu götümü. Saniyeler dakikaları kovaladıkça kovaladı ve kocaman yarrak içimde bir kayboluyor, bir çıkıyordu. Belimden tutmuş, hızla kendine çekiyordu. Her sokuşta, süt beyaz kalçalarım sarsılıyordu.

Daha önce kocamın yaptıklarını düşündükçe neden götten zevk almadığımı şimdi daha iyi anlıyordum. Nazmi yaklaşık 15 dakkadır sikiyordu götümü. Oysa kocam, iki üç git gelden sonra hemen boşalıyordu. Nazmi tam bir erkekti. Bana mı öyle geliyordu bilmiyordum, ama kocamı aldattığıma değmişti. Götten sikilirken bile zevk aldırıyordu. Bir ara Nazmi, “Götten siktiğim için kızıyormusun bana aşkım?” diye sorduğunda, “Ohhhh Nazmiii! İnanamıyorum yaa, götten zevk alabileceğimi rüyamda yaşasam inanmazdım. Ben seninle kadınlığımı yaşıyorum. Beni bu zevklerden mahrum bırakma yeter!” diyebilmiştim. Gerçekten de zevkten inlemeye başlamıştım. Götten sikilirken, amımın dere tepe taştığını hissediyordum. Amım tahriş olmasına rağmen bir elim ordaydı. Nazmi götümü sikerken, ben klitorisimi okşuyordum. 20 dakikadır götümü sikiyordu, boşalmaya da niyeti yoktu. Durum öyle bir hal almıştı ki, yarrağının tamamı amcığıma girmezken, şimdi tamamı götüme giriyordu. Ahlar ohlar arasında sert sert sokuyordu. Odanın içi, ‘şak şuk, şak şuk’ sesleriyle yankılanıyordu. Öyle abanıyordu ki, taşaklarını da götüme sokmaya çalışır gibiydi.

Sonra beni sırtüstü yatırıp sikmeye başladı. Sırtüstü olduğum halde götten sikerken, göğüslerimi emip, daha sonrada dudaklarıma yapışmıştı. Bu pozisyonda götümü sikerken, vücudunun amıma sürtünmesiyle kasılmaya başladım. Tanrım! Müthiş zevk alıyordum. Büzüğüm dolu olduğu için kasılırken sıkamıyordum. Zevkten inliyor, böğürüyordum ve orgazm oluyordum. Bu boşalmayı 4. kez yaşıyordum ve rekor üstüne rekor kırıyordum. Nazmi halen bitmemişti, yeniden pozisyon değiştirdik. Bu sefer o sırtüstü yatmış, ben de kocaman yarrağı kendi ellerimle götüme sokup üzerine oturmuştum. Ata biner gibi üzerine oturup kalktım. Birkaç dakika böyle devam ettik, sonra beni sağ omuzumun üzerine yatırıp, yandan sikmeye başladı götümü…

Finalde, bacaklarımı omuzuna alıp götüme soktu, tüm ağırlığıyla yüklenerek. Birkaç dakika boyunca, deliler gibi bağırıp çağırarak, küfürler ederek götümü parçalarcasına sikerken, aniden böğürmeye başladı. Ben paramparça olmuş haldeydim ve Nazmi ise götümün en derinlerine boşalırken çıldırmış gibiydi. O sırada bağırtılarım dairenin içinde yankılanıyordu. Saniyelerce boşaldı, boşaldı, boşaldııı… sonra da yana düşerek yatağa uzandı. İçimden bir şeylerin koptuğunu hissettim. Koşarak tuvalete gittim, klozete oturdum. Car cur, zart zort sesleri arasında içimdeki döller tamamen çıkmıştı. Tahret alırken büzüğümün hali beni oldukça korkutmuştu. Ağız kısmı öylesine açılmıştı ki, kolumu soksam girebilirdi. Zaten Nazmi’nin yarrağı kolumdan kalın sayılırdı.

Saat epey ilerlemişti, eve gitmem gerekiyordu. Banyoya geçip duşumu aldıktan sonra üzerimi giyindim. Nazmi salondaki koltuktaydı, dal taşak oturuyordu. Yanına oturup, dudaklarından öperek, “Aşkım ben gidiyorum!” dedim. “Görüşürüz aşkım!” dedi. Yerimden kalkamıyordum, gerçekten çok yorulmuştum. Nazmi durumu farkedince telefonla taksi çağırdı ve bana 100 TL verip kapıdan uğurladı. İnanılmaz zevklerin yanında 100 TL de para almıştım. Parayı aldığım için değişik bir duyguya kapılmıştım ve kendimi orospu gibi hissettmiştim. Çünkü kadınlar hem sikişiyor, hemde para kazanıyorlardı. Zaten benim de o orospulardan bir farkım yoktu, kocamı aldatmıştım. Hemde ne aldatma!

Evin bir alt sokağında taksiden indim. Doğru dürüst yürüyemiyordum. Bacaklarım birbirine dolanıyordu. Yürüken kalçalarımı kontrol edemiyordum. Komşular anlayacak diye ödüm kopuyordu. Sorun yaşamadan kendimi eve atmıştım. Yarım saat sonra çocuklar eve geldiğinde ben yatıyordum. Onlara hasta olduğumu söyleyerek 1-2 saat uyumuştum. Kocama da bir hafta boyunca yanaşmamıştım. Çünkü götümün deliği öylesine gevşemişti ki, sikildiğimi anlamamasına imkan yoktu.

O gün Nazmi’yle yaşadıklarım sadece bir başlangıç oldu ve beni aklımın ucundan geçmeyen çeşitli maceralara sürükledi…

BÖLÜM 6

Kocamı ilk aldatmamın üzerinden, günler geçtiği halde, o günü unutamıyordum. Nazmi aklıma geldikçe masturbasyon yapıyordum. Nazmi ile sikişmem, cinsel arzularımın artmasına neden olmuştu. Esk**en sikişmek aklıma bile gelmezken, artık hergün sikişmek, sikilmek istiyordum. Tahriş olan amım günlerce sızlamıştı. Sızlamadan sonra, tatlı tatlı kaşınmış, sonra da iyileşmişti. Arka deliğime gelince, ilk günlerde tuvaletim geldiğinde, birkaç saniye bile tutamayıp donuma kaçırmıştım. Esk**en osurduğumda ‘Zart!’ diye ses çıkarken, o günden sonra osururken ‘Foosssss!’ diye, nerdeyse duyulmayan bir ses çıkıyordu. İlk günlerde aynada götüme bakarken, gördüğüm manzara beni korkutmuştu. Deliğimin ağzı açıktı. Üstelik deliğin ağzında yırtılmalar vardı. Bu yırtılan yerler kan toplamıştı. O halde kocamla götten ilişkiye giremezdim, ince sikiyle bu açıklığı kolayca farkedebilirdi.

Aradan 2 hafta geçmiş olmasına rağmen Nazmi ile görüşmemiştim. Nazmi’nin, deliklerime verdiği hasarlar, yavaş yavaş düzeliyordu. Hatta, büzüğümdeki çatlaklar iyileşmiş, götüm istekli hale gelmişti. Bu zaman zarfında kocamla birkaç kez ilişkiye girdim. Kocam götümü sikerken, ona, “Arkadan yapmasak olmaz mı? Biliyorsun ki hem günah, hemde çok acıyor!” diyerek engellemeye çalışır gibi nağme yapıyordum. Bir keresinde kocam götümü sikerken, “Karıcığım götün öyle gevşemiş ki, baksana çok rahat giriyor!” dedi. Kocam bana okadar çok güveniyordu ki, bir başkasıyla ilişkiye girebileceğimi aklından bile geçirmiyordu. Ben de, “Devamlı götten sikiyorsun, olacağı buydu!” diyerek, deliğin genişleme durumundan kocamı sorumlu tutmuştum. Daha önce kocam götümü siktiğinde hoşlanmazdım, şimdi ise siki küçük olduğu halde bile zevk alıyordum. Kocamla şikişirken, Nazmi’yi hayal ederek boşalıyordum.

