Meral Abla

Küçük bir kasabada yaşayan içine kapadık bir gençtim. Tek dostum ve arkadaşım ağabeyimdi. Benden on yaş büyüktü ve yeni yetişen bir delikanlı olarak beni bazı konularda yetiştirmeye çalışıyordu. Zaman zaman açık saçık filmleri izlemek için sinemaya götürüyordu. Bazen de Erotik dergiler tutuşturuyordu elime. Sonra da ne hissettiğimi soruyordu. Ben ise üstü kapalı laflarla geçiştiriyordum. Ağabeyim evli idi ve evi ayrı olduğu için ben ailemle kaldığımdan odama döner, bu çok etkilendiğim manzaraların acısını yalnız başıma çıkarır, kendi kendimi doyururdum.Ağabeyim bir yaz akşamında yine telefon etti, akşam kendi evime gelmemi, maçı beraber izlememizi söyledi. Olur dedim. Öğle sonu ağabeyimin evine ulaştığımda kapı kapalıydı, yengemin evde olamayacağını düşünememiştim. Herhalde bir komşudadır diye düşünüyordum ve kapıda bir süre oyalandım, sonra da yan komşunun kapısını çaldım. Bu ev Meral Ablanın eviydi. Tombulca bir hanımdı, sevecen tavırları vardı. İki üç ay önce ilk çocuğunu dünyaya getirmişti. Beni kapıda görünce hemen içeri aldı. Yengem gelene kadar beklememi söyledi. Bir komşudadır gelir şimdi dedi.Meral Abla elinde bir meyve suyu ile geldi ve bana ikram etti. Kendisi baktığımı görünce bana gülümsedi. Meral AblaBirden bire iri göğüslerinden birini çıkardı. Kocaman bembeyaz memesi vardı.Elimdeki meyve suyunun titrediğini fark ettim, önümde aletim pantolonumu öyle zorluyordu ki, pantolonum yırtılacak sanıyordum. Meral Abla hiçbir şey olmuyormuş gibi davranıyor, benim bu halime sinsi sinsi gülüyordu sanki. Meyve suyu genzime kaçtı, bir süre öksürük nöbeti tuttu. Koca meme önümde duruyor. Ben kanepeye oturdum, bütün gayretimde önümdeki kabarıklığı yenmeye çalışıyorum. O da yanıma oturdu. “Bebekler nasıl besleniyor, annelik nasıl olur merak etmiyor musun, bu süt nasıl doluyor bu memelere” dedi.Bilmiyorum diyebildim. Eliyle memesini sıktı, elime yüzüme süt fışkırdı. Daha çok tahrik olmuştum. Gel bak sık şunu nasıl fırlatıyor gör, bebeğin ağzına bu sayede gidiyor anladın mı, dedi. Memesine elimi uzattım, hafifçe sıktırdım, yine süt fışkırdı, üstüme başıma. O gülümsemeye devam ediyordu. Bu sütü bebeğe emzirmediğim zaman rahatsız oluyorum dedi. O kadar çok ki, bazen da sütü kendim boşaltıyorum, yeniden doluyor sonra dedi. Memesinin yumuşaklığı o kadar hoşuma gitmişti ki… Tekrar dokunmak için aklıma bir hinlik geldi.- Diğeri de dolu mu abla dedim.- Evet dedi. Diğer memesini de çıkardı bana gösterdi, elle bakalım dedi.Dokununca oradan da süt fışkırmaya başladı.- Hadi bak tadına dedi, bir bebek nasıl emiyormuş gör, dedi.Beynim zonkluyordu. Eğildim, memesini yalamaya başladım. Ucunu emeceksin dedi.Ucunu ağzıma aldım, ağzım bir anda süt doldu, ağzımın kenarlarından sızmaya başladı, ama bırakmak istemiyordum, bir süre emdim, bu sırada aletimde biraz rahatlama oluyordu, belli ki hafif hafif atış yapıyordu. Artık memesini bir erkek gibi emmeye başlamıştım, hafif yollu ısırıyordum, dişlerimin arasına alıyordum. Meral abla birden kalktı, içeri odaya geçti. Benimki yaşadıklarımın şokuyla hala pantolonumu zorluyordu. Odadan bir el beziyle geldi. Senin de üstün başın batmış, temizleyim dedi. Ayağa kalktım, ah şu merete bir dokunabilsem, aletimi içeri bir yere kıvıracağım ama ince pantolonun içinden o kadar belli oluyor ki… Önce üst tarafımı sildi, sonra önüme eğildi. Pantolonumun önünden aletimin ön kısmını temizlemeye başladı, aletimden akan menilerden bir kısmı pantolonumun dışına da leke yapmıştı. Bir taraftan bezle önüme tazyik yaparken bir taraftan allah allah burada başka bir leke olmuş çıkmıyor diyor, aletime yine dokunuyordu. Hadi çıkar şu pantolonu da içerde temizleyim, dedi.- Olmaz abla, çıkaramam dedim.- Olur mu canım ben senin ablanım, sonra ağabeyin, yengen ne der dedi.Öyle ya, çıkardım. Çıkarınca külotumun önünden kocaman bir abide öne kabardı. Şuh bir şekilde gülümsedi. Pantolonumu aldı. Odadan çıktı. Lekeli yeri iyice silmişti. Odaya geldi. Şimdi kurur dedi. Birkaç dakika sonra giyersin. Olur dedim. Bu arada o yokken güya külotumun içinden aletimi yana yatırmış düzeltmiştim. Meğerse ucu yan taraftan açığa çıkmış. Ah canım benim demek Meral ablanın tombul memeleri seni tahrik etti diyerek yanıma gelmesiyle aletimi tutması bir oldu.Şimdi aletim özgürlüğün lezzetiyle külotumun yanından dışarı fırlamıştı. Vay maşallah, kimleri becereceksin, kimleri doyuracaksın Allah bilir dedi. Eliyle oynuyordu. Dilimle dişimin arasında abla dedim. Dur hele sen benim memelerimi emerken abla demiyordun, bekle bakalım dedi. Memesini tekrar çıkararak aletimi memesine sürmeye başladı, bu kayganlık içinde kıvranıyordum. Birden bire benimki patladı memelerine yüzüne akmaya başladı. Hay maşallah, her tarafı suladın dedi.

Ben utanıyordum, ne yapacağımı şaşırmıştım. O aletimi hala eline yüzüne sürüyor, memelerinde gezdiriyordu. Sonra kalktı, benim elimden tuttu. Lavaboya götürdü. aletimi, etrafını, kendi yüzünü, memelerini yıkamaya başladı. aletim yeniden dikiliyordu. O ise yıkamaya devam ediyordu. Ne olduğunu anlamıyordum. Eteğini kaldırdı, bembeyaz götü çıktı ortaya. Hadi aslanım yavaşça daldır şunun içine ki, öldüm burada, suyunu akıta akıta dedi. Bembeyaz bir yarık vardı götünün altında. aletimi yavaşça ilerlettim. Ucu girmişti ki o geriye doğru gelince aletim içerde kayboldu. Enteresan bir sıcaklık hissettim. Sonra garip bir kayganlığın farkına vardım. Birden sesini duydum, salla be koçum diyordu. İleri geri hareket ettiğimde bu işi çözmeye başladığımı düşündüm. aletim zevkten dört köşe oluyordu. Dalgalanıyordum adeta. O sırada onun inlemeleri başlayınca tam bir gururla şiddetlenmeye başladım. Oh aslanım, hadi aslanım, koçum gibi laflar duyunca daha da şiddetleniyordum. Elimle kaba etlerini tuttum. Bu yumuşaklık bu kadar mı hoş olurmuş, yumuşacık götü dizlerime değince bir hoş oluyordum. Girdikçe girmek geliyordu içimden. Sonra içimden öyle bir dalga yükseldi ki kendimi zaptedemedim ve içine boşaldım. Eteğini indirdi, üstünü başını düzeltti. Bana pantolonumu verdi. Bir meyve suyunu daha hakkettin dedi. Meyve suyunu bir dikişte içmiştim. Dışarı çıktı, yengemlerin ziline bastı, yengem gelmişti. Bana yengemin geldiğini haber verdi. Beni yolcu ederken yanağıma bir öpücük kondurdu. Meral ablanı unutmazsın değil mi aslanım dedi. Evet dedim gülerek, seni asla unutmam……Ağabeyimin evine girdim. Orada yengem kız kardeşi Demet’i de çağırmış. İkisi bir mutfakta bazı hazırlıklar yapıyorlardıSanki yüzüme manalı manalı bakıyorlarmış gibi geldi, sonra kendi kendime her şeyi abartma oğlum, hiçbir şey yokmuş gibi davran diye telkinlerde bulunuyorum. Televizyonu açtım, yengemle kız kardeşi mutfakta bir şeyler hazırlıyorlar, Demet yengemin hazırladıklarını masaya getiriyordu. Odaya her girişinde yüzüme bakıyor, hafif gülümsüyordu. Aklımdan yine bir şeyler mi biliyor diye şüpheler uyanıyor, yok canım daha neler diyerek kendimi teselli ediyorum. Üzerine nefis bir kot giymiş, her dönüşünde ardından bakıyorum. Karşıda bir ayna var, o da çıkarken aynadan kendisini izlediğimi fark ediyor ve kontrol ediyordu. Şu kot pantolon yok mu, ne iç gıcıklayıcı… Bir de üzerine dar bir t-şort giymezler mi, o güzelim göğüsleri meydanda… İnsan ellememek için kendini zor tutuyor ama ne yaparsın dişleri sıkıp oturmaktan başka çare yok. Yengem arada bir mutfaktan bana havadan sudan laflar uzatıyor, bayramlık ağzımı açıp verilebilecek en kestirme cevapları veriyorum. Lakin şu kız iki de bir ne gülümseyip duruyor anlamıyorum. Ah ulan Demet, açıkta bir şey mi gördün demek geliyor içimden ama o kadar… Ama erkeklik gurur ve şuurum öylesine havalarda ki kendimi tam bir erkek gibi hissediyordum. O biçim havalardayım yani, oturuşum, duruşum bile değişti sanki.Ağabeyim geldi, ooo koçum geldin mi, akşama Galatasaray’ın maçı var, birlikte izleriz dedi. İşin ilginç tarafı ben Fenerliyim ama bensiz de hiçbir şey içine sinmez. Benimle tartışmaktan büyük bir keyif alır. Benim kızmam, uzun uzun Fenerbahçe’yi anlatmam onu mutlu eder.Sofraya dördümüz oturduk, ağabeyim rakısından bir yudum çekerken, bu maç ne olur diyor, ben de karşı takımın iyi olduğunu söylüyorum, buna keyif oluyor. Bir ara Demet bir kadeh daha getir, bizim oğlan da artık büyüdü, rakıdan birkaç yudum içmek hakkı dedi.Ben sesimi çıkarmıyorum. Bir bardak daha geldi sofraya yine aynı gülümsemeyle… Serde erkeklik var, biraz da rahatlama duygusuyla kadehi yarılayıverdim. Ağabeyim “Hooopsssss” diye bir ses çıkardı. Yavaş aslanım bir yere mi yetişeceksin. Herkes gülümsedi. Sofradan kalktığımda başım dönüyordu ama kimseye belli etmemeye çalışarak tekli koltuğa çöküverdim. Hep Demeti düşünüyordum, esmer olduğu halde niye saçlarını sarıya boyatıyordu bu kız?Maç başladı, ağabeyim yengemle yan yana kanepeye oturdular, Demet karşıda oturuyordu, ben bir Demet’e bakıyordum çaktırmadan biraz da maça… Sonra ne olduğunu hatırlamıyorum, ben kendimi kanepede uzanmış vaziyette buldum. Maç bitmiş, ağabeyimle yengem masanın başında kağıt oynuyorlar, Demet yanı başıma oturmuş bana gülümseyerek bakıyordu.Ağabeyim uyandığımı görünce fazla karıştırdın, için bulanıyor mu dedi. Yok hayır dedim, doğrulmaya kalkarken içim öyle bulandı ki, tuvalete zor yetiştim. Yengemin söylendiğini duyuyordum. Ağır geldi çocuğa, rakı, bira, şarap… alışık değil bünyesi diyordu. Yahu ben birayı ne zaman içtim, şarabı ne zaman kaçırdım, hiçbirini hatırlamıyordum. Ağabeyim bana Demet’i hatırlayıp hatırlamadığımı sordu, ben şaşırdım, bu ne demek şimdi dedim. Ağabeyim bastı kahkahayı. Memet, Demet karıştırıyordun ya… Az mı sarıldın kızcağıza… diyorduBen Demet’e baktığımda kızın yüzü kızarıyordu. Ulan başka bir bok yemedik inşallah diye geçiriyorum. Yengem yine sakin tavırlarla, bozma şimdi çocukları dedi, biraz eğlendiler ne var. Aman tanrım, hiçbirini hatırlamıyorum.Biraz sonra yengem bana şekersiz bir kahve getirdi. Boş ver takma kafana ağabeyin abartıyor dedi. Ağabeyim oradan hala kıs kıs gülüyor. Demet ve ben suskunuz. Ben tabii ki şaşkın. Ben şaşırdıkça ağabeyim, basıyor kahkahayı. Surata bak surata diyor. Nasıl görünüyorsam artık. Sonra ben müsaade istedim yan odadaki kanepeye yattım, hala başım zonkluyordu. Bir taraftan da neler olup bittiğini hatırlamaya çalışıyorum ama nafile. Gecenin bir yarısı içimden gelen bir bulantı ile uyanıp tekrar tuvalete koştum. Rahatladım, elimi yüzümü yıkadım, üzerimde sadece bir şortum var. Odaya dönerken diğer odanın penceresinde birinin oturduğunu fark ettim. Demet’ti bu. Odaya yöneldim ve ne yapıyorsun dedim. Uyku tutmadı dedi. Yanına oturdum, benim de uyuyacak halim yoktu. Fısıltıyla konuşuyorduk, Demet’in iki lafının biri can sıkıntısıydı. Yüzünü zor seçiyordum, ah biraz ışık olsa diye içimden geçiriyordum ki… Demet’in nefesini yakınlarımda hissetmeye başladım, bana biraz daha yaklaşmıştı. Bu sırada dizi dizime değdi. Sıcaklığını hissediyordum. Yine bana bir şeyler olmaya başlamıştı. Zapt edilmez bir duyguyla havalanıyor ve sertleşiyordum. Elimi yanlışlıkla uzatmış gibi yaparak göğsüne dokundum ve çektim. Yumuşaklığı hissetmiştim. Bir muzırlık düşünüyordum ki, o can alıcı bir konu açtı.-Kız arkadaşın var mı? Dedi.-Yok dedim.-ya senin erkek arkadaşın var mı diye sordum.-hayır yok dedi.-Hiçbir kıza sarıldın mı, öptün mü dedi.-Yooo hayır dedim.-Gel sana ne göstereceğim dedi.Elimden tuttu, koridorun ışığına yakın bir yere gelince ağabeyimin dergilerinden birinin elinde olduğunu fark ettim. -Şuna baksana dedi.Derginin kapağında devasa aletli bir adam kadının birini domaltmış beceriyordu. Artık zıvanadan çıktım. Nefes nefese idim. Kapağı açtım, bir dizi fotoğraf değişik değişik pozisyonları gösteriyordu. Bu sırada :-ben korkuyorum, dedi.-Hayırdır dedim.-Erkeklerden korkuyorum, hem merak ediyorum, hem korkuyorum dedi.Sustuk. -Onların aletleri çok büyük dedi.-Olsun alışırsın dedim.Gülümsedi. Önümdeki kabarıklığa baktı. -Ama daha erken dedi.-Ne için dedim.-Bir erkekle yatamam, korkarım dedi.-Olsun dedim.Elini uzattı, yanağımı okşadı.-Ama bir öpücük, küçük bir kaçamak fena olmaz dedi.Yanağıma uzandı küçük bir öpücük kondurdu. Ben de elini tuttum, dudağından daha büyük bir öpücük aldım. Birbirimize baka kaldık. Sonra bir küçük öpücük daha, bir dudak daha… Bir dudak daha… derken nefes nefese kaldık. Ben tekrar onu kanepeye götürdüm. Kanepede öpüşme faslımız bu sefer şapırtıya ve emişmeye dönüştü. Dudaklarını ısırmaya başladım. Dilini emiyorum. Yüzünü yalıyorum. Memelerini sıkıyorum, avuçluyorum. Memelerini açmak istediğimde tepki koydu. Kapadı. Olmaz dedi. Sadece görmek istiyorum dedim. Hayır dedi. Öpüşelim, öpüşmeye devam ederken ben onunla yere yuvarlandım. aletim kaskatı, üzerinde bacaklarının arasından tazyik yapıyorum. Bu sırada açılan pijamasından memesinin birinin dışarı çıkmış olduğunu fark ettim, çaktırmadan bir hamleyle dudaklarından sıyrılıp memesini yakaladım ve emmeye başladım.Bu sırada inlemeye başladı. Bir taraftan da ağabeyim ile yengem duyacak diye korkuyorum. Memelerine ses çıkarmayınca aldığım cesaretle pijamasının içine elime daldırmamla beraber beni iteledi. Olmaz diyorum dedi. Sadece öpüşeceğiz dedi. Masumane ben de peki dedim. Artık zıvanadan çıkmıştım. Ona küçük bir oyun hazırlamanın zamanı gelmişti. Onun dudaklarına yeniden yapışırken, şortumun kenarından aletimi dışarı çıkarmayı başardım. aletimi ona göstermeliydim. Karnına oturur gibi yaptığımda aletimi fark etti. Hafif doğrulmak istedi, müsaade ettim. Elini aletime uzattı. Yavaşça dokundu. Sanki bir kediyi sever gibi seviyordu. Ben dalgalanmaya devam ediyordum. aletim nabzımın atışına ritim tutarcasına bir aşağı bir yukarı tik tak atıyordu. – Onu bu kadar sevdiysen fotoğraflardaki gibi öpsene dedim.Bir veda öpücüğü kondurur gibi dudaklarıyla öpüp geri çekti.- Beni çok mutlu ettin, hayatımın en heyecanlı en mutlu günü bugün dedi. Sana söz veriyorum kendimi hazır hissettiğimde ilk sen becereceksin beni dedi.- O zaman izle beni dedim.Aletimi onunla beraber okşamaya başladım. İkimiz bir tutuyorduk. Onun memeleri açıktı. İleri geri hareket etmeye kendimi rahatlatmaya çalışıyordum. Beraberce salamaya başladık. Ben hızlandıkça hızlanıyor, memelerine kadar sürttürüyordum. Sonunda büyük bir sallantıyla eline, göğüslerine, pijamasına fırlatıverdim. Şaşkındı. Eliyle sıcak sıcak menileri okşuyordu, inceliyordu. Tuvalet kapısının açıldığını duyar duymaz odalarımıza kaçıp yataklarımıza girdik.