İki haftalık ayrılık çok uzun gelmişti. Günlerden Pazartesiydi, mutfakta yemek hazırlarken, cep telefonum birkaç kez çaldı. Çocuklar yada kocam arıyordur diye düşünürken, numaranın Nazmi’ye ait olduğunu farkettim. Heyecandan dizlerimin bağı çözülmüştü. Birkaç dakika bekledikten sonra çağrı attım. Hemen aradı, “Müsaitmisin?” dedi. “Evet!” dedim. “Nasılsın canım? Seni çok merak ettim. Umarım herhangi bir sorun yok?” dedi. “Yok yok, herhangi bir sorun yok. İyiyim!” dedim. Nazmi, “Aşkım, seni çok özledim!” dedğinde, o an amımın sulandığını hissettim. Birkaç saniye bekledikten sonra, “Ben de seni özledim!” dedim. Nazmi, “Nete girmiyorsun, yoksa bana kızgınmısın? İstenmediğimi düşünmeye başladım?” dediğinde, bunun kendisiyle alakalı olmadığını belirterek, başka konulara girmiştik. Uzun süren sohbetin ardından, benimle buluşup, beni sikmek istediğini söylediğinde ise, elim çoktan külotumun içindeydi.

Nazmi, “Şuan ne yaptığımı biliyormusun?” dedi. “Ne?” dedim. Nazmi, “Yarrağım öyle sertleşmiş ki, seni düşünüp 31 çekiyorum!” dedi. Bu sözlerle beni çıldırtırken, durmaya niyeti yoktu. O anlatıyor ben kuduruyordum. “Seni şöyle ^^^^^^^^^, böyle ^^^^^^^^^…” derken, ben de, “Sik beni aşkım, sikkk! O kocaman yarrağınla amımı götümü dağıt! Parçala deliklerimi!” diye bağırırken daha fazla dayanamadım, zangır zangır boşalmaya başladım. Kasılmalar yavaşlayınca, bedenimdeki rahatlama, kendini yorgunluğa bırakmıştı. Telefondaki hırlamalar, boğuk boğuk çıkarken, onun da boşaldığını tahmin etmiştim.

İkimiz de rahatlayınca, Nazmi, “Aşkım, yarın seni aynı yerden alayım mı?” dedi. “Şeeyy… Bilmem ki, çokmu istiyorsun beni?” dediğimde, “Ben senin için ölürüm aşkım. Yarın buluşalım daha iyi anlarsın!” dedi. Bir erkek tarafından istenmek, gerçekten çok hoştu, “Tamam aşkım!” dedim. Nazmi de, “Eğer biraz gezip dolaşmak istersen, güzel bir yerde yemek yiyebiliriz!” dedi. Aslında bu teklifi çok hoşuma gitmişti, ama dışarda tanıyan çıkabilir diye çekiniyordum. Nazmi, “Pendik Gözdağı’nda çok güzel bir yer var, oraya gideriz. İnan bana, orda tanıyan kimse çıkmaz!” dedi. Bu adam işini biliyordu. Daha doğrusu beni çok etkiliyordu. Korkuyordum, ama dediğini yapacaktım, “Tamam!” dedim. “O halde yarın görüşürüz!” dedi. “Tamam aşkım!” dedikten sonra telefonu kapadık. İkinci kez buluşmak bile çok heyecan vericiydi. Sabaha kadar, yarrağını yiyecek olmanın heyecanıyla, uyuyamamıştım.

Salı sabahı 9:30 gibi evde yalnız kalmıştım. Banyoya girip, biraz uzamış kılları temizledim. Her tarafım kaymak gibi olmuştu. Nazmi’nin götten sikme ihtimaline karşı, tuvaletimi yaptım. Temiz olması için, hortumu götüme sokarak musluğu açtım. Götüme yarım bardak kadar su dolunca, içime dolan suyu osurarak bir anda boşaltıyordum. Bunu birkaç kez yaptığımda götümün içi tamamen temizlenmişti. Götümün deliğini yaladığında kötü koku almasını istemiyordum. Güzel bir banyodan sonra, üzerimi giyinmeye başladım. Topuklarıma kadar uzanan düğmeli bir etek, üstten renkli bir badi, içime de tanga takımımı girdim. Tanganın kıçımın arasına girmesi kalçalarımı bölmüştü. Dışarı etekle çıkmış olsam, eminim ki erkekler peşimi bırakmazlardı. Dizime kadar yazlık bir kaban giydiğim için kalçalarım kapanmıştı. Başıma türbanımı bağladıktan sonra da artık hazırdım. Telefonumu alıp evden çıktım.

Asansörden indiğimde Bahar’la karşılaştım. Bahar benim en samimi komşumdu. Bana, “Hayırdır Nesrin abla, sabah sabah nereye böyle? Sanki biriyle buluşacakmış gibi süslenip, kokular da sürünmüşsün?” dediğinde biraz heyecanlanmıştım. “Bana kim bakar kız! Nerdeee?” diyerek işi şakaya dökmeme rağmen, Bahar, “Aklında bulunsun abla, (eliyle göstererek) şöyle kocaman yarraklı biri denk gelirse, o yarrağı ben de denemek isterim!” deyince, ikimiz de kahkahayı basmıştık. Tam o sırada telefon çaldı. Göz ucuyla, arayanın kim olduğuna baktım ve telefonu kapadım. Bahar, “Neden bakmadın abla? Kim arıyordu? Gizli sevgilin mi yoksa?” dedi. “Yok kız, yengem arıyor, eski bir komşusu gelmiş te, kahvaltıya çağırdı!” dedim. Biraz renk vermiş olamlıyım ki, Bahar, “Heyecanlanma abla! Ne zaman gelirsin?” dedi. “Bilmiyorum, sanırım çocuklar gelene kadar kalırım…” dedim ve öpüşüp ayrıldık. Arkama bakmadan hızlı hızlı yürümeye başladım…

Nazmi’yi arayıp, “Geliyorum!” dedim. Bu kez daha rahattım. Yine aynı yerde beklediğini gördüm. Arabaya bindiğim gibi gaza bastı. İçerdeki koku harikaydı. Nazmi gerçekten hoş biriydi. Ona baktıkça içim gidiyor, amım sulanıyordu. Arabayı sürerken bir eli bacaklarımdaydı. Üzerimdeki kabanı çıkarmamı istedi. Hava sıcak olduğundan, çıkarınca daha rahat olmuştum. Nereye götürdüğünü bilmiyordum. Daha doğrusu gideceğimiz yerin adını biliyordum, ama nasıl bir yer olduğunu bilmiyordum. Gideceğimiz yere 10-15 dakikada gitmiştik. Yüksek bir tepe olan bu yere Gözdağ’ı diyorlardı.