özgenin hediyesi

Özge’nin canı çok sıkkındı. O gün 21 yaşına basıyordu ve İstanbul’da, yalnızca 6 aydan beri yaşadığı bu kentte yalnızdı. Bülent, yani 6 ay önce evlendiği kocası, görevli olarak gittiği Anadolu’nun bilmemneresindeydi ve ilk başta defalarca doğum gününde mutlaka yanında olacağı sözü verdiği halde, yoktu işte. Aslında ona pek kızmaması gerektiğini de biliyordu ama, yine de kızıyordu işte.
İkisi de İzmirli’ydiler. Evlenecekleri sırada Bülent, İstanbul’daki büyük bir uluslararası şirkette iş bulmuştu ve hemen üstüne atlamıştı tabii. 26 yaşındaydı ve şirketin satış teşkilatının müfettişliğini önermişlerdi ona. Doğrusu iyi bir pozisyondu ve ürcet de bayağı yüksekti. Yani İzmir’de asla bulamayacağı bir iş bulmuştu müstakbel kocası. O sırada düğün tarihi bile belliydi zaten. Evi İstanbul’da tutmuşlardı değişiklik olarak ve nikahtah sonra da atlayıp gelmişlerdi hemen. İlk bakışta işler yolundaydı, uzun lafın kısası.
Ama her şeyin bir faturası olduğu gibi, Bülent’in onları rahatlıkla yaşatabilecek işinin de bir faturası vardı. Sürekli Anadolu kentlerine, hatta kasabalara gidiyordu ve Özge de yalnız kalıyordu İstanbul’da. 6 ay içinde kalda değer arkadaşlıklar da kuramamıştı zaten.
Bu sefer de 1 haftalığına gitmişti kocası. Sonra bir hafta daha uzamıştı ve dün de arayıp, ilave bir hafta daha uzayacağını haber vermişti Özge’ye. İşte tepesini attıran da bu olmuştu zaten. Zaten iki haftadır kocası yoktu yanında. Bu en başta erkeği yok demekti. İlk bir hafta zorlanarak da olsa dayanmıştı buna. Sonra geceleri rüyalar görmeye başlamıştı. Sikiş rüyaları.
Ama bunlar durumunu dana da kötüleştirmekten başka bir işe yaramamıştı ki. Genellikle kıvranarak uyanıyor sonra da içindeki ateşi söndürebilmek için parmaklarına başvuruyordu çaresizce. Neredeyse 31 manyağı olmak üzereydi.
Bugün doğum günüydü ve kocası hala yoktu. Halbuki ne kadar hazırlamıştı kendini Özge. 21 yaşına basarken, kocasının sikinin üstünden hiç inmemeyi planlıyordu. Tüm gün boyu sikişirlerse ancak doyabileceğini düşünmüştü.
Sabah uyanınca, ne yapacağını düşünmüştü bir an. Sonra da ne olursa olsun bu günü güzel yaşaması gerektiğine karar vermişti. Evet kocası, yani onu mutlu edecek bir sik yoktu ama olsun. Moralini bozmayacaktı. Sanki herşey yolundaymış gibi giyinip süslenecekti ve evde tek başına, televizyonun karşısında oturacaktı.
İşe uzun uzun duş yapmakla başladı. Tam banyodan çıkmıştı ki, kocası aradı telefonla. Doğum gününü kutluyor, gelemediği için özür üstüne özür diliyordu. Sonra da üstüne giyecek bir şeyler bulmak için gardroba yöneldi. Üstündeki bornozu çıkarıp yatağın üstüne bırakmıştı. Gardrop kapısındaki büyük boy aynasında kendini gördü. Çıplak vücudu hala hafifçe nemliydi. Kütür kütür, belki de biraz küçük sayılabilecek yusyuvarlak memeleri dim dikti. Beli incecik, kalçaları tam gerektiği kadar geniş, göbeği bir dansözünkü kadar çekici, bacakları alabildiğine uzun ve güzeldiler. Kasıklarında en ufak bir tüy bile yoktu. Tüm vücudu bir bebeğinki kadar yumuşaktı yani. Güzel olduğunu biliyordu Özge. Sonra aynaya sırtını dönüp arkadan görünüşüne de baktı. Şimdi vücudunun en güzel yerine, kıçına bakıyordu. Gerçekten de sik kaldırıcıydı kalçaları. Zaten sırf bu yüzden, şimdiye kadar tanıdığı tüm erkekler onu götünden sikmek için yanıp tutuşmuştu. O da vermişti hepsine. İnanılmaz derecede zevk alıyordu götünün sikilmesinden.
Gardrobu açıp giysilerine şöyle bir baktı. İnce birşeyler arıyordu. Hava da zaten çok sıcaktı. Sonunda, siyah penye giysisini aldı eline. Battal boy bir atlet fanilasına benziyordu bu. İncecik kumaşında, küçük beyaz benekler vardı. Çıplak vücuduna giysiyi geçirip, aynada yine kendine baktı. Kolları, omuzları, sırtının yarısı, göğsünün büyük kısmı ve memelerinin bir bölümü ortadaydı. Güzel ve şehvetli yüzünü çevreleyen sapsarı saçları, dalga dalga umuzlarına dökülüyordu. İncecik kumaş karnını ve kalçalarını sarıyor, eteği ise kasıklarından en fazla bir karış sonra bitiyordu. Acayip olmuştu doğrusu. En hoşu da, giysinin siyah rengi ile bembeyaz teninin yaratığı müthiş kontrasttı.
“Eğer Bülent burada olsaydı ve beni böyle görseydi, hemen yatırıp sikerdi,” diye düşündü.
Ama yoktu kocası işte.
Sonra salona geçip televizyonun karşısına, oturdu. Ayakları çıplaktı ama önemi de yoktu zaten. Nasıl olsa dışarı çıkmayacaktı. Öğlen olmuştu bu arada.
Saat 5’e kadar olaysız geçti. Diziler, kadın programları, bir yabancı film filan derken zaman akıp gitmişti işte. Sonra kapı çalındı. Hayret kim gelmişti ki acaba?
Yerinden kalkıp kapıya giti ve açtı. Hakkı amca ile burun buruna geldiler. Kayınpederinin asker arkadaşıydı Hakkı amca. Bülent’i çocukluğundan beri tanıyordu ve arasıra gelip giderdi onlara. Bu sefer yalnız da değildi üstelik. Yanında onunla aynı yaşlarda, yani 45 civarında gösteren bir arkadaşı vardı, elinde de büyük bir pasta kutusu.
“Doğum günün kutlu olsun bebek,” dedi Hakkı amca, “Bizi içeri davet etmiyor musun?”
Birden içine sevinç dolduğunu hissetti Özge. İşte biri gelmişti doğum günü için.
“Ne demek Hakkı Amca… Buyrun buyrun…”
Yol verip onları salona aldı Özge. Sonra karşılıklı durdular ve tanıştırma faslı başladı tabii.
“Bak bebek, bu benim arkadaşım İhsan. Senin kayınpederi de tanır. Buralardaydık bugün ve aklıma doğum günün geldi. Hıyar kocan Bülent de yok İstanbul’da biliyorum zaten. Bir şeyler alıp geldik yalnız kalmayasın dile.”
“Merhaba İhsan Amca,” dedi Özge adama, “Tarıştığımıza çok memnun oldum. Ayrıca Hakkı Amca, geldiğinize çok sevindiğimi de söylemem gerek…”
Adamlar 3 kişilik kanapeye oturdular, Özge de onların karşısındaki geniş tek koltuğa geçti. Sohbete başladılar. Sonra birden onlara bir şey ikram etmemiş olduğunu akletti. Kocasının geleceğini sandığı için, o gün açılmak üzere, onun sevdiği türden bir şişe pahalı viski almıştı önceden. Yerinden kalkıp viskiyi getirdi ve Hakkı Amca ile İhsan Amca’nın oturduğu kanapenin hemen önündeki sehpaya koydu. Sonra da gidip mutfaktan bardak, buz ve çerez getirdi. Şimdi olmuştu işte.
Bu arada Hakkı Amca da bardaklara viski doldurup buz atmış ve birini de Özge’nin eline tutturmuştu bile. İçki, özellikle de viski içtiğinde pek öyle sarhoş olmuyordu Özge ama, iyice azgınlaşıyordu her zaman. Ama şu anda bunu düşünüp de endişelenecek hali de yoktu doğrusu. En kötü ihtimalle, Hakkı Amca ile arkadaşı gittikten sonra yine parmaklarına başvuracaktı. Hoş zaten viski içmese de yapacaktı bunu ya.
Bir süre sonra alkolün etkisini hissetmeye başladığında, o ana kadar dikkat etmediği başka bir şeyin de farkına vardı. Misafirleri, yani Hakkı Amca ile arkadaşı İhsan Amca, biraz içine düşmüş gibiydiler. Bakışları yakıcı olmuştu sanki. Biraz siker gibi yani. Gerçi Hakkı Amca önceleri de zaman zaman böyle bakmıştı ona ama, fazla ciddiye almamıştı Özge. Ne var ki durum bu sefer biraz farklıydı. Bir kere siksizlikten kıvranıyordu, sonra bugün doğumgünüydü ve üstelik viski içiyordu. Kısacası, ne istersen vardı yani.
Anlaşılmaz bir şekilde hoşuna gitmişti böyle bakılmak. Göz ucuyla kendini şöyle bir kontrol edip, adamların ne gördüklerini anlamaya çalıştı. Offfff. Öyle bir oturmuştu ki, bacakları neredeyse kalçalarına kadar meydandaydılar. Kimbilir onlar nerelerine kadar görüyordu. Aslında belki de biraz daha dikkatli olması, kendine çeki düzen vermesi gerekiyordu ama, umurunda bile değildi. Seyredilmek çok hoşuna gidiyordu. Yerinde kımıldanıp, eteğinin biraz daha sıyrılmasını sağladı.
Artık; öncelikle İhsan amcanın gözleri başka yere bakamaz olmuş gibiydi. Adamın kapkara gözlerinin bacaklarını adeta okşadığını hissediyordu Özge. Ve bu giderek içindeki ateşin bülümesine, daha azgınlaşmasına neden oluyordu sanki. Bir süre sonra, durmadan bahaneler yaratıp, içariye, mutfağa gidip gelmeye başladı. Böylece kalkma bahanesiyle bacaklarını biraz daha aralıyor, sonra mutfağa yürürken eteğinin altında kıvır kıvır oynayan talçalarını onlara seyrettiyordu. Geri dörerken de, amcaların gözleri memelerine, giysinin incecik kumaşı altından tüm hatlarıyla belli olan ve attığı her adımda titreyip sallanan memelerine kitleniyordu.
Mutfağa üçüncü gidişinden sonra tam salona geri dönüyordu ki, İhsan Amca’nın sesini duydu:
“Oğlum bu ne biçim am böyle be..? İnan kendimi zor tutuyorum…”
“Şşşşşş…” dedi Hakkı Amca da, “Yavaş ol be oğlum, duyacak şimdi…”
Ondan böyle “am” diye sözedilmesi, aklını başından aldı Özge’nin. Am olduğunu çok iyi biliyordu kendi de zaten. Bunu başkalarına, istemese de hissettirdiğini de. Offff, amı birden deli gibi sulanmıştı işte. Geri dönerken, kalçalarını daha fazla kıvırdığını farketti. Otururken de, eteğinin iyice sıyrılmasına dikkat etti bu sefer. Bacakları iyice aralık oturuyordu artık.
Bir daha sefer mutfağa gittiğinde daha uzun kaldı içerde. Kapının hemen yanında durmuş, salondan gelebilecek sesleri duymaya çalışıyordu. Yine İhsan Amca’ydı konuşan:
“Lan bu manita beni deli edecek be… Her yerini gösteriyor, görmüyormusun sen de… Donu bile yok kıçında… Ne sikilir ama değil mi?”
“Bilmez miyim İhsan’cım. Başından beri kafayı yedirdiyor bana da. Aklımda hep onu yatırıp sikmek var ama, bir türlü denk gelmedi işte. Neyse, bugün kocası olacak *** yok buralarda. Ve bugün kurtulamıyacak elimden….”
“Sen o götü bırak şimdi. Buradaki götün güzelliğini farkında mısın, onu söyle bana Hakkı. Allah sanki sikilsin diye yaratmış…”
Bu sefer geri dönerken, buzdolabından yine kocasıyla kutlama yapmak için aldığı şampanya şişesini de getirdi. Yürürken amından suzan suların bacaklarının iç taraflarına doğru aktığını hissediyordu Özge. Yerine oturamadan Hakkı amca, tazelediği viski bardağını tutuşturdu eline. Üçüncü bardaktı bu ve artık pek yerinde duramaz olmuştu. Sürekli kıpır kıpırdı koltuğun üstüne. Durmadan bacak değiştiriyordu. Kalçalarının yarısı meydandaydı. Hatta zaman zaman amını gösteriyordu amcalara. Böyle yaptıkça da daha fazla azgınlaştığının farkındaydı ama, kendini tutamıyordu sanki. Onların siklerini kaldırdığının farkındaydı ve bu inanılmaz hoşuna gidiyordu.
Şampanya şişesini de, hemen yanındaki sehpaya koşmuştu ve gözlerini onladan alamıyordu bir türlü. Şişenin uzun ve kalın boynu tıpkı bir sik gibi görünüyordu gözüne. Kendini tutamadı ve sağ elini uzatıp şişenin boynunu kavramdı. Sonra onu yavaş yavaş, tıpkı bir siki okşar gibi okşamaya başladı. Amcalar da kıvranmaya başlamışlardı artık.
“Eh artık pastanın zamanı geldi bebek,” dedi birara Hakkı Amca, “Şimdi sen otur oturduğun yerde, biz İhsan Amca’nla her şeyi ayarlarız.”
Özge onların kalkıp, pasta kutusu ellerinde mutfağa gidişlerini seyretti. Bu iyi olmuştu işte. Biraz kendine gelebilecekti böylece. Yoksa içini öyle bir ateş basmıştı ki, dayanılır gibi değildi hani.
Beş dakika sürmedi adamların geri dönmeleri. Hakikaten mutfakta ne gerekiyorsa bulmuşlardı. Pastayı çıkarıp büyük bir tabağa koymuşlar, üstünün mumlarını bile dikmişlerdi. Küçük pasta tabakları ve çatallar da getirmişlerdi. Bu arada 3 şampanya bardağı ve buz kovası da vardı tabii. Getirip hepsinin masanın üstüne koydular. Mumları yaktılar ve Özge’yi oraya, aralarına çağırdılar.
Karmakarışık duygular içindeydi Özge. Kalkarmen şampanya şişesini de aldı. İkisinin arasına oturduğu andan itibaren başbaşka bir evreye girmişti iş. Artık hafifçe de olsa vücutları birbirine dokunuyordu. Bu nedenle de bayılacak gibi olduğunu hissediyordu. Öte yandan önünde doğum günü pastası vardı. Mumları yanıyor ve onun üfleyip söndürmesini bekliyordu. Öne eğilip tek üflemede hepsini söndürdü sonra. Kendisi de dahil olmak üzere hep birlikte alkışladılar o zaman. Sonra eline bıçağı alıp üç dilim testi ve tabaklara koydu Özge. Bu arada Hakkı Amca da şampanya şişesini onun elinden almış, açmakla meşguldü. Dönüp onu seyretmeye başladı. Gerçekten sik gibiydi şişenin boynu. Mantarı fırladığında bir miktar şampanya havaya fışkırdı, sonra da köpükler sızmaya başladı dışarı. Ohhh şimdi de belini getiren bir sike benzemişti. Özge nereye ve neye baksa sik görecek gibi hissediyordu kendini. Şişeyi Hakkı Amcanın elinden kaptı adeta ve ağzındarn sızan köpükleri büyük bir iştahla yalamaya başladı.
Tam bir sessizlik oluşmuştu şimdi. Amcaların çıtı çıkmıyordu. Ama Hakkı Amca uzanıp şişeyi aldı onun elinden. Halbuki o tam da şişenin boynunu ağzına almak üzeriydi. Buğulu gözlerle adamın bardaklar dolduruşunu seyretti. Alev alevdi içi.
Kadehleri tokuşturdular ve Hakkı Amca’nın isteği üzerine bir dikişte içtiler. Sonra İhsan Amca yeniden doldurdu kadehleri. Şimdi daha da sokulmuşlardı amcalar ona. İki taraftan vücuduna değiyorlardı ve bu kasıklarının alev alev yanmasına neden oluyordu. Hele Hakkı Amca daha çok sokulmuştu ona. Bir elini kanapenin arkasına atmış, yüzünü yanağına iyice yaklaştırmıştı. Adamın sıcak nefesini kulağında hissediyordu Özge. Yerinde duramıyordu. Tüm vücudu kıpır kıpırdı. Adeta kıvranıyordu iki erkeğin arasında. Sol memesi iyce dışarı çıkmıştı. Memesirir sertelişp düğme gibi olmuş başı görünüyordu. Eteği neredeyse beline kadar sıyrılmıştı.
“Doğum günün kutlu olsun bebek,” diye fısıldadığını duydu Hakkı Amca’nın.
Başını ona çevirdi. Şimdi yalnızca bir kaç santim vardı yüzlerinin arasında. Gözleri birbirinin içine dikiliydi. Offff, siker gibiydi adamın gözleri.
“Tanrım beni gözleriyle sikiyor…” diye düşündü Özge, “Ohhhhhh gözleriyle sikiyor beni…”
Tepeden tırnağa am kesilmişti adeta. Bu arada İhsan amca da öbür tarafından vücuduna adeta yapışmıştı. Onun sıcak nefesini boynunda, omuzunda hissediyordu. Ohhhh sikişmek istiyordu. Bu amcalara vermek istiyordu. Artık kendini tutamaz olmuştu.
“Offf ilik gibisin Özge,” dediğini duydu İhsan Amca’nın, “Manyak gibi bir şeysin. Adamın aklını başından alırsın sen…”
Artık kendini tutamıyordu. Ağzı elinde olmadan açıldı ve etli dudukları Hakkı Amcanın dudaklarına yapıştılar adeta. Adam değil o saldırmıştı. Ağzını alabildiğine açtı Hakkı Amca. Özge adamın dilini dudaklarıyla yakalayıp ağzının içine çekti ve emmeye başladı. Başı dönüyordu. Tıpkı bir siki emer gibi emiyordu Hakkı Amca’nın dilini. Emdikçe de daha çok azgınlaştığını, daha çok sikilmek istediğini farkediyordu. Sonra İhsan Amca’nın ateş gibi dudaklarını omuzunda hissetti. Tüm vücudu elektrik çarpmış gibi titredi bir anda. Hakkı Amca’yı bırakıp ona döndü. Şehvetle çarpılmıştı adamın yüzü. Hırsla onun dudaklarına yapıştı bu sefer de. İçinin eridiğini hissediyordu.
Sonra eller memelerini mıncıklamaya başladı. Bir memesini Hakkı amca,bir memesini İhsan amca avuçlamış okşuyordu. İp kopmuştu artık. Dönülmez noktaya geldiğinin farkındaydı Özge.
İhsan amca soluklanmak için ağzını biraz uzaklaştırınca, hırsla Hakkı amcaya döndü yüzünü. Dudakları yeniden birleşti. Başı dönüyordu Özge’nin. Yine adamın dilini yakalamış, deli gibi emmeye başlamıştı. Ömründe ilk kez böyle bir şey oluyordu. İki erkek birden vardı yanında. İkisiyle de öpüşüp emişiyordu. İkisi de memelerini mıncıklıyordu. Çılgın bir şeydi bu. Birden müthiş bir şeyin daha farkına vardı sonra. Hakkı amca pantolonunun önünü çözmüş, sikini dışarı çıkarmıştı. Ohhh kocamandı siki. Kapkara, kıllı ve kocaman. Çok güzeldi.
Elini uzatıp onu sımsıkı kavradı Özge. Sonra başını çevirip İhsan amcaya baktı. Tanrım o da çıkarmıştı sikini dışarı. Sanki mümkünmüş gibi, onunki daha da büyüktü üstelik. Özge öbür eliyle de onu tuttu. Sonra da, ikisini birden sıvazlamaya okşamaya başladı. Uçmuştu sanki.
Tanrım ne kadar güzeldi amcaların sikleri. Taş gibi sert, kocaman ve alev alev sıcaktılar. Doğum gününde siksiz kaldığından yakınırken, bir anda iki siki birden olmuştu işte.Ohhhh! Gözü başka hiç bir şeyi görmüyordu artık. Biran önce onları içine istiyordu. İkisini birden üstelik. Onu böyle bir günde yalnız bırakan sevgili kocasını boynuzlamak istiyordu. İki amcanın siklerini içine alarak, onlara vererek, kendi evinin salonunda, doğumgününde sikişerek boynuzlamak istiyordu kocasını. Sik istiyordu, sikişmek istiyordu, kendini siktirmek istiyordu. Gözleri şehvetten kısılmış, ellerindeki sikleri hayranlıkla seyrediyordu. Ohhhh, amcaların siklerini seyrediyor, onları okşuyordu.
Hakkı amcanın sikinin kocaman başının tepesinde beyaz damlacıklar belirmeye başlamıştı. Bu ağzının sulanmasına neden oluyordu Özge’nin. Ama memelerini mıncık mıncık yoğuran ellerden de kopamıyor ve bu nedenle eğilip o aklını başından alan damlaları istediği gibi yalıyamıyordu. Sonra daha da müthiş bir şey oldu ve Hakkı amca elini indirip bacağının iç tarafını okşamaya başladı. Tüm vücudu elektrik çarpmış gibi titredi Özge’nin. Bacakları alabildiğine aralandılar. Şimdi kendini tabak gibi açmıştı amcaların önünde. Vıcık vıcık sulanmış, şişmiş dudaklarını susamış bir ağız gibi açmış amını gösteriyordu onlara.
Artık sikilmesine az kaldığının farkındaydı Özge.
Tanrım, farkında olmak ne demek, bunu delicesine istiyordu. Ellerindeki amca siklerinin içine girmesini istiyordu.
“Ahhh sikin beni hadi..!” diye inledi birden. “Oh hadi sikin beni… İkiniz birden sikin beni…”
Hakkı Amca’nın parmakları bir anda amını buldu. Oturduğu yerde iyice kıvranmaya başlamasına neden oldu bu temas. Sonra yavaşça içine girdi parmak. Bu Özge’nin sarsıla sarsıla belini getirmesi için yetti de arttı bile.
Gözleri kararıyordu.
Sonra İhsan Amca’nın sesini duydu.
“Bu Bülent tıpkı babası gibi salak Hakkı. İnsan böyle tepeden tırnağa am olan bir fıstığı bırakıp gider mi be? Hadi mecbur oldu gitti diyelim, doğumgününde geri dönmez mi?”
“Bu ailenin erkekleri böyle işte he yapalım. Sen şikayet etmiyorsun değil mi İhsan?”
“Yok lan ne şikayeti? Manyak mısın nesin? Şu amın güzelliğine baksana. Şu bacaklara, hele şu göte bir baksana. Üstelik sik diye deliriyor…”
Onların aralarında böyle konuşmaları, Özge’nin, mümkünmüş gibi daha da çok tahrik olmasına yol açıyordu. Yine kıvranmaya başlamıştı iki amcanın arasında.
“Ohhh n’olur sikin beni…” diye yalvardı.
“Acele etme bebek…” dedi Hakkı Amca, “Sikileceksin… Hemde hiç sikilmediğin gibi sikileceksin… Ama acele yok… Yavaş yavaş… Tadını çıkara çıkara…”
Artık parmağı bir piston gibi girip çıkıyordu Özge’nin *****. Sonra İhsan Amca’nın eli de girdi devreye. Bacağının iç tarafını okşaya okşaya yukarı çıktı ve amını buldu. Ohhh şimdi iki parmak birden verdı amının dudakları arasında. Elleri ise hala amcaların sikleriyle doluydu. Ateş gibi yanan, taş kadar sert, kapkara, kıllı ve kocaman siklerle doluydu elleri.
Uçuyordu Özge.
Sonra zevkten buğulanmış gözleri İhsan amcanın aşağı kaydığını farketti. Çömelip bacaklarının arasına girdi ve iki eliyle onları daha da araladı adam. Hakkı amca da parmağını çekmişti şimdi amından. Bundan hiç hoşlanmamıştı ama, bir anda İhsan amcanın başı kasıklarına gömüldü. Beli bir yay gibi böküldü Ezge’nin. Sonra adamın dudakları amının susamış bir ağız gibi açılmış dudaklarına yapıştılar bir anda. Dili içine kaydı. Ve birden beli gelmeye başladı Özge’nin.
Kıvrana kıvrana belini getiriyordu.
Ama onun dinlenmesine izin vermedi amcalar. Yüzüne sürünen yakıcı sıcaklık, onu bir anda kendine getirdi. Hakkı amca kanapenin üstüne çıkmıştı. O kocaman sikini yüzüne sürüyordu. İştahla açtı ağzını Özge. Dili uzanıp o koaman kıllı sikin tepesindeki delikten sızan beyaz damlacıkları yalamaya başladı. Offf ne kadar güzeldi tadı.
Neredeyse aynı anda İhsan Amca’nın başparmağı, götünün deliğini okşamaya başladı. Tüm vücudu elektrik çarpmış gibi titredi bu temasla. Amından bısan sularla vıcık vıcık kaygandı götü. Onun, adamın parmağının altında açılmaya başladığını hissediyordu Özge. Kalçaları delicesine çalkalanmaya başlamıştı artık. Götünü adamın parmağına bastıyordu. İçine girmesini istiyordu o kalın parmağın.
Birden bastırdı İhsan Amca. Yağ gibi kaydı içine parmağı. Aynı anda da, Hakkı Amca o kocaman sikini ağzına sokuverdi.
Tanrım, yine beli geliyordu. Offff hem de ne biçim geliyordu.
İhsan Amca’nın parmağını koparacak gibi sıkıştırmıştı götü. Dudakları ise Hakkı Amca’nın sikine vantuz gibi yapışmıştı. Beli bükülmüştü. Tüm vücudu sarsılıyordu.
Sonra Hakkı Amca ağzını sikmeye başladı. O kocaman sikini, deli gibi emen ağzına sokup çıkarıyordu artık. Tıpkı bir amı siker gibi sikiyordu ağzını. İhsan Amca ise hem amını yalamayı sürdürüyordu, hem de parmağını artık yeniden gevşeyip açılan götüne sokup çıkarmayı.
Ohhhh tanrım, çılgın bir şeydi bu.
Birlikte mahvediyordu amcalar onu. Birlikte sikeceklerdi. Bunu düşünmek bile kafasının içinde patlamalara neden oluyordu Özge’nin.
İhsan amcanın ağzı amından uzaklaştığında çildıracak gibi hisseti kendini. Eğer kendi ağzı Hakkı amcanın sikiyle dolu olmasa avaz avaz bağırır, onu mahveden dili geri isterdi. Ama birden İhsan Amca’nın konuşmaya başladığını duydu.
“Götün sik istiyor değil mi Özge?” diyordu adam. “Oh çok güzel götün… Yumuşacık… Daracık… Sik diye deliriyor… O salak kocan sikiyor mu hiç götünü ha? Söyle bakayım…”
Bu sözler beynini patlatıyordu Özge’nin. Ona böyle şeyler söylenmesinden her zaman çok zevk almıştı. Gerçekten de, İhsan Amca’nın tam söylediği durumdaydı o anda. Götü sik diye deliriyordu. Offfff deliriyordu.
“Oğlum Hakkı…” dedi bu sefer de İhsan Amca arkadaşına, “Nasıl bir *** biliyor musun? Çiçek gibi… Pembe…. Kıpır kıpır… İlk ben sikicem bu götü, ona göre…”
Bir daha geldi beli Özge’nin. Çırpınıyordu artık.
Ağzı tümüyle Hakkı amcanın insafına kalmış gibiydi. Sikini hırsla sokup çıkarıyordu adam. Geri çekilirken, o bir mantar gibi şişmiş başı dudaklarının dış kenarlarına kadar geliyor, sonra soktuğunda ise taşakları çenesine çaprıyordu. İhsan amca da yeniden başını kasıklarına gömmüştü ama artık amını değil götünü yalıyordu. Ohhhh giderek açılan götünü yalıyordu. Ateş gibiydi dili.
Sağ ayağını onun kasıklarına doğru götürdü Özge. Kısa bir süre öncesine kadar elinde olan, o okşamaya doyamadığı sike ulaşmaya çalışıyordu. Sonunda parmakları değdi, o alev alev yanan taş gibi sike. Bu temas tüm vücudunun kıvranmasına neden oldu Özge’nin. Sonra ayağını yumuşak hareketlerle oynatmaya, akyını başından olan o kocaman amca sikini yumuşacık parmaklarıyla okşamaya başladı. Bunun İhsan amcanın çok hoşuna gittiğini anlıyordu ama, mümkünmüş gibi onun daha çok hoşuna gidiyordu sanki. O kacaman, alev alev yanan ve taş gibi sikin parmaklarına temasını hissetmek bile uçurucuydu.
Sonra birden doğruldu İhsan amca. Hem götünün içine girip çıkan o usta dil, hem ayakparmaklarının altındaki kocaman sik uzaklaşmıştı şimdi. Böyle kalmaya dayanamıyordu Özge. Artık mutlaka sikilmek istiyordu. Mutlaka ve hemen.
İhsan amcanın ellerinin ayak bileklerini kavradığını ve bacaklardını yukarı kaldırdığını hissettiğinde rahatladı ama. On tanrım, sikecekti artık onu amca. Ağzını sikmekte olan Hakkı amca görüşünü engellediği için İhsan amcanın ne yaptığını göremiyordu gerçi ama, adamın bileklerini pençe gibi kavrayan ellerinin bacaklardını giderek daha yukarıya kaldırdığını ve iyice açtığını farkediyordu. Ohhh onu önünde tabak gibi açıyordu amca. İstediği gibi sikmek için hazırlıyordu onu.
Sonra o müthiş sikin başını götünün deliğinde hissetti. Tüm vücudu sarsılmaya başladı o anda. Götü açılıp kapanıyordu kendiliğinden, Yine beli geliyordu. Adam daha sokmadan tekrar belini getirmesine neden oluyordu işte. Durulmasını beklemekedn, tek bir harekette soktu sikini İhsan amca. Yalıyarak götünü öyle bir hale getirmişti ki, adeta yağ gibi kaydı o kocaman sik içine. Sikle dolu ve dudakları Hakkı amcanın kasıklarındaki kıllara adeta yapışmış ağzından derin ve boğuk bir inleme çıktı. Dalga dalga kıvranıyordu şimdi. Yine beli geliyordu ve iki amcanın arasında adeta çırpınıyordu.
Biraz toparlanabildiğinde, kendini iki amcanın arasında, aynı anda hem götünden hem ağzından sikiliyor buldu Özge. Müthiş bir şeydi bu. Şimdiye kadar olabileceğini hep bildiği ama hiç yaşamadığı bir şeyi yaşıyordu. İkisi birden sikiyorlardı onu. İki sik girip çıkıyordu vücuduna.
Amcalar giderek daha hızlanan bir tempoyla sikiyorlardı onu. O kocaman kıllı sikler, birer piston gibi girip çıkıyordu ağzıyla götüne. Kendini zevkten delirecek gibi hissediyordu Özge. Dayanılmaz bir şeydi bu. Dayanılmaz güzel, dayanılmaz zevkli ve dayanılmaz uçurucu. Artık zaman kavramını yitirmeye başlamıştı. Ne kadardır sikilmekte olduğunun bile farkında değildi. Yalnızca sikiliyordu.
Sonra birden ağzındaki sik kasılmaya başladı. Beli geliyordu Hakkı amcanın. Atey kadar sıcak erkeklik sıvıları gırtlağının en dibine fışkırıyor, doğrudan midesine iniyordu. Beyni patlamıştı sanki. Birden götünün içinde bir bomba patlamış gibi oldu. İhsan amca da belini fışkırtmaya başlamış, sikini köküne kadar sokmuştu içine. Karnının içinde bir ateş topu vardı sanki. Gözleri karardı.
Yeniden çevresinde olup bitenleri kavrayabilicek hale geldiğinde, kendini yatak odasında, yatağın üstünde buldu. Bir tarafında Hakkı amca, öbür tarafında da İhsan amca oturuyordu. Onu buraya taşımıştılar anlaşıldığı kadarıyla. Birden adamların ikisinin de çırıl çıplak soyunmuş olduklarını garkederek kendine baktı. Onu da soymuşlardı amcalar. Kocasıyla paylaştığı yatağın üstünde, iki amcayla birlikte çırıl çıplak bulunmak, birden çok uçurucu geldi ona. Adamların onu sikmeye doyamadıkları anlıyordu. O da doyamamış hessediyordu zaten kendini. Ama bir sonraki sikişin evlilik yatağında olacağını kavramak, sanki mümkünmüş gibi, daha da azdırmıştı Özge’yi.
Doğrulup oturdu o da. Gözleri, amcaların siklerinin hala kazık gibi olduğunu farkettiğinde, mutlulukla gülümsedi. Ellerini iki tarafa uzatıp, tıpkı ilk başta olduğu gibi, iki siki de kavradı ve okşamaya başladı.
“Yirne sikilmek istiyorsun değil mi Özge?” diye sordu Hakkı amca. “Anlıyorum ki, seni bir tek gün bile siksiz bırakmamak gerek…”
“Ahhh evet…” diye inledi Özge, “Yine sikilmek istiyorum Hakkı amca… Hep sikilmek istiyorum… Offf durmadan sikilmek istiyorum…”
“Kocan olacak o Bülent salağı seni yalnız bırakıyor ama…” dedi İhsan amca, “Öyle değil mi? Ne yapıyorsun peki?”
“Birşey yapamıyorum İhsan amca… Yani daha doğrusu şimdiye kadar bir şey yapamıyordum… Ama siz geldiniz işte… Geldiniz ve beni uçurdunuz… Ohhhh çok güzem siktiniz beni… N’olur bir dana sikin hadi… Bir daha n’olur… İkiniz birden yine…”
İhsan amca yatağın üstüne sırtüztü uzanıverdi birden. Siki bir direk gibi havaya dikiliydi.
“Gel o zaman üstüme Jzge…” dedi, “Hadi gel otur sikimin üstüne… Bu sefer amını istiyorum…”
Adeta panter gibi atladı adamın üstüne Özge. Dizlerini onun iki yanında yatağa dayayıp, dibindern kavradığı o kocaman kıllı sikin üstüne indirdi kasıklarını. Amının dudakları adamın sikine değdiği anda da, bırakıverdi kendini. Az önce götüne girip çıkan, onu zevkten adeta delirten, karnının içinde fışkıran sik, bir anda dibine kadar girdi *****.
“Ohhhhhh…” diye inledi, “Çok güzel sikin İhsan amca…”
Sonra Hakkı amcanın kalçalarını okşayan elini hissederek ürperdi. Adamın kıllı orta parmağı bir anda kalçalarının arasına girip götünün deliğini buldular. İhsan amcanın belleriyle vıcık vıcıktı götü. Hala açıktı. Ve yavaşça soktu parmağını Hakkı amca.
Birden beli gelmeye başladı Özge’nin. Müthiş bir şeydi bu.
“Ben de bu sefer götünü istiyorum Özge…” dedi Hakkı amca, “Seni ilk gördüğümden beri aklım hep götünde zaten…”
Özge, zevkten kısılmış gözlerle onun arkasına geçtiğini farketti. Tanrım, İhsan amcanın siki dibine kadar ***** gömülüyken, öbür amca da götüne sokacaktı. Bunu düşünmek bile, belinin yeniden gelmesine neden oldu.
Sonra Hakkı amcanın sikinin o alev alev yanan başını götünde hissetti. Nefesini tutup bekledi. Yavaş yavaş, ama hiç zorlanmadan içine kaymaya başladı sik. Ta ki, Hakkı amcanın kasıklarındaki kıllar kalçalarına yapışana kadar.
Ve onu sikmeye başladılar amcalar. Biri amını, öbürü götünü sikiyordu. O kocaman ve kıllı amca sikleri, iki deliğine birden girip çıkıyordu.
“Ohhhh sikin beni…” diye bağırdı Özge, “Ohhh hadi sikin beni… Amımı götümü sikin… Ohhhh hadi… Ahhhhhhhhhh…”
Artık durmadan beli geliyordu. Çıplak vücudu amcaların arasına yine sıkışmış, zevkten dalfa dalga kıvranıyordu. Gözlerinde zevk şimşekleri çakıyordu. Şimdiye kadar hiç tadına varmadığı bir şeyi yaşıyordu. Aynı anda hem amından hem götünden sikiliyordu.
Hem de normalde kocasıyla paylaştığı yatağın üstünde.
Hem de doğum gününde.
Uzun uzun siktiler onu amcalar. Bu sefer kolay gelmeyecekti belleri anlaşıldığı kadarıyla. Ama Özge kendini tutamıyordu. Ornu bulutların üstüne çıkaran zevk dalgalarından biri geçmeden öbürüne kaptırıyordu kendini. Siklerin içine girip çıkarken sürtündüğü yerlerdeki sinir uçlarından gelen küçük elektrik şokları beynini patlatıyordu adeta. Bir daha hiç inmemek üzere bulutların üstüne çıkmış gibiydi.
“Ohhh beynimi sikiyorsunuz sanki…” dedi çığlık çığlığa, “Beynimi sikiyorsunuz… Beni zevkten delirtiyorsunuz… Ohhhh çok güzel…”
İnleyip konuştukça amcalar daha da azıyordu tabii. Şimdi büyük bir hırsla sikiyormlardı Özge’yi. Amca sikleri içinde birbirine karışmış gibiydi sanki. Giriyor, çıkıyor, yine giriyorlardı.
Sonra birden ikisi birden fışkırtmaya başladılar. Bu sefer iki alev topu birden patlamıştı karnın içinde. Amcaların ikisi birden belini fışkırtıyordu içine. Bir çığlık kaçtı ağzından. Kocaman bir el onu kavrayıp boşluğa fırlatmış gibi oldu aniden. Yine gözleri karardı.
Tekrar kendine geldiğinde,. Üçü de yatağın üstünde, birbirlerine sarılmış yatıyorlardı. Mutlulukla gülümsedi Özge. Aklına sabahki kızgın hali gelmişti. Doğum gününde yalnız kalmanın sıkıntısı çökmüştü sabah içine. Ama hiç de öyle olmamıştı işte. Hem yalnız değildi, hem de müthiş bir hediye almıştı.
Daha güzel ne hediye edilebilirdi ki böyle bir günde zaten?