Arabayı park ettikten sonra, “İşte burası!” dedi. Arabadan inip benim kapıyı açtı, “Buyrun hanımfendi!” dedi. Kabanımı almak için hamle yaptığımda, “Aşkım ona ne gerek var? Zaten hava çok sıcak!” dedi. “Ama aşkıım!” dedimse de işe yaramamıştı. Elimden tutarak tenha bir yere geçerken, kıçımın arasına girmiş tanga yüzünden rahat değildim. Belime göre geniş olan kalçalarımın yukarı aşağı sallanması etraftaki erkeklerin bakmasına neden olmuştu. Nazmi, “Aşkım, alttan alttan sana bakıyorlar. Eminim götüne hasta oldular!” diyordu. Ben de, “Aşkım, bana seninki yeter de artar!” derken gülüşmüştük. Gözdağı’nın meşhur yiyeceği olan Kumpir’in yanında birkaç çeşit de, ismini bilmediğim şeyler sıparış verdi. Kumpir’imizi yerken, devamlı seksten bahsediyordu. Bir ara garsonun kulağına bir şeyler fısıldadı. Ne söylediğini sorduğumda, “İçecek getirmesini söyledim.” dedi.

Çok güzel manzarası olan bu yer harikaydı. Farklı tadı olan içeceğimizi içerken, “Aşkım tadı çok farklı, bu ne?” dediğimde, “Gözdağı’nın özel içeceği!” demişti. Yarım saat geçmişti ki, hesabı istedi. Ödedikten sonra elimden tuttu, “Gel aşkım, aşk yuvamıza gidiyoruz!” dedi. Kalkarken sendeler gibi oldum, ama belli etmedim. Sanırım tansıyonum düştü diye düşündüm. Arabayla yolda giderken, içmem için bir hap verdi ve “Torpidoda su da var!” dedi. Bunun ne hapı olduğunu sorduğumda, “Aşkım, bunu içince daha istekli olacaksın!” dedi. Ben de, “Aşkım, zaten çok istekliyim, buna gerek yok ki!” dedim. Israr edince dediğini yapıp, hapı suyla içtim. 10 dakika sonra, kocamı ilk aldattığım binanın önündeydik. Arabadan indiğimizde başımın döndüğünü hissettim. Beynim uyuşmaya, gevşek gevşek konuşmaya başlamıştım. Omuzumdan tutarak binaya girdik. Asansörle 3. kata çıkıp, dairenin kapısını açıp içeriye girdik…

İçeri girer girmez dudaklarıma yapıştı. Dudaklarım koparacak gibi emmeye başladı. Aynı şekilde karşılık vermeye çalışıyordum. İkimiz de çıldırmış gibiydik. İnleme seslerimiz koridorda yankılanırken, bir ara boğulacağım sandım. Daha önce böylesine istek ve arzulu öpüşmemiştim. Diğer taraftan, elini eteğimin altına sokmuş amımı elliyordu. Külotun üzerinden bir müddet elledikten sonra, elini külotumun içine soktu. Amımın dudaklarını avuçlayıp okşarken, dayanacak durumda değildim. Daha sonra, parmaklarını içime sokmaya başladı. Klitorisim çocuk pipisi kadar şişmişti. Klitorisimi iki parmağı arasına sıkıştırıp okşarken daha fazla dayanamadım ve boşalmaya başladım. Her yerim titriyordu. Bundan daha zevkli ne olabilirdi ki? Amımın suyuyla ıslanmış parmaklarını dudaklarıma sürerken, “Aşkım, bakalım amının tadını beğenecekmisin?” diyerek, amımdan aldığı zevk sularını dudaklarıma sürdü. Sonra dudaklarımı daha istekli öpmeye başladı.

Bir müddet daha öpüştükten sonra, önce üstümü, sonra eteğimi, ardından da südyen ve külotumu çıkardı. Ben de yardım olsun diye türbanımı çıkarmak isterken, “O kalsın! Gel aşkım, yatak odasına geçelim!” dedi. “Geçelim aşkım, koca sikini istiyorum!” diye karşılık verdim. Yatak odasına yürürken sendeledim. Başım dönüyor, bacaklarım tutmuyordu, “Aşkım, sarhoş gibiyim. Bana birşeyler oluyor!” dediğimde, “Şarap içtin ya, ondan olmalı!” dedi. “Ne şarabı???” dedim. “Sonradan gelen içecek vardı ya, o içtiğin şaraptı!” dedi. Başımın dönmesinin nedeni içtiğim şaraptı. Hayatımda ilkkez sarhoş olmuştum. Gözlerim kapanıyor bacaklarım tutmuyordu. Beni kucağına aldı, yatak odasına götürüp yatağın üzerine bıraktı ve “Aşkım, bugün yarrağa doyacaksın!” dedi.

Üzerindekileri çıkardığında, o muhteşem yarrağı bana bakıyordu. Yerimden doğrularak elime aldım, sonra okşamaya, ardından da yalamaya başladım. Kocaman kafasını dudaklarımın arasına sıkıştırdım. Yavaş yavaş ağzıma sokup çıkarırken, bazen de dilimle yalıyordum. Nazmi’nin, “Çok güzeeel, artık bu işi öğreniyorsun!” demesi beni dahada ateşliyordu, yarrağını daha istekli, daha arzulu yalayıp emiyordum. Ama ne kadar zorlasam da, ağzıma ancak yarısını alabiliyordum. Nazmi zevkten kendinden geçmiş, bense ne yaptığımı bilemez haldeydim. Şarap etkisini öyle göstermişti ki, kendimden geçmek üzere olduğumu hissettim. Üzerime bir ağırlık çöktü. Gözlerim kapanmaya başladı. Ne olduğumu anlamadan kendimden geçiyordum. Nazmi, “Dur aşkım sana su getireyim!” diyerek odadan çıktı. Sonra ne olduğunu hatırlamıyorum. Gözlerimi açamıyordum, ama sikildiğimi hissedebiliyordum. Vücumda dolaşan ellerini, göğüslerimi yalamasını, dudaklarımı öpmesini hayal meyal hatırlıyordum.

Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyordum, ama yavaş yavaş kendime gelmeye başlamıştım. Gözlerimi açtığımda odada kimsenin olmadığın farkettim. Nazmi işini bitirmiş banyo yapıyor, diye düşündüm. Aynaya baktığımda, amımın ağız kısmı kıpkırmızı olmuş, dudaklar da şişmişti. Göt deliğimin hali daha vahimdi, öylesine açılmıştı ki, kapanmıyordu. Kalkmak istedim, ama bacaklarım tutmuyordu. Zorda olsa ayağa kalktığımda, hem amımdan hemde götümden ‘Çarr çurr!’ diye döller çıkmaya başlamıştı. Her iki deliğimi tamamen dölle doldurmuştu. Büzüğümden vede amımdan akan döller yatağı mahvetmişti. Duvarlara tutuna tutuna tuvalete gittim. Osururken götümden dölden başka bir şey çıkmıyordu. Tam o esnada gelen seslerden, Nazmi’nin birisiyle sohbet ettiğini duydum. Korkudan kalbim duracak gibiydi. Nazmi mutfağın balkonunda adamın biriyle sohbet ediyordu. Ama o adam kimdi? Benim evde olduğumu biliyor muydu? Değişik düşüncelere kapılmaya başlamıştım. Ne konuştuklarını merak etmiştim ve sessizce tuvaletten çıkıp, mutfağın kapısına yaklaşıp, konuşmaları dinlemeye başladım…

Adam, “Gerçekten harika bir kadınmış, daha önce böylesini sikmemiştim!” derken, kimden bahsettiğini anlamaya çalışıyordum. Nazmi, “Ben sana ne demiştim, kadın yarak hastası! Türbanlı falan, ama iyi sikişiyor. İnan bana, karı okadar azgın ki, grup bile yapar!” derken, adam da, “Gerçekten güzel amı varmış, hele o yuvarlak kalçaları, o götü beni mahvetti. Ben hayatımda bu kadar azmamıştım, yarım saat boyunca hiç içinden çıkmadan siktim götünü. Üstelik çok temiz, başka kadın olsa ortalığı bok kokusu kaplardı!” diyordu. Nazmi, “Karı bana iyice alıştı, evden pazara gitme bahanesiyle çıkıyor, bunu her Salı sikebiliriz!” dediğinde, kimden bahsettiklerini anlamamak için aptal olmalıydım. İnanamıyordum ya, Nazmi bunu bana nasıl yapardı! Hem utanıyor, hem korkuyordum…

BÖLÜM 7

Nazmi’nin, “Ben yatak odasına bir bakayım!” demesiyle, odaya kaçtım, yatağa attım kendimi. Nazmi odaya girdiğinde, ben yeni uyanıyormuş gibi doğrulmaya çalışıyordum. Nazmi, “Günaydın aşkım! Mükemmeldin!” dedi, sonra yanağımdan öpüp, “Aşkım, dairenin sahibi arkadaşım içerde, önce duşunu al, sonrada üzerini giyin, gel!” dedi. Sanki hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu. Nazmi’ye, “O adamın yanına nasıl gelirim? Sonra benim için ne düşünür?” dedim. Nazmi de, “Aşkım, o senin ne olduğunu zaten biliyor, namuslu ayaklarını bırak ta, sen dediklerimi yap! Hem sana bir şey söyleyeyim mi… Neyse boş ver!” dedi. Söylemesine de gerek yoktu zaten, söylemek istediklerini tahmin edebiliyordum. Yapacak birşeyim yoktu, banyoya girip duşumu aldım. Elbiselerim kapının yanında olduğu için, Nazmi’ye seslenip getirmesini söyledim…

Nazmi elbiselerimi verirken sordum, “Ne zaman geldi?” diye. “O zaten burdaydı aşkım!” dedi. Nazmi’ye, “Önce şarapla sarhoş ettin, sonrada uyku ilacı içirdin, değil mi?” dediğimde, “Çok zekisin aşkım!” dedi. “Peki, adam bana birşey yaptı mı?” diye sordum. “Neden kendisine sormuyorsun?” dedi. Üzerimi giyindikten sonra türbanımı da bağladım, evime gitmek için hazırdım. “Eve bırakacakmısın beni?” dediğimde, “Aşkım, sen ne diyorsun? Gün daha yeni başlıyor. Seni arkadaşımla tanıştırmak istiyorum!” dedi. “Yapma lütfen! Gideyim ben, eve bırak beni!” dedimse de işe yaramamıştı. Kolumdan tutup adamın yanına götürürken, içimden neyle karşılaşacağımı merak ediyordum. Kimbilir nasıl biriydi. Yaşlı ve şişman biri olmalıydı. Salona girdiğimde gözlerime inanamamıştım. 30-35 arası yakışıklı mı yakışıklı bir adam bana bakıyordu. Elini uzatarak, oldukça yumuşak bir ses tonuyla, “Ben Kemal!” diye kendini tanıttı. Elimde olmadan, “Ben de Nesrin…” diyebilmiştim.

Kocaman eli çok hassas ve yumuşaktı. Oldukça uzun boyluydu. Yukarı doğru bakarken mavi gözleri çok çekiciydi. Vucüt yapısından spor yaptığı anlaşılıyordu. Nazik bir sesle, “Şöyle buyrun Nesrin hanım. Nazmi güzelliğinizden bahsetmişti, ama az bile söylemiş, anlattığından daha da güzelmişsiniz!” dediğinde, doğrusu çok hoşuma gitmişti. Bir ona, birde Nazmi’ye baktım. Nazmi alttan alttan gülümsüyordu, ama ona çok kırılmıştım. O sırada gözüm saate takılınca, “Saat yanlış mı?” dedim. Nazmi, “Yanlış değil, doğrudur!” dedi. Sert sert gözlerinin içine baktım. Ne demek istediğimi çok iyi anlıyordu. Haberim olmadan iki saate yakın sikmişlerdi. Bunun artık benim için hiçbir önemi yoktu, sadece merak ettiğim konu, beni teker teker mi, ikisi birlikte mi, yoksa sadece Kemal mi sikmişti, bunu düşünüyordum.

Nazmi, “Aşkım, sana bir şey seyrettirmek istiyorum!” dedi. Televizyonu açtığında birkaç saniye geçmişti ki, gördüklerime inanamamıştım. Nazmi ile eve girişimizi gösteriyordu. Yüzüm kızarmaya, utanmaya başlamıştım. Kapının önünde olanlar apaçık ortadaydı. Çırılçıplak halde odaya götürüşü falan hepsi çekilmişti. Kemal bana bakarak, “Çok güzel vücudunuz var Nesrin Hanım!” dedi. Gözlerim Televizyondaki görüntülere takılı kalmış, konuşamıyordum bile. Sonra yatak odasını göstermeye başladı. Nazmi’nin yarrağını yaladıktan sonra kendimden geçtiğim ve hatırlamadığım o anları izlemeye başladım. Nazmi yanımdan ayrılınca odaya Kemal giriyor. Kemal Televizyonda üzerini çıkarırken, ben Kemal’e doğru baktım. Bana bakmıyor, çekimi izliyordu. Kemal çırılçıplak soyunmuş, vücudumu yalıyordu. Uzun süre, önce göğüslerimi, sonra amımı, daha sonrada götümü yalamıştı. Bu yalamalar sırasında yakın çekim yapılmıştı. Kamerayla çekim yapan Nazmi’den başkası değildi.

Amım Televizyonda çok güzel görünüyordu. Bütün bu olanlara karşı çıkmak istiyordum, ama birşey yapamıyordum, zaten elimden de birşey gelmezdi. Bazı yerleri hızlı hızlı geçmeye başladılar. Kemal’in yarrak da inanılmaz büyüklükteydi. Bir ara Kemal ile göz göze geldik, utandığımdan gözümü kaçırmıştım. Kemal amıma sokarken, Nazmi de yakın çekimde, yarrağın amıma girip çıkmasını çekiyordu. Bütün bunları izlerken çoktan sulanmıştım bile. Porno film izliyorduk, ama bu filmde oynayanlar Kemal ile bendim. Pozisyondan pozisyona çeviriyordu beni sikerken. Sonunda amımın içine boşalmıştı. O sırada devreye Nazmi giriyor, kalkmış yarrağını içime sokuyor. Bu sefer kamera Kemal’deydi. O da uzun süre amımı sikerken, Kemal de detayıyla kameraya almıştı. Nazmi de içime boşalınca üzerimden çekilmişti. Belli ki film çok uzundu, bu kez sıra Kemal’deydi, beni sırt üstü yatırmış halde, bacaklarımı göğsüme doğru bastırıp, iyice geriyor, kayganlaştırıcı kremi sürdükten sonra göt deliğime ayarlayıp bastırıyor. Kocaman yarrak yavaş yavaş götümde kaybolmuştu…

Kemal’in hızlı hızlı götüme sokuşunu kamera çekemiyordu. Yatağın kenarına domaltıp, dakikalarca götüme girip çıktığında, bu kez götüme boşalmıştı. Kemal iki eliyle deliğin etrafını gererken, Nazmi de kamerayla yakın çekim çekiyordu. Göt deliğim, mağaranın girişi gibi olmuştu. Döllerin boşaldığı yere kadar götümün içi görünüyordu. Bu olayın aynısını Kemal’den sonra Nazmi de yapmıştı. O da uzun müddet beni götten siktikten sonra içime boşalmıştı…