Ohhhh tanrım, çılgın bir şeydi bu.
Birlikte mahvediyordu amcalar onu. Birlikte sikeceklerdi. Bunu düşünmek bile kafasının içinde patlamalara neden oluyordu Özge’nin.
İhsan amcanın ağzı amından uzaklaştığında çildıracak gibi hisseti kendini. Eğer kendi ağzı Hakkı amcanın sikiyle dolu olmasa avaz avaz bağırır, onu mahveden dili geri isterdi. Ama birden İhsan Amca’nın konuşmaya başladığını duydu.
“Götün sik istiyor değil mi Özge?” diyordu adam. “Oh çok güzel götün… Yumuşacık… Daracık… Sik diye deliriyor… O salak kocan sikiyor mu hiç götünü ha? Söyle bakayım…”
Bu sözler beynini patlatıyordu Özge’nin. Ona böyle şeyler söylenmesinden her zaman çok zevk almıştı. Gerçekten de, İhsan Amca’nın tam söylediği durumdaydı o anda. Götü sik diye deliriyordu. Offfff deliriyordu.
“Oğlum Hakkı…” dedi bu sefer de İhsan Amca arkadaşına, “Nasıl bir *** biliyor musun? Çiçek gibi… Pembe…. Kıpır kıpır… İlk ben sikicem bu götü, ona göre…”
Bir daha geldi beli Özge’nin. Çırpınıyordu artık.
Ağzı tümüyle Hakkı amcanın insafına kalmış gibiydi. Sikini hırsla sokup çıkarıyordu adam. Geri çekilirken, o bir mantar gibi şişmiş başı dudaklarının dış kenarlarına kadar geliyor, sonra soktuğunda ise taşakları çenesine çaprıyordu. İhsan amca da yeniden başını kasıklarına gömmüştü ama artık amını değil götünü yalıyordu. Ohhhh giderek açılan götünü yalıyordu. Ateş gibiydi dili.
Sağ ayağını onun kasıklarına doğru götürdü Özge. Kısa bir süre öncesine kadar elinde olan, o okşamaya doyamadığı sike ulaşmaya çalışıyordu. Sonunda parmakları değdi, o alev alev yanan taş gibi sike. Bu temas tüm vücudunun kıvranmasına neden oldu Özge’nin. Sonra ayağını yumuşak hareketlerle oynatmaya, akyını başından olan o kocaman amca sikini yumuşacık parmaklarıyla okşamaya başladı. Bunun İhsan amcanın çok hoşuna gittiğini anlıyordu ama, mümkünmüş gibi onun daha çok hoşuna gidiyordu sanki. O kacaman, alev alev yanan ve taş gibi sikin parmaklarına temasını hissetmek bile uçurucuydu.
Sonra birden doğruldu İhsan amca. Hem götünün içine girip çıkan o usta dil, hem ayakparmaklarının altındaki kocaman sik uzaklaşmıştı şimdi. Böyle kalmaya dayanamıyordu Özge. Artık mutlaka sikilmek istiyordu. Mutlaka ve hemen.
İhsan amcanın ellerinin ayak bileklerini kavradığını ve bacaklardını yukarı kaldırdığını hissettiğinde rahatladı ama. On tanrım, sikecekti artık onu amca. Ağzını sikmekte olan Hakkı amca görüşünü engellediği için İhsan amcanın ne yaptığını göremiyordu gerçi ama, adamın bileklerini pençe gibi kavrayan ellerinin bacaklardını giderek daha yukarıya kaldırdığını ve iyice açtığını farkediyordu. Ohhh onu önünde tabak gibi açıyordu amca. İstediği gibi sikmek için hazırlıyordu onu.
Sonra o müthiş sikin başını götünün deliğinde hissetti. Tüm vücudu sarsılmaya başladı o anda. Götü açılıp kapanıyordu kendiliğinden, Yine beli geliyordu. Adam daha sokmadan tekrar belini getirmesine neden oluyordu işte. Durulmasını beklemekedn, tek bir harekette soktu sikini İhsan amca. Yalıyarak götünü öyle bir hale getirmişti ki, adeta yağ gibi kaydı o kocaman sik içine. Sikle dolu ve dudakları Hakkı amcanın kasıklarındaki kıllara adeta yapışmış ağzından derin ve boğuk bir inleme çıktı. Dalga dalga kıvranıyordu şimdi. Yine beli geliyordu ve iki amcanın arasında adeta çırpınıyordu.
Biraz toparlanabildiğinde, kendini iki amcanın arasında, aynı anda hem götünden hem ağzından sikiliyor buldu Özge. Müthiş bir şeydi bu. Şimdiye kadar olabileceğini hep bildiği ama hiç yaşamadığı bir şeyi yaşıyordu. İkisi birden sikiyorlardı onu. İki sik girip çıkıyordu vücuduna.
Amcalar giderek daha hızlanan bir tempoyla sikiyorlardı onu. O kocaman kıllı sikler, birer piston gibi girip çıkıyordu ağzıyla götüne. Kendini zevkten delirecek gibi hissediyordu Özge. Dayanılmaz bir şeydi bu. Dayanılmaz güzel, dayanılmaz zevkli ve dayanılmaz uçurucu. Artık zaman kavramını yitirmeye başlamıştı. Ne kadardır sikilmekte olduğunun bile farkında değildi. Yalnızca sikiliyordu.
Sonra birden ağzındaki sik kasılmaya başladı. Beli geliyordu Hakkı amcanın. Atey kadar sıcak erkeklik sıvıları gırtlağının en dibine fışkırıyor, doğrudan midesine iniyordu. Beyni patlamıştı sanki. Birden götünün içinde bir bomba patlamış gibi oldu. İhsan amca da belini fışkırtmaya başlamış, sikini köküne kadar sokmuştu içine. Karnının içinde bir ateş topu vardı sanki. Gözleri karardı.
Yeniden çevresinde olup bitenleri kavrayabilicek hale geldiğinde, kendini yatak odasında, yatağın üstünde buldu. Bir tarafında Hakkı amca, öbür tarafında da İhsan amca oturuyordu. Onu buraya taşımıştılar anlaşıldığı kadarıyla. Birden adamların ikisinin de çırıl çıplak soyunmuş olduklarını garkederek kendine baktı. Onu da soymuşlardı amcalar. Kocasıyla paylaştığı yatağın üstünde, iki amcayla birlikte çırıl çıplak bulunmak, birden çok uçurucu geldi ona. Adamların onu sikmeye doyamadıkları anlıyordu. O da doyamamış hessediyordu zaten kendini. Ama bir sonraki sikişin evlilik yatağında olacağını kavramak, sanki mümkünmüş gibi, daha da azdırmıştı Özge’yi.
Doğrulup oturdu o da. Gözleri, amcaların siklerinin hala kazık gibi olduğunu farkettiğinde, mutlulukla gülümsedi. Ellerini iki tarafa uzatıp, tıpkı ilk başta olduğu gibi, iki siki de kavradı ve okşamaya başladı.
“Yirne sikilmek istiyorsun değil mi Özge?” diye sordu Hakkı amca. “Anlıyorum ki, seni bir tek gün bile siksiz bırakmamak gerek…”
“Ahhh evet…” diye inledi Özge, “Yine sikilmek istiyorum Hakkı amca… Hep sikilmek istiyorum… Offf durmadan sikilmek istiyorum…”
“Kocan olacak o Bülent salağı seni yalnız bırakıyor ama…” dedi İhsan amca, “Öyle değil mi? Ne yapıyorsun peki?”
“Birşey yapamıyorum İhsan amca… Yani daha doğrusu şimdiye kadar bir şey yapamıyordum… Ama siz geldiniz işte… Geldiniz ve beni uçurdunuz… Ohhhh çok güzem siktiniz beni… N’olur bir dana sikin hadi… Bir daha n’olur… İkiniz birden yine…”
İhsan amca yatağın üstüne sırtüztü uzanıverdi birden. Siki bir direk gibi havaya dikiliydi.
“Gel o zaman üstüme Jzge…” dedi, “Hadi gel otur sikimin üstüne… Bu sefer amını istiyorum…”
Adeta panter gibi atladı adamın üstüne Özge. Dizlerini onun iki yanında yatağa dayayıp, dibindern kavradığı o kocaman kıllı sikin üstüne indirdi kasıklarını. Amının dudakları adamın sikine değdiği anda da, bırakıverdi kendini. Az önce götüne girip çıkan, onu zevkten adeta delirten, karnının içinde fışkıran sik, bir anda dibine kadar girdi *****.
“Ohhhhhh…” diye inledi, “Çok güzel sikin İhsan amca…”
Sonra Hakkı amcanın kalçalarını okşayan elini hissederek ürperdi. Adamın kıllı orta parmağı bir anda kalçalarının arasına girip götünün deliğini buldular. İhsan amcanın belleriyle vıcık vıcıktı götü. Hala açıktı. Ve yavaşça soktu parmağını Hakkı amca.
Birden beli gelmeye başladı Özge’nin. Müthiş bir şeydi bu.
“Ben de bu sefer götünü istiyorum Özge…” dedi Hakkı amca, “Seni ilk gördüğümden beri aklım hep götünde zaten…”
Özge, zevkten kısılmış gözlerle onun arkasına geçtiğini farketti. Tanrım, İhsan amcanın siki dibine kadar ***** gömülüyken, öbür amca da götüne sokacaktı. Bunu düşünmek bile, belinin yeniden gelmesine neden oldu.
Sonra Hakkı amcanın sikinin o alev alev yanan başını götünde hissetti. Nefesini tutup bekledi. Yavaş yavaş, ama hiç zorlanmadan içine kaymaya başladı sik. Ta ki, Hakkı amcanın kasıklarındaki kıllar kalçalarına yapışana kadar.
Ve onu sikmeye başladılar amcalar. Biri amını, öbürü götünü sikiyordu. O kocaman ve kıllı amca sikleri, iki deliğine birden girip çıkıyordu.
“Ohhhh sikin beni…” diye bağırdı Özge, “Ohhh hadi sikin beni… Amımı götümü sikin… Ohhhh hadi… Ahhhhhhhhhh…”
Artık durmadan beli geliyordu. Çıplak vücudu amcaların arasına yine sıkışmış, zevkten dalfa dalga kıvranıyordu. Gözlerinde zevk şimşekleri çakıyordu. Şimdiye kadar hiç tadına varmadığı bir şeyi yaşıyordu. Aynı anda hem amından hem götünden sikiliyordu.
Hem de normalde kocasıyla paylaştığı yatağın üstünde.
Hem de doğum gününde.
Uzun uzun siktiler onu amcalar. Bu sefer kolay gelmeyecekti belleri anlaşıldığı kadarıyla. Ama Özge kendini tutamıyordu. Ornu bulutların üstüne çıkaran zevk dalgalarından biri geçmeden öbürüne kaptırıyordu kendini. Siklerin içine girip çıkarken sürtündüğü yerlerdeki sinir uçlarından gelen küçük elektrik şokları beynini patlatıyordu adeta. Bir daha hiç inmemek üzere bulutların üstüne çıkmış gibiydi.
“Ohhh beynimi sikiyorsunuz sanki…” dedi çığlık çığlığa, “Beynimi sikiyorsunuz… Beni zevkten delirtiyorsunuz… Ohhhh çok güzel…”
İnleyip konuştukça amcalar daha da azıyordu tabii. Şimdi büyük bir hırsla sikiyorlardı Özge’yi. Amca sikleri içinde birbirine karışmış gibiydi sanki. Giriyor, çıkıyor, yine giriyorlardı.
Sonra birden ikisi birden fışkırtmaya başladılar. Bu sefer iki alev topu birden patlamıştı karnın içinde. Amcaların ikisi birden belini fışkırtıyordu içine. Bir çığlık kaçtı ağzından. Kocaman bir el onu kavrayıp boşluğa fırlatmış gibi oldu aniden. Yine gözleri karardı.
Tekrar kendine geldiğinde,. Üçü de yatağın üstünde, birbirlerine sarılmış yatıyorlardı. Mutlulukla gülümsedi Özge. Aklına sabahki kızgın hali gelmişti. Doğum gününde yalnız kalmanın sıkıntısı çökmüştü sabah içine. Ama hiç de öyle olmamıştı işte. Hem yalnız değildi, hem de müthiş bir hediye almıştı.
Daha güzel ne hediye edilebilirdi ki böyle bir günde zaten?