Başrolde kendi oynadığım bu amatör çekim porno filmini izlerken, kendimden geçmiş gibiydim, o sırada Kemal yanıma oturmuş, bacaklarımı okşayıp ellerken, sesimi bile çıkarmıyordum. İkişer kez amıma, ikişer de götüme boşalmışlardı. Bir müddet ara veriyorlar, sonra ikisi kamerada görünüyor, kamerayı uygun bir yere koyuyorlar, üçümüz de kameranın görüntü alanına giriyoruz. İkisi yatağa girmiş, beni aralarına almaya çalışıyorlardı. İkisinin de yarrağı kocaman olmuştu. Sırayla amımı götümü siktikten sonra, Kemal yatağın kenarına kadar gelerek beni üzerine alıyor, sonra da yarrağını amıma sokuyor. Nazmi de, yarrağını kremledikten sonra, Kemal’in bacaklarının arasına girmeye çalışıyordu. Ne yapmak istediklerini anlamıştım, belli ki ikisi de aynı anda sikecekti. İzlemeye devam ederken, “İnanmıyorum yaa!” diyebilmiştim. Ve tahmin ettiğim gibi Nazmi arkama geçiyor, yarrağını götüme sokarak, bir amdam biri götten aynı anda sikmeye başlıyorlardı…

Nazmi geri çekerken, Kemal sokuyor, Kemal geri çekerken Nazmi sokuyordu. Bu işi çok güzel yapıyorlardı. Bütün bu olanlar son iki saatte olmuş olmalıydı. 15-20 dakika o pozisyon devam etmişti. Sonra yer değiştiriyorlar, bu kez Kemal götten, Nazmi amımdan sikiyordu. Sonra başka bir pozisyona geçip, Nazmi’nin yarrağı götümde olduğu halde sırt üstü yatıyor, Kemal de amıma sokarak, sert sert sikiyordu. Bu pozisyonda Nazmi, 23 cm dev yarrağını sonuna kadar götüme sokmuş, hareket etmiyordu, sadece Kemal amıma sokuyordu. Sonra yer değiştirdiler, bu kez Kemal yarrağını sonuna kadar götüme sokmuş beklerken, Nazmi hızlı ve sert bir şekilde amımdan sikiyordu. Eğer başka bir kadını bu şekilde sikilirken görseydim, belki o kadının yerinde olmak istemezdim, ama orda tost olan kişi bendim. Bu pozisyon final oluyordu, uzun süredir iki deliğimi de sikiyorlardı. Sonra ikisi de hızlanmaya başlıyorlar. Okadar hızlıydılar ki, koca yarraklar, bir görünüyor, bir kayboluyordu. Tam o sırada, Nazmi kumandayla televizyonu kapadı…

Ben ne düşüneceğimi bilmez halde boş ekrana bakarken, o an ikisi de yanıma yanaşmışlardı. Kemal göğüslerimi okşayarak dudaklarıma yapışmıştı. Nazmi de eteğimi sıyırmış, külotumu indiriyordu. Öylesine tahrik olmuştum ki, her an boşalabilirdim. İki erkekle aynı anda sevişiyordum. Birkaç dakika içinde beni çırılçıplak soymuşlardı. Kemal göğüslerimin ucunu yalayıp emerken, Nazmi de amımı yalıyordu. Daha fazla dayanamadım ve boşalmaya başladım. Zevkten inliyordum ve kudurmuş gibi, “Ohhhh sikin beni, sikin beni! Sikilmek istiyorum! Aşklarım benim! İkinizi de aynı anda istiyorum! Parçalayın beni! Amımı götümü parçalayın!” diye argo argo bağırıyordum. İkisi de çırılçıplak olduktan sonra, iki elimde iki yarrak vardı, ikisi de inanılmazdı…

Sırayla yarrakları yalamaya başladım. Porno yıldızlarını aratmıyordum. Bilgisayarda izlediğim, iki erkeğe bir kadın pornosunu, şimdi de ben oynuyordum. Birkaç dakika içinde yarraklar şişmiş patlamak üzereydi. Kemal, “Bu kadar yeter, al bakalım içine!” diyerek beni ayağa kaldırdı ve kendisi yere uzandı. Üstüne oturmamı istiyordu. Yarrağını gövdesinden tutarak amıma yerleştirdim ve üstüne oturdum. Amımın içi tamamen gerilmişti. Yavaş yavaş inip kalkmaya başladım. Ben inip kalktıkça, Kemal de sert sert alttan yukarı pompalıyordu. Amımın suları akarken, “Ohhh! Ahhh!! Devam et lütfen! Ohhhh çok güzel!” diye inliyordum. Ben birkaç dakika deli gibi hopladıktan sonra, Nazmi, “Yavaş ol kızım, boşaltacaksın!” diyerek beni Kemal’in üzerinden çekti ve “Domal da, götten devam edelim!” dedi.

Ellerimle koltuğa tutunup domaldım, bacaklarımı açtım. Nazmi arkama geçerek kocaman yarrağını götüme bastırmaya başladı. Bu kez kremsiz sokmuştu. Köklediğinde, “Ahhhhh!” diye böğürmüştüm. Acımıştı, fakat zevk almamı etkilemiyordu. Zevkten kıvranmaya başlamıştım, bunu nedeni Kemal’di, bacaklarımın arasına girmiş amımı yalıyordu. Zaten bu halde dayanmama imkan yoktu. Nazmi hızla götüme sokarken, Kemal amımı yalamaya devam etti. Klitorisimi emince, ben birden sarsılmaya, titremeye, kasılmaya başladım. Saniyelerce süren bu boşalma, mükemmel bir zevk dalgası yaymıştı. Bu kadar kısa sürede ard arda boşalmıştım. Sikilme isteğim ve arzum bitmiyordu…

Nazmi yarrağını götümden çektiğinde zortlamıştım. Üçümüz de ayaktaydık, önümde Kemal, arkamda Nazmi, ikisi de bana sarılmış, kulak memelerimi, boynumu, boğazımı, ensemi, omuzbaşlarımı yalıyorlardı. Harika bir duygu yaşıyordum. Nazmi, “Aşkım, tost olmak istermisin?” diye sorduğunda, hiç düşünmeden, “Evet! Evett! Evetttt!” diye bağırdım. Kemal yine yere uzandı, ben amımla yarrağının üzerine oturduktan sonra kalçalarımı geriye doğru çıkardım. O sırada göğüslerim Kemal’in göğsüne yapışmıştı. Nazmi de arkama geçerek, yarrağını göt deliğime ayarladı. Amıma kalın yarrak girdiğinden, göt deliğim darlaşmıştı. Nazmi tükrükledikten sonra yüklenmeye başladı. Önce kafası, sonrada gövdesi tamamen girmişti. Ağzımdan boğuk bir, “Ahhhhh!” sesi çıkmıştı. Birkaç saniye bekledikten sonra yavaş yavaş girip çıkmaya başladılar. Tarifi imkansız bir duygu yaşıyordum. Hem zorlanıyordum hemde zevk alıyordum.

Yarım saate yakın süren bu sikişten sonra boşalıp kalktığımızda, üçümüz de terden sırılsıklam olmuştuk. Götümün deliğinin kocaman olduğunu hissediyordum. Delik kapanmıyordu, deliğin ağzındaki kaslar çalışmıyordu. Döller yerlere akmasın diye, bir elimle amımı, diğer elimle de götümün deliğini kapatıp tuvalete koştum. Klozete oturduğumda, ‘Çar çur’ sesleri eşliğinde içimdeki döller dışarı fışkırıyordu. Sonra götümü yıkarken bir şeyi farkettim, zorlasam götüme beş parmağım, hatta kolum bile girebilirdi. Kıçım mahvolmuştu. O anda tek düşündüğüm şey, (Umarım kocam birkaç gün bana yanaşmaz!) idi.