deli yenge seks tutkusu

Selam ben 26 yengem 35 yaşlarinda minyon sözde kapali bi bayandir daha once 1evlilik yapmis ve bu 2.evlilikleri
neyse zaman zaman yengemle bi araya gelmelerizde bana karsi sicak tavirlar icindeydi bazen garip geliyordu bana ama kotu dusunemiyordum neyse ufak tefek olaylarla 4 yıl geldi gecti
bi gun tlf num caldi arayan oydu hayirdir falan dedim yanlis oldu falan dedi ama icime kurt dusmtstu bi kere hal hatir sordum iyi falan diyip alakasiz muhabbetlere giriyordu bende insan ya meraktan yada dedigim anda bomba patladi yada iki bacak arasindan bulur demezmi hemen bende cvp verdim sen hep ordan bulmussun baksana 3 cocuk var falan dedim gulustuk tlf kapadik aradan 2 gun gecmisti kafaya koydum ne olursa olsun sikecektim aksam cocuklarin yatma saatini bekledim ve tlf aradim ama orospu baskalariyla konusuyordu neyse 2 saat aradim ve sonunda dondu bana saat gece1 olmustu bu arada kuzende sehir disindaydi tır soforuydu cunku
bana hayirdir sen beni ararmiydin hayirsiz dedi bende kafam iyi sizin oralardayim
ugruyacaktim ama bi turlu tlf ulasamadim hep mesgul dedim onun hep bi bahanesi vardi ve gunduz ugrarsin dedi ama ben resmen azmistim sikmeliydim kafama koymustum ve yok simdi dedim olmaz gec oldu falan dedi ben israr edince kabul etti arabayi surup gittim binanin kapisi aralikti iceri girdim merdiven de bekliyordu sessiz ol dedi onumde cikiyordu ama ne cikmak merdivende arkadan saldirmamak icin kendimi zor tuttum neyse eve girdim odanin kapisini acti gel dedi ama cocuk orda uyuyordu bende yenge cocugu uyandirma dedim hola ciktim orda bi cekyat vardi oraya oturdum los isik ve kahveler nerde dedim guldu mutfaga gecti bende arkasindan girdim mutfak cok daginikti oda kusura bakma 3tane velet evi dagitiyor dedi bende önemli değil dedim ve mutfak ışığında arkadan bunu sürmeye başladım üstünde sutyeni belli olan bi tisort altta kalçalarını meydana çıkaran bi pantolon harika gorunuyordu saclar toplanmis ve çok parfüm sıkmıştı ne o hayırdır parfümlenmissin dedim e senin için dedi gulduk kahveyi ocağa koydu içeri geçti
ben çekyata oturdum oda ayakta bana bakiyordu hayırsız hoş geldin dedi bende kusura bakma unuttum parfüm kokundan dedim ve kalkıp sarıldım ama ne sarılma beline doladim ve yanaklarindan opuyormus gibi yapip boynuna dogru iniyordum birden gozlerime bakti ve hayirsiz ozlemissin gercekten beni dedi bende fazla merak iyi degil dedim ve guldum bu kizardi ama bozuntuya vermeden cekyata oturduk neyse ben rahat otururken o solumdan kalkip sagima oturdu ama nerdeyse kucaıgima oturdu okadar yakindi ve bende film koptu birden donup dudaklarina yapistim ve uzerine abandim hic tepki vermeden hemen uzandi hemen bi elim amini oksarken digerelim goguslerinde idi ve sende istiyorsun dememle olay dahada patladi evet kac zamandir istiyorum bi kac kez yanliz kaldik ne yaptiysam sen tahrik olup beni shkmedin diyor ve dudaklarimi somuruyorduki yatak odasinin kapisi gozume carpti ve kaldirdim bunu bu hemen mutfaga kostu ve bende arkasindan meger cezveyi unutmusuz altini sondurdu ve yatak odasina gecip soyunduk hemen yataga uzandi
bende uzerine uzandim ve dudaklarindan asagi dogru opmeye basladim oda eliyle sikimi oksuyor ve yalvariyordu hadi yap kac zamandir istiyorum dye goguslerine ordan gobegine ordan amina dogru yaladim ve kuduruyordu kilotunuda actim hemen bacaklarini acti ve hadi dedi ama acelem yoktu yanina uzandim sira sende dediim anda bi anda sikime egilip yalamaya basladi ama ne yalamak biraz yaladiktan sonra sanki tecavuz eder gibi ustune oturup kalkmaya basladi bende deli oluyordum ve kalcalarini tokatlamaya basladim cildiriyordu sacindan tutup kendime cektim ve alttan ben girip cikmaya basladim cok bagiriyordu cocuklar uyanmasin dedim yok dedi ve daha hizlandi bide farkettimki defalarca bosalmis yengem geliyorum dedigimde icime bosal diyor ve dahada hizlandiriyordum ve icine patladim hemen yataktan kalktim ustumu giydim pismanlik kaplamisti icimi ama o hic pisman degildi bidaha istiyordu ben kimse gormeden gideyim dedim ve kacmaya calistim bornozla kapiya kadar geldi opustuk ve ciktim pismandim
ertesi gun saat 10 gibi aradi bagirdim cagirdim ben alkolluydum sen nasil izin verirsin diye bi ton konustum ve bi daha gorusmek istemiyorum dedim ve arama beni dedim oda hic bisey demeden tlf kapadi bi daha gorusmedik ve 7 ay sonra kuzenim baskasiyla yatarken yakalamis ve bi guzel dovdukten sonra evden atmis simdi bosandilar allahtan duyulmadan kisa zamanda bitti yoksa bende biterdim uckurumuza sahip chkamiyorsak ya evlenip evde karini yada disarda parayla orospu sikeceksin benden tavsiye evli bide akrabanla yatmayacaksin ancak kurtuldum..

Fatih escort
Fındıkzade escort
Halkalı escort

baldiz baldan tatlıdır bal döktüm yaladım baldızı

Merhaba ensest hikayeler tutkunları. Geçenlerde bizim memlekete gitmiştik köye akrabalara falan işte. Karımın ailesinin yanına da uğradık karımın süper güzel bir bacısı var. yani benim baldız. onlarda aslında şehirde kalıyorlardı ama yazları köye gidip tarla işlerinde çalışıyorlardı . Kız kardeşi o yıl lise 2 yi bitirmiş ve 3 e geçmişti tam serpilip genç kızlığa adım attığı 18 yaşındaydı. O günü yine bahçede çalışmış ve çok yorgun olarak eve gelmiştik hepimiz çok yorgunduk sadece eşim evde kalıp bize yemek hazırlıyor onun dışında hepimiz bahçeye gidip çalışıyorduk . Yine böyle yorgun günlerimizin biriydi ve bana iş yerinden telefon geldi benim acil olarak işe dönmemi ve 1-2 günlük işim olduğunu haberini telefonla eşime haber vermişlerdi. Ben o yorgun halimle acele olarak hazırlanıp yola çıkacaktım ki eşim baldızımın da benimle gelip okuluna uğraması gerektiğini söyledi. Acele akşam üzere yola çıktık 4-5 saat yolculuktan sonra kasabaya gelmiştik baldızımı evine bırakarak ben de eve gidip duş alıp yatacaktım. Duşumu alıp rahatladıktan sonra 1 duble rakımı alarak TV. karşısına geçip istirahate çekilmiştim ki telefon çaldı arayan dı . Bizde suyun akıp akmadığını soruyordu onlarda kesilmişti ve duş alamamıştı baldızım. Suyun bizde aktığını bize gelip duş alabileceğini söyledim . Yarım saat sonra kapı çalındı açtığımda karşımda baldızım çok sinirli idi . Gündüz o bahçe çalışmasından ve yorgunluktan sonra duş alamamasının stresi gözlerinden okunuyordu. Ben salonda rakımı yudumlarken baldız hemen duşa daldı. O duşta iken ben koltukta o yorgunlukla uyaya kalmışım biraz sonra biri bana dokunarak enişte yatağa geç rahat uyu diyerek dokunuyordu gözümü açtığımda karşımda baldız üzerinde ablasının bornozu ile duruyordu.İkimizde yorgunluktan bitkin bir haldeydik . baldıza her tarafım ağrıyor aslında iyi bir masaja olsa çok iyi olur dediğimde o da bana masaj yapabileceğini söyledi. Bunun üzerine ben de halının üzerine yüz ustu yatarak baldızım da yanıma oturdu ve bana masaja başladı . boyunlarıma , kolarıma ,sırtıma ve bacaklarıma masaj yapmaya başladı . Daha sonra sırt ustu çevirdi beni ve masaja devam etti. Ben şortla idim ve baldızın bana temaslarından tahrik olmuştum ama gizlemeye çalışıyordum ve bir an önce bitirmesini bekliyordum. bana masajı bitirdikten sonra benim ona masaj yapmamı istedi ve yüz üstü halıya yatarak beklemeye başladı ben de ona masaja başladım . Boynunu sırtını kolarına ve bacaklarına indikçe baldızın gözlerinin kısılmaya başladığını fark ettim , onu sırt üstü çevirdim ve masaja devam ettim bornoz hafiften açılmış ve altında kilot ve sütyeni görülüyordu . Kilotuna baktığımda önünde ıslaklığı fark ettiğimi görüce baldız toparlandı ve yüzü kızarmıştı. Onun bu durumunu görünce ben utanmaması gerektiğini söyledim o bundan cesaretlenmiş olsa gerek konuyu sex getirerek konuşmaya başladı. Bana ablasına hiç ihanet edip etmediğimi? Şu an ablası hamile olduğu için sex hayatımızın nasıl olduğu? gibi sorular sormaya başladı . Konuştukça konular açılıyordu ve daha samimi ortam doğuyordu . Ben de onun erkek arkadaşı olup olmadığını soruyor , ve merak ettiği sorulara cevap veriyordum. ama şortumun onundeki kabarıklığı saklayamaz olmuştum baldızım önumu işaret ederek canın çok çekti galiba enişte dedi ? ben de onun önunu işaret ederek sanki sen çok masumsun dedim ve bornozu açarak ıslanmış olan kilotuna elimi değdirerek bu nedir dedim? Baldızım hiç tepki vermeden öylece duruyordu ben elimi kilotunun içine sokarak yavaş yavaş amını okşamaya başladım . Artık amının iyice sulanmıştı ben baştan bornozu ardından süryenini ve kilotunu yavaş yavaş çıkardım ve karşımda sütün gibi bacaklar ve daha yeni kıl çıkmaya başlamış o amı görünce bende artık dayanacak güç kalmamıştı . baldızı kucağıma alarak yatak odasına taşıdım . yanına uzandım ve onu öpmeye başladım her yerini yalıyordum göğüslerini, bacaklarını ve yavaş yavaş o bal kutusun ulaştığımda baldızım artık tatlı tatlı kasılmaya başladı ilk orgazma ulaşmıştı başımı tutarak sıkıca bacaklarının arasın bastırıyor ben de yalamaya devam ediyordum son birkaç kasılmadan sonra başımı tutup kaldırdı ve dudağıma bir öpücük kondurarak teşekür etti ve bornozu üstüne cekerek kapattı kendini.Yüzü kıpkırmızıydı hala utandığı belliydi. Yanına uzandım ona sarılarak utanmaması gerektiğini söylediğimde ablasının yuzüne nasıl bakacağını sayıklıyordu ben de şakayla karışık hadi sen rahatladın beni de rahatlat dedim sıra sende diyince irkildi. Gözlerini açtı yüzüme baktı ne yapacağını bilmiyordu ben de elini tutup sikimin üzerine götürdüm ve okşamasını söyledim yavaş yavaş okşamaya başladı sikim dim dik olmuştu şortu zorluyordu şortu çıkartmasını söyledim yavaş yavaş şortumu çıkarttı ve elini yine sikime getirdi ve sıkmaya başladı artık sikimin tüm damarları çıkmıştı . Baldızım kulağıma daha önce hiç bir erkeği çıplak görmediğini hiç ilişkisi olmadığını bakire olduğunu söylüyordu ve hala gözünü açıp sikime bakmıyordu. Ben de onun bekaretine dokunmıyacağımı ama istediği gibi bakması gerektiğini söyleyerek cesaret veriyordum. eliyle hala sikimi sıkı sıkı tutuyordu gözünü açtı o şaşkın bakışları ile sikime baktı ve ne yapmalıyım dedi ben de onu yavaş yavaş yala dedim . Eğildi ve dondurma yalar gibi onu yalamaya başladı giderek daha iyi yalıyordu ben de dayanacak güç kalmamıştı ağızın boşalınca ne olduğunun şaşkınlığında ona spermleri yutmasını söyledim o da son damlasına kadar hepsini yuttu . Bir birimize sarılarak uzandık ama ben hala doyuma ulaşmamıştım biraz sonra onu tekrara okşamaya başlayınca o da karşılık vermeye başladı benimki yine kalkmıştı ben de onu uyarmaya başlayınca o da kendisini bana bıraktı . ben sırt ustü yatarak onu kucağıma oturttum ve elimle uyarmaya devam ettim artık o gelmek üzereydi sikimi arkasına dayayarak deliği zorlamaya başladım ama girmiyordu . Kalktım krem aldım ve onu önüme domaltarak arkadan yavaş yavaş zorlamaya başladım canını yakarak korkutmak da istemiyordum.