Üçümüz de duş alıp temizlendik. Saat 15:00’e geliyordu. Bu çocukların gelme saatiydi. “Benim gitmem lazım, inanın geç kaldım!” dediğimde, Nazmi, “Tamam aşkım, hemen çıkıyoruz!” dedi. Giyinirken, Kemal, “Eğer yine yapmak istersen, biz buradayız!” dedi. Kemal’in boynuna sarılıp dudaklarından öperek, “Tamam aşkım! Siz isteyin ben gelirim!” dedim. Kemal Nazmi’ye, “Bir isteği olursa karşıla, tamam mı? Nesrin’le daha çok zevkler yaşayacağız!” dedi. Nazmi de, “Tamam Kemal, merak etme!” dedi. Üstümü başımı düzeltip, Nazmi ile çıktık. Evime yakın bir yere bırakmak için arabasıyla götürürken, 500 TL de para vermişti. Öyle doymuştum ki, bir ay yarrak yemesem de olurdu. Üstüne de para vermesi güzel olmuştu. Zaten, oldum olası paraya dayanamam, kim verse alırım…

BÖLÜM 8

Nazmi beni bırakmak için Cevizli’ye doğru yol alırken, “Nesrin bana kızmadın değil mi?” dedi. Bunu neden söylediğini anlamadığım için, “Neden ki?” dedim. “Ya anla işte, seni Kemal’e siktirdim ya, ondan!” dedi. Bir an yaşananları düşündüm. Sonra kocam aklıma geldi, aralarında okadar fark vardı ki! Nazmi ile Kemal sanki seks için yaratılmıştı. Kocamı aldatmaya ilk karar verdiğimde, bu kadarını yaşayacağımı asla düşünmemiştim. Bu arada semt pazarına yaklaşmıştık, “Artık bunun önemi yok, olan olmuş bir kere, ben burda ineyim!” dedim. Tam ineceğim anda başımdan tutarak kendine çekti, koca dudaklarıyla dudaklarıma yapıştı. Bir müddet öptükten sonra, “Aşkım, umarım tekrar görüşürüz!” dedi. Saatlerce sikildiğim halde amımın sulandığını hissettim, “Umarım!” dedim arabadan indim. Başım önde yürümeye başladığımda, Nazmi çoktan uzaklaşmıştı.

Yürüyüşüme dikkat ederek pazarın içine girdim. Birkaç kilo domates ve salatalık, biraz da meyve aldım. Komşularımın dikkatini çekmemen gerekiyordu. Evin kapısına geldiğimde, komşum Bahar’la karşılaştım. Bahar, “Nesrin abla nerelerdesin? Bir gittin, gider oldun!” dedi. “Eski komşularla, sohbet, çay, pasta börek derken, bu saati yaptık işte. Kalkmak istedimse de bırakmadılar…” dedim. Bahar’la biraz ayaküstü sohbet ettikten sonra, “Görüşürüz…” diyerek içeri girdim.

Çocuklar henüz gelmemişti. Üzerimi değiştirmek için yatak odasına girdim. Üzerimi çıkardıktan sonra aynada vücuduma baktım. Saatlerce sikiştiğim halde morarma olmaması içimi rahatlatmıştı. Az da olsa, baldırlarımın iç kısmı, sürtünmeden kızarmıştı. Amımın ve arka deliğimin durumu hiçte iç açıcı değildi. Am dudaklarım şişmiş, morarmıştı. Hele göt deliğim perişan haldeydi. Kalçalarımı kıstırdığımda bile tam kapanmıyordu. Bunu için tedbirli olup, birkaç gün kocamdan uzak kalmam gerekiyordu. Öyle de yaptım, rahatsız olduğumu söyleyip, birkaç gün kocamla ilişkiye girmedim. Doğrusu bu aldatmayı da atlatmıştım…

O günden sonra, Nazmi ile ayda 1 yada 2 kez buluşmaya devam ettim. Bu böyle nerdeyse bir yıldır sürüyordu. Bu zaman zarfında yaşadıklarım, gerçekten inanılmaz şeylerdi. Nazmi ve Kemal için artık grup sekste vazgeçilmez biriydim. Genelde ikisiyle sikişiyordum, ama bazen bir arkadaşlarını daha çağırıyorlardı, ozaman üç erkekle grup yapıyordum. Her seferinde aldığım zevkin yanında, mutlaka para da veriyorlardı. Kişi sayısına göre, 500 ile 1.000 TL arasında değişiyordu bu rakam.

Yine bir keresinde Nazmi ile buluştuğumda, herzamanki gibi günlerden Salı idi. Arabasıyla beni Kordonboyu’ndaki daireye götürürken, bana, “Aşkım, evde iki misafirimiz daha var, izin verirsen seninle grup seks yapmak istiyorlar! Ne dersin?” dedi. Rengimin attığını görünce, “İnan bana ikisi de çok cömerttir. İyi muamele edersen karşılılğını fazlasıyla alırsın!” dedi. “Ama aşkım…” dedim. “Aması maması yok aşkım! Senin gibi kadınlara hasta bunlar!” dedi. (Senin gibi derken, türban takan, kapalılardan bahsetmişti). Böyle olduğum için kendimi şanslı hissediyordum. Türbanlı olmam, adamları daha çok azdırıyordu. Zevkin yanında para da kazanıyordum. Ogün Kemal yoktu, Nazmi ve iki misafiriyle saatlerce sikiştim. İkisi sırasıyla, amdan ve götten, sonra ikisi aynı anda deliklerime sokarak, uzun süre devam etmişlerdi. Bu zaman zarfında 4 kez amıma, 3 kezde götüme boşalmışlardı. Doğrusu bundan ben de büyük zevk alıyordum. Aynı anda hem götten, hemde amdan sikilmek çok güzeldi. Bu şekilde sikilmek bana sayısız orgazmlar, boşalmalar sağlıyordu.

İşimiz bittiğinde, ikisi de, “Harikasınız Nesrin hanım!” diyerek, birçok iltifatta bulunmuşlardı. Duşlarımızı aldıktan sonra giyindik. Nazmi’nin dediği gibi, ikisi de çok cömert davranmış, 2.000 TL vermişlerdi. Bütün bu sikişmelerin yanında, paranın tadı bir başkaydı. Paraları sütyenimin içine koyarken inanılmaz mutluydum. Adamlar bizden önce çıktılar, daha sonra Nazmi ile ben çıktık…

Nazmi beni herzamanki gibi aynı yerde indirdikten sonra eve doğru yürüdüm. Binanın önüne gelmiştim ki, “Nesrin abla! Nesrin ablaaa!” diye sesle dönüp baktığımda, sokakta Bahar’ı gördüm. “Bekle abla!” dedi, birkaç dakikada yanıma gelmişti. Yüzüme anlamlı anlamlı baktıktan sonra, “Nerden böyle?” dedi. Kahvaltı için komşulara gittiğimi söyledimse de inanmış görünmüyordu. “Anladım anladım! Birazdan sana geleceğim, çay koy da laflarız!” dedi. İstemeyerek, “Olur, beklerim!” dedim. Bahar’ın bakışlarında değişik bir ifade olduğunu sezmiştim.