Yaram tam taş kesmişti kaygan göt deline harpadanak soktum tabi kendisinin üzerine istediği gibi oturmasını söyledim. Ben de bu arada onu uyarmaya devam ediyordum o da sikimin üstüne yavaş yavaş oturuyordu başı girince canı yandı ve öylece bir süre hiç kımıldamadan üzerinde durdu biraz sonra tekrar oturmaya başladı yavaş yavaş benimki o dar tünelde ilerliyordu . Artık taşaklarıma kalçaları değmişti acı bir çığlık attı ve bir süre daha hareketsik kaldı üstünde ben de bu arada uyarmaya devam ediyordum daha fazla dayanamıyacaktım patlamak üzereydim o da artık rahat rahat oturup kalkıyordu sikimin üstünde zevk almaya başlamıştı ve içine patladım o da kasılmaya başlamıştı ve hep beraber doruğa ulaşarak üzerime yığıldı öylece . Sikimi bir süre içinde öylece tuttu canını yanmasının yanı sıra zevk aldığı da beliydi dudağımdan öptü ve çok güzel olduğunu söyledi. Sevinmiştim ilk ilişkisinden zevk aldığını söylemesi bana gelecek için ümit vermişti. Öylece uyuya kalmışız sabah kalktığımda ben hala çıplak yatakta yatıyordum baldız duşunu almış kahvaltı hazırlamış mutfaktaydı . Ben işimi o gün halletmiştim baldız da okul işini halletmişti ama bir birimize 1 gece daha ayırmaya karar verdik ve o gece de köye dönmedik .Bu şekilde ilişkimiz 6 ay sürdü daha sonra baldız bana bekaretini verdi.

yengeee-az deyil kahpe:)

Merhaba ben Erzurumdan Ayhan. Ozaman ben 17 yaşındayken, (köyde oturduğumuzdan) dersane için merkeze gidiyordum. Merkezde yurt hayatı devam ederken, 2-3 haftada bir köye uğruyordum. Sömestr tatili yaklaşmıştı, ben de köye gideceğim için, birkaç tane Porno dergi ve Porno CD almak için merkezde dolaşırken, yakın akrabamız olan Sevda abla ile kızı Büşrayı gördüm. Benim ne zaman köye gideceğimi sordular. Ben de haftasonu gideceğimi söylediğimde, Sevda abla bana, “Aynur yengenin birkaç parça siparişleri var, bir ara uğra da vereyim onları, yengene götür ver!” dediler. Tamam dedim, vedalaştık. Sırası gelmişken Aynur yengemden bahsedeyim. Aynur yengem 35 yaşında, yaklaşık 1.65 boyunda ve 80 kilonun uzerinde, büyük kalçalı ve iri göğüsleri ola bir kadındır. Biri 3, diğeri 5 yaşında 2 çocukları var. Kocası (yani amcamın oğlu Murat abi) iş için kaçak yollarla Almanya’ya gitti.
Neyse, ben köye gitmeden bir gün önce Sevda ablaya uğrayıp Aynur yengemin paketini aldım. Bir yandan da merak etmeye başladım, pakette ne var diye. Hemen yurda gelip içinde ne olduğuna baktım. İçinde birkaç parça giyim ve çok güzel ve sexy dantelli iç çamaşırları vardı. Aynur yengemi o iççamışarlarıyla hayal ederek 31 çektim. Sabah hava biraz kapalıydı ve fırtına havası vardı. Bizim oraların kış şartları malum. Köy arabasını beklemeye başladım. Akşam saat 16 gibi yola koyulduk. Merkezle köyün arası 45 km falan vardır. Köye varmadan fırtına etkisini artırdı. Bizim evle de köy arasında 2.5 km mesafe var. Mezrada oturuyoruz. Köye geldiğimizde mezranın yolu kardan kapanmış, minibüs bir türlü gidemiyordu. Dolayısıyla ben mecburen köyde kaldım. Aslında yengeme ertesi gün gündüz uğrayıp paketini verecektim, ama şartlardan dolayı direkt yengeme gittim. Kapıyı çaldım, yengem kapıyı açtı ve “Ayhan sen nerden geliyorsun bu havada?” dedi. “Dersane tatil oldu yenge, eve geldim ama yollar kapalı, gidemedim, onun için sana geldim…” dedim. “İyi yapmışsın, gir içeri, sabah gidersin!” dedi.
İçeriye geçtik, biraz sohbet falan derken, akşam oldu, yemek yedik. Yemekten sonra ben TV izlemeye başladım. Bir yandan da aklımda yengemin iççamaşırlarını düşünüyordum. Yengem bulaşıkları hallettikten sonra yanıma gelince, “Yenge, Sevda abla sana bir paket gönderdi!” dedim. “Neymiş?” diye sordu yengem. “Ben ne bileyim yenge, sana vermem içim bana verdi…” dedim. “Tamam, çay koyup bakarım, nerde?” dedi. “Çantamda.” dedim. Yengem çay koyduktan çantamdan paketi alırken, (elbiselerimin altına sakladığım) porno dergileri ve CD’leri görmüş ve elinde dergilerle salona geldi, “Ayhan, bunlar ne lan? Yoksa dersane dergileri mi?” diyerek güldü. Ben utancımdan kıpkırmızı oldum ve cevap veremedim. Yengem gülerek dergileri çantama bırakıp, paketini aldı ve diğer odaya gitti. 10 dakika sonra geldi. Ben utancımdan halen yengemin yüzüne bakamıyordum…
Çaylarımızı içerken yengem çantamdan tekrar dergileri aldı ve “Bu dergileri ne yapıyorsun?” dedi. Utancımdan kıpkırmızı bir şekilde, “Okuyorum, fotoğraflara bakıyorum.” dedim. “Başka?” dedi. Ben, “Hiiççç!” deyince yengem güldü, “Lan anlat, korkma kimseye söylemem!” dedi. “Neyi?” deyince, “Dergilerden kimseye bahsetmem, hadi anlat, yoksa ablana ve annene söylerim!” dedi. Bunu nasıl söyleyebildim bilmiyorum ama, “31 çekiyorum!” dedim. Yengem, “Hmmm… Peki merkezde kadın yokmu o ihtiyacını karşılamak için?” dedi. “Var olmasına var yenge de, ama param yetmediği için yapamadım hiç…” dedim. “Hiç mi yapmadın?” dedi. “Hayır, hiç yapmadım.” dedim. “Kaç para istiyor o kadınlar?” dedi. “2-3 haftalık harçlığım ancak yeter yenge!” dedim. “Vaay be! O kadar çok mu istiyorlar?” dedi. “Evet yenge, okadar çok!” dedim.
Yengem benimle konuşurken biryanda da dergideki resimlere bakıyordu. “Bunlar gerçek olamaz!” diye söylenmeye başladı. Ben de, “Niye gerçek olamaz?” dedim. “Baksana adamlara, yarrakları kol gibi! Karılar bunları nasıl alıyor?” dedi. Ben de, “Kadınlar taş gibi, alıyorlar işte!” dedim. Yengem gülerek, “Lan kadınlar taş gibi de olsa, bu yarrağı yeyince çuval gibi olur!” dedi. Yengem dergileri karıştırdıktan sonra, “Peki bu CD’ler ne?” diye sordu. Ben de, “Porno… Seks filmleri yani.” dedim. Yengem de, “Hiç seks filmi izlemedim, hadi izleyelim!” dedi. “Olmaz yenge, çocuklar var…” dedim. “Çocuklar uyuyor, hadi izleyelim!” diye ısrar etti. “Ama kimseye söylemek yok, aramızda kalacak!” dedim. “Tamam söz, hadi!” dedi. Ben hemen VCD-Playeri kurmaya başladım. O esnada yengem, “Ayhan sen paketimi açtın mı? Dogru söyle!” dedi. “Evet yenge…” dedim. “Tahmin etmiştim!” dedi.
VCD-Player açıldı, CD’lerden birini taktım ve film başladı. Grupseks olan bir filmdi. Yengemle filmi izlerken, yengem bir ara, “Oha lan! Bu kadarı da olmaz!” dedi. Ben, “Niye yenge?” deyince, “Bu adamın siki sanki pilli, üç kadını sikiyor, of demiyor!” dedi. Ben de, “O durumda kim of der ki!” dedim. Yengem gülerek, “Sen de aynısını yapabilirmisin?” dedi. “Evet!” dedim. “Yok lan, sen bir defa 31 çek, sikin hemen iner!” dedi. “Hayır inmez! 3-4 defada anca iner!” dedim. “Hadi çekte görelim!” dedi. “Olmaz yenge, yapamam!” dedim. Yengem ısrar ediyordu, “Yap ne olacak, ha burda yaptın, ha banyoda, ne farkı var?” dedi. “Yenge sen varsın diye utanırım yapamam!” dedim. “Ozaman bekle!” dedi ve odasına gitti. Birkaç dakika sonra tekrar geldiğinde üzerine battaniyeyi sarınmıştı. Tam karşıma geçip battaniyeyi açtı ki, gözlerime inanamadım. Yengem o yeni iççamaşırları giymişti…
“Nasıl? Beğendin mi?” dedi. Dilim tutulmuştu, kekeleyerek, “Evet…” diyebildim. Yengem defile mankeni gibi etrafında dönerek, “Peki benim vücudumu da beğeniyormusun?” dedi. “Evet…” dedim. “Peki ençok neremi beğeniyorsun?” dedi. “Kalçalarını ve göğüslerini!” dedim. “Çok mu güzeller?” dedi. “Evet! Mükemmeller!” dedim. Yengem, “Üşüdüm!” deyip bataniyeye sarıldı tekrar ve “Bana bak, kimseye söylemek yok!” dedi. “Taman yenge!” dedim. Yengem yanıma gelip oturdu ve “Hadi, sıra sende!” dedi. Ben, “Ne sırası?” deyince, “31 çekeceksin, biz de biraz canlı sik görelim! Utanırım deme bak kırarım kafanı, işin utanması falan kalmadı artık! Hadi çıkar üstünü!” dedi…
Ben üstümü çıkarttım, üzerimde sadece baksır kaldı. Yengem iyice yanıma oturup, “Yap hadi!” dedi. Elimi baksırın içine sokup, sikimle oynamaya başladım. “Napıyorsun öyle? Donunu da çıkar da sikini görelim!” deyince, ben de, “Sen de çıkar ozaman!” dedim. Yengem, “Tamam lan!” diyerek iççamaşırlarını çıkardı. Ben de baksırı çıkardım, ikimiz de çırılçıplak olmuştuk. Ben yengemin meraklı bakışları eşliğinde, sikimi yavaş yavaş sıvazlayarak 31 çekiyordum. Yengem birden, “Ayhan, filmdeki gibi yapmak istermisin?” dedi. “Nasıl yani?” dedim. “Bak adam kadının amını yalıyor, sen de benimkini yala!” dedi. Ben salaklaşmıştım iyice. Yengem bacaklarını açıp, “Hadi gel yala! Gel ben seni bu gece ama doyuracağım!” dedi…
Ben hemen yengemin bacak arasına yumuldum ve amını yalamaya başladım. Yengem başımı amına bastırmaya başladı. Ben yaladıkça yengemin amından adeta çeşme gibi su akıyordu. Yengem, “İyi yala lan, içine dilini sok! Bızırımı em!” diye talimat veriyordu. Ben artık dayanamıyordum ve yengemin amını bir an önce sikmek istiyordum, “Yenge sikimi içine sokayım mı?” dedim. Yengem de, “Daha şimdi değil, önce yala!” dedi. “Dayanamıyorum yenge, kasıklarıma ağrı girdi!” dedim. “Gel ozaman ben de senin sikini yalayım!” dedi. 69 pozisyonu aldık, ama yengem sikimi ağzına alır almaz ben hemen boşaldım. Yengem bana kızarak, “Niye hemen boşaldın lan?” dedi. “Napıyım yenge, dayanamadım!” dedim. “Git banyoda sikini yıka gel!” dedi. Hemen banyoya koştum sikimi yıkamaya…
Sikimi yıkayıp geldiğimde, yengem, “Bak beni bu gece uçur, herzaman sana bu kapı açık!” deyip amını gösterdi. “Tamam yenge!” deyip, tekrar amını yalamaya başladım. 10 dakika falan yaladıktan sonra yengem birden, “Hadi şimdi sok sikini amıma!” dedi. Hemen amına soktum sikimi, amı ateş gibi yanıyordu. İçinde gidip gelmesi okadar zevkliydi ki, anlatamam. Yengem sürekli, “Sakın içime boşalma!” diye tembihliyordu. Ben biryandan yengemin amını sikiyordum, biryandan da göğüslerini emiyor, yalıyordum. Yine fazla dayanamadım ve “Gelmek üzereyim!” dedim. Yengem, “Kalk üstümden!” dedi ve beni sırt ürtü yatırdı, “Ağzıma boşal!” diyerek sikimi yalamaya başladı. Öyle bir boşaldım ki yengemin ağzına, adeta bulutların üzerindeydim…
Yengem, “Hadi amımı yala biraz daha, ben yarım kaldım!” dedi. Ben tekrar am yalamaya başlamıştım, bir yandada göt deliğiyle oynuyordum. Yengem, “Ne o lan, götümü mü sikmek mi istiyorsun?” dedi. Büyük bir sevinçle, “Evet yenge!” dedim. Yengem ise, “Önce amımı doyur, sonra götümü iste!” dedi. Bu arada benim alet yeniden sertleşmişti, yengem elini attı sikime, “Yıka gel!” dedi. Bir koşu yıkayıp geldim ve yengem tekrar amına aldı. Ama bu sefer epey uzun sürdü boşalmam (yarım saatten fazla siktim). Ben boşalana kadar yengemin kaç defa orgazm olduğunu bilmiyorum, yengem sadece, “Sik beni Ayhan!” diyordu durmadan. En sonunda yengem pes etti, “Yeter bukadar, bittim, halim kalmadı!” dedi. Biraz dinledikten sonra tekrar öpüşmeye başladık. Ben yengemin götünü parmaklamaya başlayınca, yengem, “Orayı da başka gün sikersin!” dedi. Ben de fazla ısrar etmedim. Ogün sabaha kadar uyumadık yengemle, dinlene dinlene sikiştik. Sabah duş alıp kahvaltı yaptıktan sonra, ben yorgun bir şekilde eve gittim.
Yengemle halen deliler gibi sikişiyoruz ve götten de sikiyorum yengemi artık. Amcaoğlu da Almanya’da bir Alman karıyla evlenip işçi konumunda kaldı, yılda sadece 2 haftalığına gelip gidiyor. Onun dışında yengemi hep ben sikiyorum-az deyil kahpe:)

Yeğenimin Eşi

50 yaşlarında, evli,bir şirkette ihracat müdürlüğü yapmaktayım.bir yabancı müşterimizle iş bağlantılarını yaptıktan sonra, müşterimiz Selçuk ta ki Meryem ana evini ziyaret etmek istedi ve beraberce gittik.ziyaret edip hacı olduktan sona geç olduğu için kuşadasında bir otelde kaldık. akşam yemeği için,bize katılması için kuşadasında yaşayan yeğenimi aradım, başka şehirde olduğunu be gelemeyeceğini ama eşinin gelebileceğini, onun içinde bir değişiklik olacağını ve onu arayıp bize katılmasını ifade etti.
Az sonra eşi Ayten aradı ve çok sevindiğini ve akşam otele geleceğini söyledi.
Otelin nefis manzaralı restoranında buluştuk, Ayten,40 yaşlarında, balık etli,esmer,seksi bir kadındı,lisanı da iyidir.yemek güzel geçti, içkiler içildi,bir ara dans ederken, aytenİn dişiliği,taş gibi vücudu, sanki aklımı başından aldı.
Yemekten sonra, ben ayteni evine bırakmak için,ikimiz otelden ayrıldık, fakat Ayten yolda başının döndüğünü ve galiba sarhoş olduğunu söyledi.Evine kadar çıkardım, bana kahve yapacağını ve gitmememi söyledi,kahveden sonra,ikili koltukta oturup televizyon seyrediyorduk,ki,bir şeye gülüp şakalaşırken, aniden bir elektiklenme oldu,bir an bakıştıktan sonra, dudaklarımız birleşti ve çılgınca öpüşmeye başladık.
ellerimiz birbirimizin vücudunda dolaşıyordu.
yavaşça kaldırıp, kucağıma aldım ve yatak odasına götürüp yatağa bıraktım,artık benimdi ve soymaya başladım, önce elbisesini, sütyenini ve g-string kilodunu çıkardım,bende acele soyundum,üzerine çıkıp, sevişmeye başladık, çok güzel karşılık veriyordu,altımda kıvranıyor,inliyordu.dudaklarını çılgınca öpüp,yüzünün her tarafını,kulak memelerini emip,yalıyordum.meme uçlarını nazikçe elleyip emmeye başlayınca,altımda yılan gibi kıvrılmaya başladı,aniden, bana sıkı sıkı sarılarak ve sarsılarak boşalmaya başladı.mneme uçlarının emilmesinden çok tahrik olduğunu söyledi.

Hiç boş bırakmıyordum,hemen,penisimi ağzına verdim, harika emmeye ve sokup çıkarmaya başladı,elleri ile de taşaklarımı avuçlayıp,okşuyordu.hemen boşalmak istemiyordum.ağzından çıkarıp, vücudunun altlarına, öperek,emerek,yalayarak inmeye başladım,O da boş durmuyor, elleri her tarafımda dolaşıyordu,bacak arasına girip, parmaklarım ile şeftalisinin dudaklarını açıp, emmeye ve yalamaya başladım bir yandan da, parmağımı da arka deliğine skoup çıkarıyordum,çok zevk aldığını söylüyor ve de çığlıklar atıyordu. hadi artık çok istiyorum diyerek penisimi eline alıp,şeftalisine yerleştirmek istiyordu,içine boşalayım mı dedim, tabi ki çok istiyorum,o yönden merak etme dedi.
bacaklarını kaldırıp,sürtmeye başladım, içine girmem için,yalvarıyordu, aniden içine soktum, çığlıkları odanın içinde yankılanıyordu, bacaklarını belime doladı sanki içinden çıkmamı istemiyordu.doğruldum, penisim içinde,deliler gibi öpüşmeye başladık, çok geçmeden, beraberce sarsılarak harika bir şekilde boşalmaya başladık.
Bir müddet sonra içinden çıktım.terlemiştik.yanına uzandım ve öpüşmeye başladık.
Çok zevk aldığını, hiç böyle sevişmediğini,pişman olmadığını,ortamın,alkolün de tesiriyle,kendinin de bunu çok istediğini söyledi.
o gece sabaha karşı bir posta daha seviştik, bu defa arkadan da girdim,sahip oldum,şimdiye kadar,hiç yapmamış.canının önce yandığını ama daha sonra zevk aldığını söyledi.
Sabah kahvaltıdan sonra, bunun aramızda kalacağını,kimbilir belki ilerde tekrar olurmu dedik ve bol bol öğüşerek yanından ayrıldım ve otele gidip, müşterimle buluştum.

yan komşumun genç karısını siktim

Alıntıdırrrrr
mrb ben 36 yasında 170 boy,73 kilo,kendine bakan atletik bir vucuda sahip ankarada yanlız yaşayan bir erkeğim,ben size bir hikaye anlatmıayacagım,yasadığım bir çok güzel anıdan sadece en yeni olanı anlatmak istiyorum,ankara,ya yerleseli 2 yıl oldu burada henüz kimseyi tanımıyorum sadece iş ve ev arasında gidip geliyorum,yanlız yaşadıgım içinde bulundugum apartmanda asansörde dahi bir bayanla karsılassam ,yürüyerek cıkar yanlıs anlasılmalar yaşanmasın diye dikkatli davranıyorum,ramazan bayramıyla beraber iznime birde 10 günlük yıllık iznimide ekleyip memelekete gittim,giderken yan dairemin boş oldugunu biliyordum ama,iznim bitmiş iş basından bir gün önce eve döndüğümde yorgunluktan hemen yatak odama gectim,zaten otobüs yolculugu iyice yormustu,kaç saat uyudum bilmiyorum ancak bir bagırma ve aglama sesiyle uyandıgımda saat 11.30 civarıydı,ne oldugunu anlamak için önce bina bosluguna baktım sesler geliyordu ama merdiven boslugunda kimselr yoktu,tekrar odama gectim sesler net bi şekilde geliyordu,o zaman anladım ki yan daireye birileri tasınmıs,kavga sesleri geliyordu ama hiç durmuyordu,eşofmanı giydim biri bu adama dur demeli diye kendimi daireden yan komsunun kapısını vurarak kapı acmasını istedim,bu arada diğer dairedeki komsularda cıktı,kapıyı iri yarı kaba saba bir adam açtı,kardeşim neden karını dövüyorsun yazık degilmi falan derken komsularda geleli iki hafta oldu nedir bu her gece kadını dövüyorsun demeye basladılarki 8 katta oturan yaslı bir amaca kosarak o benim oglum sinir hastası ne yaptıgını bilmiyor ilaclardan diuerek özürlerle aşşagıya geldi,oglunu alıp eve gecerlerken agzında yüzünde yaralar olan bir kız gördüm,o hayvanın karısı bu olmaz derken kapıyı kaparken göz göze geldik,

Sonradan ögrendim ki bu kızı ankaranın uzak köylerindenbaşlık parası karşılıgında ogullarına almışlar oğlanı evlendirirsek belki sinir hastalıgı geçer bir düzeni olur kızda buna bakar diyerek benim katta bulunan yan daireyi kiralamıslar,hem aynı apartmandayız nasılsa diye düsünmüş babası,ancak her gece kızı dövüyor diye bazan en dip odama geciyordum,çünkü bir kadına vurulmasını bir yana bırakın el kaldırılmasına dahi tahammül edemiyordum birde kızın o bakısı gözümün önüne geliyordu sanki kurtaın beni bu hayvandan diyordu,yine birgün karısını dövüyordu dayanamadım gittim caldım ama tam kapısını caldıgımda içerden bir bağırmayla beraber adamın sesinin kesildiğini duydum kapı acılır acılmaz abi yardım et düstü gözleri kapandı dedi,hemen içeri girdim suratı mosmor olmuş nefes almakta zorluk cekiyordu,ilk iş agzını acmak için çenesine yöneldim dili boğazına kaçmış olabilir diye ama baktımki sinir kitlemesi var,kas yapısı iyice kapatmış,hemen ambulans falan derken ilk yardım gelene kadar ellerini ve vucuduna masajla yumusatmaya calısmalrında bulundum,bu arada babası ve diğer komsularda gelmişti,adamı alıp hastaneye götürdüler,,,,
Babası gelinine kızım sen evde kal bişey olursa ben ararım seni dedi,iş o an fark ettimki kız yeni gelinleriymiş,yani yan komşunun karısı,,1.55 boylarında 50 kilo var yok,75 lik gögüslere sahip küçücük kalçaları olan çok tatlı bir kızdı,korkmuş gözlerle ne yapacagını bilmeden ölece duruyordu,komsular artık evlerine gitmişti,adını bilmediğimden hadi evine git dedim ama duymuyordu sanki,bende gayri ihtiyari omzuna dokunarak hadi evine çık dedim irkildi ve bana bakarak yanımda binaya girdik asansöre bindik ama korkmuş olacak ki titriyordu hala aynadan onu süzüyordum,yüzünde hala dayaktan izler vardı,kata gelince ben kıza dönüp eğer bişeye ihtiyacın olursa korkarsan falan bu dairedeyim kapıyı calman yeterli dedim,gözlerime bakıp sadece evt der gibi bakıp başını salladı,kapımı kapatıp girdim eve kızı düsünüyordum ve olanları bu arada cay demledim balkona gectim yan balkondan sesler geliyordu kız birini aramış ağlayarak konusuyordu,beni bu deliye verdiniz
Gençliğimi harcadınız yok neymiş geri gelsem namus davası olurmuş,adamın bana yaptıgı bişey mi varda dövmekten başka falan diyerek konusuyordu,karsıdaki kimse sürekli kalmasından yanaydı galiba ki kız sürekli ben ölene kadar bu deli beni dövecek sizde o zaman getirirsiniz beni köye tabutla onu istiyonuz dahada beni aramayın sormayın ben sizden vazgectim siz zaten beni sattınız vazgectiniz deyip ağlayarak kapattı teli,balkona iyice yanstım üst katttaki balkonlara baktım kimseler varmı diye ve onun tarafına yanasıp duyabilecegi kadar bir sesle ,adını bilmiyorum ama çay yaptım istersen gel oturalım hem konusuruz dedim,ses gelmiyordu cevapta alamayınca,acaba dedim içeri gecti bende duvara boş boş konustum diye düsündüm,5 dk sonra kapı caldı hemen açtım bi an göz göze geldik biri görür diye kısık sesle hemen gel dedim,,içeri aldım,,oturma odasına gectik hos gedin dedim ama çok ürkek bi sesle hosbulduk dedi,çay koyayım sana dedim çay getirdim ,balkonda konustuklarını duydum dedim,oda tefarruatlıca anlattı,hemen hemen duydugum şeylerdi ama detaylarda daha kötü şeylerde vardı,kız anlattıkça dayak konusuna geldi ,yine ağlamaya başladı ne yapacagımı şaşaırmış vaziyette yanına yaklastım,oturdum sarılamaya başladım ve teselli etmeye calısıyordum,,gençsin olmuyorsa boşanırsın kendine yeni hayat kurarsın dedikçe babasının teldeki söylediklerini anlatıp ağlamaya devam ediyordu,,,
Üzerinde beyaz ince bir badi altındada çakma bir adidas eşofman vardı ben sarıldıkça teselli için cinsel arzularım artmaya eşofmanımın önünden aletim belli olmaya başlamıstı yavas yavas,o sırada kızda hafifçe omzuma yaslanıp neredeyse bana yaslanmıştı,artık boynu ve siyah uzun sacları alnıyla beraber dudaklarımın ulasabilecegi yerdeydi,o ağlarken ben elimle göz yaşlarını silerken bir ara alnına bir öpücük kondurdum,,ağlarken anlamadı sanırım tepki vermemişti,üçlü kanepenin en ucuna gittim,sen uzan dedim ve bir yandan aglıyor bir yandanda sanki ne yaptıgını dahi bilmeden şevkat gördüğü kollara bırakmıstı kendini,bacaklarımın üzerine kafasını koyup tam aletimi hissedecek şekilde yatırdım başını ve şaclarını yanaklarından süzülen yaşları oksayarak onu sakinlestirmek istiyordum,,,bir ara gözlerimin içine bakarak sen çok iyi birisin ve yakısıklısında bu hayvan gibi kocam olacagına senin gibi biri olsaydı kocam dedi,bende sende çok tatlı bir kızsın ama bana göre yaşın küçük yaşlı biriyle evlenmezdin herhalde dedim,yaslı olman önemli degilki,bu hayvan gibi adamla yatmaktan iyidir,zaten bişey yaptıgıda yok dayaktan başka dedi,bende nasıl yani bişey yapmıyor derken,evleneli 15 günden fazla oldu,bayramın 2 günü evlendirdiler bizi dedi,ilk gece buna kim ne anlattıysa hayvan o gece bakireliğimi aldı,,canımı yaka yaka ondan sonraki günleri anlatmamıslar galiba hayvana,o günden sonra sürekli dayak attı,o bunları anlatırken benim alet tam kafasını koydugu yanaklarına baskı yapmaya başlamış oda sanki bunu anlamıscasına yanaklarını bastırıyordu,vucudum ates gibi olmus yaz sıcagıyla terlemeye basladım,kafasından tutarak kısık sesle seni öpebilirmiyim dedim,gözlerime bakıp sadece gözleriyle evt dedi,dudaklarına öyle bir yapıstımki,inanın suna sadece 15 dakika öpüstüm acemice öpüsmeye calısması ben öptükçe kendinden gecmesi derken o sırada üzerindeki tişörtü çıkardım memeleri tam bir agızda sokulup kaybolacak güzellikte ve dirilikteydi meme ucları tomurcuk gibi yeni yeni filizleniyor ben yaladıkça uçları şişiyordu,vucudundaki çürükleri gördükçe o hayvan aklıma gelsede 17 yasındaki kızın vucut hatları kaya kadar sert ve akıl alıcıydı,altındaki eşofmanı indirdiğimde gördügüm hiçbirseye inanmayacak kadar güzel görünüyordu,altındaki klasik beyz önü dantelli birde pembe kurdela ile süslenmişti,ben soydukça bir yandan aşşalara inerken her yerini yalayarak indiğimden kız sadece inliyor ve titriyordu,kilodunu indirirken ben tam göbeginin üzerinde yere dizlerimle çökmüş nasıl bir güzellikle karsılasacagımı dğüsünürken herseyi agırdan alıyordum,kilodunu indirdiğimde incecik bir çizgi halinde duran o muhteşem amı görünce dayanamayıp sadece off dediğimi gözümün önündeki ıslak ve bal damlası akmış amın sadece dudaklarımla arasında 5 cm lik ara vardı,amındaki akan bal damlaları belliki boşaldıgı anlamına geliyordu,kanepeye uzanmasını ve koltugun kenarına kalcalarını koyup bacaklarını iki yana açtım,ne dersem yapıyor ama sanki dilsiz olmustu inleme sesleri hariç konusmuyordu,amına eyildim ve kokladım harika kokusu vardı agzımı amına dayadıgımda ne yapıyorsun orası yalanırmı buraya gelmeden tuvalete gittim işedim ,miden bulanımıyormu dedi,bende kendini bana bırak bak neler yaşayacaksın dedim,ve tekrar amına dilimi attım zaten boşalmıstı ama ben klitorisini dilledikçe inlemeleri hatta kasılmaları başladı öyle bir kasılıyorduki kalçası kanepeden yukarıya kadar kalkıp iniyordu o her kalcasını kaldırıp kacırmaya calıstıgında ben dilimi amının içine bastıra bastıra gömüyordum,agzımın içine şiddetli inleyerek boşaldıgını hissettim,amından resmen bal damlıyordu,
Ama doyamıyordum resmen dilimi içine sokarak devam ediyordum,yine inlemeleri nefesinin alıs verişi degişmistiki bagırarak artık dayanamıyorum her yerime agrılar giriyor ne olursun sik beni amıma gir demeye başladı,hala sortum üstümde idi ama yarrak şortttan kurtulmak için zaman kolluyordu,hadi ben seninkini çıkardım sende benimkini çıkar dedim,ayağa kalktım oda kanepenin önüne geldi oturdu kanepeye,şortumu iki yandan tutarak çıkardı bir anda yarragım yüzüne doğru fırlayınca offf bak buda istiyor niye bagladın bunu şortuna dedi,,bende senin açmanı bekliyordu küçük aşkım benim dedim,oda bana ne istersen yaparım sen yeterki hep benimle ol dedi,dedim ne zaman istersen yanındayım dedim,hadi sok sikini amıma iyice sik beni deyince agzına al biraz em yala dedim,neyi yalayacam odamı yalanıyor yapmayayım olmazmı miğdem bulanır benim dedi,tamam dedim ve bacaklarını iki yana ayırdım hem tek çizgi gibi duran amı hemde göt deliği karsımdaydı ,amına sikimi sürterek yavasça iki çizginin arasına yol almaya başladım ben sikimi ittikçe yarragıma ateş basıyor ve amı resmen sikimi sıkıyordu içerde ilerledikçe içinde yanıyordu resmen iyice köklediğimde sadece ondan ohhhhhhhhhhhhh sesi çıktı ama az hareket etsem boşalacagım hissi uyandı bende ,o yüzden beklemeye başladım yarragım içinde yanıyordu bir süre sonra yavs yavs içinde gidip gelmeye aklımı baska seylere vererek onu sikmeye basladımki gec boşalabileyim diyerek kafam başka yerde ben amın içinde iyice hızlandım,yaklasık olarak 8 yada 9 dakika sonra gidip gelmelerim hızlandıkça kızdaki inleme sesleri kasılmalara sarsılmalara hatta altımdan kaçmaya yeltenmelerte baslarken sadece hadi hadi öldüm ben hadi aşkım dayanamıyorum yeter çıglıkları altında boşaldıgını fark edince çıkarttıgım tişörtünü agzına vererek bagırmasını engellerken bende boşalmak üzereydim yarragımı amından çıkardıgımda amının içinden resmen hortumla su geliyordu nasıl boşaldıysa artık,o vıcık vıcık zevk sularınında etkisiyle iki el hareketiyle bende bütün döllerimi göbegiyle gögsüne kadar fıskırdım,çok kez sevistim ama ilk dafe bu kadar çok sperm geldiğini fark ettim,her yanından akıyordu agzından tişörtünü çıkartarak kanepemize akmasın askım diyerek her yerini temizledi,sonrada yarragımı temizledi ,o gece ben iki o ise kaç kez boşaldıgını anlamadıgını söyledi, gece 3 suları kayınpederi telefonla aradı bu evdeyim baba ne oldu diye sordu,adam sinir krizi gecirmiş,an ti deprasn ilac vermişler yarın sabah dr görecekmiş sonra bakacagız dedi,sen korkuyorsan kayınvalideni yollıyayım mı dedi,oda yok baba ben korkmuyorum annem gelecekse gelsin ama orda kalmka istiyorsa ben kapıları kitledim siz beni düsünmeyin dedi,,,,oysa tüm kapılarını bana acmıstı,,bu olay 3 gün önce yasandı,şimdi durum şu ben bunu size yazarken saat 12:30 yaklasık bir saat sonra 17 lik yeni gelin koynuma girmek için kocasının agır uyku veren deprasyon haplarını verip gercek kocasının yanına gelecek ve sabah saat 6 ya kadar kocasıyla yani benimle sevişerek gidecek,,,,

Alıntıdırrrrr

patronum erol bey çok yakışıklı bir beydi dayanamayıp birgün evime çagırdım

“Patron ne biçim bakıyor kız sana öyle..?” dedi Mehtap, “Gözlerini ayırmıyor valla üstünden…”

“Öyle mi?” dedi Şule, “Hiç farkında değilim doğrusu…”

Tabii ki doğru değildi bu. Bal gibi farkındaydı durumun. Yaklaşık 2 saattir, yani şirketin yeni aldığı bu çiftliğin açılışı nedeniyle verilen partiye geldiği andan beri, gözleri hep üstündeydi Erol Bey’in. Farkındaydı ve bu çok da hoşuna gidiyordu.

“Aman Mehtap…” dedi kadına, “Nelerle uğraşıyorsun sen de…”

Kocasının iş arkadaşlarından birinin karısıydı Mehtap. Esmer ve sıradan bir kadındı işte. Öylesine tanışıyorlardı aslında. O açıdan kadının böyle konuşmasını biraz da garipsemişti.

Demek ki başkalarının da dikkatini çekecek boyuta gelmişti Erol Bey’in bakışları. Gözleriyle kalabalığın arasında kocasını aradı. İlerlerde bir grupla birlikte dikiliyordu Nedim. Hararetli hararetli bir şeyler konuşuyorlardı. En azından o farkında değildi yani.

Kocası, Erol Bey’in şirketinde alt düzey bir yöneticiydi Şule’nin. Bu yeni çiflik açılışı söz konusu olduğunda da doğal olarak onlar da davet edilmişlerdi işte. Sapanca’ya yakın bir yerlerdeydi çiftlik. Parti de oradaydı tabii. Nedim işi sağlama almış ve bol bol içki içmeyi planladığı için, onlara yakın oturan bir iş arkadaşın üzerine yıkılmıştı gidip gelmek için. Böylece araba kullanmak zorunda kalmayacağını hesaplamıştı tabii.