Eve girdiğimde saat 15:00’e geliyordu. Çay demlemek için ocağa su koydum. Bu arada Bahar’dan bahsetmek istiyorum. Aynı binada oturuyoruz. Bahar, evli, bir çocuğu olan, 25 yaşında, minyon tipli, yaşından genç gösteren bir kadın. Durumları iyi olmasa da, kocasının kahvehanesinden gelen gelirle geçinip gidiyorlar. Beraber olduğumuz anlarda, bel altı konulardan bahsetmeden duramaz. Detaylı anlatmaz, ama hemen hemen her akşam kocasıyla sikiştiğini söylerdi. Bir gün ablasına gittiğimizde, ağda olurken vücudunun güzelliğini kıskanmıştım. Bacaklarını ağda ederken üzerinde sadece külot vardı. Çocuk doğurduğu halde vücudunda çatlak bile yoktu. Zaman zaman açılan bacaklarının arasına bakınca amını merak ediyordum. Külotun altında, sanki am namına hiçbir şey yoktu. Bacaklarının arası tahta gibiydi. Bütün bunları kendi vücuduma göre değerlendirmiştim.

Çay demini almış, Bahar’ı bekliyordum. 15-20 dakika geçmişti ki, Bahar geldi, gülümseyerek, “Selam güzelim!” dedi. “Hoş geldin Bahar!” dedim ve sarılıp öpüştükten sonra mutfağa geçtik. Çaylarımızı yudumlarken, Bahar, “Anlatsana abla, bugün neler yaptın?” dedi. “Ne anlatayım ki, bildiğin şeyler işte…” dedim. Bahar, “Bildiğimi sanmıyorum, anlat da bilelim!” dedi. Bahar birşeyler ima ediyordu, ama ne, anlamamıştım. “Komşularla, çay içip pasta yedik. Sonra da dedikodu yaptık işte!” dedim. Bahar, “Nesrin ablaaaa! Sabahları giderken makyajli iken, dönüşte, banyo yapmış gibi hiç makyaj yok! Ne iş?” dedi. Bir an sessizlik oldu. “Ne demek istiyorsun Bahar?” dedim. Bahar ısrarla, “Nesrin ablaaaa! Hadi anlat!” dedi. “Neyi anlatacağım? Anlatacak ne var ki?” dedim. Bahar, “Anlaşıldı anlaşıldı! Demek benden gizliyorsun! Ben senin en iyi arkadaşın değilmiyim?” dedi. “Evet öylesin!” dedim. “Ozaman anlat!” dedi. “Ya bahar! Ne anlatmamı istiyorsun ki?” dedim. “Bak abla, kocanı aldattığını biliyorum!” dediğinde sinirlenmiştim. Sesimi yükselterek, “Sen ne demek istiyorsun Bahar?” dedim.

“Bak ablacığım! Amacım seni kırmak yada rezil etmek değil! Asla böyle bir şey yapmam! Sadece bilmek istiyorum! Çocuğumun üzerine yemin ederim ki, sadece ikimizin arasında kalacak. Hadi anlat! Kimdi o beyaz BMW’li adam?” dediğinde, yalanla bir yere varamayacağımı anladım. Kimseye söylemeyeceğine dair çeşitli yeminler ettirdikten sonra, ilk günden itibaren yaşadıklarımı bir bir anlatmaya başladım. Önce, Nazmi ile nasıl tanıştığımı, buluşup neler yaptığımızı anlattım. Bahar kendinden geçmiş dinliyordu, zaman zaman, “O kadar büyük yarraktan korkmadın mı abla? Zevk veriyor muydu?” diye araya giriyordu. Ben de, “Bak Bahar, 20 yıldır sikildiğimi sanıyordum, Nazmi ile tanıştıktan sonra sikilmenin ne demek olduğunu öğrendim. Yarrağını görsen varya, hem kalın hemde uzun, tam 23 santim! Sikmeye başladığında en az yarım saat devam ediyor. Sabah saat 10 gibi sikişmeye başlıyoruz, en az 4-5 saat sürüyor. Eve geldiğimde yorgunluktan hasta numarasına yatıyorum…” dedim.

Bahar, “Gerçekten o kadar sürüyor mu?” deyince, “Eveeeett!!!” dedim. Ben anlattıkça Bahar zevke geliyordu. Sol eliyle çay içerken, sağ eli masanın altındaydı ve amını elliyordu. Bu hoşuma gitmişti. Nazmi ile sikişmelerimizi, özellikle Bahar’ı kudurtmak için, en ince ayrıntısına kadar anlatırken, Bahar’ın rengi değişmeye başlamıştı. Olduğu yerde sağa sola kıvrandığı anda, “Ihhhhh! Immmmhh! Anlat! Anlat abla! Ohhhhhh! Çok güzeeell! Harikaa!” diye mırıldanırken, boşaldığını anladım. Gülerek, “Ne oldu kız? Yarrağı yiyen ben, boşalan sen! Bu nasıl iş?” dedim. Bahar da, “Sus abla! Dayanamadım işte!” dedi.

Bahar rahatladıktan sonra, “Peki o kadar büyük yarrak götüne girince acımadı mı?” diye sordu. “Kocam da göttten yapıyordu, ama erken boşaldığı için hoşuma gitmiyordu. Nazmi kayganlaştırıcı krem kullandığı halde, başta çok acımıştı, daha sonra yavaş hareketlerle uzun süre devam etti. Bir müddet sonra alışıyorsun. Kız inan bana, alıştıktan sonra götten sikişmek çok zevkli oluyor!” dedim. Bahar hemen, “Peki bugün de götten yaptınız mı?” diye sordu. “Herhalde kız! Tam 3 kez sikti boşaldı götüme! Deliğim folluk oldu!” dedim. Bahar, “İçine mi boşaldı?” dedi. “Evet içine!” dedim. Bütün bunları anlatırken, diğerlerinden hiç bahsetmiyordum, sadece Nazmi sikmiş gibi anlatıyordum. Bahar okadar merakla, ilgiyle ve heyecanla dinliyordu ki, bu işin içine Bahar’ı da sokmam gerektiği düşüncesi belirdi kafamda, eğer tava gelip o da sikişmek isterse, benim için her bakımdan daha iyi olacaktı. O anda kafamdan bunlar geçerken, Bahar, “Arka deliğini folluk ettiğini söylüyorsun, ne halde olduğunu merak ettim şimdi abla, doğrusu görmek isterdim!” dedi.

Sanırım Bahar tava geliyordu, ne yapıp edip Bahar’ı bu işin içine dahil etmem gerekiyordu. “Gerçekten görmek istiyormusun?” dedim. Bahar, “Hadi göster, göster!” dedi. “Gösteririm, ama bir şartla!” dedim. “Söyle abla!” dedi. “Sen de bana amını göstereceksin! Anlaştık mı?” dedim. Bahar kahkaha atarak, “Tamam abla, gösteriyorum!” diyerek yerinden kalktı, sonra eteğini yukarı çekti. Bacakları çok güzeldi. Sütün gibi bembeyaz bacakları vardı. Külotunu çıkarırken bacaklarının arasının sular sellerle kaplamış olduğunu farkettim. Külotun ağı tamamen ıslaktı, “Demin boşaldım ya, ondan ıslak…” diye açıklama gereği duymuştu. Yanıma yaklaşarak, “Bak bakalım beğenecekmisin amımı?” dedi ve eteğininin fermuarını açıp, eteği topuklarına indirdi, sonra bacaklarını araladı. Amı traşlı olduğu için parlıyordu. İnce bir çizgiyle ortadan ikiye ayrılmış gibi duran amı, önden çok güzel görünüyordu. Doğrusu tam yalamalıktı. Yalamak isterdim, ama şimdi sırası değildi.