Hava çok sıcak olduğu için akşam 7’de başlıyordu parti. Şule özenle hazırlanmıştı. Daha önceden de kocasının patronuyla böyle birarada oldukları olmuştu ve her seferinde aynı şeyi yaşamıştı. Adam gözlerini üstüne dikiyordu sürekli. Siker gibi bakıyordu adeta. Böylece de, dilden dile dolaşan şöhretinin pek de haksız olmadığını kanıtlıyordu sanki. Adamın çapkınlığı dillere destandı. Uçan kuşun bile elinden kurtulamadığı söylenirdi hep. Sarışınlana düşkün olduğu da. Bir de, yanında çalışanların çoğunun karısını sikmiş olduğu anlatılıyordu. Şaşırtıcı tarafı, Erol Bey’in 60 yaşının üstünde olmasıydı ama. Yine de zımba gibi bir görüntüsü vardı. Kilolu değildi. Orta boyluydu. Saçları ve çenesinde bıraktığı keçi sakalı kırlaşmıştı ama. Bu da ona çok hoş bir hava veriyordu doğrusu. Fizik durumunun bu kadar iyi olması da normaldi tabii. Öyle çok parası vardı ki adamın. Şule, Erol Bey’in onu sikmek için can attığının farkındaydı yani. Bir gün bunu mutlaka yapacağından da emindi neredeyse. 27 Yaşındaydı Şule. Sarışındı ve çok çekici bir kadındı. Adamın zevkine uyuyordu yani. Tek bilinmeyen bunun ne zaman gerçekleşeceğiydi.

Ve o kadar çok merak ediyordu ki, onun hakkında anlatılanların ne kadarının gerçek olduğunu. Fırsatını bulduğu anda adama vereceğinin de farkındaydı. Nasıl olsa ilk olmayacaktı kocasından başka birine vermesi. Sonuncusu olmayacağı da kesindi.

Biraz da bu düşüncelerin etkisinden kalarak, tam bir afet haline gelmeye özen göstermişti hazırlanırken. Siyah ve incecik bir giysi seçmişti kendine. İp gibi askıları olan ve kalçalarının bitimine kadar vücudunu saran bir şeydi bu. Eteği biraz bollaşıyordu ama iyice kısaydı. Ayaklarına da alabildiğine yüksek topuklu, altları incecik, yalnızca bir kaç deri banttan oluşan terlik benzeri ayakabılarını geçirmişti. Ayaklarının çok güzel olduğunu biliyordu Şule. Özenle de bakıyordu onlara. Yumuşacıktılar. Tırnaklarını ten rengi bir ojeyle boyuyordu her zaman. Odadan çıkmadan aynada kendine son bir kez bakmıştı giyinmesi bittiğinde. Acayip olmuştu doğrusu. Giysinin altına ne sutyen ne de külot giymemiş olduğu bile belli oluyordu. Bunların ikisinden de hiç hoşlanmazdı zaten. Ancak mecbur olduğu zamanlarda kullanılacak bir şeylerdi onun için. Ve bugün kendini mecbur hissetmiyordu.

Saat 6 gibi yola çıktılar. Şule arkada tek başına oturmuştu, kocası da önde arabayı kullanan arkadaşının yanına. Bir saatten fazla sürdü yol. Sıkıntıdan patlamıştı doğrusu.

Ama daha partinin verildiği açık alana girdikleri andan itibaren keyfi gelmişti yerine. Çünkü Erol Bey’in o siker gibi bakan gözleri daha o anda dikilmişti üstüne ve bir daha da hiç ayrılmamıştı. Bunu son derece tahrik edici buluyordu Şule. Zaman zaman gözgöze geliyorlardı. Bu anlar daha da tahrik ediciydi doğrusu. Ateşler çıkıyordu adamın gözlerinden.

“Biliyor musun, onun için manyak diyorlar…” dedi Mehtap neredeyse fısıldarcasına, “Kadınlara acayip şeyler yapıyormuş, öyle söylüyorlar…”

“Öyle mi..?” diye sordu kadına, “Ne gibi yani..?”

“Bilmiyorum ki, yalnızca böyle söylüyorlar işte…”

“Her duyduğuna inanmamak lazım Mehtap’cım… Belki dedikodudur, belki de gerçektir ama, bize ne bunlardan canım…”

Biraz bozulmuş gibiydi kadın. Anlaşılan Şule’nin iyice meraklanıp üstelemesini bekliyordu ki, anlatmak istediklerini anlatabilsin. Biraz sonra da “ben bir dolaşayım” diye mırıldanarak yürüyüp gitti. Şimdi dirseklerini dayadığı yüksek kokteyl masanının başında yalnız kalmıştı Şule.

Gözlerini çevrede dolaştırıp Erol Bey’i aradı. Ama görünürlerde yoktu adam. Mehtap onu lafa tutarken kaybolmuştu ortadan. Canı sıkıldı. Eğer adamla bir daha gözgöze gelebilseydi, onun o siker gibi bakışlarına, verir gibi bakarak karşılık vermek istiyordu halbuki. Yalnız da kalmıştı hazır.

“Şule’ydi değil mi?” dedi bir ses o anda tam arkasından, “Başımı dördürüyorsun haberin vardır diye düşünüyorum…”

Hızla arkasına döndü Şule ve bir anda Erol Bey’le burun buruna geldi. Tam gözlerinin içine bakıyordu adam. Gerçekten de alev alevdi kahverengi gözleri.

“Öyle mi?” dedi, “Ne yapıyorum ki?”

“Bir şey yapman gerekmiyor… Sana bakıyorum ve yetiyor bu…”

Gelip yanında durdu adam. O da bir dirseğini masaya dayamıştı. Dışardan bakanlar için sıradan bir görüntü vardı ortada yani. Şule birden Erol Bey’in öbür elini belinde hissetti. Hafifçe titredi bu temasla. Ne yapıyordu bu adam böyle.

“Özellikle de kalçaların döndürüyor başımı…” dedi Erol Bey, “İnanılmaz tahrik edici bir kıçın var…”

Konuşamadı bile Şule. Bir anda toptan hücuma kalkmıştı adam. Tam gaz geliyordu üstüne. Kendini toplamaya çalışıyordu ki belindeki elin yavaşça aşağı kaymaya başladığını hissetti. Kalçalarına iniyordu Erol Bey’in eli.

“Görüyorum ki sen de farkındasın bu güzelliğin… Baksana don bile giymemişin…”

Yavaş yavaş uçmaya başladığını hissediyordu Şule. Tanrım ne biçim bir adamdı bu böyle. Birinin onları görmesi ihtimalinden bile çekinmiyor gibiydi.

“Seninle başbaşa kalmamız gerek…” dedi Erol Bey, “Bu güzelliği yakından incelemek istiyorum çünkü… Anlıyor musun Şule…?”

Bereket tam o sırada birileri onlara doğru gelmeye başladı. Bu da Erol Bey’in elini çekmesine neden oldu. Yoksa ipin ucu kaçacak gibiydi Şule için. Sonra masanın çevresi iyice kalabalıklaştı. Bu da kendini toplaması için bir fırsat gibi geldi Şule’ye. Bu arada davetlilerin bir kısmı da ayrılmıştı partiden. Kalanlar çoğu şirket çalışanlarıydı, bir kaç tane de yabancı misafir vardı.

İşte tam o anda patlattı bombayı Erol Bey.

“Şimdi buradan hep beraber ayrılıyoruz ve doğruca benim eve gidiyoruz…” dedi herkese, “Bundan sonrası ancak orada devam eder… Herkesin arabası vardır her halde…”

Hala Şule’nin yanındaydı. Artık ona dokunmuyordu ama gerçekten çok yakınındaydı. Başını çevirip adama baktı.

“Bizim arabamız yok…” dedi birdenbire, “Başka birinin arabasıyla geldik buraya…”

Bunu neden söylediğini bile bilmiyordu o anda. Birden çıkmıştı öylece ağzından. Ama Erol Bey’in gözleri parlamıştı birden.

“Hadi bakalım, herkes arabalara…” dedi ortaya.

Sonra da Şule’nin elini tuttu sımsıkı.

“Sen…” dedi, “Benim arabamda geliyorsun…”

Bir an diyeceğini bilemedi Şule. Ama hayır diyemiyeceğini hissediyordu. Kocasının patronuydu adam ve onu kızdırmaması gerekirdi bir kere. En azından bunu biliyordu. Ama belki de ondan daha da önemlisi, kendi de reddetmek istemiyordu bu teklifi. Erol Bey’in eli kalçalarını okşamaya başladığı andan itibaren, zaten pek de olmayan direncini tümüyle yitirmişti.

“Ama kocam…” diyecek oldu yalnızca.

“Sen onu merak etme…” dedi Erol Bey, “Arkadaşları onunla ilgilenirler…”

Yine de çevreye bakınıp kocasını aradı gözleriyle Şule. Yanında Bilgin Bey vardı Nedim’in. Erol Bey’in vekilharcı olarak bilinen Bilgin Bey. Tanrım adam ya herşeyi düşünüyordu, ya da yakın adamları onu sürekli izliyor ve bir şey yapmaya kalkıştığını hemen farkedip ortamı hazırlyorlardı yani. Güçlüydü Erol Bey ve bu gücü kullanıyordu.

Kır saçlı ve uzun boylu şoför arka kapıyı açmıştı bile. Önce ona yol verdi adam, peşinden de kendi girdi içeri. Kapıyı kapadığında, dış dünya ile bağlantıları koptu sanki. Camları da siyahtı arabann. Dışardakilerin bir şey görmesine imkan yoktu. Ama Şule onları görebiliyordu yine de. Bilgin Bey’in kocasını kendi otomobiline doğru götürdüğünü farketti bu nedenle de. Bu arada şoför de yerine geçmişti.

Kalbi gümbür gümbür atıyordu Şule’nin. Birşeyler olacağının farkındaydı. Ama ne olacağını bilmiyordu. Ne zaman olacağını da. Arabanın sol tarafında oturmuş bekliyordu yalnızca.

Ama çok beklemesine gerek kalmadı. Yalnızca bir kaç yüz metre gitmişlerdi ki, Erol Beyin elini bacaklarında hissetti. Tam dizinin üstünden tutmuştu adam. Ve eli ateş gibiydi sanki.

Tüm vucüdunun titremesine neden olmuştu bu temas. Bacakları elinde olmadan aralandılar ve adamın eli yavaş yavaş yukarılara çıkmaya başladı. Çok ustaydı doğrusu. Gayet kararlı ve kendinden emin bir hali vardı adamın. Ve hiç acele etmiyordu. O ateş gibi yanan parmaklar, milimetre milimetre hareket ederek, artık vıcık vıcık olmuş amına yaklaşıyordu.

“Sakin sakin gidelim Turan…” dedi şoföre, “Acelemiz yok biliyorsun…”

Böylece de Şule’nin aklına şoförün gelmesine neden oldu. O kadar heyacanlanmıştı ki, sanki unutmuştu onu. Dikiz aynasına baktığında gözgöze geldi şoförle. Tanrım, onları seyrediyordu adam.

Ne yapacağına karar vermeye çalışıyordu ki, Erol bey’in parmakları amını buluverdi. Tüm vücudu sarsılmaya başladı. Derin bir inleme çıktı ağzından, beli geliyordu. Epeydir tırmanan içindeki gerilim, bir anda boşalıverdi. Tek dokunuşta belini getirmesine neden olmuştu adam.

Şimdi iyice sokulmuştu ona Erol Bey. Ağzı neredeyse kulağının dibindeydi. Alçak bir sesle konuşmaya başladı.

“Senin gibi her an patlamaya hazır kadınlara bayılırım ben biliyor musun..? Tüm akşam boyu aklımda hep seni sikmek vardı… Ve şimdi sikicem… Bunu biliyorsun değil mi?”

Orta parmağını birden soktu Şule’nin amına sonra da. Bu az kaldı yeniden belinin gelmesine neden oluyordu. Tanrım ne biçim bir adamdı bu Erol bey böyle?

Sonra gözleri yine dikiz aynasına takıldı. Şoförün gözleri hala oradaydılar. Bakışlarından ateşler saçarak seyrediyordu adam.

“Ama şoför…” dedi fısıldayarak.

“Turan mı..?” dedi Erol Bey, “O alışıktır böyle şeylere… Seyrediyor değil mi..?”

“Ah evet…”

“Yoksa bu hoşuna gitmiyor mu..? Düşünsene seni seyrediyor… Siki kalkıyor… Belki otuzbir de çekecek baka baka… Hoşuna gitmiyor mu bu ha..?”

“Ohhhhhhhhhhhhhhhhh…” diye inledi Şule.

Neler söylüyordu böyle adam.

“Biliyorum hoşuna gideceğini zaten… Sik kaldırmaktan zevk aldığın her halinden o kadar belli ki… Bu yüzden aklımı çeliyorsun zaten… Böyle kadınlara bayılırım ben…”

Parmağı artık sonuna kadar girmişti içine ve Şule her an yeniden belinin gelebileceğini hissediyordu. Elini Erol Beyin önüne doğru uzattı ve parmakları, adamın hala pantolonunun içinde olan sikini buluverdiler. Aynı anda da biraz daha uçtu Şule, sanki mümkünmüş gibi.

Sanki her şey onu iyice uçurmak için çalışıyormuş gibiydi. Müthiş bir adamdı Erol Bey. Beyninin derinliklerinde gizi şeylerin üstünü, iki laf ederek açıyordu. Amındaki parmak müthiş zevk veriyordu.
Ve şoför Turan dikiz aynasından her şeyi seyrediyordu.

Bir taraftan da bu kocaman siki biran önce çıplak olarak istiyordu eline. Telaşlı parmaklarla adamın fermuarını indirmeye çalışıyor ama bunu başaramıyordu.

“Bir dakika…” dedi Erol Bey, “Bırak ben yapayım…”

Bunu yapmak için amındaki parmağını da çekmişti tabii ve bu da hiç hoşuna gitmemişti Şule’nin. Oturduğu yerde sabırsızlıktan adeta kıvranarak adamı bekliyordu. Ve Erol Bey yine onu şaşırtan bir şey yaptı. Önce kemerini çözdü, sonra da donuyla birlikte pantolonunu ayak bileklerine kadar indirdi ve ayakkabılarını da çıkarıp tamamen sıyırdı. Şule, onun pantolonunu özenle katladığını ve yanındaki koltuğa koyması için şoföre uzattığına gördü. Sonra gözleri asıl beklediğini, adamın sikini yakaladı.

Yukarı kıvrık bir yay gibi duruyordu. Ağzının sulandığını hissediyordu Şule. Acaba Viagra filan mı kullanıyordu adam. Bu yaştaki birinden böyle bir sik beklemiyordu doğrusu.

Tekrar elini uzatıyordu ki, Erol Bey bileğini tuttu.

“Acele etme…” dedi sonra da, “Hele şundan da bir kurtulalım bakalım…”

Ne demek istediğini ilk başta anlamamıştı Şule ama, adam iki eliyle tutup üstündeki giysiyi çıkarmaya çalıştığında onun niyetini kavradı. Kısacık bir süre içinde, ayakabıları dışında çırılçıplak kalmıştı. Onları da kendi çıkardı ayaklarından. Artık tam anlamıyla çırıl çıplaktı. Arabanın arka koltuğunda, kocasının patronunun yanında ve seyretmekten biran bile vazgeçmeyen şoförün gözlerinin önünde çırıl çıplaktı. Bu o kadar tahrik ediciydi ki, az kaldı beli geliyordu yine. Amı vıcık vıck olmuştu. Koltuğun deri kaplamasını ıslatıyordu.

Kendini daha fazla tutamadı ve sağ eli bir pençe gibi yapıştı Erol Bey’in sikine. Offfff ateş gibiydi. Taş kadar sert ve ateş gibi yakıcı. Mutlaka Viagra kullanıyor olmalıydı adam.

Şimdi arka koltuğun tam ortasında oturuyordu Erol Bey. Burası,şoförün her şeyi görebilmesi için en rahat yerdi aynı zamanda. Şule, adamın bunu gayet bilinçli yaptığına emindi. Nitekim şoförün de dikiz aynasını yeniden ayarladığını farketmişti. Şu anda parmakları o kocaman sikin çevresine dolanmış hafif hafif sıvazlayan elini görüyor olmalıydı Turan.

Bu çok uçurucu geliyordu Şule’ye.

“Ağzın da elin kadar becerikli mi bebeğim..?” diye sordu birden Erol Bey, “Dudakların çok tahrik edici görünüyorlar doğrusu… Onları sikimin üstünde hissettmek istiyorum…”

O söylemese de yapacaktı zaten bunu Şule, Adamın kucağına doğru eğildi ve en dibinden tuttuğu o kocaman sikin başını yalamaya başladı. Ohhh çok güzeldi tadı. Mis gibi de kokuyordu üstelik. Bir taraftan da şoförün gözleri önüne nasıl müthiş bir manzara koymuş olduğunu düşünüyordu. Daha fazla dayanamadı. Ağzı açıldı ve Erol Bey’in sikini yarıya kadar aldı içine.

Her zaman sik emmekten büyük bir zevk almıştı Şule. Şimdi de öyle oluyordu yine. Bir taraftan başını yavaş hareketlerle yukarı aşağı oynatıyor ve o kocaman sikin ağzına girip çıkmasını sağlıyor, bir taraftan da hırsla emiyordu. İçini boşaltmak istercesine büyük bir hırsla emiyordu. Erol Bey ise öylece oturuyordu orada. Kendini tümüyle Şule’nin ağzına bırakmış gibiydi.

“Ağzın elinden çok daha becerikliymiş bebeğim…” dedi birden, “Eğer 20 yıl önce olsaydı, top gibi patlatmıştın beni…”

Sesi, şoförün rahatlıkla duyabileceği kadar yüksekti.

Şule, giderek tüm kontrolü kaybetmek üzere olduğunun farkındaydı. Erol Bey’in onu eninde sonunda sikeceğine hazırlamıştı kendini aslında. Hazırlamak ne kelime bunu büyük bir istekle bekliyordu ama, bu kadar çabuk ve bu kadar uçurucu olacağını aklına bile getirmemixti. Ama öyle olmuştu işte. Adam sandığından çok daha değişik biri çıkmıştı.

Şimdi o kocaman sikin başı neredeyse bademciklerine değerken, Mehtap’ın partide söylediği o sözler çınlıyordu kulaklarında. “Biliyor musun, onun için manyak diyorlar. Kadınlara acayip şeyler yapıyormuş, öyle söylüyorlar”, demişti kadın. Ve Şule onun ne söylemek istediğini anlıyor gibiydi artık. Gerçi Mehtap kulaktan dolma şeyler söylüyordu ama, Erol Bey’in kadınlara acayip işler yaptığı kesindi. İşte arabanın arka koltuğunda ağzına vermişti Şule’nin. Bunu şoförünün gözleri önünde ve hatta özenle ona göstere göstere yapıyordu.

Her şey uçurucuydu yani.

Hem de öylesine uçurucuydu ki, Şule benliğinin üstünden bir örtünün kaldırılmakta olduğunu hissediyordu adeta. Hep içinde olan, hep yapmak istediği ama kendi kendine bile söylemekten çekindiği yönlerini açığa çıkarıyordu adam. Tanrım nasıl da seyrediyordu şoför. Ve nasıl da hoşuna gidiyordu bu Şule’nin. Birden sarsıla sarsıla yeniden belini getirmeye başladı.

Yalnızca adamın sikini yalayıp emiyordu ve beli geliyordu.

“Ohhh çok acayip bir kadınsın bebeğim…” dedi Erol Bey, “Sikimi ağzına alıyorsun ve belin geliyor. Seninle neler yapıcaz biliyor musun?”

Yalnızca inleyebildi Şule. Kendi de şaşırmıştı doğrusu böyle aniden belinin gelmesine.

“Hadi gel sikimin üstüne otur şimdi…” dedi sonra Erol bey, “Hadi bebeğim… Biraz da o müthiş götünü seyretsin Turan…”

Nerdeyse bir daha geliyordu Şule’nin beli. Adeta telaşla doğruldu ve sonra ata biner gibi kucağına çaktı adamın. Elini bile değmesine gerek kalmadı. O kocaman ve kazık gibi sikin başı amının dudaklarına dokunduğu anda bıraktı kendini. Yağ gibi kaydı sik içine.

Artık kendini tutamıyordu. Yeniden beli gelmeye başladı. Kıvranıyordu Erol Bey’in kucağında. Başını adamın boynuna gömmüştü. Derin derin inliyordu.

Biraz kendini toplayınca hareketlendi yeniden. Çılgın bir dansa başlamıştı içindeki sikin üstünde artık. Kalçaları yukarı aşağı, sağa sola, öne arkaya kıvrılıp bükülüyor, oynuyordu.

“Turan’ı mahvettin….” dedi Erol Bey birden. “Neredeyse duracak araba… Gözünü alamıyor götünden bebeğim…”

Tanrım durmak bilmiyordu adam. Tam kendini toplayacakken bir şey söylüyor ve yeniden uçuruyordu onu.

“Ohhhhhhhhhh…”diye inledi başını arkaya atarak.

Şimdi iki taraftan ellerini uzatıp kalçalarına yapışmıştı Erol bey. Onları ayırıyor, adeta şoförün biraz daha fazla görmesini sağlamak için çırpınıyordu. Sonra bir elinin parmağı hafif hafif götüne dokunmaya başladı. Bunun doğal sonucu Şule’nin biraz daha çıldırması oldu yalnızca. O küçük delik, adamın parmağının altında kendiliğinden açılıp kapanmaya başladı.

“Götün sikilmek için deliriyor bebeğim…” dedi Erol Bey, “Tam sikilecek kıvamda… Kıpır kıpır… Yumuşacık…”

Neredeyse aynı anda da parmağırı sokmaya başladı yavaşça.

“Ooooooooooooooooooouuuuuuuuuuuu…” diye inledi Şule.

Yine geliyordu beli.

Bu sefer yığılıp kaldı Erol Bey’in kucağına. Derin derin nefes alıyordu.

Tekrar kendini toplamasına, daha doğrusu kanının bir daha tutuşmasına neden olan şey de, göündeki parmak oldu. Yavaş yavaş sokup çıkarıyordu Erol Bey parmağını. Tıpkı küçük bir sik gibi girip çıkıyordu içine. Tüm vücudunun en duyarlı zevk merkezlerinden biri olan götü, giderek açılıyordu. Ohhh bir bilseydi adam onun götünden sikilmekten ne kadar çok zevk aldığını.

Bunları bilmiyordu adam gerçi ama, parmağını saran küçük göt deliğinin giderek açıldığının farkındaydı tabii. Giderek daha hızlanan hareketlerle sokup çıkarmaya başlamıştı artık parmağını.

“Götünü istiyorum bebeğim…” dedi Şule’ye, “Hadi götünü ver bana…”

İkiletmedi onu Şule. Tanrım, mümkünmüş gibi o daha çok istiyordu bunu çünkü. Titreyen bacaklarının üstünde yükseldi ve Erol Bey’in siki çıktı amından. Sonra elini uzatıp onu tuttu ve adamın hala parmağını çıkarmadığı götüne dayamaya çalıştı.

“Öyle değil bebeğim…” dedi adam, “Sırtını dön bana… Siktiğim götün güzelliğini de seyretmek istiyorum…”

Yine ikiletmedi onu Şule. Telaşla ayaklarını yere basıp ona sırtını döndü ve kalçalarını, beklemekte olan o kocaman sikin üstüne indirmeye başladı. Biran önce istiyordu onu içine. Biran önce götünden sikilmek istiyordu.

Erol Bey’in siki götüne değidiği anda, tüm vücudu titremeye başladı Şule’nin. Tanrım gerçekten de ateş kadar sıcaktı. Hafifçe oturdu üstüne. Am sularıyla o kadar ıslanmış o kadar kayganlaşmıştıki, bir anda giriverdi içine. Daha fazla dayanamadı Şule. Kendini bırakıverdi ve o kocaman sik, taşaklarına kadar gömüldü götüne. Gözlerinde şimşekler çakmaya başladı aynı anda da.

Tanrım yine beli geliyordu.
Bir süre öylece oturdu adamın kucağında. Kımıldayamıyordu bile. Derin derin soluyor, kendini toplamaya çalışıyordu.

“Yaslan göğsüme şimdi bebeğim…” dedi Erol Bey, “Arkaya yaslan ve ayaklarını koltuğa bas bacaklarımın iki yanında… Böyle yap ki, biraz da amını seyretsin Turan… Ben götünü sikerken o da amını seyretsin bebeğim…”

Yine delirecek gibi oldu Şule. Gerçekten de manyak ediyordu Erol bey onu. Kendi kendine bile itiraf etmediği tüm yönlerini çıkarıyordu ortaya. Aynen yaptı adamın dediklerini. Şimdi tabak gibi açıktı şoförün aynadan bakan gözlerinin önünde. İçine dibine kadar sik girmiş götünü ve onun üstünde şişip vıcık vıcık olmuş, dudaklarını susamış bir ağız gibi açmış amını gösteriyordu ona. Tel tel gerilmişti yine tüm vücudu. Ve Eroy Bey de, bir an bile gevşemesine izin vermiyordu zaten.

Gözlerini dikiz aynasına çevirdi şoförün gözlerini görmek için. Ama bunu başaradamadı tabii. Adam aynayı asıl görmek istediği yere, amına ayarlamıştı anlaşılan. Bu nedenle Şule de aşağıyı görüyordu. Ve manzara müthişti. Sikini dışarı çıkarmıştı şoför. Sol elini çevresine dolamış. Yavaş hareketlerle otuzbir çekiyordu.
Bu manzara Şule’nin daha da uçmasına neden oldu.

İyice yaslanmıştı Erol Bey’in göğsüne. Ayaklarını adamın iki yanında koltuğa basmış ve onlardan güç alarak çılgınca kıvranmaya başlamıştı artık. Götü elinde olmayan hareketlerle kasılıyor, bir açılıp bir kapanarak adamın sikini sanki sağıyordu. Gözlerini de dikiz aynasından ve şöforun oradan görebildiği sikinden ayıramıyordu bir türlü.

Tanrım ne kadar büyük bir zevki bu.

Bir sik götünün içindeydi, öbürü de sahibinin elinde. Onun için kalkmış iki sik. Onun için boşalmaya hazır iki sik. Bütün bunlan beyninin içinde patlamalara neden oluyordu. Şimdi Erol Bey’de hareketlenmişti. Kalçalarının yukarı aşağı hareketleriyle, o kocaman sikini götüne sokup çıkarıyordu artık. Giderek de hızlanıyordu. Şimdiye kadar dayanmış, belini getirmemişti adam. Ama şu anda o da hazırdı sanki.

Şule’nin ise peşpeşe beli geliyordu artık. Tüm vücudunu sarsan zevk dalgalarının biri bitirken öbürü geliyordu. Ve giderek de araları kısalıyordu bunların. Tanrım, o kadar çok zevk alıyordu ki.

“Ne yapıyor Turan..?” diye sordu birden Erol Bey, “Görebiliyorsun değil mi bebeğim…?”

“Ohhhhhh mütniş…” diyebildi Şule yalnızca.

“Anlatsana bana ne yapıyor… Seyrediyor mu seni..? Hadi söyle bana amını seyrediyor mu?..?”

“Evet, ohhhh evet…” dedi Şule, “Hem seyrediyor, hem de otuzbir çekiyor… Siki elinde… Kocaman… Ohhhhh”

“Fırsatını bulsa seni nasıl siker biliyor musun..?”

“Ooooooohhhhhhhhhhhhhhhhhh…”

“İzin versem şu anda hemen atlar ve sikini amına sokar o da… İçin sikle dolar bebeğim… İster miydin sen de bunu…? Hadi söyle bana… İster miydin iki sikin birden içine girmesini..? Biri amına, biri götüne…” İster miydin..?”

Derin bir inlemeyle tekrar ve çok şiddetle belini getirmesine neden oldu bu sözler. Tanrım adam yalnızca götünü değil beynini de sikiyordu. Ohhh beynini de sikiyordu.

Sonra daha da hızlandı Erol Bey’in hareketleri. O Kocaman sik artık bir piston gibi girip çıkıyordu götüne. En ucuna kadar çıkıyor, sonra taşaklarına kadar tekrar giriyordu.

Birden müthiş bir şey oldu.

Erol Bey sikini köküne kadar geçirdi ve inleyerek belini getirmeye başladı. Alev kadar yakıcı erkeklik sıvıları, götünün içini yangın yerine çevirmişti Şule’nin. Bu yetmiyormuş gibi, neredeyse aynı anda şoför de fışkırtmaya başlamıştı. Kalın bel sütunları sikinin tepesinden fışkırıyor ve her yere gidiyordu.

Gözleri karardı Şule’nin.

Öylece yığılıp kaldı Erol Bey’in kucağında.

Onu tekrar kendine getiren de Erol Bey’in sesi oldu.

“Toplanmamız lazım bebeğim…” diyordu adam, “Nerdeyse geliyoruz eve…”

O zaman hala onun kucağında oturmakta olduğunu farketti Şule. Adamın artık inmiş siki de, hala götündeydi. İsteksizce doğruldu. Tanrım ne kadar da çok fışkırtmıştı içine. Götünden beller sızıyordu. Bereket ki Erol Bey arka camın önünde duran bir kağıt peçete kutusunu uzattı ona. Her şeye hazırlıklıydı yani.

Silinmeye başladı. Tüm kasık bölgesi vıcık vıcıktı aslında. Amından akan sular her yerine bulaşmıştı. Kendini çok da yorgun hissediyordu. Ama müthiş zevkli bir yorgunluktu bu.

Sonra giysisini üstüne geçirdi ve ayakkabılarını giydi. Tabii saçını başını da düzeltmesi gerekiyordu. Bir taraftan da gözucuyla Erol Bey’i seyrediyordu. O da silinip temizlenmiş sonra da yeniden giyinmişti bile.

“Yarın sabah bebeğim…” dedi Şule’ye, “Kocan İstanbul dışında geçici bir göreve gidecek… Sen de hazırlan, Turan saat 11 gibi gelip seni alır… Daha işimiz bitmedi seninle… Daha yeni başlıyor aslında…”

Sesini çıkarmadı Şule. Birlikte indiler ve evin içinden geçip geniş arka bahçeye çıktılar. Davetlilerin çoğu gelmişti bile. Şule etrafına bakınıp durumun farkına varan kimse olup olmadığını anlamaya çalıştı. Görebildiği tek şey, bahçenin uzak köşesinde duran ve gözlerine ona diken Mehtap oldu yalnızca. Pis bir sırıtma vardı kadının yüzünde.

Sonra kocasını gördü ve ona doğru yürüdü.

“Sana müthiş bir haberim var…” dedi kocası onun konuşmasına izin vermeden, “Galiba terfi ediyorum… Bilgin Bey getirdi beni buraya ve yol boyu patronun benimle ilgili özel düşünceleri olduğunu anlattı… Çalışmalarımdan çok memnunmuş… Çok heyecanlandım doğrusu… Zaten Bilgin Bey beni kendi arabasına çağırdığında da heyecanlanmıştım… Seni bile unuttum baksana… Nasıl geldin sen buraya..?”

“Geldim işte bir şekilde…” dedi Şule.

ALINTIDIR.

yeni komşum nihal ile uzun uğraşımdan sonra birlikte olduk

Merhabalar ben mehmet
yaş 23 balıkesirde yaşıyorum
ve özel bir şirkette çalışıyorum.
Bu benim ilk hikayem ama
tamamenyaşanmış bir olay.
Umarım daha çok böyle olaylar
yaşarım.
İş dolayısıyla ailece kısa
süreliğine başka bir şehre
taşınmıştık. Annem ve babam
çok sıcak kanlı insanlar olduğu
için hemen mahalle halkı ile
kaynaştılar. Akşamları eve
geldiğimde tanışırdım hep bu
yeni komşularla. Bunlardan bir
tanesi de komşumuz Nihal’di.
Nihal 35-40 yaşı
civarında, ufak tefek, esmer,
dul, bakımlı ve kendine iyi
bakmış muhteşem götlü bir
kadındı. Yürürken eteğinin
arkasından götü belli olur
benim sikimi kaldırırdı. Onun o
tatlı götünün ortasındaki kara
deliğini yalayıp siktiğimi
düşünerekotuzbir çeker
olmuştum. Bu arada Nihal çok
sexi bir kadındı onu sikmeyi bir
tarafa bırakın eline bile
dokunamazsınız. Artık benimde
komşularla aram çok iyi
olmuştu.
Bir gün annem ve babam bir iş
için memlekete gittiler. Ben
yaklaşıkbir hafta evde yalnız
kalacaktım. İşten gelip evde
oturduğum bir gün zil çaldı.
Kapıyı açtığımda Nihal’i gördüm
bir şeye ihtiyacım var mı diye
geldiğini söyledi. Ben de
teşekkür ederek bir şeye
ihtiyacım olmadığını söyledim.
O da kapıdan geri dönerek
evine gitti. Ama ben pişman
olmuştum onu eve alsaydım
belki de onu sikebilirdim. O
hayalinikurduğum daracık
ama, göte doya doya sahip
olabilirdim. Bu arada benim en
çoksevdiğim şey götü siktikten
sonra ağzına boşalmaktır.
Nihalde’de bunu yapmanın
hayalini kuruyordum. Bir plan
yaptımbir gün eve çağıracak ve
onu doya doya sikecektim. Artık
sikimin dermanı kalmamıştı.
Ertesi gün bunun hayalini
kurarkendışarıdan Nihal’in
sesini duydum ve sikimin
kalktığınıo an hissettim.
Hemen balkona çıktım. Nihal
hanım kapının önünde
oturuyordu. Muhabbete
başladıktansonra çamaşır
makinesinde bir sorun
olduğunusöyledim. O da gelip
bir bakayım dedi. İşte bu benim
beklediğim şeydi.
Hemen kapıyı açtım. İçeriye
girdi. Makinenin yanına gittik. O
eğildi tam makineye bakarken
ben belinden yakaladım ağzını
kapatarak yatak odasına
götürdüm ve kapıyı kapattım.
Ne yapmak istediğimi anladı
bana bağırarak kapıdan çıkmak
istedi ama ben onu tekrar
kaldırıp yatağa attımve
arkasından bende yatağa
oturdum. Eteğinin üzerinden
bacaklarını götünü okşamaya
başladım. Yanına uzandım o
hala çırpınıyordu ama bir
müddet sonra artık çaresi
kalmadığını anladı. Onun da
canı istiyordu çünkü yaklaşık 10
yıldır amı yarak görmemişti.
Ayağa kalktım üzerimdekileri
çıkarttım. Hazır haldeki sikimi
gördüğünde onun da bunu
istediğini anladım. Ellerinden
tuttum ve sonra ellerini
yarağımagötürdüm yeni gelin
gibi kavramıştı okşamaya
başladı. Ben de onun başından
tuttum ve dudaklarını sikimin
başına doğru götürdüm ne
yapacağını bilmiyordu
taşaklarımdan elleriyle tutup
dudaklarını sikimin başına
değdirmeye başladı ben
deliriyordum. Dudaklarını
aralayıp sikimin başını ağzına
aldı emmeye başladı sonra
köküne kadar onu ağzına aldı
bir yandan da taşaklarımı
okşuyor beni deli ediyordu.
Dudaklarına yapıştım
dudaklarınıemdikten sonra
üzerindeki her şeyi yırtarcasına
çıkardım hayaliyle 31 çektiğim
kadın çırılçıplak karşımda
yatıyordu. Boynundan
yalayarak göğüslerine indim
memeleri sarkmış olmalarına
rağmen çok güzeldi onları
sıktıkça emdikçe Nihal ohh ohh
diye inliyordu. Memelerini
sıkarakdilimi göbeğinin
üzeriden amına doğru
kaydırdım. Amı zevkten
sulanmış cayır cayır yanıyordu.
On dakika kadar on yıllardır
yarak girmemiş amcığını
yaladım artık çığlık atıyordu.
Yarağı içinde istiyordu. Amını bir
kez daha öperek ayağa kalktım
sikimi amına sürtmeye
başladım ve bir hamlede
sonuna kadar soktum amı hiç
sikilmemiş gibi daracıktı.
Gittikçe hızlanmaya başladım o
altımda orgazm olmuştu bile
ben boşalacağımı anladığımda
çıkarttım çünkü onu kara
götünden sikip ağzına
boşalmak istiyordum. Onu
önümde domalttım amını biraz
da öyle siktikten sonra eğilip
götünü okşamaya öpmeye
başladım. Göt yanaklarını iki
yana ayırdığımda o muhteşem
kara daracık göt deliği
karşımdaydı. İki elim göt
yanaklarındayken eğilip göt
deliğini öpmeye başladım
yaladım yaladım. Artık benim
de halim kalmamıştı. Artık
sokmalıydım o daracık deliğe.
Sikimi deliğine dayadım ve
bastırmaya başladım bir türlü
sokamıyordum. Hemen gidip
vazelin aldım biraz onun göt
deliğine birazda kendi sikime
sürdüm. Tabi sürmeden
yalattırmayıihmal etmedim.
Sonra domalmış vaziyetteyken
arkasına geçtim biraz
bastırmamla başı girdi. Nihal
altımda zevkten kıvranıyordu.
İlk defa kara deliğinden
sikiliyordu. Biraz daha
zorlamamlayavaş yavaş hepsi
girdi. O an bir çığlık attı ama
devam etmemi de istiyordu. Bir
iki dakikada onu oşekilde
siktikten sonra artık kendimi
tutamayacağımı anlayarak
hemen götünden sikimi
çıkardım ağzınaverdim ve tüm
spermlerimi ağzına boşalttım.
İkimizde yığılıp kaldık. O da
halinden memnundu. O gün 2
kez dahaseviştik ve harika
dakikalar yaşadık.. Yeni hikayelerimi bekleyin.

kendimi kadın gibi hisediyorum

selamlar ben 35 yaşında yım 15 yaşımdan beri kendimi kadın gibi hissediyorum o zamandan beri kadın kıyafetleri giymesini çok seviyorum bundan bir yıl kadar önce yanlız yaşadığım evimde akşam iş dönüşü hemen banyoya attım kendimi zaten kılsız olan vücudumun her yerini en ince ayrıntısına kadar tekrar dan temizleyip çilek kokulu simli losyonumu vucudumun her tarafına masaj yaparak sürdük ten sonra pembe bornoz uma sarılıp yatak odasına geçip yatağın üzerine kendimi attım.biraz dinlendikten sonra,gardrobumdan cicilerimi çıkarıp yatığın üstüne serdim beyaz danteli g stirng,ve sütyenden oluşan harika çamaşırlarımı giydikten,sonra hafif büyüklük,te olan göğüsleri me takviye olaraktan göğüs ped lerini yerleştirip ardın dan siyah parlak külotlu çorabımı giyerek aynanın karşısında yerimi aldım makyajımı tamamlayıp siyah peruğumu taktım,gardırobumundan çıkardığım siyah fazla kısa olmayan fakat vücuda yapışan elbisemi giydikten sonrasiyah deri çizmelerimi giyip aynanın karşısına geçtiğimde kendime aşık olmuştum vücut itibarı ile zaten kadını andırıyodum.kolay kolay kimse benim kadın olmadığımı anlayamazdı.vestiyerdeki siyah kabanı mı giyerek dışarı çıkıp arabaya bindim içimde fırtına,lar kopuyor,du bu gece çok güzel olmalıydı. çok lüx bir gece kulübüne yakın bir yere arabamı park edip içeri girdiğmde loş ışık la kaplı içerisi hınça hınç dolu olan yerde kendime bar önünde zorda olsa yer buldum barmene bir içki söyledikten sonra etrafıma bakınmaya başladım.içerdeki müzik insanı yerinde oynatıyordu herkes kendi dünyasın da eğleniyordu şu ana kadar benim kadın olmadığım anlaşılmamıştı her şey yolunda gidiyor,du içki mi yudumlar ken yanımdan gelen bir sesle irkildim “iyi akşamlar oturabilirmiyim dedi sesin sahibi beyaz tenli kirli sakallı 27 28 yaşlarında yakışıklı bir genç ti bu adı mert miş tanışma faslından sonra birer içki daha içtik.

Anadolu yakası escort
Bahçelievler escort
Bakırköy escort