“Arkanı dön kız!” deyip domaltarak arkadan görünüşüne baktım. Yuvarlak küçük kalçaları vardı. Götünün deliği varla yok arası birşeydi, anlaşılmıyordu bile. Arkadan da amı çok güzel görünüyordu. Tahta sandığım am, muhteşemdi, küçük dudaklarının diriliği ile, 16 yaşında bakire bir kız amcığı gibiydi. Sezaryanla doğum yaptığından amının deliği çok dar gözüküyordu. Biraz daha baktıktan sonra, Bahar, “Bu kadar yeter! Şimdi sıra sende!” dedi. Eteğini yukarı çektikten sonra bana bakıyordu, “Hadiiii!” dedi. Önce eşofmanımın altını, sonra da külotumu indirdim. Bakması için domaldım. Elleriyle kalçalarımı gerdi ve “Abla bu neee? Kocaman ağzı var! İçi bile görünüyor! Halen kapanmamış olduğuna göre, adamınki gerçekten çok kalınmış!” dedi. Tam o sırada kapının zili çaldı. Toparlanıp üzerimizi düzelttik. Bahar külotunu koynuna gizlerken, ben kapıyı açtım. Çocuklar okuldan dönmüştü.

Bahar, “Çocuğu kaynanama bırakmıştım, ben daha sonra gelirim!” dedi. Tamam anlamında başımı salladım ve kapıdan uğurladım. Aradan bir saat kadar geçmişti. Benim çocukların dışarda oynadığını görünce, Bahar tekrar geldi. İçeriye geçip oturduktan sonra sohbet etmeye başladık. Bahar konuyu her seferinde Nazmi’nin yarrağına getiriyordu. Tamamının içime girip girmediğini merak ediyordu. Ben de, “İlk soktuğunda, amımın ağzı yırtılacak gibi oluyor, fakat daha sonra alışıyorum! Uzunluğuna gelince, amımın derinliği, Nazmi’nin yarağına birkaç santim küçük geliyor!” dedim. O sırada Bahar, “İnanmıyorum yaa! Öyle kol gibi yarrak masallarda olur sanıyordum!” dediğinde gülüşmüştük. Daha sonra, Nazmi’nin götten nasıl siktiğini detaylı olarak anlattım. Bahar’a kocasının kendisini götten sikip sikmediğini sorduğumda, “Hayır, hiç yapmadı!” dedi. Doğru söylediğine inanıyordum, zaten birkaç saat önce Bahar’ın götünü kendi gözlerimle görmüştüm. Deliğin kahverenkli ağzı anlaşılmıyordu bile. Tabiri caizse, götü sıfır kilometreydi…

Konu, götten sikişmek olduğu için, aldığım zevki abartarak anlatıyordum. “Bak Bahar, arka delik dar olduğu için çoğu erkek fazla dayanamaz, ama Nazmi çok farklı biri, adam boşalmak bilmiyor ki! Alışana kadar biraz acıyor, ama daha sonra inanılmaz zevk alıyorsun! Sana yemin ederim, Nazmi beni götten sikerken, 2-3 kez amdan orgazm olup boşalıyorum!” dedim. Bahar dikkatle beni dinliyordu ki, birden, “Yeter abla! Sen beni çıldırtmak mı istiyorsun? Nazmi’ye söyle de beni de siksin! O koman yarrağını bana da soksunnn!” dedi. Ben Bahar’ı daha da kudurtmak ve heveslendirmek için, “Hele bir am yalaması var ki, mmmhhhh süper! Amının dudaklarını vantuz gibi emiyor, dilini içine sokuyor, boşaltana kadar yalıyor!” dediğimde, Bahar külotunu çoktan çıkarmış, karşımda klitorisiyle oynayarak, “Devam et, anlat! Boşalt beni abla! Boşalmak istiyoruummm!” diye yalvarıyordu. Zaten, benim de istediğim, Bahar’ın bu hale gelmesiydi. Ama, (Boşalt beni!) derken, sanki amını yalamamı ister gibi bacaklarını açmıştı…

Amı pamuk gibi pürüzsüz, bembeyazdı. “Yalamamı mı istiyorsun kız?” dediğimde, “Evet! Yalaaa! Amımı yalaaaa! Hadi lütfeeenn! Yala, boşalt beni!” diye yalvarmaya devam etti. Başımdan böyle bir olay geçmediği için şaşkındım. Fakat tava getirmek için yapmak zorundaydıım. Yanına, ayaklarının dibine oturdum, bacaklarını okşamaya başladım. Bahar kendinden geçmiş gibiydi. Teni öylesine pürüzsüz, öylesine yumuşaktı ki, dokunmak hoşuma gidiyordu. Bcaklarını bir müddet okşadıktan sonra, amına dokundum. Benimkine nazaran, am dudakları çok daha diri ve sertti. Amını avuçlayarak okşamaya başladım. Amından sıvılar sızarken, elim sabun gibi kayıyordu. Bahar kendinden geçmiş halde, “Ihhh! Mmmmhh!” diye inliyordu. Her an boşalabilirdi, ama daha boşalmasını istemiyordum. Ayağa kalkıp, Bahar’ın vücudunu koltuğun kenarına çektim. Sonra başımı bacaklarının arasına soktum. Amının sıcaklığı yüzüme vurmuştu. Bacaklarının arası ateş gibi yanıyordu. Hele kokusu beni bile kudurtmuştu…

Dudaklarımı yavaşça amına dokundurdum, öpüp koklamaya başladım. Sanki birisiyle öpüşüyormuşum gibi am dudaklarını emmeye başladım. Başkasının bana yapmasını istediğim şeyleri Bahar’a yapıyordum. Küçüçük am dudaklarını gerdim, içini yalarken Bahar’ın inlemeleri de artmıştı. Parmağımla klitorisini okşarken, hızlı hızlı amını yalamaya devam ettim. İnlemelerinden boşalmak üzere olduğunu sezdim. Ben de boşalmak istiyordum, diğer elimi de kendi küloduma soktum ve amımı okşamaya, parmaklamaya başladım. Bahar’ın inlemeleri arttıkça, ben de aynı durumdaydım. Tam o anda kapı zili çaldı. Bahar, “Sakın kalkmaaa! Devam et! Devam et abla! Geliyorum! Geliyoruuuumm! Ohhhhhhh!” diye inlerken, aynı anda ben de boşalıyordum. Boşalırken, Bahar’ın amının küçük dudaklarını koparırcasına emiyordum. Kapının zili birkaç kez daha çalmaya devam etmişti. Bahar’a, “Bağırma kız, duyacaklar!” diyerek sessiz olması söyledim. Birkaç saniye sonra ikimiz de boşalıp rahatlamıştık.

Ağzım, burnum, yüzüm, Bahar’ın am suyuyla kaplanmıştı. “Kalk kız, üstünü başını düzelt!” dedikten sonra banyoya koştuk. Yüzümüzü gözümüzü yıkayıp kuruladıktan sonra, birşey yokmuş gibi gittim kapıyı açtım. Benim küçük oğlan su içmek için gelmişti. Biraz kızgın edayla, “Oğlum, tuvalette bile rahat bırakmıyorsunuz!” diyerek, yalandan da olsa bağırdım. Oğlan su içip tekrar dışarı oynamaya çıkınca, Bahar da, “Kaynanam mızmızlanmaya başlamadan ben de gideyim abla!” diyerek evine gitti. Giderken yüzüme bile bakamamıştı. Fakat Bahar’ın, (Nazmi’ye söyle, beni de siksin!) lafı aklımda yer etmişti. İçimden gülerek, (Bu iş tamam!) dedim…